STRAZBURG-
Gökyüzü koyu gri bulutlarla kaplı…
Keskin ayaz ve sıfırın altında dondurucu bir soğuk…
Dün, Zürih üzerinden otobüsle Fransa’ya geldik…
Strazburg’a Kıbrıs’tan “direkt uçuş” yok…
Burada; Avrupa Parlamentosu’nda 4 gün boyunca genel kurul çalışmalarını izleyeceğiz.
Gündemde ne ararsanız var…
Venezuella’dan Grönland’a, Ukrayna’dan İran’a kadar çok önemli tartışmalar ve karar tasarıları yer alıyor prorgramda…
Bugünkü oturumda İran’daki göstericileri destekleyen bir tasarı tartışılacak. Danimarka’ya, Grönland’a destek veren tasarılar tartışılıp oylanacak.
Sanal güvenlikten yapay zekâya, sosyal medyadaki porno içeriklerinden tutun da uçak yolcularının tüketici haklarına kadar bir dizi karar alınacak.
“Kıbrıs Cumhurbaşkanı” Hristodulidis, “Avrupa Dönem Başkanı” sıfatıyla bu sabah genel kurula hitap edecek…
Ancak bu günlerde kişisel konumu, hiç de iç açıcı görünmüyor.
Ortaya çıkan “video skandalı” ile prestiji sarsılan, kendi kamuoyunda “seçim rüşveti” iddialarıyla her gün medyada sorgulanan, kredibilitesi yerlerde sürünen bir “devlet başkanı” olarak çok hırpalanacağını sanıyorum…
Bu “video”yu sosyal medyaya kimin sızdırdığı henüz saptanamadı…
Ancak Rus gizli servisinden kuşkulananların sayısı hayli fazla…
Kıbrıs’ın güneyinde son günlerde bir Rus diplomatın, elçilik içinde ölü bulunması, arkasından bir Rus oligarkın cesedinin ortaya çıkması, “tesadüf”le açıklanabilecek şeyler değil…
Skandal video acaba bir Rus intikamı ya da hesaplaşması olabilir mi?
Hristodulidis, Ruslarla geleneksel ilişkileri bıçak gibi keserek, gidip ABD’nin kucağına oturmasının yarattığı ciddi rahatsızlığın faturasını mı ödüyor?
Yakında bu yaşananları daha iyi anlayacağız…
Ancak şurası kesindir ki; Avrupa Parlamentosu’nda bugün kürsüye çıkarken, rüşvet videosunun ve 2 Rus’un ölümlerinin gölgesinde “yaralı bir aslan” gibi konuşacak…
Hristodulides günlerden beridir, AB Komisyonu’nun 27 komiserine Kıbrıs’ı gezdiriyor. Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’le bölünmüş Lefkoşa’da varillerin arasından bir “delik”ten Türk tarafını röntgenliyor.
Ahbabı Leyen ise “Delikten niye bakıyoruz, birlikte yürü gidelim, Arasta’yı gezelim” demiyor.
Biz uzaktan bakarken, “Kıbrıs Cumhuriyeti” gerçekten AB’nin “nimetlerinden” en çok yararlanan ülkelerden biri oldu.
2012-14’teki büyük bankacılık ve borç krizi ile 2020-21’deki Pandemi kaynaklı krizi AB sayesinde atlattı.
Bu küçücük ülke ve onun “yaralı aslan”ı şimdi 6 ay süreyle 27 ülkenin başkanlığını yapacak.
En önemlisi AB Konseyi Dönem Başkanlığı sürecinde Avrupa Birliği’nin 2028–2034 uzun vadeli bütçesinin oluşmasında “kilit rol” oynayacak.
***
Bu sabah, İl nehri kıyısında yükselen, yarım kalmış dev bir kuleyi çağrıştıran parlamento binasına ulaşabilecek miyiz, pek emin değilim…
Bu yüzden erkenden yollara düşeceğiz…
Fransa, Almanya ve Belçika’nın önemli çiftçi örgütleri, sabahın erken saatlerinden itibaren burada parlamento binası önünde, AB’nin tarım politikalarına karşı protesto eylemi yapacak…
Traktörlerle şehrin trafiğini felç etmeleri söz konusu…
Çiftçiler; özellikle Ukrayna’dan gelen tarım ürünlerinde gümrüksüz girişin sınırlandırılmasını talep ediyor.
Ayrıca bir de Latin Amerika’dan ithal edilen et, soya, şeker ve tahıl meselesi var…
AB; durmadan ilişki ağını ve stratejik ortaklıklarını geliştiriyor…
Dünyanın hemen her coğrafyasına el atıyor…
Orta Asya’da Türkümsü devletlerle dev projeler gerçekleştirirken, Ortadoğu’da Arap coğrafyasına, oradan Hindistan’a ve şimdi de Latin Amerika’ya açılıyor…
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçen gün, Güney Ortak Pazarı (Mercosur) ülkeleri ile “Mercosur Anlaşması”nı imzaladı. Latin Amerika’dan (Brezilya, Arjantin, Paraguay, Uruguay) tarım ürünleri ayrıcalıklarla AB’ye ithal edilebilecek.
Avrupalı çiftçilerin buna da itirazı var.
Daha pek çok istekleri var çiftçilerin… Bakalım; bugün parlamento binasına hayvan gübresi mi atacaklar? Yerlere süt mü dökecekler?
***
Avrupa’da, Hristodulidis gibi, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de “sıkıntıları” var…
Dün, Parlamento’da bazı popülist sağ vekillerin verdiği “gensoru önergesi” tartışıldı. Leyen, parlamentoyu “by pass” etmekle suçlanıyor. Hakkında silah alımlarıyla, aşı alımlarına ilişkin ciddi iddialar var. Komisyon’a karşı verilen güvensizlik önergesi Perşembe günü oylanacak.
Bütün sıkıntılara karşın; Trump gibi “otorite” heveslisi siyasetçilerin dünyaya saldığı “korku” yüzünden, Avrupa Birliği’nin bir “güç merkezi” olarak önemi giderek artırıyor.
Tek kutuplu dünyada, süper güç olarak ABD’nin hızını kesebilecek, onu durdurabilecek başka bir “global güç” gerekiyor.
Bu yüzden dünyanın AB’ye, her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var.
Kıbrıs Cumhuriyeti, böylesine büyük bir “dünya platformu”nda şimdi “kaptan gemisi”ne oturdu ve bu büyük gücün direksiyonunu eline aldı.
Peki biz ne yapıyoruz?
Türkiye’den “AB Uyum Komisyonu”nu ağırlıyoruz. Tam bir negatif karşı atak… AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise geleneksel “AB karşıtı” içerikli açıklamalarına devam ediyor. Bizim Başbakan, Meclis Başkanı da sıraya girip AB’ye demediğini bırakmıyor.
Bir de “bizi görmezden geliyorlar” diye hayıflanıyoruz…
Suçu acaba önce kendimizde arasak?