banner875
banner885
banner878

Erçin'le Kitap Dünyası

banner476

Okuyun, diyor okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor. ALİ ŞERİATİ (İranlı Sosyolog)

banner825
Erçin'le Kitap Dünyası

Hazırlayan: Erçin SELASİYE

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN KIBRIS KİTAPLARI:

Annem Ne Cesurmuş – Sanem Koç
Gındırık – Şöhret Başaran Howells 
İnsanı ve Tiyatroyu Ne Öldürüyor? – Yaşar Ersoy
Ulus Kaçağı – Niyazi Kızılyürek
Kıbrısın En Uzun Yüzyılı – Mete Hatay
 

ANNEM NE CESURMUŞ – SANEM KOÇ

Milli Mücadele yıllarında 11 Kıbrıslı Türk kadının hayatlarının bir anda nasıl değiştiği, gösterdikleri cesaret ve mücadelelerini anlatıyor.
 

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN DÜNYA KİTAPLARI:

Kararı Ben Veririm – Esra Ezmeci
Atomik Alışkanlıklar – James Clear 
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig
Efsun – Selahattin Demirtaş  
Sineklerin Tanrısı – William Golding 
 

KARARI BEN VERİRİM – ESRA EZMECİ

Bu kitabı okumakla kalmayıp Uzman Psikolog Esra Ezmeci'nin sayısız danışmanlık hizmetinden sonra incelikle üzerinde durup çalışarak sistematikleştirdiği önerilerini uygulamaya da karar verdiğinizde, hayatınızda gerçek bir temiz sayfa açabildiğinizi deneyimleyeceksiniz.
 

HAFTANIN KİTABI

JACK LONDON – DEMİR ÖKÇE

Yüz küsur yıl öncesinden bugüne bakıyor Jack London, Demir Ökçe'de…
Demir Ökçe sınıf savaşını sadece bir yönüyle değil birçok yönüyle anlatan bir distopya örneği… Hatta bu türün ilk örneği olarak kabul ediliyor…
Kitapta bitmez tükenmez kazanç hırsının işçi kesimini; üzerine demirden bir ökçe gibi inip ezdiğini ve bu ezilişe karşı koymak için girişilen gözü kara mücadeleyi okuyorsunuz.
Öyle ki; romanda bu uzun soluklu mücadele içinde, bütün iyi niyetli ayrışmalardan, hiziplere… Solun pratik politikasının zaman zaman (“çoğu zaman” mı demeli?) hastalıklı bir şekilde, kendine zarar verircesine bölünmesine kadar…  Bir yandan kristalize bir mücadele oluşurken, öte yandan bu mücadelenin bizzat kendi içinden gelen unsurlarca zarara uğratılmasına…  Sıcak politikaya, sınıf savaşına dair nerdeyse her ayrıntıya yer verilmiş…
Aynı şekilde karşı-devrimin nerdeyse bütün kirli yöntemlerinden, sahte sendikalardan, iktidarın kitle önderlerini satın alma biçimlerinden, provokasyonlardan, gizli ve açık taktik ve stratejilerinden, olanaklarından bahsediliyor…
Ve Jack London’ın bu romanı 1900 lü yılların başında Marx ve Lenin daha yapıtlarını vermeden yazmış olması da etkileyicidir...
“Demir Ökçe” Kapitalizmin ve getirdiği despotluğun, nasıl işlediğini, çarkların dönmesindeki acımasızlığı gözler önüne seriyor…  London'un ne kadar ileri görüşlü olduğunu gösteren bu roman, sosyalist tavrını en net şekilde ortaya koyarak yazdığı klasik eseridir…  
Kısacası Demir Ökçe, cesaret ve fedakarlığın somut bir örneği...
Çok uzun zamandır, dünyaya katlanabilmemi daha kolay bir hale getirdiği için "hayata emek vermek" şiarıyla hareket ediyordum… Bir şeyleri anlatmaya çalışırken, anlaşılamamanın kalbimi kırdığı şu günlerde bu kitabı okumak, bu inanca yeniden sarılmam gerektiğini hatırlattı bana…
Yaşadığınız dünyaya bir bakın, yüz yıl önce yüz yıl sonra değişen ne var? Kitabı okurken yaşadığınız yer ve zamanla benzerlikler bulacağınıza eminim…  

OKUMA AZMİNİZ HİÇ BİTMESİN


 
HAFTANIN YAZARI

CEMAL SÜREYYA (1931 – 1990)

1931 yılında Erzincan'da doğan Cemal Süreya'nın annesi Zaza ve babası Kürt'tür. Dersim olayları sonrası bölgeden sürgün edilerek Bilecik'e gönderilmişlerdir. Annesi yaptığı bir düşük sebebiyle aşırı kanama sebebiyle ölmüştür. Henüz 23 yaşında vefat eden anne geride 3 küçük çocuk bırakmıştır. Daha sonra 2 evlilik yapan baba makinist olarak karayollarında çalışmaya başlayınca evden ve çocuklarında zorunlu olarak uzak kalmıştır. Babanın ve annenin boşluğunu babaanne ile amcası Memo doldurmaya çalışmışlardır. Fakat üvey annenin eziyetleri Cemal Süreya'yı bıktırmıştır. Gizlice parasız yatılı sınavlarına girmiştir. Şair, babasını 1957 yılında bir Trafik kazasında kaybetmiştir.
Amcası Memo şaire daha ilkokula başlamadan okuma yazmayı öğretmiştir. Cemal Süreya eline ne geçerse okumuştur. Henüz ilkokulda 2. sınıfta yazmış olduğu bir kompozisyonu ile öğretmeninden ödül almıştır. Parasız yatılı sınavını kazanan şair 1944 yılında Bilecik Ortaokulunda okumaya başlamıştır. Buradan da yine parasız yatılı olarak İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde okumuş ve mezun olmuştur.
Cemal Süreya lise yıllarında da şiirler yazmışsa da esas şiirlerini Üniversite'de okurken yayınlamaya başlamıştır. 1950 tarihinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Maliye ve İktisat Bölümünde okumaya başlamıştır. 1954 yılında mezun olmuş, askerliğini yaparken de fark derslerini vererek Hukuk Fakültesi diplomasını da almıştır.
1955 yılında sınavı kazanarak Maliye müfettiş yardımcısı olarak İstanbul'da göreve başlamıştır. 1961 yılında görevli olarak Paris'e gönderilmiştir. Göçebe isimli şiirini burada tamamlamıştır. Şair kendini tamamen edebiyat çalışmalarına vermek ve dergi çıkarmak için istifa etmiştir. Fakat memuriyete şartlar gereği dönmüş ve 1982 yılında devlet memuriyetinden emekli olmuştur.
Dört kez evlenen Cemal Süreyya son yıllarını sağlık sorunları ile moralsiz bir şekilde geçirmiş ve son eşi olan Birsen Hanım ile birlikte yaşarlarken hayatını kaybetmiştir. Cemal Süreya işinde titiz, muhalif duruşu ile tanınan ve hayatı boyunca şiirle hep uğraşmış bir insan olarak bu dünyaya gözlerini yummuş ve amcası Memo'nun da yattığı Kulaksız mezarlığına defnedilmiştir.


 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.