banner762
banner815
banner797

RUM-YUNAN İKİLİSİ MEGALİ-İDEA HAYALLERİ ÇERÇEVESİNDE ENOSİS’İ GERÇEKLEŞTİRMEYİ HEDEFLERKEN


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 11 Mayıs 2022, 12:13

Kıbrıs Türk ve Rum halkları arasında ortaklık temeline dayalı olarak 19 Şubat 1959 Zürih ve Londra Anlaşmaları temelinde 16 Ağustos 1960 Lefkoşa Anlaşmaları ile  Kıbrıs Cumhuriyeti  ilan ediliyordu.  Konu anlaşmalar Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde anayasa, adadaki Kıbrıs Türk ve Rum halklarının eşit hak ve statüsüne  dayandırılmıştı.. Ancak Rum-Yunan ikilisinin  Megali-İdea hayalleri nedeniyle  1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin  kurulduğu şekli ile  yaşamasına  şans  verilmeyecek ve de 21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırıları ile yıkılacaktı.
Bu gelişmelerin ardından Kıbrıs sorununun BM Güvenlik Konseyine taşınması sonrası alınan 4 Mart 1964 tarih ve 186 sayılı  karara itiraz eden Rauf R. Denktaş’a adaya giriş yasağı konulacaktı.  Yine o günde Kıbrıs’a Barış Gücü Askeri gelmesine karşın  Rum-Yunan silahlı saldırıları tüm adaya yayılacaktı.
Nitekim 9 Haziran 1964’te  tarihinde gizlice adaya gelen Yunan Ordusundan E. General  Grivas’ın komutasında  Rum-Yunan ikilisi  1 Ağustos   1964’ten itibaren Erenköy ve bölgesindeki Türk yerleşim birimlerine silahlı saldırıya geçerlerken  hedefleri     önemli bir köprü başı olarak gördükleri Erenköy ve bölgesini ele geçirmek ve oradaki Türkleri denize dökmek ve de Kıbrıs Türk halkının  Anavatanımız Türkiye’ye  çıkış kapısını kapatmaktı. O günde Türkiye’nin tüm ihtarlarına rağmen Rum-Yunan ikilisinin silahlı  saldırılarına devam etmelerinin ardından 8-9 Ağustos günü Türk Savaş Uçakları yeri göğü inletir ve bombalarını yağdırırken  10 Ağustos’ta ateş-kes ilan edilecekti.
Ancak Yunan Cuntasının Yunanistan’da  21 Nisan  1967’de iktidarı ele geçirmesinin ardından 15 Kasım 1967’de Yunan askerleri desteğinde RMMO ve EOKA-B  tarafından   Geçitkale ve Boğaziçi  köylerine gerçekleştirilen silahlı saldırıları ile birlikte   Anavatanımız Türkiye’nin gerçekleştirdiği ihtar uçuşlarının ardından 12000 Yunan askeri ve General Grivas’ın adadan çıkması sağlanırken  konu antlaşmalar çerçevesinde Türk Cemaat Meclisi Başkanı  Rauf R. Denktaş da  Adaya giriş yasağının kaldırılmasının ardından  13 Nisan 1968’de adaya gelecekti.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından  13 Nisan 1968’de  Türk Cemaat Meclisi Başkanı  Rauf R. Denktaş ve Temsilciler Meclisi Başkanı  Glafkos Klerides arasında 3 Haziran 1968’de  başlayan ve yıllarca devam eden görüşme sürecinde Enosis’e giden yolu açmak istemeleri nedeniyle  olumlu bir sonuç alınamayacaktı.
15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası desteğinde RMMO ve EOKA-B’nin Makarios’a karşı düzenledikleri darbenin esas hedefi Enosis’i gerçekleştirmekti. Nitekim Makarios’un yerine getirilen Nikos Sampson 17 Temmuz 1974’te Kıbrıs Helen devletini ilan edecekti. Bu gelişmelere seyirci kalması mümkün olmayan Anavatanımız Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği Barış Harekatı ile Kıbrıs’ta iki bölgeliliğin oluşmasının ardından  13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe devleti ilan edildi. Yıllarca devam eden toplumlararası görüşmelerde olumlu bir sonuca varılamaması üzerine  KTFD Meclisinin oy birliği ile aldığı kararla 15 Kasım 1983’te bağımsız ve egemen devletimiz ilan edildi.
Netice itibarıyla yıllarca devam eden görüşme sürecinde  KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş-Klerides, Denktaş-Makarios, Denktaş-Kiprianu, Denktaş-Vasiliu ,  KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet A. Talat-Papadopulos,  KKTC’nin  3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu-Hristofyas,  Dr. Derviş Eroğlu-Anastasiadis, KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı-Anastasiadis  arasında yıllarca devam eden görüşmelerden; Rum-Yunan ikilisinin  Enosis’e giden yolu açmak istemeleri nedeniyle olumlu bir sonuca varılamayacaktı.
Nitekim, görüşme sürecinde kısa bir sürede olumlu sonuca ulaşacağına yürekten inanan ancak görüşme sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından KKTC’nin   2. Cumhurbaşkanı sayın Mehmet Ali  Talat: “Daha Ne Yapayım Gidip Kendimi Saray Önünde Asayım Mı” demekten kendini alamayacaktı..   Benzer şekilde KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı sayın Mustafa Akıncı da verdiği tüm tavizlere ve de KKTC Meclisinin bilgisi dışında Kıbrıs’ta siyasi çözüm adına ‘Harita’ vermesine karşın 28 Haziran 2017’de   Crans Montana’da başlayan  5+BM Konferansında aldığı tüm tavizlere karşın Rum-Yunan ikilisi 7 Temmuz 2017 sabahının erken saatlerinde 03.30’da Crans Montana Kıbrıs Konferansını terk edeceklerdi.
O günde sabah 03.30  sıralarında yaptığı basın toplantısında  BM Genel Sekreteri Guterres: “Ne yazık ki yapılan özverili çalışmalara rağmen  taraflar ortak bir noktada uzlaşamadı” demişti.  Yine o günün sabahında “Kırmızı çizgilerimizi net bir şekilde gösterdik. Türk askerinin tamamen çekilmesi ve Türkiye’nin  garantörlüğünün tamamen kalkmasının ne Kıbrıs Türk tarafı ve ne de Türkiye için kabul edilebilir bir yaklaşım değildir” diyen Türkiye Dışişleri Bakanı sayın Mevlüt  Çavuşoğlu:  “Anastasiadis Türkiye hizaya gelmeli” diyor. Bu bir saygısızlıktır. Ne demek  Türkiye hizaya gelmeli. Bu bir küstahça bir söylem .” Demişti.
Neticede 27-29 Nisan 2021 Cenevre Konferansında  son noktayı koyan KKTC Cumhurbaşkanı sayın Ersin Tatar :  Kararlılığımız halkımızın siyasi  eşitliğini, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü ile Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığını korumak, halkımızı azınlık durumuna  düşürmemek ve tek gerçekçi çözüm yolu olan egemen iki ayrı devlet modeli  hayata geçirmek yönündedir”   ifadelerini kullanmıştı.
Ama ne yazık ki, Rum-Yunan ikilisinin Enosis’e giden yolu açmak   hedefleri çok açık ve net iken   hala daha aramızda sayıları çok az da olsa Rumlarla  ‘Federasyon’ çatısı altında yaşamayı hayal edenler var.. Rum-Yunan ikilisinin hedefleri çok açık ve nettir. Rumların öncelikli hedefleri Kıbrıs’ın bütününe sahip olmaktır, egemenliklerini tüm Kıbrıs’a yaymaktır, bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ortadan kaldırmaktır, Kıbrıs Türk Halkını  ‘azınlık’ hakları ile ‘sözde’ Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yamalamaktır.
Nitekim, 18.01.2022 tarihli yerel  yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre 23.01.2022 tarihinde yapılması hedeflenen seçim öncesi “Federal Çözüm Yolunda Yapacaklarımız” başlıklı ilanlarında CTP; “Kıbrıs’ta Çözümsüzlük Buraya Kadar!” derken seçim vaadinde şunları dile getiriyorlardı: “BM Genel Sekreteri’nin Güvenlik Konseyi’ne sunduğu son rapor doğrultusunda, iki toplum arasındaki ekonomik uçurumun azaltılması uyarısına paralel olarak başta Mağusa, Baf, Akıncılar kapıları olmak üzere iki taraf arasında yeni geçiş noktalarının açılması ile iki toplum arasındaki ticari ilişkiler geliştirilecek.
..Bu çerçevede kapsamlı çözüme kadarki dönemde Ercan Havalimanı’nın doğrudan uçuşlara açılmasına ve limanlarımızın uluslararası statüsüne yönelik ilgili tüm taraflarla proaktif adımlar atılacak ve çözümün sürdürülebilirliği amaçlanacak.. Kapalı Maraş’ın ilgili BM Güvenlik Konseyi   kararları ve uluslararası hukuk çerçevesinde açılmasına yönelik taraflarla sonuç odaklı yoğun diplomatik iletişime geçilecek” denilmekteydi.
Rum liderliği tüm adanın tek sahibi olduklarına inanıyorlar. Rum liderliğine göre Kıbrıs’ta tek karar verici ve tüm kaynakların sahibi onlardır.  Kıbrıs Türk ve Rum halkları eşit haklara sahip olamaz.
Sonuç olarak; Dünya kamuoyu ve Rum-Yunan ikilisi  şunu çok iyi bilmelidirler ki, Ada’daki  Kıbrıs Türk varlığını yok sayarak adil ve kalıcı bir siyasi çözüme varılamaz. Kıbrıs’ta bağımsız ve egemen iki devletin var olduğunu Rum-Yunan ikilisi  ve BM kabul etmek durumundadırlar..
Kıbrıs Türk halkı,  bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden, Anavatanımız Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden asla ve asla vazgeçmeyecektir..
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.