banner762
banner815
banner797
banner854

Erçin'le Kitap Dünyası

banner476

Bir damla mürekkep bir milyon kişiyi düşündürebilir. LORD BYRON (İngiliz Şair)

banner825
Erçin'le Kitap Dünyası

Hazırlayan: Erçin SELASİYE

HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN KIBRIS KİTAPLARI:

Anlatamıyorum – Emrah Öztürk
Güçük Prens – Kıbrıs Türkçesi – Antoine de Saint Exupery
Volkan ve TMT'nin Larnaka Teşkilatı – Hasan Özkanlı
Komşular – Orhan Eskiköy
Işık Prensi  – Ünver Alibey
 
ANLATAMIYORUM – EMRAH ÖZTÜRK
 
Belirsiz olan şeyler, zihnin en büyük ağırlığıdır.
Edebiyat serüvenine Limon Yağmuru ile başlayan Emrah Öztürk, Anlatamıyorum ile öykücülüğünü derinleştiriyor


 
HAFTANIN İLGİ EN ÇOK OKUNAN DÜNYA KİTAPLARI:
 
Düşünceler – Marcus Aurelius
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig
Seni Yoran Her Şeyi Bırak – Müthiş Psikoloji
İnsan Geleceğini Nasıl Kurar – İlber Ortaylı
Yaklaşan Kasırga – Levent Gültekin
 
DÜŞÜNCELER – MARCUS AURELİUS
 
"Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı." Marcus Aurelius'un adı anıldığında insan kaçınılmaz olarak Platon'un bu ünlü sözünü anımsıyor...
 


HAFTANIN KİTABI
 
AHMET ÜMİT – KAYIP TANRILAR ÜLKESİ
Kayıp Tanrılar Ülkesi çok boyutlu ve ne kadar direnseniz de anlatılan konuları araştırmaktan kendinizi alamayacağınız çok boyutlu bir eser… En son Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” kitabını okurken bu kadar merakla araştırma yapmıştım…
Yazar Mitoloji, arkeoloji ve polisiye gibi üç farklı konuyu oldukça profesyonel bir şekilde harmanlanmış…
Sıkı bir Ahmet Ümit okuyucusu olarak bu kitabın diğerlerinden en büyük farkı betimlemelerin diğer kitaplarında olduğu kadar yoğun olmaması... Kitap birazcık kalın ayrıca mitoloji ve arkeoloji ile birleşince sıkıcı gibi görünse de Ahmet Ümit'in sürükleyici üslubu ile birleşince okurken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız bile...
Çok boyutlu eser demiştim çünkü yalnızca polisiye roman olarak kalmamış. Karakterlerin başlarından geçen olaylar anlatılırken ırkçılık, yurt dışında (bazı ülkelerde) var olan Türk düşmanlığı vb. konulara da atıfta bulunulmuş. Tarihsel bir serüven içerisinde baba kavramının insanların hayatında ne denli güçlü bir etkiye sahip olduğu çarpıcı bir şekilde kurgulanmış…
Yıldız karakteri üzerinden Almanya’ya uyum sağlamış, Alman kültürüne adapte olmuş, üstelik başarılı olmuş bir karakter yaratmış ve aslında şahsen katılmasam da göçmenlere bir şans verilse onların da Türk kültürüne uyum sağlayabilecekleri mesajını vermek istemiş…
Rudolf ve Otto karakterleri ile Almanya’daki neo nazilerin ideolojisi verilmiş ve burada da aslında Türkiye’deki milliyetçiler eleştirilmiş…
Tobias karakteri ile sığınmacılar üzerinden ben ve öteki ayrımı yapmak yerine, yanlış olana birlikte hareket ederek karşı koymalı düşüncesi okurlara verilmeye çalışılmış...
Mitolojiye ilgisi olmayanları bile içine çekecek derinlikte bir kitap… Ahmet Ümit bu kitap için çok çalıştığını bariz bir şekilde göstermiş, kitapta sırıtan, fazla görünecek herhangi bir yan yok… Günümüz Türk edebiyatı için gerçekten çok görkemli bir eser…
OKUMA AZMİNİZ HİÇ BİTMESİN
 
 
 
HAFTANIN YAZARI
NAZIM HİKMET (1902 – 1963)
 
Hikmet Bey ve Celile Hanım’ın oğlu Nâzım Hikmet, 15 Ocak 1902’de Selânik’te dünyaya gelir. Babası Hikmet Bey, çeşitli illerde valilik yapmış olan Nâzım Paşa’nın oğludur. Annesi Celile Hanım ise, dilci Enver Paşa ile Leylâ Hanım’ın kızıdır. İlk kadın ressamlarımız arasında anılan Celile Hanım, kültürlü, sanatçı ruhlu bir kadındır…
Küçük Nâzım ilk eğitimini annesi ve sıkça şiirli toplantılar düzenleyen, kendisi de bir mevlevi şairi olan büyükbabası Nâzım Paşa’dan alır. Ve henüz on bir yasındayken ilk şiirini yazar…  Orta öğrenimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde gören Nâzım, 1915 yılında Bahriye Mektebi’ne girer. 1918 yılında ilk kez bir dergide şiiri yayınlanır. Bu bir aşk şiiridir. Ancak, İstanbul’un işgaliyle birlikte yerini yurtsever nitelikte şiirlere bırakır…
Mezuniyetine üç ay kala geçirdiği bir hastalık nedeniyle Bahriye’den ayrılır. Bir grup arkadaşıyla Anadolu’ya geçer. Ankara Hükümeti’nin görevlendirmesiyle arkadaşı Bolu’da öğretmenlik yapar.  Daha sonra kısa aralıklarla iki kez Moskova’ya gider.
İlkinde Rusya’da gerçekleştirilen ihtilale tanık olur. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi KTUV’da ekonomi-politik öğrenimi görür. İkincisi ise küreğe konulma cezasının verildiği dava nedeniyle zorunlu bir göçmenliktir. Bu kez daha önce öğrenci olduğu Üniversite’de çevirmenlik ve asistanlık yapar. Ceza Yasası’ndaki değişiklik nedeniyle 1928 yılında ülkeye döner. Kısa bir süre cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılır.
Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları, şiirleri yayınlanır. Kitapları basılır. Siyasal ve entelektüel yaşamda aktif bir rol üstlenen ünlü bir şairdir artık. Şiirleri ders kitaplarına girer, oyunları devlet tiyatrolarında oynanır ama kovuşturmalardan da kurtulamaz… Sık sık gözaltına alınır, yargı önüne çıkartılır. Onun etkileyici gücü ürkütmektedir kimi çevreleri… Düzmece davalarla yaşamının on yedi yılı hapishanelerde geçer.
1950 yılında ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenen kampanyalar sonunda çıkarılan Genel Af Yasası’yla serbest kalır. Ne var ki yaşamına yönelik komplolar nedeniyle yeniden yurtdışına çıkar. Ve ölene dek yurduna, halkına, sevenlerine hasret şiirleri yazacağı göçmenlik yılları başlar…
Bu dönemde Uluslararası Barış Ödülü sahibi bir sanatçı olarak  barış hareketi içinde aktif olarak yer alır. Dünya Barış Konseyi Başkanlık Divanı’na seçilir. Ünlü Şostokoviç’e, Şarlo’nun yaratıcısı Charlie Chaplin’e ve Fransız Parlamentosu Başkanı Eduard Heriot’a Uluslararası Barış Ödülü’nü veren jürinin başkanlığını yapar. Cezaevi yıllarından kalan hastalıklar onu rahat bırakmaz ve acılı yüreği 3 Haziran 1963 günü sabahı Moskova’daki evinde durur.
“…yazılarım otuz kırk dilde basılır / Türkiye’mde Türkçemle yasak” dediği şiirleri ancak
ölümünden sonra basılır ülkesinde…


  
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.