Bu memleket böyle değildi

Abone Ol

Son zamanlarda artan silahlı olaylar, gerçekten bizi üzüyor ve düşündürüyor. O nedenle ifade ediyorum, bu memleket böyle değildi.

Birincisi 3ylemlerde kullanılan silahlar ülkeye nasıl sokulmaktadır, anlayamıyorum. Zaman zaman adaya gelen kişilerin demografik yapıyı bozduğuna dair yazılar yazmışımdır. Demografik yapı nedir?

Harekat sonrasında zorunlu nüfus yapımız haliyle değişmişti. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen ve Kuzey Kıbrıs’ın çeşitli yerlerine yerleşen Özel Göçmenlarin gelişi bir program çerçevesinde yapılmış ve Kıbrıs Türkleri ile karma bir hayatın yapısını oluşturmuştu. Bu arada sivil TC’ler gelmeye başladı. Onlara da kabul. Kabul etmediğimiz, üniversite bahanesiyle Kenya ve çeşitli üçüncü uyruklı insanlardır. Hani uyuşturucuyu KKTC’ye sokanlar.

Bir de silahlı eylemler için adaya gelen ve adaya gönderilen kişiler, Kıbrıs insanını ruhen yaralayan ve huzurunu bozanla kirli işlerin adamları.

Zaman zaman oto galerilere yapılan kundaklama olayları, hakikaten düşündürücüdür. Perde arkasında dönen bu gibi olayları basın ve yayından öğreniyoruz. Türkiye kaynaklı eylemcilerin hedefi en büyük oto galerileri oldu maalesef. Önce tehdit, sonra da silahlı eylem.

Uluhan Oto Galeri’ye silah sıkan kişi yakalanınca dramatik bir durum da çıkıyor ortaya. Türkiye’deki bu işlerle beslenen organların son gönderdikleri kişi, 16 yaşındaki bir çocuk, maalesef.

Uluhan Oto galerisine silah sıkıp birkaç kişiyi yaralayan bu genç, yanı on altı yaşındaki çocuk, polisimizin yoğun çabaları ile bir günde yakayı ele verdi.

Bu genç önce hapse, sonra da mahkemeye sevkedildi. Mahkemeye sevkedilen genç, annesi ile konuşmasının sağlanmasını talep etti.

Bu durum, gerçekten dramatik bir durumdur. Bu gencin bu işe bulaşmasının kökünde maddi imkansızlıklar yatar bence. Bir de sevgisizlik ve korunmaya muhtaç olması.

Hukukçular bu gencin durumunu şöyle değerlendirdi.

Olayın kahramanı henüz çocuk denecek yaşta. Yani hafifletici sebepler vardır. Belki birkaç yıl ceza alacak ve normal hayata dönecek.

Bu durumda işin içine Sosyal Yardım Dairesi de işin giriyor. Yani konumaya ve müdafaa edilmeye muhtaç bir suçlu.

İnsan bu gencin annesi ile görüşme istemesini düşününce, zavallı çocuk diyesim geliyor insanın. Belki de bu iş için bu çocuğa elli veya bilemediniz yüz bin lira vaad ederek oto galeriye kurşun yağdırmışlardır. Aslan payını da azmettirenler alacaklardı herhalde, şayet talep edilen parayı alabilirlerse.

Bu memleket sadece bunu görmedi. Ne babalar gördük, yedi yaşındaki öz çocuğuna cinsel tacizde bulunan ve enses ilişkiye giren. Ne babalar gördük, çocuk yaştaki kızına tecavüz eden ve o çocuğun hayatını karartan.

Hani deriz ya, herşeyin bir bedeli vardır diye. Bizim bedelimiz de özgürlüğümüze kavuşmamız ve bu ülkeyde hiç de alışkın olmadığımız kirli işlerle karşılaşmamızdır.

Yeniden tabancalara ve silahlı eylemlere dönecek olursak, bu silahların adaya nasıl sokulduğu sorgulanmalıdır. Gümrükten mi geçiyor bu silahlar? Yoksa sahil korumanın acizliği mi?

Zaman zaman adaya kaçak gelen insanlar, herhalde hiç kullanılmayan ve izini kaybettiren bir sahilden adaya çıkmışlardır. Bazen bazı yabancılar için şöyle bir açıklama yapılır.

“Filan kişi üç veya beş yıldan beri KKTC’de kaçak yaşamaktadır. Tutuklanıp ceza evine gönderilmiştir.”

Polisimiz doğru yapıyor da bu işin sonu yok.

Mesla otel ve gazino işmetmecisi bir kişi birkaç kişinin düzenlediği pusuya düşürülerek kurşunlarla delik deşik edilmişti. Yani yine silah zoruyla iş yapılması girişimi. O olayda Türk polisi yardımcı olarak cinayete taraf olan kişileri yakalamış ve mahkemeye sevkedilmişlerdi. Bu da bize kimliklerle adaya elini kolunu sallayarak kirli işlerin adamlarının nasıl geldiklerini sorgulatır.

Yani anlayacağınız Kıbrıs artık bakir Kıbrıs değildir. Kısacası bu memleket böyle değildi, demek istiyorum.