AKEL’Lİ YAZAR TOMBAZOS’TAN EOKA’NIN TÜKLERİ KATLEDİŞİNE DAİR İTİRAFI

Abone Ol

AKEL’in ileri gerelenlerinden yazar Christos Tombazos, sosyal medyadan bir açıklama yaptı.

“EOKA pek çok kadın, çocuk ve yaşlıyı katletti. Bu tarihi gerçekler ülkede sansürlendi. Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da onlarca Kıbrıs Türk katledildi. Toplu mezarlara gömüldüler. Yetmedi, Taşkent’te 83 silahsız Kıbrıs Türkü infaz edildi. Solcular ve sağcılar ellerinden geldiğince savunurken, kendi babalarımız cephedeyken, EOKA “yiğitleri” silahsız sivilleri boğazlıyordu.”

Bu sözler bana eski Rum Dışileri Bakanı Markull’yi ve eski İçişleri Bakanı Papapetrou’yu ve birçok Rum ileri gelenlerinin sözlerini hatırlattı. Kayıp insanlarımızın kemikleri bulunduğunda yapılan resmi törenler, Tombazos’un belirttiği silahsız 83 Taşkentli Türk’ün sıra sıra tabutları ve acılı insanlarımızın feryatları için söyledikleri sözler geldi aklıma.

“Biz Türklere çok acılar çektirdik ve birçok masum Türk’ü öldürdük. Onlara bir özür borcumuz var.”

Papapetrou da şöyle bir itirafta bulunmuştu.

“Bir Rumlar, İnsan Haklarına aykırı olarak ada Türklerini on bir yıl gettolara kapattık ve insan haklarını ihlal ettik.”

Sosyal medyaya düşen Tombazos’un bu haberin yanında cani EOKA’cı Grivas’ın da bir resmi yer alıyor. Başında da “EOKA” yazan beresi var.

Yani katiller demek, Grivas ve ordusu demektir.

Grivas değil miydi bir ordu ile Erenköy’e çıkan üniversiteli gençlerimize saldıran? 8 Ağustos 1964 tarihine yazılan o kara gün de bize bu itiraflarla hatırlanıyor.

Şayet Grivas yaşasaydı, herhalde güneyde fanatizm daha da tırmanacaktı. Fakat Griva, Türk çıkarmasından önce vefat ettiği için Türk çıkarmasını görememişti. Keşke o çıkarmayı ve milli mücadelenin nasıl olması gerektiğini görseydi. Herhalde Griva o çıkarmayı görseydi yedi yerinden çatlardı.

Lakin Rumlar adanın resmen bölünmesinden sonra, kuzeyde malı olan insanlar, Grivas’ın yüzünden bu duruma düştüklerini anlamışlar ki, Rum Meclis’inde Grivas anısına yapılması düşünülen yatırımlara onay vermemişlerdi.

Yani Grivas işte…

1964’te EOKA’nın Kumsal’a düzenlediği baskın ve saldırıda banyo küvetinde masum bir anne ile çocuklarının öldürülüşü de Kıbrıs Türkleri’nin katledilenler listesine yazılan simsiyah yazılardır.

Grivas ve diğer EOKA’cıların son saldırıları Köfünye (Geçitkale) Türk köyüne yapılan saldırılardı. Türk uçakları gelmeseydi ve Türkiye Makarios’a ültümatom vermeseydi, kim bilir kaç tane masum Türk öldürülecekti. Hatta o ültimatomla Türkiye, Grivas ve birçok Yunan subayının sınır dışı edilmesini sağlamıştı.

Yaşını almış Eğlenceli iki azılı EOKA’cının itiraflarını da unutmadık. O azılı EOKA’cılar katlettikleri Türklerei meçhul yerlerde öldürüp, yine meçhul yerlere gömdüklerini şöyle itiraf etmişlerdi, şu Eğlenceli Rumlar.

“Larnaka’ya gitmekte olan bütün Türk otobüslerindeki yolcuları aşağıya indirir ve onları bilinmeyen bir yere götürerek öldürürdük. Sonra da cesetlerini oralarda bir yere gömerdik. Şimdi bize sorsanız nereye gömdüğümüzü yerlerini bulamayız.”

Yine bir Rum üniversitesi öğretim görevlisinin itirafları da var. Şu anda ismini anımsayamadığım öğretim görevlisi şöyle bir açıklama yapmıştı:

“Kıbrıs sorunu nasıl çözülecek? Bütün okul kitaplarımızda Türk düşmanlığı aşılayan düşmanca sözler vardır. Bunların mutlaka kitaplardan çıkması lazım.”

Hele güneyde son yapılan genel seçşmlerde fanatizmi savunan partilerin meclise girmesi ve fanatik tutumları, Kıbrıs sorununu daha da zora sokacağa benziyor. Gerçi bunlardan öncekiler kısmen ılımlı oldular da ne oldu? Yine aynı hamam, aynı tas.

Biz neyleriz Rumlarla müşterek bir hayatı. Türkiye yan yan iki devlet modelini güçlü bir şekilde savunduğuna göre, geleceğimizin bu yönde gelişeceği bir gerçek.

Kısacası biz, bizimle; onlar da kendileri ile. Yani herkes yoluna.

Tombazos’un kulakları çınlasın.