banner583
banner529
banner570

“Kuzey Kıbrıs turizmi için kırmızı alarm”

banner476

Turizm Bakanlığı eski müsteşarı ve akademisyen Doç. Dr. İsmet Esenyel, 21 Ocak tarihli AB Zirvesinde Uluslararası Aşı Sertifikası AB'nin uyguladığı aşılar dışındaki aşıların kabul görmemesi gündeme gelmesi durumunda Türkiye'de kullanılan ve ülkemize de gönderilen Çin aşısının turizm için sıkıntı yaratacağını belirterek ülkemiz için turizmde kırmızı alarm zilinin çalması anlamı taşıyacağını vurguladı

“Kuzey Kıbrıs turizmi için kırmızı alarm”

banner630

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ), Küresel Stratejik İşbirlikleri Direktörü ve Konaklama ve Turizm İşletmeciliği Yüksekokulu Akademisyeni Doç. Dr. İsmet Esenyel KKTC’de artış göstermeye başlayan Covid-19 vakalarını, sokağa çıkma kısıtlaması ve işletmelerin belli saat aralıklarında çalışmasının KKTC turizmine etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Esenyel; “Çin aşısının ilk partisini Anavatan Türkiye gönderdi, bundan dolayı son derece müteşekkiriz. Halkımız bir plan dahilinde aşılanacak ve geleceğe bu anlamda daha bir güvenle bakacağız artık bu kadarını da beceririz diye düşünüyorum”

“Yol Haritası Var Mı?”

Gidilecek yol haritası, takip edilmesi gereken planlar, alınması gerekli tedbirler vs. vs.
Bırakın turizm sektöründe bilirkişi olmayı, bu sektörde tecrübeli bir kişi olmasanız bile nasıl bir yöntem takip edilmesi gerekliliği üzerinde durduk aylardır.

Nedeni ise çok basitti aslında. Ülke menfaatleri her türlü çıkarın üzerinde olur felsefesi ile bu güzel ülkemin insanlarına turizm sektörü düşünüldüğünde ortaya bilinçli bir fikir ve  biraz katkı koyabilmekti.

Dünyayı derin bir krizin içerisine sokan, en büyük emperyalist ekonomilerin bile canına okuyan bu "Covid-19 belası" hala daha bitmek tükenmek bilmiyor.
Müthiş ekonomik güçler, endüstri ve teknoloji hamleleri yanında, toplam GSMH içerisinde  önemli bir kısmını turizm endüstrisine dayandıran başta İspanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda salgının en fazla etkilediği Avrupa ülkeleri oldu. Amerika bile en büyük perişanlığı yaşıyor. 

Almanya bu ülkelere turist alan değil de turist gönderen ülkeler babında eklenince müthiş bir daralma ile 2020 yılı sonunda ve 2021 yılı düşünüldüğünde Şubat sonuna kadar sarkacak "lock down" yani tümden kapanmalar devam edecek.
Doğal olarak özellikle İngiltere ve Almanya hatta Hollanda pazarları ülkemiz için potansiyel pazarların en başında geliyordu.

Bu pazarlar hala daha salgını atlatamamış, her gün yüzlerce ve hatta binlerce kişi toprağa verilmektedir. (Bu satırları yazarken ekranda İngiltere'de bin 564 kişi ölüm vakası ile bir günde rekor kırıldı diye son dakika haberi geçiyordu). Gerçekçi olmakta  fayda var. Aşı olmak hiç olmamaktan çok daha iyi ve doğrudur felsefesine doğrudan katılıyorum.

Dünya Sağlık Örgütü, 2021 yılında kitle bağışıklığı veya toplumda büyük çaplı bir bağışıklık beklemediğini açıklıyor. Buna ek olarak, 21 Ocak tarihli AB Zirvesinde Uluslararası Aşı Sertifikası AB'nin uyguladığı aşılar dışındaki aşıların kabul görmemesi gündeme gelecek.

 “Türkiye'nin En Büyük Sipariş Verdiği Aşılar Çin Aşısı”

Bu son yazdığım gerçekleşirse gerçekten yandı gülüm keten helva.
Yanlış anlaşılmasın bu aşıları kötülemiyorum, öyle bir bilgi birikimim de yok ancak Türkiye'nin elinde sadece Çin’den gelen an itibariyle 3 milyon doz aşı dışında, AB ülkelerinde uygulanan herhangi bir aşı yok. (Ör; Biontech Pfizer, Oxford vs.). Eğer aşı standartlarına uymayan ülkelere gidilmemesi yönünde bir karar çıkarsa, 2021’de Avrupalı turist Türkiye için çok zora girer. Bizim ülkemiz için ise yıkım olur.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre 2020 yılında dünya yüzde seksen, Türkiye yüzde yetmiş iki, resmi olmayan bizim bakanlığımız verilerine göre de yaptığım hesaplamaya göre, adamız yüzde seksen beşin üzerinde  turist kaybı yaşadı.


Yukarıda belirtilen ülkelerin insanlarının kayıplarını unutup, bunun üzerine tatile çıkmalarını beklemek bence bu yıl için (2021 Turizm sezonu) düşünüldüğünde biraz mucizelere kalır.
Gerçekçi, akılcı planlamalar ile sezonun en erken Temmuz başına sarkacağını düşünüyorum. Nisan ayında Turizm sezonunun açılması çok büyük bir iyimserlik olur. 

“Hangi Pazarlar Bizim İçin Sahici?”

Kuzey Kıbrıs için ise yerli turist, yani iç turizm ve Türkiye'den artan uçuş sayıları ile aşı sertifikası ile  gelecek olan turistler en büyük pazar olmaya devam edecek.
Peki bu turistler hangi şartlarda, ne zaman, hangi uçaklar ile adamıza gelebilecek?
Bu kadar basit bir soru ama içi doldurulduğu zaman bir o kadar da derin anlamlar taşıyan bir soru.
Devletimizin bu sorularının muhatabı, Ulaştırma, Turizm, Sağlık, Çalışma Bakanlıkları başta olmak üzere çift mesai yaparak bir yol haritası çizmeleri ivedilik arz etmektedir.
Turist çekebilmek için adanın tekrardan "Covid Free Zone" olarak pazarlanması ve ileri yaş turizmi hedef alınarak uzun süreli konaklamalara müsait hale getirilecek  turizm modeli ön plana çıkarılmalıdır.
İnsanların kendilerini yenileme, ruhlarını dinlendirme bu anlamda en büyük gereksinim olacaktır.

“Halkımız Kuzey Kıbrıs'ı Keşfediyor”

Dikkat edin, kendi halkımız içerisinde bile insanlarımızın birçoğu doğa ile iç içe olmaya, doğal olanı tercih etmeye doğru büyük bir hızla kaymaya başlamıştır.
Sosyal medyadan görüyoruz, Buffavento Kalesi, Karmi köyü, Balalan Yudi Dağı, Karpaz sanki yeniden bulunmuş gibi. Özellikle hafta sonlarında bu bölgelere bir kaçış var.
Yerel, yerli üretim ve buna karşı olan ilgi gittikçe revaçta olma yönündedir. Kısacası
yerli halkımız Kuzey Kıbrıs'ta var olan doğal ve tarihi, kültürel mirasın farkındalığını daha fazla deneyimlemeyi öğrenmektedir.

Turizm sektöründe çalışan, istihdam edilen binlerce kişi adayı çoktan terki diyar etmiş, otellerin büyük bir kısmı kapanmış, çok derin bir belirsizlik halâ daha devam etmekte ne yazık ki. 
Bu anlamda gerçekten de ekonomik anlamda bir buçuk milyar doları geçen kayıp yaşandı (2019,2020). Bu pandemi süreci erken atlatılmaz ise bu rakam, dört, beş milyar doları yılsonu itibariyle çok rahat bulacak. Buna ise çare üretmek nerede ise imkansız.
Siyasi anlamda toparlanma ve icraat hamleleri geç kalırsa işte o zaman bu ülke için gerçekten kırmızı alarm zilleri çalmaya başlar. Bu yönde geç kalma lüksümüz yok.
Büyük uçak şirketleri bile uçaklarının bir kısmını uçurabilmek anlamında kargo uçağına dönüştürmek için adımlar atmaya başladı. Bu da ne yazık ki turizm sektöründe zorluklar anlamında çaresizliğin ipuçlarını bizlere veriyor. İnsan taşımak yerine, kargo taşımak daha akıllıca olacağa benziyor. Son olarak kafamı meşgul eden sorulara bir bakalım.

1- Mart ayı sonunda vaka  sayısının sıfırlanması ve Nisan ayında ise turizm sezonun başlayacağına dair devletin düşüncesi nedir? Ne zaman açılım beklenmektedir? Farklı senaryolar üzerinde çalışılıyor mu?
2- Turizm sezonunun açılışı ile ilgili  Turizm, Sağlık, Ulaştırma, Çalışma Bakanlıkları Bilim Kurulu bir araya gelerek karar ürettiler mi?
3- Halkımıza aşılama takvimi ve Pandemi süreci ile ilgili sağlıklı bir yol haritası verilecek mi? "65 yaş üstü aşılanmak isteyenler mail atsın ve baş vursun" gibi gerçekten uzak icraatlar devam edecek mi?
4- Turizm sektöründe var olan paydaşlar, Sivil Toplum Kuruluşları ve diğer ilgili kurumlar ile yukarıda sözünü ettiğim bakanlıklar arasında istişare toplantıları oluyor mu?
5- "Kuzey Kıbrıs  Destinasyonu  güvenli, güvenilir ülke" sloganını pazarlamak için hangi önlemler hayata geçirilecektir? 
Sorulara cevap varsa ne ala, yoksa eyvallah. 

Turizm Hayattır. 

banner342
banner603
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.