banner583
banner661
banner726

Erçin'le Kitap Dünyası

banner476

Kendimizden ne kadar habersiz olduğumuzu yazdıklarımızı yeniden okurken anlarız. Paul Walery

banner714
Erçin'le Kitap Dünyası

banner721
 
 
HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN KIBRIS KİTAPLARI
Serçe – Zeki Erkut
K.K.T.C’de Suçlar ve Cezalandırma Prensipleri – Rauf Kürşad  
Ada Karanlığı – Turgül Tomgüsehan
Acı Molehiya – Fulya Adalıer Canbolat 
Güçük Prens – Kıbrıs Türkçesi - Antoine de Saint-Exupery
 
SERÇE – ZEKİ ERKUT
1974 Kıbrıs. "Cam kemik hastalığından dolayı vücudu gelişmemiş, 132 cm boyunda Kliru köyünden, “Serçe” lakaplı Takis, babasının zoruyla askere alınır. Askerde mutfak görevine dahi adapte olamamışken, savaşın patlak vermesiyle kendisini Beşparmak Dağları’nda, Türk askerinden kaçarken buluverir. 12 yıl cezaevinde yatan eski bir suçlu olan Kosta ve Kıbrıs’a ilk kez tatil amaçlı gelen fakat babası Kıbrıslı olduğu için apar topar askere alınan Amerikalı Peter ile yolları kesişmiş ve komutanları onlara “sırtınıza dağlara verip kaçacak, saklanacak ve yeniden kaçacaksınız. Güvenli bir bölgeye ulaşana kadar bu özgürlük koşusunu sürdüreceksiniz!” emrini vermiştir. Matematik zekâsı ve sezgileri hayli gelişmiş olan Çavuş Serçe, sorumluluğuna verilen ekiple birlikte büyük bir kovalamacanın ortasında kalmıştır.
Bir yanda doğal güzellikleri, taze havası, şırıl şırıl akan minik deresi ve birbirinden renkli insanlarıyla Kliru köyündeki huzur bir kaza sonucu bozulmakta öte yanda ise savaş tüm acımasızlığıyla devam etmektedir."
 
 
HAFTANIN EN ÇOK OKUNAN DÜNYA KİTAPLARI
 
Şeker Portakalı – Jose Mauro de Vasconcelos
Balıkçı ve Oğlu – Zülfü Livaneli  
Kayıp Tanrılar Ülkesi – Ahmet Ümit
Hazan – Ayşe Kulin
Gitmeli miyim? Kalmalı mıyım? – Hakan Mengüç
 
ŞEKER PORTAKALI – JOSE MAURO DE VASCONCELOS
Acı dolu bir hayat sürdürmek ve bunu yaşamın olağan seyri gibi kabul etmek, ta ki hayattaki en gerçek ve karşı konulamaz acının ne olduğunu öğrenene kadar… Şeker Portakalı; yoksulluk ve sevgisizlik içinde yaşayan küçük Zeze’nin dünyasını, okuyucusuna yalnızca minik bir çocuğun gözünden değil, evrensel bir hakikat penceresinden sunuyor. 
Kendine klasikler arasında hatırı sayılır bir yer edinen bu eser, gerçekçi anlatımı ve duygu ağırlıklı temasıyla Latin Amerika edebiyatını tüm yönleriyle yansıtırken; saflığı, şefkati ve acıyı eksiksiz bir empati ile iliklerinize kadar hissetmenizi sağlayacak.
Hala okumadıysanız büyük kayıp derim.


 
HAFTANIN KİTABI
 
KİŞİSEL BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ – MEHMET AUF
 
Bizi biz yapacak, sıradanlıktan uzaklaştıracak başlıklarda buluşuyor Mehmet Auf okuyucusuyla.
Kendiniz olmaya cesaret etmek, kalbinizin sesini dinleyip harekete geçmek fikri kulağınıza nasıl geldi? Hem heyecan verici hem de azıcık korkutucu ve tuhaf, değil mi?
Daha önce gitmediğiniz bir yoldan gideceksiniz, yaşadığınız veya zaman zaman yaşayacağınız bu hisler o kadar normal ki.
Bu kitap kendimizi sorgularken, farkındalık duymamızı da sağlıyor ve bireysel özgürlüğe giden yolda bir rehber olma niteliğinde. 
Cesur ve keyifli kişisel bağımsızlık bildirgeleri dileğiyle ...


 
 
BRONTË KARDEŞLER (CHARLOTTE, EMİLY VE ANNE)
Charlotte, Emily ve Anne, başyapıt denebilecek eserleriyle İngiliz Edebiyatı’nın klasiklerine girmeyi başarmış şair ve yazarlardır
 
BRONTË AİLESİ
Brontë ailesi, Papaz Patrick & Maria çifti ve Maria, Elizabeth, Charlotte, Branwell, Emily, ve Anne isimli altı çocuğundan oluşuyordu.1820 yılında Haworth’taki papaz evine taşındılar. 1821 yılında Maria (anne) Brontë’nin ölümünden sonra en büyüğü 7 yaşında olan çocuklara teyzeleri Elizabeth Branwell baktı.
1824’te Cowan Bridge Okulu’na gitmeye başlayan kızlarından Maria ve Elizabeth’i verem yüzünden kaybeden baba Charlotte ve Emily’i de okuldan aldı ve Haworth’a geri getirdi. Evin dört küçük çocuğunun eğitimini artık babaları ve teyzeleri üstlenmişti ve çocukların eğitimine 1830 yılına kadar evde devam edildi.
Uzun yıllar hayattan soyutlanmış bir şekilde yaşayan hayal güçleri yüksek ve sanatsal yetenekleri azımsanmayacak derecede iyi olan çocuklar birlikte kendi kurgusal dünyalarını yarattılar ve evde geçirdikleri zaman boyunca kısa öyküler yazdılar. Tüm bu çalışmaları ve erken yaşta geliştirdikleri yazma yetenekleri, onlara yetişkinlik yıllarında çok önemli eserler vermelerinde yardımcı oldu.
 
CHARLOTTE BRONTË (1816 – 1855)
Charlotte, 21 Nisan 1816 yılında İngiltere'de evin üçüncü kızı olarak dünyaya geldi.
Charlotte Bronte  Mirfield'de yer alan Roe Head okuluna devam etti. Burada mezun olduktan sonra aynı okulunda öğretmenlik yaptı. Bir dönem evlerde mürebbiyelik yaptıktan sonra kardeşi Emily ile birlikte Brüksel'de yeniden öğretmenlik yapmaya başladı. 1846 yılında üç kız kardeş belirledikleri mahlaslar ile birlikte şiir kitaplarını yayımladılar. Bu kitap sadece iki adet satmıştı ve büyük hayal kırıklığı yaşamışlardı. 1948 yılında ailede tek erkek olan Branwell'in ölmesi, aynı yıl kardeşinin cenazesinde rahatsızlanan Emily'in ölmesi ve Anna'nın ölmesi ile babası ile tek kalan Charlotte ruhu bir bunalıma girdi. Bu depresyonla yaşasa da yazmaya devam etti. Jane Eyre mahlası ile yayıncıların dikkatini çekmeyi başardı. 
Yayıncıları ısrarı ile Londra'ya seyahat etti. Bu sürede babasına bakması için bir bakıcı tuttu. Bir zaman sonra babasının bakıcısı ile evlendi ve kısa süre sonra hamile olduğunu öğrendi. Hamileliğin 9. ayında tarih 31 Mart 1855 yılında vefat etti. Vefatı ile ilgili varsayımlar üretildi. Tüberküloz, tifüs veya hamiliğinde yaşadığı bir rahatsızlıktan dolayı öldüğü öne sürüldü. 
   
EMİLY JANE BRONTË (1818 – 1848)
Emily Jane Bronte 30 Temmuz 1818 yılında İngiltere’de doğdu. 
Emily, Brontë ailesinin altı çocuğundan beşincisiydi.
Yazarın kaleme aldığı tek romanı Uğultulu Tepeler edebiyat klasikleri içinde önemli bir yere sahiptir. 
Annelerinin ölümünden sonra 3 kız ve 1 erkek kardeşi ile birlikte vakit geçirmek ve eğlenmek için hayallerinde yaşamak istedikleri yerler inşa ediyorlardı. Bu hayali yerlere eserlerinde rastlamak mümkündür.
1938 senesinde Kızlar Akademisinde çalışan Emily Bronte ilerleyen zamanlarda kız kardeşi ile birlikte Brüksel’e gitmiş ve orada özel bir okula devam etmiştir. 
Emily Bronte şiir okumayı çok sevmekteydi. Edebiyata şiir ile başlayan Emily yeteneğini ailesine kanıtladıktan sonra kardeşleri ile birlikte bir şiir kitabı yayınlandı.
İngiltere de kadın yazarların çok kabul görmediği dönemde yaşamış oldukları için 3 kız kardeş erkek mahlasları ile yazılarını yayınlamışlardır. Emily Bronte’nin mahlası Ellis Bell idi.
Yazarın tek romanı olan Uğultulu Tepeler 3 ciltlik bir setin ilk ikisini oluşturuyordu. Romanındaki yenilikçi yapı edebiyat eleştirmenleri oldukça şaşırtmıştı. İlk yayınlandığında çeşitli eleştirilere maruz kalan eser zaman için bir İngiliz klasiği haline gelmiştir. 
Kardeşleri gibi Emily’nin sağlığı yaşam şartları yüzünden oldukça zayıflamıştı. Erkek kardeşinin cenaze töreninde soğuk algınlığı kapmış, tedaviyi reddederek 19 Aralık 1848 yılında hayata gözlerini yummuştur. 
 
ANNE BRONTË (1820 – 1848)
Anne, Brontë ailesinin en küçük çocuğuydu. Annesi öldüğünde henüz 1 yaşındaydı. Söylenene göre Anne, kardeşleri arasından teyzesinin en sevdiğiydi.
1839’da artık 19 yaşına gelmiş olan Anne, öğretmenlik yapıp para kazanmak istiyordu. Aynı yılın nisan ayında Blake Hall’da Ingham ailesi için mürebbiye olarak çalışmaya başladı. Orada kötü günler geçiren Anne, en sonunda kovuldu ve ailesinin yanına geri döndü. Blake Hall’da geçirdiği günler Anne için öyle trajikti ki bunun etkileri onun “Agnes Grey” romanına bile yansıdı. Mürebbiyeliğe devam eden Anne, 1840’tan 1845’e kadar Thorp Green Hall’da çalıştı. Çalıştığı süre boyunca Haworth’a sadece tatillerde geldi.
1846’da “Agnes Grey”, 1848’de “Wildfell Konağı Kiracısı” romanları yayımlanan Anne Brontë, 1849 yılında henüz 29 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
banner342
banner692
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.