BATAN GEMİ TAM BİR FACİAYDI

Abone Ol

Geçen Pazar sabahı meydana gelen deniz faciasında 8 kişi hayatını kaybetti. 259 yolcusu ile Girne’den Taşucu’na hareket eden katamaran gemi, henüz Girne Limanı’ndan ayrılmıştı ki, 2 mil açıklarda su almaya başladı. Su almaya başlaması ile gemi dengesini kaybederek alabora oldu. Bu alabora olayında 8 kişi hayatını kaybederken, 18 kişi de denizde kayboldu. Hayatta kalan yolcularsa, geminin üst kısmına çıkarak kurtarılmayı bekledi. Bazı yaralılar da hastaneye kaldırılarak gözetim altına alındı.

Yolcuların yakınları hastane kapılarında dört gözle onları arıyor. Kapılara listeler asıldı. Şu anda herşey kontrola alındı gibi görünse de panik ve meraklı bekleyiş devam ediyor.

Kollektif bir şirketin sahibi olan gemi, pek de genç değildi, anladığımız kadarı ile. Bir süre önce elden geçirmek için tersaneye girmiş ve tersaneden çıkınca “Yola çıkabilir” denmiş. Bu geminin geçmişini bilen bir gemici, geçmişte gemideki delik yamalanmış ve bu yama sökülünce, geminin su almasına neden olmuş.

Su ile oynamak olmaz. Deniz bir kere kabardı mı, veya fırtınaya yakalandı mı, yolcuların işi hayli zordur demektir. Kazadan bir gün önce adanın bütününde şiddetli yağmur ve fırtına vardı. Meteoroloji her gün hava raporunu veriyor. Karada bulunan bir su uzmanı bu geminin bu havada açılmaması gerektiğini söylüyor. O uzman, batmadan önce gemide gördüğü sarı alarm ışığı, bir şeylerin normal gitmediğini anladı. Hemen sahil Güvenliğe haber vererek harekete geçildi. O ışıktan sonra da gemi alabora oldu.

Çığlıklar, çocukların anne sesleri, kadınların çığlıkları ve büyük panik…

Tabii ki bu olay derinlemesine inceleniyor ve incelenmeye de devam ediliyor. “Deniz Hukuku” diye bir hukuk vardır. Deniz kazalarını, gemi batmalarını, denize çöp boşaltımını, olağanüstü durumlar v.s. Deniz Hukukuna girer.

Konu şu anda mahkemeye intikal etmiş durumda. İlk oturuma yeterli sanık gelmeyince yargıç da soruşturma başlatmış, kimdir mahkemeye gelmeyenler, diye. Lakin adaletin kararından kimse kaçamaz.

Yapılacak sorgulamada pek çok şey çıkıyor ortaya.

-Can yelekleri yeterli miydi?

-Gerçekten gemi su almaya başlamış mıydı?

-Gemi elden geçirildi mi ve sağlıklı bakım yapıldı mı?

-Gemi tersaneden ne zaman çıktı?

-Gemi kaç yaşındaydı?

-Geminin yola çıkma emrini kim verdi?

Ve daha bir sürü soru… Bu soruların cevabı zaman içinde verilecek.

Ülkemizdeki kurtarma ekiplerine Türkiye’den de ekipler katıldı. Sivil Savunma Başkanlığı canla başla çalışıyor. Öte taraftan Türkiye ve Kıbrıs’taki askeri organlardan helikopterler ve dalgıçlar geldi.

Kaybolan bu 18 kişinin akıbeti belirlenmiş olmalıki tümünü resimleri ile veriyorlar. Yakınları perişan… Duygusal düşünmek istemiyorum. Hatta empati yaparak bu yazımı yazıyorum. Kendimi o gemideki insanların yerine koyduğumda, onların ne kadar büyük bir travma yaşadıklarını anlayabiliyorum.

Kaybolan 18 kişiden umut var mı? Bence yok. Meğer bir mucize olsun ve akıntı ile sürüklenirken kurtarılabilsinler.

Denizciler her zaman söylerler.

“Denizlerde akıntı çok büyük olur. Özellikle açık denizlerdeki akıntı.”

Şimdi dalgıçlara çok büyük çalışma düşüyor. Denizin altı fellik fellik taranıyor. “Belki” diyerek umutlarımızı ve gözlerimizi mavi sulara dikmiş, bekliyoruz.

Şu veya bu şekilde bu acılar noktalanacak ama yüreklerde de hiç sönmeyecek bir ateş bırakacak.

Bundan sonraki dönem, göz yaşları arasında mahkeme ve dava salonlarında sürüp gidecek. Belki de bu dava aylarca, hatta yıllarca sürecek ve hayatlarını kaybeden insanların ailelerine ödenecek tazminatlar ve para cezaları ile noktalanacak.

Şu anda kimse tazminat konusunu düşünecek halde değil. Lakin geçmiş olaylarda bu ve buna yönelik tabloları çok gördük.

Umudumuz ve temennilerimiz odur ki, bir kere daha böyle bir olay yaşanmasın ve kimsenin de yüreğine böyle bir ateş düşmesin.

Herhalde bundan sonra, deniz taşımacılığında yolcu sayısında ciddi bir düşüş yaşanacak. Özellikle uçak fiyatlarının yüksek olması, insanları deniz araçları ile yolculuk yapmaya zorluyor. Zorluyor da, maddi durumu iyi olmayan insanlar çaresizlik içinde yine bu yolda seyahat etmek zorunda kalacaklar. Özellikle üniversitelerin açılması aşamasında yolcu trafiği de artacaktır. Bu nedenle uçak şirketleri uçak fiyatlarını bir kez düşünmeleri gerekiyor.

Kısacası, olaylar zinciri hepimizi hem üzdü, hem de başka çareler aramamıza vesile oldu.

Bu kazada yakınlarını kaybeden kardeşlerimize baş sağlığı dilerken, yaralı ve korku yaşayan kardeşlerimize de ayrıca geçmiş olsun diyorum.