banner875
banner815
banner878

Oğuz Yorgancıoğlu Hocanın Erenköy Kitabını Anımsamak

banner476

banner825
Oğuz Yorgancıoğlu Hocanın Erenköy Kitabını Anımsamak

 
Ülkemizin en üretken araştırmacı- yazarlarından rahmetli Oğuz Yorgancıoğlu hoca 2014 yılında 50. Yılında Erenköy’le ilgili bir kitap yayımlamıştı. Hocanın 23. eseri olan bu kitap, 438 sayfa ve 13. bölümden oluşuyordu. Erenköy olaylarını birebir yaşayan, orda bulunan hoca a-z tüm detaylarıyla Erenköy’ü bizlere anlatan rahmetli hocamız bu değerli kitabı bugünlerde 58 yıldönümünü kutladığımız bugünlerde bu konuyu bilmeyenler için okunası bir kitap. Rahmetli hocamız  eserinin önsözünde ilgili şöyle demişti: “Kıbrıs Türk Mücadelesi'nde TMT'nin yeri ve önemi tartışılmaz, tartışılamaz. Erenköy ve bu yola baş koymuş Erenköylüler de bu mücadelenin dışında düşünülemez. Ve Erenköy Savaşları'nın, bu mücadelenin belkemiğini teşkil ettiğini kimse inkâr ve göz ardı edemez.
TMT'nin idari taksimatına göre, Erenköy Bölgesi, başlangıçta Lefke Sancağı'na bağlı 4 kovandan biriydi. Ve yine başlangıçta Mansura, merkez köydü. Silâhlar, Mansura balıkçı koyuna gelir, görevli TMT sorumlusu silâhları teslim alıp çanaklar, uygun zamanda da alıp istenilen yere aktarırdı. Ada Türkleri böyle silâhlanmıştı. Olayların patlak verdiği 21 Aralık 1963'te bölge silâh sorumlusu Salih Sertel'di. Sertel, 11 Şubat 1964'te aldığı talimat üzerine, 13 Şubat 1964 günü Lefkeli Çeto ile bir sandala binip Yeşilırmak'a geçtiler. Ayni tarihte Fadıl Aliriza ve Hüseyin Hikmet'e de ayrı bir talimat geldi. Gelecek silâh yüklü gemiye öncülük yapmak üzere Anamur'a gitmeleri emrediliyordu. Emre itirazsız uydular.
Ayni günlerde Türkiye'de yüksek öğrenimde bulunan öğren­ciler, sık sık gösteri yapıyor, Ordu Kıbrıs'a! diye bağırıyorlardı. Maksat Türkiye kamuoyunu etkilemek ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin Kıbrıs'a müdahalesini sağlamaktı. Kıbrıs Türklerinin kurtuluşu başka türlü mümkün değildi. Mümkün olamazdı da. Nitekim 1974 Harekâtı olmadan kurtulamadılar.



Olaylar öyle gelişti ki, Türkiye hem bu baş ağrısından kurtulacak, hem de kurulacak kanton sayesinde Makarios anlaşmaya zorla­nacaktı. Bu öğrenciler, eğitilip silâhlandıktan sonra Mansura bölgesine çıkarılacak, silâh ikmal merkezi/köprübaşı güçlendirile­cekti. Kıbrıs'ta ve Türkiye'de olaylar eş zamanlı uygulamaya kondu. Türkiye'deki öğrenciler eğitim için kampa alınırken, Kıbrıs’ta da çıkarma yeri ve gelecek personel için yer ayarlanmaya başlandı.
Emir alan üçüncü grup, Lefkeli taksici Salim ve arkadaşları idi. Onlar da 13 Şubat 1964 akşamı Mansura'da hazır olacak, Salih Sertel'in geleceği silâh yüklü gemiyi karşılayacak, silâhları teslim alıp gerekli yerlere ulaştıracaklardı. Hava soğuktu. Mansura kahvesine oturmuş yiyip içmeye başlamışlardı. İçkiyi fazla kaçırınca gelen gemiyi fark edip karşılayamadılar.
Gemidekiler bir saat kadar bekledikten sonra, gelen- giden olmadığı için Ahmet Cemal, Petekbeyi Salâhi'ye gitti. Salâhi hesapta Bozdağ Petek beyi idi ama bu olaydan haberi yoktu. Ahmet Cemal ona meramını anlatana kadar Hüseyin Hikmet ve Salih Sertel gün ağarmadan yükü indirmek için gemi ve sandalı götürüp Erenköy koyuna demirlediler. Fadıl Elmas'ın adamları hemen silâhların tahliyesine başladılar. Taksici Salim ve adamları işin aslını anlayıp Erenköy'e gelene kadar silâhların çoğu indirilip mağaralara taşın­mıştı bile.
Duruma bir mana veremeyen Salim ve adamları, görevlerini yapma­dıkları için utanmış ve bundan dolayı ceza alacaklarını anlayınca da bağırmaya başlamışlardı. Fadıl Elmas, susmalarını istedi. Münakaşa ilerleyince Fadıl Elmas'ın adamları, emir üzerine silâhlarını onlara doğrultup,
-Ya susun, ya da çekip gidin, deyince çekip gitmek zorunda kaldılar. Silâhların tümü Erenköy'e indirildi. O günden sonra hem silâh hem de personel ikmali Erenköy'e yapılmaya başlamış oldu.
Ankara Zirkaya'da kampta eğitime alınmış gençlerin barınma sorunu olacaktı. Lider Dr. Fazıl Küçük, yanında Cemaat Meclisi Başkan Yardımcısı Şemsi Kâzım ve Lefke Serdarı Aziz Fedai ile birlikte 5 Mart 1964'te Kuzey Sahil yolunu takip ederek, Gaziveren, Lefke, Yeşilırmak, Mansura ve Erenköy'ü ziyaret etti. Gelecek perso­nelin nerede konaklayacağı, nasıl besleneceği konularını görüştü. Erenköylü Fadıl Elmas bu görevi üstlenmeyi kabul etti. Ve ayni ayın sonunda öğrenci personel Erenköy'e gelmeye başladı.
Rum kaynakları bu sevkiyattan haberdardı. Ve Mansura, ikmal merkezi olarak biliniyordu. Rum istihbaratı bu olayı "Mansura Poket" adı ile dosyalamıştı. Bütün resmi yazışmalarda Mansura Poket olarak adı geçiyordu. Ancak gerçekte 13 Şubat'tan itibaren, merkez Erenköy oldu. 31 Mart 1964'ten sonra öğrenci personel Erenköy'e çıkarıldı. 1 Ağustos 1964'te Aliriza Vuruşkan'm Bölgeye gelmesi ile bölge Lefke Sancağı'ndan ayrıldı ve Erenköy Grup Komutanlığı adı ile ayrı bir birim oluştu. Bu yıl, 50. yılma basan tarihi Erenköy Savaşları, bu çıkarmanın sonucunda oldu.




 
TÜRKİYE MÜDAHALE ETMESEYDİ NE OLURDU ?
Erenköy Savaşları'nın üzerinden tam elli yıl geçti. Kıbrıs Davası hala daha bir sonuca ulaşamadı. Yakın bir gelecekte hallolacağını bekleyen de yok. Tabii Türkiye Cumhuriyeti gerekli yardımı yapmasa ve siyasi mücadelesini sürdürmese Kıbrıs davası çoktan sona ermiş olurdu. Ama kim ne derse desin, kesin olan bir durum var ki, 8 Ağustos 1964'te Türkiye, Erenköy'e müdahale etmeseydi ve 500 öğrenci mücahit kıyıma uğrasaydı, Kıbrıs Türk Mücadelesi ertesi gün sona erecekti. Kıbrıs Türklerinin büyük bir kısmı mücade­leden vazgeçecek, kaçabilenler kaçacak, kaçamayanlar kıyımdan geçirilecek veya kimlik değiştirecekti.
Bu yenilginin psikolojik çöküntüsü Kıbrıs'la sınırlı da kalmayacaktı. Anadolu halkı da bundan etkilenecek, milli ruh tamamen ölecekti. Ve başarıya ulaşan Kıbrıs Rumları ile Yunanistan, saldırganlıklarını bir o kadar daha artıracak, Avrupa'nın yardımı ile, belki de ikinci bir Anadolu işgaline girişecekti.
Gerek Türkiyeli, gerekse Kıbrıslı idareciler, yakın tarihimizi çok iyi bilmeli, doğru değerlendirmeli ve Milli Birliğin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu kavramalıdırlar. Erenköy olmasaydı, 1974 Harekâtı'nın yaşanamayacağını, dolayısıyla bugünkü KKTC'nin olamayacağını da bilmelidirler. Geleceğe yönelik plânlama yapar­larken, Kıbrıs Türk Mücadelesinin mihenk taşlarını, yerli yerine koymalı, kararı ona göre vermelidirler.
Uzun yıllar boyunca bu mücadeleye baş koyan ve halen hayatta olanlara sağlık ve esenlikler dilerken, bu uğurda can verenlere de, Tanrı'dan rahmet dilerim.”
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.