banner875
banner885
banner878

Erçin'le Kitap Dünyası

banner476

Bazı öğrenciler bilgi pınarından içerler. Diğerleri sadece gargara yaparlar E.C. MCKENZİE

banner825
Erçin'le Kitap Dünyası

 

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN KIBRIS KİTAPLARI

Kayıp Özne – Kıbrıslı Türklerin Yurdu Neresidir – Niyazi Kızılyürek 
Ulus Kaçağı – Niyazi Kızılyürek
Gındırık – Şöhret Başaran Howells 
Kıbrısın En Uzun Yüzyılı – Mete Hatay 
Güçük Prens – Kıbrıs Türkçesi – Antoine de Saint-Exupery 
 

KAYIP ÖZNE – KIBRISLI TÜRKLERİN YURDU NERESİDİR – NİYAZİ KIZILYÜREK 

Yenidüzen Kitap yayını olarak çıkan “Aslıda Hepimiz Melankoliğiz” alt başlıklı 260 sayfalık “Kayıp Özne” adlı kitap, Kızılyürek’in Yenidüzen gazetesinde ve Gaile dergisinde yayımlanan makalelerinden derlendi. 

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN DÜNYA KİTAPLARI:

Ağaçtaki Kız – Şebnem İşigüzel 
Seninle Başlamadı – Mark Wolynn  
Kaplanın Sırtında –  Zülfü Livaneli 
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig
Her Şey Vaktini Bekler Şems’in Öğrencisi Olmak – Hakan Mengüç 
 

AĞAÇTAKİ KIZ – ŞEBNEM İŞİGÜZEL 

Şebnem İşigüzel anlatıyor Coşkuyla, tutkuyla, hazla. Eşsiz bir hayal gücüyle taçlanan Ağaçtaki Kız unutulmayacak bir hikâye sunuyor.
Dallardaki kuşlar gibi cıvıl cıvıl diliyle bir solukta okunan, soluksuz okunan bir roman bu.

HAFTANIN KİTABI

YÜKSELİŞ – STEPHAN KİNG

Stephen King’in ilk okuduğum kitabı Medyum’du 12 yada 13 yaşlarında falandım. O günden beridir hemen her kitabını severek ve heyecanla okudum…
Şu hayatta güzel bir King kitabı okumak gibisi yoktur, özellikle King Evreni ile bağlantılı bir kitapsa…
Korkunun kralı bu kez çok farklı bir kurguyla karşımıza çıkıyor… Kısa roman türündeki kitabın konusu oldukça ilgi çekici... Stephen King bu sefer sayfalarca konuyu süründürmeden kitabın en başından farkını ortaya koymuş... O açıdan kitap sizi ilk anda yakalamayı başarıyor…
King evrenine aşina olanlar, hiçbir sırrın uzun süre saklı kalmadığı bu küçük kasabaya aşinadır... Hikaye Castle Rock'da geçiyor... Kasaba sakinlerinden Scott Carey hüzünlü hikayesi… Scott devamlı kilo kaybetse de zayıflamış görünmüyor... Üstelik üzerine giydiği ya da eline aldığı her şey ağırlığını kaybediyor… Arka planda ise lezbiyen bir çiftin toplum tarafından dışlanması irdeleniyor... Homofobiye karşı bir dik duruşla birlikte insanları yalnızca inançları, kimlikleri, ırkları veya siyasi görüşlerinin yanında cinsel yönelimleriyle tanımlamanın yanlışlığı ve saçmalığını da vurguluyor…
King'in bir çok romanının ana özenesi olan korku, gerilim, kan, hatta vahşet unsurlarının hiçbiri bu kitapta yok… Ama, "masumiyet", "insanlık" ve "dostluk" kavramlarının en yoğun hali sizi ele geçirecek…  Kısacası sıcacık hikâye… Bir kaç saatliğine de olsa içinizi ısıtacak ve bitirdiğinizde yüzünüzde tatlı bir tebessüme neden olacak nitelikte bir eser…
Adam, okuyucusunu nasıl etkileyeceğini çok iyi biliyor... Bununla birlikte okuyucunun zihnine, ruhuna, bedenine ve yeteneklerine güç katacak kadar da sağlam bir kitap ortaya koymuş...
King hayranlarının beğeneceğine adım gibi eminim…

OKUMA AZMİNİZ HİÇ BİTMESİN
 


HAFTANIN YAZARI

FRİEDRİCH SCHİLLER (1759 – 1805)

Schiller, Württemberg'deki Marbach'ta, bir askeri cerrahın oğlu olarak doğdu. Württemberg dükünün ısrarı üzerine, hukuk öğrenimi görmek üzere dükün Ludvvigsburg yakınında kurduğu askeri akademiye girdi. Okul Stuttgart'a taşınınca Schiller'in tıp öğrenimine geçmesine izin verildi. Bu sırada lirik şiirler yazmaya başlamıştı. Bunların ilki 1776'da bir dergide yayımlandı. 1780'de öğrenimini tamamlayan Schiller yardımcı hekim olarak orduda göreve başladı.
Schiller ilk oyunu olan Haydutlar'ı (Die Rauber) 1781'de imzasız olarak yayımladı. Düzyazıyla kaleme alınmış olan bu oyun sonraki yıl Mannheim'da sahnelendi. özünde toplumsal bir eleştiri olan bu yapıt, baskı yönetimine karşı çıktığı için büyük bir başarı kazandı. Ne var ki, dük oyundaki başkaldırı ruhundan hoşlanmamıştı. Genç yazar dükün baskısından kurtulmak için Stuttgart'tan kaçtı. 1783'te Schiller maaşlı oyun yazarı olarak Mannheim Tiyatrosu'na girdi. Burada yalnızca bir yıl çalışabildi. Yazdığı oyun geri çevrilince görevi bıraktı. 1785'te Dresden'de yazmış olduğu "Ode an die Freude" ("Neşeye övgü") adlı şiirini sonradan büyük Alman bestecisi Ludwig van Beethoven, Dokuzuncu Senfonf sinin sonundaki koro bölümünde kullandı.
 1787'den 1789'a kadar Weimar'da yaşayan Schiller bu arada tarih yazarlığına da yöneldi. Hollanda halkının İspanya yönetimine karşı ayaklanışını anlatan Geschichte des Abfalls der vereinigten Niederlande von der spanischen Regierung Regierung (1788; "Birleşik Hollanda'nın İspanyol Yönetiminden Ayrılmasının Tarihi") adlı yapıtı kaleme aldı. Schiller aynı dönemde Goethe'yle tanıştı.
1789'dan 1793'e kadar Jena üniversitesin'de tarih profesörü olarak çalışan Schiller'in Otuz Yıl Savaşı Tarihi (Geschichte des dreissg jahrigen Krieges; 1791-93) adlı iki ciltlik yapıtı bu dönemde yayımlandı.
Schiller'in 1798-99 arasında yazdığı Wallenstein adlı üçleme en ünlü oyunudur. Wallenstein, Otuz Yıl Savaşları dönemindeki olayların üzerine kurulu üç bölümlük tarihseli bir trajediydi. Schiller bu oyunla Almanya'nın en büyük oyun yazarlarından biri olduğunu kanıtladı.
Schiller oyunları, denemeleri, öyküleri ve mektuplarının yanı sıra lirik, felsefi şiirleri ve baladlarıyla da tanınır.

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.