30 AĞUSTOS ZAFERİ’NİN 99. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN (1)
28 Temmuz 1914’te başlayan ve 11 Kasım 1918’de sona eren I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı Orduları 7 cephede vuruşmak durumunda kalıyordu. Osmanlı Devleti; Kafkasya ve Galiçya Cephelerinde Ruslarla, Makedonya’da; Yunan ve Fransızlarla, Çanakkale’de İngiltere, Fransa ve İtalya; Filistin Suriye ve Irak Cephelerinde de İngiliz ordularıyla savaşmak durumunda kalırken diğer İttifak Devletlerinin mağlup olması üzerine Osmanlı Devleti de Limni Adasının Mondoros Limanında 30 Ekim 1918’de Mondoros Mütarekesini imzalamak durumunda kalmıştı..
Mondoros Ateşkes Antlaşması çerçevesinde Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması ile Karadeniz istihkamlarının İtilaf Devletleri tarafınca işgalinin sağlanması hedefleniyordu. Mondoros Ateşkes Antlaşması ile İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa stratejik bir noktayı işgal edebileceklerdi..
30 Ekim 1918 Mondoros Mütareke Anlaşması; geçici bir anlaşma olmasına karşın o günde İtilaf Devletleri, Barış Anlaşmasını beklemeye lüzum görmeden Osmanlı topraklarını derhal işgale başlarken Türk Milleti için “Milli Mücadele” zorunlu hale gelmişti..
Nitekim, Mondoros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Adana’ya gelerek Yıldırım Orduları Komutanlığı’nı devralan Mustafa Kemal Paşa: “Savaş Müttefikler İçin Bitmiş Olabilir; Ama Bizi İlgilendiren Savaş, İstikbalimizin Savaşı Ancak Şimdi Başlıyor” sözleri ile Milli Mücadele’nin başlayacağına işaret ediyordu..
Mondoros Ateşkes Antlaşması, I. Dünya Savaşı’nda yenik düşen Osmanlı Devleti’nin sonunu hazırlayan bir antlaşma olması yanında Antlaşmanın 7. Maddesi çerçevesinde İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, istedikleri bölgeyi işgal edebileceklerdi. Diğer bir değişle , Mondoros Ateşkes Antlaşması İstanbul’un işgaline uzanan süreci başlatacaktı. Müttefiklerin paylaşamadıkları bu şehri birlikte işgal etme planları 13 Kasım 1918 tarihinde yürürlüğe konulmuş; İstanbul önlerine gelen İtilaf devletleri, Donanması 465 yıllık Osmanlı Devleti başkentini askeri bir işgal ve abluka altına almıştır..
..İtilaf Devletleri Donanması, 7 Kasım 1918’de yardımcı gemileriyle beraber mayınları temizlemek bahanesiyle Çanakkale Boğazı’ndan Marmara’ya giriş yapmışlardı.. 13 Kasım 1918 günü İtilaf Devletlerinden 61 parça harp gemisinden müteşekkil bir donanma İstanbul önlerine gelip demir atmışlardı.. Bu donanmada 15 Muharebe Gemisi, 11 Kruvazör, 29 Muhrip ve 6 Denizaltı gemisi bulunuyordu..
…13 Kasım 1918’de İtilaf Filosu’ndan 2616 İngiliz, 540 Fransız ve 470 İtalyan askeri olmak üzere toplam 3626 asker karaya çıkarılmıştır. Kaynak: Zekeriya Türkmen, İstanbul’un İşgali ve İşgal Döneminde Uygulamalar, (13 Kasım 1918-16 Mart 1920), cilt 18, sayı 53, 01.07.2002
30 Ekim 1918 Mondoros Mütareke Anlaşması; geçici bir anlaşma olmasına karşın o günde İtilaf Devletleri, Barış Anlaşmasını beklemeye lüzum görmeden derhal Osmanlı topraklarını işgale başlarken “Milli Mücadele” zorunlu hale gelmişti.. Nitekim, Mondoros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Adana’ya gelerek Yıldırım Orduları Komutanlığı’nı devralan Mustafa Kemal Paşa: “Savaş Müttefikler İçin Bitmiş Olabilir; Ama Bizi İlgilendiren Savaş, İstikbalimizin Savaşı Ancak Şimdi Başlıyor” sözleri ile Milli Mücadele’nin başlayacağına işaret ediyordu..
Mondoros Ateşkes Anlaşması sonrası; İngiltere; Musul, İskenderun, Urfa, Antep, Maraş, Kars ve Batum’u işgal etti. İngiltere 1919 Paris Konferansı ile; Urfa, Antep ve Maraş’ı Fransa’ya verdi. Ayrıca, İngiltere, Afyon, Eskişehir, İzmit, Samsun ve Merzifon’a asker göndermişti.. Fransa; Mersin, Dörtyol, Adana, Urfa, Antep ve Maraş’ı işgal etti. Ayrıca, Doğu Trakya ve Afyon Tren istasyonlarını işgal etti. Yunanistan; İzmir, Afyon ve Bursa’yı işgal etti. Yine Doğu Karadeniz’de Rumlar ve Doğu Anadolu’da Ermeniler isyan ederek devlet kurmaya çalışmışlardır.
Atatürk, 31 Ekim-10 Kasım 1918 tarihleri arasında Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla Adana’dan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği telgraflarda kendisine izin verildiği taktirde düşmanı (İngiliz ve Fransız askeri kuvvetleri) Anadolu’ya sokmayacağını bildirmiştir.
Ancak, Sadrazam Ahmet İzzet Paşa İtilaf Devletleriyle Ateşkes Anlaşması imzalandığını belirterek hiçbir şekilde düşmana ateşle karşılık verilmemesini istemiş ve düşmana ateşle karşılık vermekten söz eden Atatürk’ü de görevinden alıp İstanbul’a çağırmıştı..
Atatürk ise İstanbul’a gitmeden önce Adana’da ilk direniş hazırlıklarını yapmıştır. Mustafa Kemal, silah arkadaşı Ali Fuat (Cebesoy) ile yaptığı “Adana Mülakatı” sonrasında Adana’da “İlk Direniş Yuvaları” kurulmuştur..
7 Mayıs 1919’da İtilaf Devletleri Yüksek Konseyi’nin aldığı karar uyarınca 15 Mayıs 1919’da İzmir, İngiliz donanması desteğinde Yunan askerlerince işgal edilecekti.. 14 Mayıs 1919’da İngiliz, Fransız Amerikan ve Yunan donanmaları İzmir Limanına girdiler. İngiliz Amiral Caldrop 17’nci Kolordu Komutanlığına verdiği notada Mütarekenin 7. Maddesine göre İzmir istihkamları ile civarındaki arazinin Yunanlılar tarafından işgal edileceğini ve mukavemet olunmamasını bildiriyordu..
I.Dünya Savaşının son yıllarına doğru 1917’de İtilaf Devletlerinin tarafına geçen Yunanlılar, I. Dünya Savaşının 1918’de İtilaf Devletleri lehine sona ererken 1918 Mondoros Ateşkes Anlaşmasının ardından İzmir ve civarını isteyeceklerdi..
Nitekim, 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece binlerce İzmir’li eski Musevi Mezarlığında (Maşatlık Meydanı) toplanmıştı. Bu esnada İngiliz, Fransız, Amerikan ve Yunan Zırhlıları İzmir Körfezi’nde bulunuyordu. O günde kalabalığa hitap eden önemli bir isim, o zamanın Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa’ydı. Belediye Başkanının yanı sıra topluluğa hitap eden bir diğer önemli isim ise Hukuk-u Beşer Gazetesinin Başyazarı olan Hasan Tahsin de halkı direnmeye çağırıyorlardı.
Gazeteci Hasan Tahsin, konuşmasında Paris Barış Konferansı kararlarını sert bir dille eleştiriyor, gazetede yazdığı gibi “Burayı Yunan’a Vermeyeceğiz. Vermek isteyen kuvvetle paylaşacak kozumuz var” diyordu.. 15 Mayıs 1919 sabahı saat 7.30 sıralarında Hasan Tahsin Konak Meydanı Kordon Boyu’nda koyu renkli takım elbisesi ile bekliyordu..
O günde on binlerce yerli Rum ellerindeki Yunan bayrakları ve çiçekler ile Kordonboyu’nu kaplamışlardı. O günde kalabalık, inen Yunan askerlerine alkış tutuyordu. Gelen Yunan Askeri Taburu, İzmir Metropoliti Hrisostomos tarafından takdis edildi. Metropolit Yunan bayrağını öptü ve bu esnada ağladığı görülüyordu. İlk Yunan Taburu daha sonra buradan yaya olarak Hükümet Konağı, Kışla, Kokaryalı istikametinden Karantina’ya doğru yürümeye geçti..
O günde Hasan Tahsin “Olamaz, Olamaz, böyle ellerini sallaya sallaya giremezler” diye söylendiği duyulmuştur. Hasan Tahsin daha sonra yanında bulunan “revolver” ile düşmana ilk ateşi açtı. Tahsin tabancasındaki tüm mermilerini düşman askerine karşı ateşlemişti.. Hasan Tahsin, bu kurşunları sadece Yunan Ordusuna değil, Türk topraklarını parçalamaya gelen tüm emperyalist güçlere sıkmıştı.. Hasan Tahsin sıktığı bu kurşunları ile Türk Kurtuluş Hareketini ateşlemişti. Böyle bir direniş beklemeyen Yunan Alayı şaşırmıştı. Daha sonra Yunan Alayı tarafından açılan ateş ve ardından süngüleme sonucunda Gazeteci-Yazar Hasan Tahsin, henüz 31 yaşında yaşama veda edecekti..
Diğer yandan; Mustafa Kemal öncelikle yenilgiyi , 30 Ekim 1918 Mondoros Mütarekesini ve İngilizlere teslimiyeti asla kabul etmeyecekti.. O günde Sadrazam İzzet Paşa ile 8 Kasım’a kadar gerçekleşen karşılıklı telgrafları meşhurdur.. Mustafa Kemal, İngilizler İskenderun’a asker çıkarmaya kalkışırsa , ateş emri vereceğini Saray’a bildirir , Saray panikler.. Mustafa Kemal direneceğini ilan etmesi üzerine Saray, Mustafa Kemal’i derhal görevden alır ve İstanbul’a çağırır..
Bu arada 4-5 Kasım 1918 gecesi İttihat ve Terakkinin önde gelen isimleri Talat , Enver ve Cemal Paşalar bir Alman Denizaltısı ile gizlice İstanbul’dan kaçarlar. 8 Kasım 1918’de İzzet Paşa, Vahdettin tarafından Sadrazamlıktan alınır.. İşte tam da o günlerde 13 Kasım 1918’de Mustafa Kemal Trenle İstanbul’a gelir.
Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a geldiği o günde 13 Kasım 1918’de işgal kuvvetleri 61 gemilik bir Zafer Filosu ile İstanbul’a girmişler, Boğaz’a demirlemişler ve toplarını da şehrin üzerine çevirmişlerdi.. O günde I. Dünya Savaşı’nın galibi İtilaf Kuvvetleri 22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan Gemisi ve 6 Denizaltıdan oluşan 61 parçalık Donanma ile İstanbul’u işgal etmiştir. 15 Kasım 1918’de de bu Donmadaki gemilerin sayısı 167’ye çıkacaktı. Kaynak: https://odatv.com/13-kasim-ataturkun-hayatindan-cok-onemli-bir-gundur-1311151200.html
O günde Rumlar ve Ermeniler işgal kuvvetlerini sevinç gösterileri ile karşılarken, Türkler acı ve göz yaşlarıyla bir kedere bürünmüştü. Bu Türk milleti için çok ağır bir utançtı.. O günde yenilgiyi asla ve asla kabul etmeyen çelik ruhlu Mustafa Kemal tek başına da olsa Türk milletinin iradesini temsil ediyordu.
30 Ekim 1918 Mondoros Ateşkes Anlaşmasından sonra Doğu Akdeniz’de Rumlar, Rum Pontus Cemiyeti’nin yönetiminde Pontus Devletini yeniden kurmak için çalışmaya başlamışlardı. Yöredeki Kuvva-yı Milliye birlikleri ise Rumların bu hareketlerine karşı çalışmalara girmişlerdi..
İngiliz Amiral Caltthorpe ve Amet, Kasım 1918 sonlarında “Samsun’da Mütareke Hükümlerinin henüz uygulanmamış olduğunu ve Hristiyanları toptan öldürmek için Müslüman Ahalinin silahlandırıldığını” iddia etmişlerdi. Ocak 1919’da American Tobacco Company, Londra’ya gönderdiği bir raporda “Bütün Müslümanların, özellikle köylülerin silahlandırıldığını” bildirmişti. Kaynak:https://www.sozcu.com.tr./2020/yazarlar/sinan-meydan/ataturk-samsuna-direnis-baslatmasi-icin-göderilmedi-5820165/
Neticede İngilizler, 9 Mart 1919’da Samsun’a 200 kişilik küçük bir askeri birlik çıkarmışlar, 50 kişilik bir Müfrezeyi de Merzifon’a göndermişlerdi. İngilizlerin Samsun’a asker çıkarmaları bölge halkının tepkisini çekmiş; 17-18 Mart 1919 gecesi Makineli Tüfek Bölüğüne bağlı Teğmen Hamdi Bey askerleriyle dağa çıkmıştı. Kaynak: Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, C.1, s.216, İstanbul, 2004
Teğmen Hamdi Bey’in direniş için dağa çıkması üzerine İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, 21 Nisan 1919’da İstanbul Saray Hükümeti’ne bir nota vermişti. Kaynak: https://www.sozcu.com.tr./2020/yazarlar/sinan-meydan/ataturk-samsuna-direnis-baslatmasi-icin-göderilmedi-5820165/
O günde 25 Nisan 1919’da bizzat Sadrazam Ferit’i ziyaret ederek ayni istekleri tekrarlamıştı. Damat Ferit, İngiliz yetkililere, “Hükümetin halkı silahsızlandırarak” bu sorunu en kısa zamanda çözeceğini bildirmişti. İngilizlerin isteklerini yerine getirmek için İstanbul Saray Hükümeti Samsun’a bir “Umumi Müfettiş” göndermeye karar verdi. Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, Sadrazam Damat Ferit’e, bu görevin Atatürk’e verilmesini önerdi. Ayrıca Fevzi (Çakmak) Paşa da İngilizlere, Atatürk’ün “İttihatçılara karşı olduğunu” söyleyerek bu görevlendirmeye zemin hazırladı. Bunun üzerine Sadrazam Damat Ferit , birkaç kere Atatürk’le özel görüşerek bu görevi ona verdi. Atatürk’ün İstanbul Saray Hükümetindeki asker-sivil tanıdıklarının telkinleri, Atatürk’ün Alman karşıtı olması, İttihatçı olmaması, Padişah’ın “Fahri Yaverliğini” yapması, Çanakkale başarısı ve Atatürk’ün ifadesiyle “İstanbul’dan uzaklaştırılmak istenmesi” gibi nedenler onun “Müfettişlik” görevine getirilmesinde etkili oldu. https://www.sozcu.com.tr./2020/yazarlar/sinan-meydan/ataturk-samsuna-direnis-baslatmasi-icin-göderilmedi-5820165/
Mustafa Kemal’in Samsun’a atanma emri 5 Mayıs 1919’da Takvim-i Vekayi’de yayınlandı. Bu atama kararı, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da yapacağı hamleler ve milli mücadele girişimleri için büyük bir önem taşıyordu..
Atatürk’ün Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihi, Türk İstiklal Harbinin hukuken kendi istiklalini kurtarmak yönünde kendi azim ve kararını ortaya koyduğu bir tarihtir. Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından sonra Anadolu’da Kuva-yı Milliye derlenip toparlanacak ve Hakimiyet-i Milliye’nin idamesi için mücadeleye başlanacaktı.. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı Türk Milleti için bir dönüm noktası ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olacaktı.. DEVAM EDECEK