Güney'den Haberler

"Bir konser KKTC'yi mi tanıtacaktı?"

Girne'deki Nexus techno festivalinin iptali, Rum siyasetinin "ülkeyi kurtaran büyük zafer" söylemleri üzerinden alaycı bir dille eleştirildi. Cyprus Mail'de DİKO, ELAM ve DİSİ'nin engelleme girişimleri sorgulanarak, saatlerce dans eden gençlerin "ayrılıkçı yapıyı güçlendireceği" iddiasının absürtlüğü vurgulandı

Abone Ol

Güney'de yayın yapan Cyprus Mail’in “Tales from the Coffeeshop” köşesinde yayımlanan yazıda, 18 Eylül’de Girne Kalesi yanında düzenlenmesi planlanan Nexus techno müzik festivalinin iptal edilmesi alaycı ve ironik bir dille ele alındı.

Yazıda, “yurtsever güçlerin” birkaç gün önce ulusal dava adına büyük bir zafer kazandığı ve Girne Kalesi yanında düzenlenmesi planlanan techno müzik konserinden kaynaklanan “ulusal varlığa yönelik tehdidin” ortadan kaldırıldığı ifade edildi.

Nexus konserinin organizatörü Sırp şirket EXIT’in, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hükümeti ve siyasilerinin baskısının ardından etkinlikten çekildiği belirtildi.

EXIT’in kararını açıklarken, Girne’nin Kıbrıslı Rumlar açısından “derin tarihi ve duygusal öneme” sahip olduğunu anladığını ancak en başından beri amaçlarının “insanları birbirine yaklaştırmak” olduğunu söylediği aktarıldı.

Yazıda, Güney Kıbrıs’taki siyasi çevrelerin ise insanları birbirine yaklaştırmanın adanın yeniden birleşmesi yönündeki çabalara zarar verebileceğini EXIT’e açıkça gösterdiği ifade edildi.

Etkinliğin tarihi bir bölgede uluslararası ölçekte düzenlenmesinin, “Kuzey’deki durumun normalleşmesine” katkı sağlayabileceği yönündeki görüşlere de yer verildi.

DİKO’nun ise festivalin uluslararası kamuoyuna “yanlış mesajlar” vereceğini ve işgalin ortaya çıkardığı fiili durumların uluslararası izleyiciler tarafından kanıksanmasına yol açabileceğini savunduğu aktarıldı.

Yazar, bu yaklaşımı alaycı bir dille eleştirerek, saatlerce dans eden insanların dünyaya Kıbrıslı Rumların “aşırı küçük hesapçılığından” şüphe etmeye başlamasına yol açabileceğini ve bu nedenle “raverların durdurulması gerektiğini” yazdı.

“KONSER İPTAL EDİLDİ, GİRNE KURTARILDI”

EXIT’in festivalden çekildiğinin açıklanmasının ardından birçok “yurtseverin” başarıyı sahiplendiği belirtildi.

Yazıda, bu kişilerin yalnızca bir konserin iptal edilmesini sağladıkları halde kendilerini Girne’yi kurtaran kişiler gibi gösterdikleri ifade edildi.

ELAM’ın iptali “büyük bir zafer” olarak nitelendirdiği ve etkinliğin kamuoyunun gündemine taşınmasındaki rolüyle övündüğü aktarıldı.

ELAM’ın lideri Hristos Hristu’nun gerekli mektupları gönderdiği, Avrupa Parlamentosu milletvekili Geadis Geadis’in ise Lefkoşa, Brüksel ve İsviçre’deki Sırbistan büyükelçilikleriyle temasa geçtiği belirtildi. Geadis’in daha sonra etkinliğin organizatörleriyle de görüştüğü kaydedildi.

DİSİ Avrupa Parlamentosu milletvekili Loucas Fourlas’ın da festivalin engellenmesindeki rolünü öne çıkardığı ifade edildi.

Fourlas’ın Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’e mektup göndererek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin halklar arasındaki kültürel ve sanatsal değişimlere hiçbir zaman karşı olmadığını, ancak Nexus festivali söz konusu olduğunda kültürün “yasadışı ayrılıkçı yapının tanınması veya güçlendirilmesi için bir araç” olarak kullanılmasına izin verilemeyeceğini savunduğu aktarıldı.

Yazar, DİKO, ELAM ve Fourlas’a, Kuzey Kıbrıs’ta düzenlenecek bir müzik etkinliğinin nasıl olup da “yasadışı yapının tanınmasına veya güçlenmesine” yol açacağını açıklamaları çağrısında bulundu.

Yazıda ironik biçimde, “Bir techno konseri ‘KKTC’nin BM üyesi olmasına mı yol açacak?” sorusu yöneltildi.

“HÜKÜMET ELAM VE FOURLAS’IN ZAFERİ SAHİPLENMESİNE İZİN VERMEDİ”

Yazıda, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis hükümetinin de etkinliğin iptal edilmesindeki rolü nedeniyle ELAM ve Fourlas’ın tüm övgüyü almasına izin vermek istemediği ileri sürüldü.

TASS haber ajansına konuşan ve kimliği açıklanmayan hükümet kaynaklarına dayandırılan bölümde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından “işgal rejiminin uluslararası bir etkinliği araçsallaştırmasını engellemek amacıyla gizli ve sistematik diplomatik girişimlerde bulunulduğu” belirtildi.

Aynı kaynağın, yürütülen temaslar sayesinde etkinliğin “özgür bölgelere” taşınması ihtimalinin de gündeme geldiğini söylediği aktarıldı.

Kaynak ayrıca bunun, “ısrar, gizlilik ve belirli bir hedefle yürütülen hedefli diplomasinin neler başarabileceğinin karakteristik bir örneği” olduğunu savundu.

Cyprus Mail yazarı bu açıklamayı da ironik biçimde değerlendirerek, bunun Hristodulidis’in yeniden müzakerelerin başlamasını istediğini gösterme ve bu konudaki samimiyetini ortaya koyma amacı taşıdığını ileri sürdü.

MEHMET DANA ÜZERİNDEN HÜKÜMETE ELEŞTİRİ

Yazının devamında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin “hedefli diplomasi” yaklaşımının her zaman işe yaramadığı savunuldu.

Örnek olarak, Kıbrıslı Türk müzakereci Mehmet Dana’nın Lefkoşa’daki Dayanışma Evi’nde yabancı diplomatlara yaptığı bilgilendirme toplantısı gösterildi.

Yazıya göre toplantı öncesinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlığı, yabancı diplomatik misyonları telefonla arayarak Dana’nın Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ve Kıbrıs Türk tarafının pozisyonu hakkında bilgi vereceği toplantıya katılmamaları yönünde çağrıda bulundu.

Yazar, Kıbrıslı Rum müzakerecinin de Antonio Guterres’in ziyaretinin ardından yabancı diplomatlara Kıbrıs’taki durum hakkında bilgilendirme yaptığını hatırlatarak, Hristodulidis hükümetinin diplomatların Dana’yı dinlemesini engellemeye çalışmasını eleştirdi.

Bu yaklaşımın karşı tarafla güven oluşturma ve güven artırıcı önlemler geliştirme söylemiyle çeliştiği savunuldu.

"HRİSTODULİDİS SERT TUTUMLA DESTEK TOPLAMAYA ÇALIŞIYOR”

Yazıda, Hristodulidis’in yeniden müzakerelerin başlamasını istediğine yönelik açıklamalarına artık kimsenin inanmadığını düşündüğü ve bu nedenle Kıbrıs sorununda daha sert bir tutum sergileyerek milliyetçi çevrelerin desteğini kazanmaya çalışıyor olabileceği iddia edildi.

Hristodulidis’in henüz yeniden aday olup olmayacağına karar vermediği de ifade edildi.

Birleşmiş Milletler personelinin de müzakerelerdeki yaklaşım nedeniyle yaşananlardan rahatsızlık duyduğu ileri sürüldü.

Yazıda, BM ile ilgili bir yetkilinin Hristodulidis’in sürekli olarak yeni konuların görüşülmesini istediğinden şikayet ettiği belirtildi. Buna göre mevcut başlıklarda anlaşma sağlanamadığında yeni bir konu gündeme getiriliyor ve bu yeni konuda da anlaşma bulunmuyor.