Son zamanlarda meydana gelen kazalarda aşırı hız, içki ve kurallara riayetsizlik görülüyor. Hatta çift şeritli yollarda bile bazı sürücüler aşırı hız nedeniyle karşı şeride geçerek karşıdan gelen araçla yüz yüze çarpışınca masum ve kabahatsiz insanlar ölüyor.
Mesela Türkiye’den gelen bazı turist sürücüler, bir an için kendilerini Türkiye’de sanarak karşı şeride geçebiliyorlar. Bu şekildeki kazaların statistiğini araştırsak, herhalde rakam hayli kabarık olur. Bazen de içkili araç kullanan vatandaşlar böyle hatalara düşebiliyorlar. Ülkesinde yıllarca sol direksiyonlu araç kullanmış ve hep sağdan gitmeye alışmış insanlar, trafiğin soldan aktığına aldanarak pek çok insan hayatından olmuştur.
Polisimiz yoldan çevirdikleri araçların sürücülerini kontrol noktalarında yakalayarak adalete teslim ediyorlar. Yüzlerce insan neden trafikten men ediliyor? Başka insanların hayatları tehlikeye girmemesi için. Bravo polisimize. Hemen hemen her gün trafikte suçlu sürücüleri enseleyebiliyorlar. Tabi buna bir de uyuşturucu belası dahil olunca, polisimizin işi daha da artıyor. Uyuşturucu ve içkili sürücüler, direksiyona geçince kendilerini aslan sanıyorlar.
Geçmişte Harekât sonrasında Türkiye araçlarının sol direksiyonları revaçtaydı. Soldan giden insanların sol direksiyon kullanmaları hem mahzurlu, hem de tehlikelidir. Ben de dahil, arabamı yenileyeceğimde mecburen sol direksiyonlu arabalardan almıştım. Özellikle önünüzdeki bir arabayı geçeceğimde ne kadar zorluk çektiğimizi unutamam.
Mesela Mercedes meraklısı insanlar ithal ettikleri sol direksiyonlu arabaları kullanırlar, sırf Mercedes kullanma zevkini tatmin etmek için. Veya bir Mercedes’e sahip olmak için. Mercedes kullanmak bir tutkudur.
Bizde İngiliz’den kalma trafik akışının soldan gitmesi vardır. Bu kuralı aniden değiştirmek hayli zordur. O nedenle idare, olabildiğince sol direksiyonlu araçların izinlerine onay vermiyorlar.
Bu tür araçları kullananlar bir kere değil, iki kere düşünmelidirler trafiğe çıktıklarında. Bilmelidirler ki, sadece başkalarının canları ile değil, bizzat kendi canları ile de tehlike yaratıyorlar.
Uzun zaman önce Kıbrıs’a yerleşmiş, vatandaş olmuş Türkiyeli kardeşlerimiz, epey zamandan beri Kıbrıs trafiğinde araç kullanmayı benimsemişlerdir. Sadece önümüzde giden araç sürücüsünün Kıbrıslı olmadıklarını anlarız. Önündeki aracı geçen veya geçmeye çalışan sürücülerin trafik kullarını aykırı olarak soldan geçiyorlar. “Bu sürücü mutlaka yabancıdır” deriz. İstanbul’daki sürücülerin birbirleri ile acayip bir iletişimi vardır. Nerdeyse meydanlarda beş şerit şeklinde gidiyorlardı. Korna çalarak hemen diğerinin önüne geçiyorlar. Herhalde şimdilerde kısmen trafik düzelmiştir oralarda.
Bir araç sizi soldan veya kurallara aykırı şekilde geçtiğinde “adam kendini Taksim Meydanı veya Aksaray trafiğinde sanıyor” deriz.
Bazı sürücüler ağır yük arabalarını dahi normal salon araba gibi kullanırler. Bindiği ağır arabayı adeta cambaz gibi kullanıyorlar.
Hayatımda ilk kez Türkiye’de, Zonguldak kentinde araba kullandım. Trafik sağdan ve sakin akıyordu. Yani İstanbul trafiği gibi değildi. Gideceğim yer çok uzak değildi. Ama yine de içim titriyordu. 1980’de Londra’ya gittiğimde de araba kullanınca kendimi Kıbrıs’ta zannetmiştim. O kadar kolay kullanmıştım arabayı. Trafik yoğun olmasına rağmen çok mükemmel akıyordu araçlar. Lewisham’dan çıkıp, Greenwich parkının içinden geçerek çok uzak bir kentte kalan yeğenime gitmekte hiç zorlanmamıştım.
Yani diyeceğim şudur. Türkiye’den adamıza gelen şahıslar trafikte çok dikkatli olmalıdırlar. Yolların çift şerit olması bir avantajdır. Yollar refüjle bölünüp çift şerit olmadan seyrüseferler daha da zordu. Yolların bir gidiş, bir de geliş şeklinde refüjle ayrılması insanı rahatlatıyor. O nedenle yine de hatırlatıyorum, giden canları görünce.
Lütfen yavaş ve kurallara uyarak trafiğe çıkınız.