banner913
banner885
banner915

Erçin'le Kitap Dünyası

banner476

Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir. SCİLUS

banner825
Erçin'le Kitap Dünyası

Hazırlayan: Erçin SELASİYE

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN KIBRIS KİTAPLARI:

Crans Montana – Makarios Druşotis  
Barış Mezarlığı (Rumca - Türkçe) – Niyazi Kızılyürek  
Güçük Prens – Kıbrıs Türkçesi – Antoine de Saint-Exupery  
Bir Sır Adam – 1955/1974 Döneminin Saklı Tarihi – İlter Kırmızı  
Başıboş Türkçe – Yunanca – Maria Siakalli  – Baranga Publications
 

CRANS MONTANA MAKARİOS DRUŞOTİS 

Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in 18 ay danışmanlığını yapan ve gizli görüşmelerin parçası olan gazeteci Makarios Druşotis son çıkan kitabı, Crans Montana Ülkemizin yakın geçmişini ve Kıbrıs sorununun çözümünün nasıl ve neden engellendiğini anlatıyor
 

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN DÜNYA KİTAPLARI:

İyi Hissetmek (Yeni Duygudurum Tedavisi) – David Burns  
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Stefan Zweig  
Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom  
Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigory Petrov  
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig    
 

İYİ HİSSETMEK (YENİ DUYGUDURUM TEDAVİSİ) – DAVİD BURNS 

Psikiyatri ve davranış bilimleri alanında dünya genelinde adından en çok söz ettiren bilim insanlarından Dr. David D. Burns, İyi Hissetmek adlı kitabıyla okurlarına daha mutlu bir yaşamın kapılarını aralıyor. Kaygı, suçluluk ve özgüvensizlik gibi duyguların bireyin psikolojisi üzerindeki olumsuz tesirini aşmayı amaçlayan kitap, bilimsel olarak test edilmiş tekniklerle okurlarına eşsiz bir terapi sunuyor.


HAFTANIN KİTABI

LEYLA - SELAHHATİN DEMİRTAŞ

Selahattin Demirtaş'ı birçoğumuz yalnızca siyasi kişiliğiyle tanıyoruz ve kendi siyasi görüşümüz ya da ideolojimize göre seviyor veya sevmiyoruz. Ama göz ardı edilmemesi gereken kocaman bir gerçek var bu adam iyi bir yazar…
Gerçekten bu kitap hakkında ne söylesem az kalır. Seher ve Devranı okuduğumda bir Orhan Kemal bir Yaşar Kemal tadı almıştım. Bu kitap ise biraz Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi’ni hatırlattı. Ama hangisi daha etkileyiciydi derseniz bunu kıyaslamak haddim değil hepsi de efsane yazarlar…
Leylan’da çok sayıda kadın karakter olması tek başına bir anlam ifade etmiyor. Bu güçlü kadınların tek tek yaşamlarının ince ince anlatılması, çeşitliliği ve ayakta kalma mücadeleleri daha ilk sayfadan sizi kitaba hapsediyor…
Tecavüze uğrayan 14 yaşında bir kız çocuğuna başka bir kadının ve kadın dayanışma evinin sahip çıkması gibi küçük küçük kadın öyküleri, romanın katmanlarını oluşturuyor… Kadına yönelik şiddet ve dayanışma, romandaki önemli feminist temalardan sadece biri… Zulmün, sömürünün, savaşın olduğu yerde tarafsızlık diye bir şey yoktur... Ya ezenden yanasındır ya ezilenden, ortası yoktur... Faşizm kimseyle uzlaşma bunu demez bile, sadece biat ister veya yok eder…
Kitapta birçok duygu var Aşk, felsefe, direniş, hüzün, özgürlük ve eşitlik arayışı bunlardan sadece birkaçı… Akıcı bir dile sahip bir o kadar da samimi ve içten.
Kitabı gözlerim dolu dolu okudum ve içimde bir yerlerde mutluluk, umut filizlendi...
İdeolojiniz ne olursa olsun bu kitabı mutlaka okuyun…

OKUMA AZMİNİZ HİÇ BİTMESİN




 
HAFTANIN YAZARI

CENGİZ AYTMATOV  (1928 – 2008) 

12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Törekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistan'ında seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Adı, Cengizhan'dan esinlenerek konulmuştur.
Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasi sistemle, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşı'nın SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı.
Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu.
Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Eserleri yüz elliyi aşkın dile tercüme edildi. 1990-1994 yıllarında Sovyetler Birliğini ve Rusya'yı, sonra ise 2008 yılına kadar Kırgızistan'ı büyükelçi olarak temsil etti.
Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008 rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirildi. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girdi.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de hayatını yitirdi.


 
 
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.