banner583
banner661
banner726

Erçin'le Kitap Dünyası

banner476

Doğrudur, kitap okumak karın doyurmuyor. Ancak karnı tok, beyni boş adamlardan çektiğimiz kadar hiç kimseden çekmedik. Zülfü Livaneli Serenad

banner714
Erçin'le Kitap Dünyası

banner721

 
 
HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN KIBRIS KİTAPLARI:
Komşular - Orhan Eskiköy
K.K.T. Cumhuriyetinde Suçlar ve Cezalandırma Prensipleri – Rauf Kürşad
Ada Karanlığı – Turgül Tomgüsehan     
Güçük Prens – Kıbrıs Türkçesi – Antoine de Saint-Exupery
Hukuk Davaları Duruşma Kılavuzu – Hasan Esendağlı
 
 
KOMŞULAR - ORHAN ESKİKÖY

Ödüllü yönetmen Orhan Eskiköy, ilk kitabı Komşular’daki öykülerinde, şehirde, köyde ve kenar mahallelerde değişen komşuluk ilişkileri üzerinden farklı yaş ve cinsiyetteki insan profillerini büyük bir gözlem yeteneğiyle aktarıyor.
Komşuluk kavramını geniş bir bakış açısıyla ele alan on beş hikâyeden oluşan eserde, aynı çevrede mekânsal olarak komşuluk ilişkisi içinde olanların yanında, birtakım komşu duyguların, birbirine komşu anlamların, bir komşudan diğerinin kapısına giden köpeklerin, farklı evlerde birbirine komşu hikâyelerin kahramanı olan kuşların da öyküleri yer alıyor.
Sevgisizliğin, hayatını istediği gibi yaşayamamanın, karşı cinsle ilişkilerin, dostluğun, aile bağlarının kişinin kendisiyle ilişkisi üzerindeki etkisini sorgulayan hikâyeler, hayata ve insanlara farklı bir pencereden bakmanızı sağlayacak.
 
 
 
 
HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN DÜNYA KİTAPLARI:
 
Hayır Diyebilme Sanatı – Sınırların Kadar Özgürsün – Müthiş Psikoloji 
Yaşamak Sakinlik İster - Özgür Bacaksız  
Hayat Kaybettiğin Yerden Başlar - Miraç Çağrı Aktaş  
Balıkçı ve Oğlu - Zülfü Livaneli  
Yanlış Hayat Doğru Yaşanmaz – Ethem Emin Nemutlu
 
 
HAYIR DİYEBİLME SANATI – SINIRLARIN KADAR ÖZGÜRSÜN – MÜTHİŞ PSİKOLOJİ 

Gerçekten “özgür” müsünüz?
Sizin için özgürlük canınızın istediğini yemek, canınızın istediğini giymek, kimin ne düşüneceğine aldırmadan canınızın istediği gibi davranmak, istediğiniz zaman uyumak veya uyanmak mıdır özgürlük.
Yada kendinizle başbaşa kaldığınız tatillerde ulaşılabilir olmadığınız zaman mı özgürsünüz.
Hayatınızın ve kaderinizin ipleri sizin elinizde mi yoksa insanların sizden yararlandığını mı düşünüyorsunuz?
Değişime ne kadar açıksınız?
Aslında bu küçücük ayrıntılar hayat mücadelesi içinde silinir ve sizi siz yapan sınırlarınızdır. Çünkü “özgürlük” sandığınız gibi “sınırsız” olmak demek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmenizle ilgilidir. Diğer bir deyişle, hayır diyebildiğiniz ölçüde, özgürlük alanınıza sahip çıkarsınız.
İşte bu kitap sınırlarınızı doğru çizerek, kendinize geniş bir özgürlük ve özgüven alanı yaratmanın incelikleriyle dolu rehberiniz olacak… Unutmayın Hayır dediğiniz kadar özgürsünüz….
 
 
 
HAFTANIN KİTABI

1984 - GEORGE ORWELL
Sovyet Rusya’ya bir eleştiri niteliğinde olan bu kitap, günümüz siyasetinin baskısı, toplumdaki adaletsizliği, insanların tek tipleştirilmek istenmesi, zihnin kontrolü ve bireyselliğin yok edilmesi gibi kavramlar üzerinde de duruyor. Ütopik olduğu kadar gerçekçi yönlere de yer veren roman, sizi yaşadığınız toplum düzeni içerisinde de düşünmeye davet ediyor.
Okuduğum en iyi kurgusal romanlardan biri. Hem çok eğlenceli, hem çok büyüleyici, hem de çok düşündürücü. Hayal gücünüz siz ne olduğunu anlamadan şaha kalkıyor. Çok az kitap bu etkiyi bırakır. Çok defa kitabı elimden bırakıp kafamda konuşmaya başladığım olmuştur, ama bu kitaptaki kadar fazla ve derinlemesine düşüncelere daldığım hiç olmadı. Kesinlikle tam bir klasik.

 
 
HAFTANIN YAZARI
YAŞAR KEMAL (1923 – 2015)

Romancı, senaryo ve öykü yazarı Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak Adana'nın Osmaniye ilçesinde doğdu. Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde Kürtçe, köyde ise Türkçe konuşurdu.
Luvan aşiretinden olan babası, Birinci Dünya Savaşı çıkınca ailesiyle birlikte ikâmet ettikleri köyden ayrılıp göç etmeye başlamışlardır. Van'dan Diyarbakır'a, buradan da Çukurova'ya bir buçuk yıl süren göç sonucu gelmişlerdir. O zamanlar Kadirli'ye bağlı olan altmış hanelik Türkmenlerin yaşadığı Hemite köyüne yerleşmişlerdir.
Üç buçuk yaşlarında iken bir kurban kesimi sırasında halasının kocasının elindeki bıçağın kayarak gözüne saplanması sonucu sağ gözü kör oldu. Dört buçuk yaşındayken, babası camide namaz kıldığı sırada Van'dan göç ederken ölümden kurtarıp besleyip büyüttüğü Yusuf adındaki oğulluğu tarafından öldürüldü. Bu olaydan sonra on iki yaşına kadar kekemeliğe tutuldu.
 Yazar anılarını anlatırken "Ben babamın camide, o, namaz kılarken yanındaydım, hançerlendiği akşamdan sonra, sabaha kadar yüreğim yanıyor, diye ağladım. Ardından da kekeme oldum ve on iki yaşıma kadar zor konuştum. Yalnız türkü söylerken kekemeliğim geçiyordu. Hiç kekelemiyordum. Kitap okurken de, okur yazar olduktan sonra, hiç kekelemedim. On iki yaşımdan sonra kekemeliğim geçti." diyor

Edebi hayatı

Türk Edebiyatın en önde gelen yazarlarından olan Yaşar Kemal yazın hayatına Türksözü gazetesinde 1939 yılında başlamış ve ilk kitabı Ağıtlar’ı yazmıştır.
Yaşar Kemal'in yayınlanan ilk öyküsü ise önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya ve diğer çeşitli dillere Bebek ilk öykü kitabı ise Sarı Sıcak olmuş ve yavaş yavaş adını duyurmaya başlamıştır. Yazarın yurdunda ve tüm dünyada tanınmasına neden olan kitap ise İnce Memed’dir. Kitap yaklaşık 40 dile çevrilmiş ve dünyada 140 dan fazla baskı yapmış günümüzde bile severek okunan bir başucu kitabı konumundadır. 
Dünyaca ünlü romanı İnce Memed’i 1947 yılında yazmaya başlayan yazar çeşitli sebeplerle romanını yarım bırakmış ve sonrasında 1954 yılında bitirmiştir. Romanın fikir kaynağı yazarın eşkıya olan ve vurulan amcasının oğludur. Eserde yer alan Çakırdikeni hikayesi aslında bir bakıma eşkıyalığın felsefesinin yapılmasıdır.
Yaşar Kemal halkın içinden gelen bir karakter olduğu için haksızlığın hep karşısında durmuş ve siyasi görüşüyle sanatının paralel olduğunu dile getirmekten sakınmamıştır. Genç yaşlardan beri sosyalist politikanın içinde olan yazar dünyaya bakışını söyleşilerinde: "Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi… Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. Ben etle kemik nasıl birbirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum"? diyerek ifade etmiştir.

Yaşar Kemal kitaplarında Anadolu Efsane ve Masallarından yararlanmış böylesine derin bir altyapıyı oluşturmak içinse gençlik yıllarında Çukurova ve çevre illerini karış karış gezmiştir tanıştığı insanlardan birçok şey öğrenmiştir.

PEN Yazarlar Derneği üyesi olan yazar, aynı zamanda 1973  yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk olan Kemal, verdiği bir röportajda "Ölene kadar da aday olacağım." demiştir. Nobel Edebiyat Ödülüne aday gösterilen ve gerek yurt içinde gerek yurt dışında yapılan anketlerde Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması gerektiği konusunda öne çıkan birkaç isimden birisidir.

Yaşar Kemal, Türkiye'den aldığı birçok ödülün yanı sıra Uluslararası Cino del Duca ödülü, Légion d'Honneur nişanı, Commandeur payesi, Fransız Kültür Bakanlığı Commandeur des Arts et des Lettres nişanı, Premi Internacional Catalunya, Fransa Cumhuriyeti tarafından Légion d'Honneur Grand Officier rütbesi, Alman Kitapçılar Birliği Frankfurt Kitap Fuarı Barış Ödülü'nün de bulunduğu yirmiyi aşkın ödül, ikisi yurt dışında beşi Türkiye'de olmak üzere, yedi fahri doktorluk payesi almıştır.
 
 

banner342
banner692
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.