Asırlardır süregelen ülkeler arası savaşlar ve çekişmeler, bana şu fikri aklıma getirdi.
“Bu dünya bize yetmiyor.”
Gerçek o değil mi?
Amerikalı astronotlar uzayda keşif yaparken, dünyada bitmek bilmeyen savaşları ve birbirlerini yeme operasyonları devam ediyor. İşte o bağamda her zaman kullandığım o ifadeyi kullanıyorum.
“Bu dünyada neyi paylaşamıyoruz?”
İnsan egoları, egemen olma hareketleri, güç elde etme dürtüleri olagelirken, bir de William Shakespear’ın eserleri bir gerçeği daha ortaya çıkardı.
Shakespear’ın bütün eserlerinde güç çatışması ve egemen olma teması vardır. Yani güç elde etme ve insanlar üzerinde baskı yoluyla “büyük” olma hareketleri, şu anda devam etmekte olan İsrail-Amerika ve İran savaşlarının ta kendisidir. Trump’ın pozisyonu da odur.
Siyasal partileri çekişmeleri de ondandır. Ülkemizin sol kesimi devamlı iktidarı istifaya çağırıyor ve erken seçim talep ediyor. Neden? Çünkü hedefleri tek başına iktidar olmaktır.
Şu şımarık İsrail acımasızlığını sürdürürken, ABD ile İran arasında Hindistan’ın başşehrinde yapılan ateşkes toplantısı insanlara umut verirken, bu toplantının sonuçsuz kalması nedeniyle, daha nice canların daha gideceği anlamına geliyor.
“Gözümü çıkarırsan, ben de senin gözünü çıkarırım” benzetmesi bu savaşlara benzer. Esasında toprak ve güç çağrışımı ile petrol ve doğal gaz esas meselenin özünü oluşturuyor.
Dünya genelinde bütün ülkelere baktığımız zaman, hemen hemen tümünde, küçük veya büyük çatışmalar vardır.
Elbet bir gün şu ecel köprüsünden herkes geçecektir. Biz de geçeceğiz. Dünyadaki savaşlar ve icat edilen modern silahlarla beraber, uzay araştırmalarının gelişmişliğine izafeten, herhalde bize yetmeyen bu dünya, insanları başka gezegenlerden artık başka toprak elde etme ve parseller yapılarak ekonomimin değişik bir boyut kazanacağını düşünüyorum. Bizler göremeyeceğiz ama bizden sonraki nesiller, kaç karın sonra bu iddialarıma tanık olacaklar. Yani bunları bize yaptıran ve yaptıracak olan savaşlardır. Herhalde bir gün uzaydaki gezegenlerden bazılarında hayatın var olduğunu bilim adamları sağlayacaktır. Yani kainat bağlamında.
Çok gelişmiş silahlar, oldukları yerden istedikleri noktayı vurabiliyorlar. Bundan başka insansız hava araçları ve dronlar buna dahildir. Atalarımız boşuna söylemediler.
“Tüfek icat oldu mertlik bozuldu.”
Ne kadar doğru söylemiş büyüklerimiz.
Bu sözün edildiği süreç, şu anda bizim ileri aşamaya gelmiş hayatımızın sürecidir. Bu sözü edenler de bizden önceki zamanın ve dünya gelişmelerini yaşayan insanlarımızdır.
Kimi ülkeler dinle uğraşırken, kimileri de uzaya yolculuk yapıyor. Hala insanlar bunu idrak edemiyorlar. Dünyanın nimetleri, saygı, itibar, onur ve haysiyet dururken neden savaşıyoruz, demiyorlar.
Dinleri de insanlar yarattı. Antik çağda altından yapılmış bir öküze tapmaları, güç aramaları ve bununla beraber güven duyacakları bir yaratık veya kendi elleri ile yaptıkları idoller, tümden din arayışı içindir.
Neticede son durak ve son peygamberler olarak İsa ile Hz. Muhabbet oldu. Bu iki peygamberin misyonları kabul görünce, haliyle başka peygamberlere ihtiyaç duymamışlardır her halde.
Yine döndük dolaştık mesele iktidar kavgasına geldik.
Politika kelimesi Yunanca’da “Poli tiki”den esinlenen ve bunun üzerine bina edilen siyaset kavgalarıdır. Pli tiki, çok mimik demektir. Bunu daha amiyane bir ifade ile anlatırlar. Yani fahişe anlamında. Hani bazı insanlar hep kıvırtırlar ve türlü oyunlar sürdürürler ya, bu da ona benzer.
Hz. Musa’nın asasını denizin ortasına savurması ve denizin bir kitap gibi açılması, bana inandırıcı gelmedi. Zamanında Roma’nın masum insanları düşmandan kurtarmak için bölerek ve ezenle ezilen olgusu yaratılarak tarihin sayfalarına düşen bir gerçektir. Roma İmparatoru Sezar’ın elinde büyüttüğü manevi oğlu Brütüs bile baba bildiği imparatoru kılıçtan geçirirken imparatorun şu sözleri de ihanet anlamında söylenmiş ve tarihin tozlu sayfalarına düşmüştür.
“Sen de mi Brütüs? Öyleyse öl Sezar” tam bir ihanetin ve güç elde etmek için insanların babasını öldürebileceği gerçeğini anlatır.
Şu anda Trump’ın ve İsrail Başbakanı Netenyahu’nun durumu da odur.
Özetle, bu dünya bize yetmiyor sevgili okurlarım.
Rumlar bizi tam on bir sene gettolara hapsederek Kıbrıs Türkü’ne yaşattıkları “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin yapay güç yapısı ile bir gün ola, bu dengeler değişebilmiş.
Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi, bizlere yeni bir hayat bahçetmesi ve özgürlüğün ne olduğunu dünyaya göstermesi şu güzel sözü de söyletiyor.
“Kılıç kimdeyse, Süleyman odur.” Yani iktidar ve muktedir olmak.