banner875
banner815
banner878

Erçin'le Kitap Dünyası

banner476

Kitapları yakmaktan daha kötü bir suç varsa o da onları okumamaktır. Ray Bradbury

banner825
Erçin'le Kitap Dünyası

Hazırlayan: Erçin SELASİYE

 
 

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN KIBRIS KİTAPLARI:

Dikey Uçuş Baf'tan Lefkoşa'ya Bir Ömür – Hüseyin Şevketoğlu 
Kronaka – Cilt 2 – Leontios Makhairas
Kronaka – Cilt 1 – Leontios Makhairas
Sonbahar Masalı – Fezile Olkanlı 
Askıdaki Egemenlik – Rebecca Bryant, Mete Hatay
 

DİKEY UÇUŞ BAF'TAN LEFKOŞA'YA BİR ÖMÜR – HÜSEYİN ŞEVKETOĞLU 

Kıbrıslı iş insanı Hüseyin Şevketoğlu'nun bir ömre sığdırdıkları tıpkı bir doğanın hayatta kalmak için yapmak zorunda olduğu "dikey uçuş"ları hatırlatıyor.
 
 

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN DÜNYA KİTAPLARI:

Küçük İşler Büyük Özgürlükler – Mert Başaran
Kaplanın Sırtında – İstibdat ve Hürriyet
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig
Kumkurdu – Asa Lind – Pegasus Yayınları
Martı Jonathan Livingston – Richard Bach
 
 

KÜÇÜK İŞLER BÜYÜK ÖZGÜRLÜKLER MERT BAŞARAN

Eski Roma’da köleler çalışarak özgürlüklerini satın alabiliyorlardı. Siz de kazandığınız mevcut parayla özgürlüğünüzü satın almak istemez misiniz? Finansal özgürlüğünüzü ilan etmek, kendinizi dilediğiniz yaşta emekli etmek istemez misiniz?
 
 

HAFTANIN KİTABI

KÖLELER VE EFENDİLER – HAMZA YARDIMCIOĞLU

Hemen herkes dünyada neden savaşların oluğunu, neden bu güzel gezegende bu denli kötülük olduğunu düşünmüş ve kendince ne yapılabilir diye sorgulamıştır…
Aslında cevap basittir. İnsan, gücü ele geçirip hükmetmek ister. Çünkü böylece daha fazlasına sahip olacaktır. Oysa kimsenin kimseye hükmetmeye hakkı yoktur. Bu durumda hükmedilen kişi köledir. Köleliğin temel tanımı budur. O takdirde, hükmeden kişi veya kişilere de “efendi” denir…
Gücü elinde bulunduranlar, güçsüz olanlara haksızlık eder. Tarih, bunu defalarca kez kanıtlamıştır. Devletler milletlere, hükümetler halklara, patronlar çalışanlara yani güçlüler güçsüzlere… Fakat bir kişi veya topluluk, diğer bir kişi veya topluluğun insafına bırakılamaz. İnsanın insana tahakkümü adil değildir…
İşte bu gerçek, 1789’daki Fransız ihtilalini besleyen ana motivasyondu. Fransa’daki monarşinin yıkılmasından sonra, sıra diğer krallara gelmişti. Dönemin krallıkları birer birer yıkıldı. Peki onların yerlerine ne geldi? “Demokrasi” adıyla maskelenen yeni bir krallık sistemi… Bu sefer tek fark; toplumlar, köleliğinden kurtulmak için bir asır mücadele ettikleri krallarını, artık kendi elleriyle seçiyorlardı. Ve böylece kendilerini özgür sanmaya başladılar. Oysa tam tersine kölelik daha kronik bir hale gelmişti. Çünkü artık köle olduklarının bile farkında değillerdi…
Oldukça akıcı bir kullanılmış ve çok ilginç bir kitap. Tarih ve dinler tarihi boyunca kölelik ve efendilik, tanrının krallığının yani ideal dünya düzeninin nasıl kurulabileceğinin ipuçları var kitapta.
Dünya nizamı değişirken, değişmeyen şeylerden biri bugün insanlığın %1 lik kısmını oluşturan elit zümrenin Dünya kaynaklarının çok büyük bir bölümünü sömürdüğü gerçeğidir.
Bir kitap düşünün size hem problemleri hem de çözüm olanaklarını sunsun. Ve bu kitap sizin uyanmanız ve yeni bir dünya düzeni için zihin zincirlerinizi kırıp, özgürlüğü göğüslemenize yardımcı olsun. Din ticaretinin yapıldığı toplumlarda üç büyük din ve kitapları üzerinden kölelik, özgürlük, devlet düzeni, ekonomi vb. konular üzerinde saptamalarda bulunarak size farklı bir bakış açısı kazandırsın. Tokat gibi bir kitap… Şiddetle tavsiye ederim. (Kitabı bulamazsanız yazarın sitesinde ücretsiz pdf uzantısı da var)

OKUMA AZMİNİZ HİÇ BİTMESİN…

 

HAFTANIN YAZARI

AMİN MAALOUF (1949 - )

 
Amin Maalouf, 25 Şubat 1949'da  Beyrut'ta doğdu. Maalouf, ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı. Lübnan'da iç savaşın çıktığı 1975'e kadar Lübnan'da gazetecilik yaptı. Bu tarihte Paris'e göç etti. Yazar, hâlen Paris'te yaşamaktadır. Çeşitli yayın organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktinin çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.
Ana dili Arapça olmasına rağmen kitaplarını Fransızca yazmaktadır. Yapıtlarında çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini işleyen Maalouf, 1983'te yayımlanan ilk kitabı Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri ile tanındı. Bu kitap, çevrildiği dillerde de büyük bir başarı kazandı. 1986'da yayımlanan ve aynı yıl Fransız - Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan ikinci kitabı, aynı zamanda ilk romanı olan Afrikalı Leo, bugün bir "klasik" olarak kabul edilmektedir.
Maalouf'un 1988'de yayımlanan 11. yüzyıl İran coğrafyasına ve Selçuklu tarihine odaklandığı ikinci romanı Semerkant da coşkulu bir şekilde karşılandı ve pek çok dile çevrildi.  
1991'de Işık Bahçeleri ve 1992'de  Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl.
1993'te Tanios Kayası kitaplarını yazdı.1996'da Doğu'nun Limanları adlı romanı ve 1998'de ise Ölümcül Kimlikler adlı deneme kitabı piyasaya çıktı. 2000'de Yüzüncü Ad: Baldassare'nin Yolculuğu adlı romanı yayımlandı.
Ayrıca 2002'de opera için yazdığı ve Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk, Maalouf'un ilk librettosudur. 2004'te yayımlanan Yolların Başlangıcı adlı ailesini anlatan bir çeşit hatırat kitabından sonra, 2006 yılında Adriana Mater adlı ikinci librettosunu yayınladı.
Kitaplarında genellikle doğuya ait öğeleri çok iyi işlemektedir. Doğuya ait gelenek ve görenekleri kitaplarında mutlaka tanıtır. Birçok kitabında Osmanlı ve Türkiye üzerine yorumları da görülmektedir. Kitaplarında doğu halklarının neden geri kalmış olduğu konusunda analizler ve tespitler yapmaktadır. Kitapları roman tarzında yazılmış olsa da, sosyolojik temalar kitaplarında sürekli olarak işlenir.

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.