banner411
banner69
banner460

“Hidrokarbon gerilimini endişeyle izliyorum”

banner476

BM Genel Sekreteri’nin, Güvenlik Konseyi üyelerine, Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasını önerdiği rapor taslağını HALKIN SESİ ele geçirdi.Guterres, rapordaBM himayesinde iki taraf ve garantör ülkeler arasında beşli görüşme yollarını aradıklarını belirterek “Bu sefer farklı olmalı” dedi

“Hidrokarbon gerilimini endişeyle izliyorum”

Özlem Şahin ŞAKAR-New York

BM Genel Sekreteri’nin, Güvenlik Konseyi üyelerine, Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresinin 31 Temmuz 2020’ye kadar (6 ay daha) uzatılmasını önerdiği rapor taslağını HALKIN SESİ ele geçirdi.

BM Genel Sekreteri AntonioGuterres son BM Kıbrıs Barış Gücü (UNFICYP)  raporunda,  Berlin’deki toplantının ardından, BM himayesinde iki taraf ve garantör ülkeler arasında beşli görüşme yollarını aradıklarını belirterek “Bu sefer farklı olmalı” dedi.

Genel Sekreter Guterres raporunda, Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmasının sürdürülebilir olmadığını yineleyerek “Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunabileceğine dair umudumu halen korumaktayım” dedi. Guterres bu kapsamda uygun bir zamanda BM himayesinde beşli bir görüşme yapılması olasılığını değerlendirmek üzere hem Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle, hem de garantör ülkelerle birlikte çalışma yönündeki iradesini yeniden teyit etti.

Guterres, 2017’de başarı sağlayamadan sona eren CransMontana Konferansının ardındaki dönemde Kıbrıs’ın hem içinde hem de başta hidrokarbonlar konusu olmak üzere çevresinde gerginliklerin kademeli olarak artığını belirterek “İki lideri, garantör ülkeleri ve diğer ilgili tarafları önümüzdeki dönemi en iyi şekilde değerlendirmeye çağırıyorum” dedi.

BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderilen, adada 20 Haziran ile 18 Aralık 2019  tarihleri arasında yaşanılan önemli gelişmelere ve UNFICYP’in faaliyetlerine yerverilen raporda,  görev süresi bu ayın sonunda dolacak UNFICYP’in süresinin 31 Temmuz 2020 tarihine kadar 6 aylığına uzatılması öngörüldü. Bu kapsamda, BM Güvenlik Konseyi’nin, Genel Sekreterin UNFICYP raporundaki görüş ve tavsiyelerini önümüzdeki günlerde yapacağı bir toplantıda ele alıp tartışması, 30 Ocak’ta ise bir karar alarak gücün görev süresini 6 aylığına uzatması bekleniyor.

BERLİN GÖRÜŞMESİ

Raporun önemli gelişmelere ilişkin bölümünde, BM üst düzey yetkilisi JaneHollLute’un, raporun yazıldığı dönemde Kıbrıs’ta ilgili taraflarla görüşmelerinin sürdüğünü ve Kıbrıs sorunu müzakerelerine başlangıç noktası oluşturacak  referans kavramları adı altında bir belge için uzlaşma sağlamaya çalıştığını anımsattı. Guterres, bu kapsamda 25 Kasım’da Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider NikosAnastasiadis ile Berlin’de gayriresmi bir görüşmede biraraya geldiğini hatırlattı. Toplantının ardından yaptığı açıklamada da belirttiği üzere, görüşmedeki tartışmaların sürece odaklı ve dürüst bir şekilde yapıldığını ifade eden Guterres, iki liderin, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları ve  siyasi eşitlik çerçevesinde iki toplumlu, iki bölgeli federasyon temelinde bir anlaşmaya varma yönündeki iradelerini bir kez daha teyit ettiklerini vurguladı.

 Genel Sekreter, Berlin toplantısında iki liderin, adadaki statükonun sürdürülemez olduğunu vurgulayarak adada kapsamlı ve kalıcı bir anlaşmaya öngörülebilir bir gelecekte varılmasının, iki toplumun gelecekteki refahı için son derece önemli olduğu konusunda hemfikir olduklarını ifade etti.  Guterres, bu kapsamda Akıncı ve Anastasiadis’in, 11 Şubat 2014’teki Ortak Açıklama, geçmiş mutabakatlar ve son olarak da 30 Haziran 2017’deki GuterresÇerçevesi’ne bağlılıklarını teyit ettiklerini de bildirdi.

“BEŞLİ GÖRÜŞME YOLUNU ARIYORUZ… BU SEFER FARKLI OLMALI”

Raporda Guterres, Berlin görüşmesinin ardından da belirttiği üzere, “aşamalı, anlamlı ve sonuç odaklı müzakerelerin mümkün olabilen en kısa zamanda başlayabilmesi için referans kavramlarında uzlaşma sağlanması için çaba harcamaya bizzat hazır olduğunu” bir kez daha ifade etti. Bu kapsamda uygun bir aşamada, BM himayesinde olası bir gayriresmi beşli toplantı düzenlenmesine yönelik bir yol bulunması için iki lider ve garantör ülkelerle birlikte çalışmaya hazır olduğunu vurgulayan Guterres, “Bu sefer farklı olmalı” dedi ve bu yönde ortak anlayış birliği olduğunu da belirtti. Guterres, “Liderlerden, garantör ülkelerden ve ilgili diğer taraflardan önümüzdeki dönemi verimli bir şekilde kullanmalarını istiyorum” ifadesini kullandı.

“HİDROKARBON GERİLİMİNİ DİKKATLE VE ENDİŞEYLE İZLİYORUM”

Kıbrıs ve çevresinde hidrokarbonlara ilişkin yaşanan gelişmeleri dikkatle ve endişeyle izlediğini belirten Guterres, “Pekçok kez dediğim gibi Kıbrıs ve çevresinde bulunan doğal kaynaklardan iki toplum da yararlanmalı ve bu konu Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunması için güçlü bir teşvik unsuru olmalıdır” dedi. Bu kapsamda Genel Sekreter, taraflardan daha fazla gerilime yolaçacak faaliyetlerden kaçınmaları ve gerilimin azalması için ciddi çaba sarfetmelerini istedi. Bu kapsamda CransMontana Konferansının sonuç vermemesinin ardından adada ve çevresinde yaşanan gerginliklerin giderek artığı da raporda özellikle belirtildi.

Guterres, hidrokarbonlar konusunda iki tarafın masaya iki ayrı öneri koyduklarını, ancak bu konuda iki tarafın görüşlerinde önemli farklılıklar olduğunu da dile getirdi.

“RUM GENÇLERİN ÇÖZÜME DÖNÜK ŞÜPHELERİ ARTIYOR”

Raporda, BM tarafından adada yapılan kamuoyu araştırmalarında, iki toplum için Kıbrıs sorununa çözüm konusunun son derece önemli olduğunun ve çözümün, statükonun devam etmesinden daha iyi olacağına yönelik olumlu beklentiler taşıyan kesimler olduğu belirtildi. Ancak barış sürecine yönelik özellikle Rum gençliğinde derin bir şüphe bulunduğunun altının da çizildiği raporda, iki toplum içerisinde çözüm konusunda kararsız olan önemli sayıda insan olduğu da vurgulandı. Bu kapsamda, çözümün, adaya nasıl faydalar getireceği konusunda iki tarafın liderlerinin kamuoylarını çok daha iyi şekilde aydınlatmalarının, bilgi vermelerinin son  derece önemli olduğu belirtildi.

Güvenlik Konseyi’nin pekçok kez iki lidere, iki toplum arasındaki güvensizliği derinleştirecek şekilde konuşmalar yapmamaları, tam tersine toplumlarını bir çözüme hazırlamaları, kamuoylarına olumlu mesajlar vermeleri ve barış eğitimine yönelmeleri konusunda tavsiyelerde bulundukları anımsatan Guterres, “Bu kapsamda ben de Güvenlik Konseyinin çağrılarını yineleyerek iki lidere barış çabalarında sivil toplum girişimlerine verdikleri desteği artırmalarını istiyorum” dedi. Guterres, adada iki lider dışında diğer fikir önderlerine de seslenerek onların da toplumları biraraya getirecek çabalarda bulunmalarını istedi.

Guterres, “Üç kuşaktır birbirine yabancılaşmış adada  şu an çözüm sürecine yönelik şüphecilik ve ilgisizlik de artmışken Kıbrıslılar’ı barış çabalarına yöneltecek ve onları biraraya getirecek çabaların iki katına çıkması gerek” dedi. Bu kapsamda 28 Eylül’de adada yapılan araba yarışının, ortak bir yerde iki tarafın bireylerini biraraya getirmesi açısından olumlu bir gelişme olduğu vurgulandı.

AKINCI VE ANASTASİADİS’İN BARIŞ KÜLTÜRÜ SÖYLEMLERİNE ATIF

Raporda, iki taraf arasında Ortak Eğitim Teknik Komitesi tarafından “Imagine” adı altında sürdürülen barış eğitimi programı çerçevesinde, iki liderin 16 Aralık’ta öğretmenler konferansına katıldıkları ve  Kıbrıslı Türk ile Rum öğretmenlere seslendikleri anımsatılarak liderlerin konuşmalarında barış kültürünün yaratılmasında eğitimin önemini vurguladıkları vurgulandı.

İKİ TARAF ARASINDA TİCARET ARTMALI

Raporda, AB Komisyonu’nun “Yeşil Hat Tüzüğüne” de atıfta bulunularak 2018 yılında iki taraf arasındaki ticaretin değerinin ancak 1.4 oranında artığı ancak bunun düşük olduğu belirtilerek bu tüzüğün uygulanmasının ticaret hacmini artıracağı, ticaretin artmasının ise “Kıbrıslı Türkler’in izolasyon konusundaki endişelerinin giderilmesine” yardımcı olacağı bildirildi.

-Kuzeyin statüsüne yönelik engellemeler

 İki toplum arasında daha yakın ilişkiler kurulması ve işbirliği yapılması yönünde harcanan çabalara “kuzeyin statüsü ve tanınma endişesi” gerekçesiyle engellemeler çıkartıldığı da belirtilen raporda, “Bu konudaki endişeler kendi başlarına, işbirliğinin artmasını engelleyecek üstesinden gelinemez engellemeler oluşturmamalıdır” denildi. Guterres bu kapsmda güven artırıcı önlemlerin devam etmesi ve bu engellerin aşılmasında yaratıcı çözümler bulunmasını önerdi.

“ASKERİ DÜZEYDE DİREKT TEMAS MEKANİZMASI GECİKMEKSİZİN KURULMALI’”

Genel Sekreter Guterres, raporda iki taraf arasında askeri düzeyde direk temas mekanizması kurulması yönünde irade bulunduğu görmekten memnuniyet duyduğunu, ancak bu özel mekanizmanın hayata geçirilmesinde iki tarafın farklılıklarının hala giderilmemesinden üzüntü duyduğunu ifade etti. Guterres, “Tarafları, Özel Temsilcim (Elizabeth Spehar) ile askeri temas mekanizmasının kurulması için  gecikmeksizin çalışmaya davet ediyorum, bu son derece önemli bir güven artırıcı önlem olacaktır” dedi.

SİVİL KONULARDA İŞBİRLİĞİ GEREK

İki taraf arasında sivil konularda da daha fazla işbirliğinin sağlanmasının gerektiği belirtilen raporda, adaya “daha önceden görülmemiş oranda mülteci akınının” yaşandığı ve UNFICYP’in tüm çabalarına rağmen bu sorunla tümüyle başedecek ne hukuki ne de lojistik donanıma sahip olduğu belirtildi. Aynı kapsamda son dönemde Pile’de yaşanan olayların önlenmesinde, asayişin sağlanmasında yeni ve güçlü mekanizmalara gerek olduğu vurgulanan raporda, Pile’de Rum üniversitesi tarafından izinsiz şekilde yapımı devam eden büyük çaptaki inşaatın devam etmesi dolayısıyla UNFICYP’in Rum dişişleri makamına endişelerini aktardığı bildirildi. Fakat aynı raporda, Kıbrıs Türk tarafınca Ledra Caddesi geçişinde yapılan bir inşaat dolayısıyla Kıbrıslı Türk makamların protesto edildiği bildirildi. Bu noktadaUNFICYP’in  iki tarafa eşit muamele yapmadığı dikkatiçekti.

UNFICYP’inyetkislerine özellikle tampon bölgede yeterince saygı gösterilmediği de ifade edilen raporda, bu kapsamda iki tarafın bireyleri tarafından yasa dışı yapılan çiftçilik ve avcılık faaliyetlerinden dolayı yaşanan gerginliklerden örnekler de verildi.

MARAŞ

Raporda Maraş konusunun Kıbrıs Türk yetkilileri tarafından yapılan açıklamalar ve ziyaretler neticesinde giderek daha fazla dikkat çektiği de belirtilerek bu konuda UNFICYP’in Maraş’taki hareketlerinin Türk güçleri tarafından kısıtlandığı da savunuldu. UNFICYP’in bu hassas alanda tüm teknolojik kaynaklarını kullanarak gözlem faaliyetlerine devam ettiği belirtilen raporda, BM’nin Maraş’taki statükodan Türkiye’yi sorumlu tuttuğu da ifade edildi.  Bu son ifade zaten daha önceki tüm Genel Sekreter raporlarında aynen kullanılıyor. Bu anlamda Maraş konusunda Genel Sekreterin raporunda değişik bir ifade yeralmadı daha fazla ayrıntıya da girilmedi.

BM BARIŞ GÜCÜ’NÜN 50.8 MİLYON DOLARLIK BÜTÇESİNİN ÜÇTE BİRİNİ RUMLAR ÖDÜYOR

Raporda BM Genel Kurulu tarafından 1 Temmuz 2019-30 Haziran 2020 dönemi için UNFICYP’e 50,8 milyon dolarlık bütçe öngörüldüğü ve bu paranın üçte birinin (17,1 milyon dolar)  Rum yönetimi; 6,5 milyon dolarının da Yunanistan tarafından gönüllü katkı olarak ödendiği bildirildi. Bu noktada BM Barış Gücü’nün nasıl tarafsız davranacağı da önemli bir konu olarak dikkati çekiyor.

Guterres raporunun sonunda, iki taraf arasında her türlü seviyede gerilimin önlenmesinde ve siyasi bir çözüm için gerekli olan şartların oluşmasında UNFICYP’in“vazgeçilmez bir rol oynamayı sürdürdüğünü” ve UNFICYP’in adadaki görevini devam ettirmesinin önemli olduğunu belirterek Güvenlik Konseyi’nden gücün görev süresini 6 ay daha uzatmasını istedi.

BM Güvenlik Konseyi’nin önümüzdeki günlerde yapacağı Kıbrıs toplantısına, Genel Sekreterin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve UNFICYP’in başı Elizabeth Spehar’ın katılması, Konsey üyelerine raporla ilgili daha detaylı bilgi vermesi ve soruları yanıtlaması bekleniyor. Konsey’in bu toplantının ardından 30 Ocak’ta kendi alacağı kararla UNFICYP’in görev süresini 6 aylığına uzatması bekleniyor.

1964 yılında Adada görev yapmaya başlayan UNFICYP’te 18 Aralık 2018 itibariyle 795 asker ve 66 polis olmak üzere toplam 861 barış gücü personeli bulunuyor.

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.