banner762
banner815
banner797
banner854

Dilde Değişim Toplumda Değişim

banner476

banner825
Dilde Değişim Toplumda Değişim

  
Yaşamın sürekliliğini, sürekliliğin beraberinde değişimin olduğunu Yunan bilgesi Herakleitos somut bir örnekle belirtmiştir "Aynı ırmağa iki defa giremeyiz;bu geçen başka bir sudur".Gerçekten de insanoğlu doğayla birlikte bebeklikten yaşlılığa giden fiziksel bir gelişme içindedir.
İnsan her yıl aynı baharı aynı güzü aynı yazı yaşadığını sanır.Oysa gelip geçen her mevsimin hatta günün insana getirip götürdükleri bir önceki zamanların tıpkıbasımı değildir. "Tarih tekerrürden ibarettir" diyenler olayların gelişimini ve yaşanış biçimini kalın sınırlar içinde değerlendirenlerdir. Derinlemesine bir inceleme yapmadıkları için olayları neden- sonuç ilişkisi içinde yorumlayamazlar. Bu yorumu yapamayanlar değişmenin olduğunu savunanları da şiddetler eleştirirler. C. Darwin'in "Evrim" kuramı bu eleştiriden payını alan bir kuramdır.
C. Darwin'e göre kömürden yola çıkılarak doğa koşulları altında değişe değişe insana kadar gelinmiştir."Kömürden-bitkiye-bitkiden-hayvana-hayvandan- insana varılmıştır. Yine aynı bilgine göre yaratıklar dünyasında değişmeler pek çoktur. Bu değişme değişen için yararlı olmuştur. Doğal olarak buradaki değişme evrimleşmedir, her evrimleşme de bir ilerleme demek değildir. İnsanın fiziksel evrimleşmesini kültürel gelişimiyle özellik kazanmıştır. Bu gelişim sürecinin en etkili aracı elbette ki dil olmuştur.


Dilbilimci Güray König dil değişimi hakkında şöyle demektedir "İnsanlık tarihi bir ileri geri kavgasıdır. İleri gidişlerin, geri çekilişlerin sonucu hep değişmedir. Doğa bilimlerinde değişim gibi insanlık tarihindeki değişim de evrensel bir olgudur. İnsanlık tarihi yaşantılarını kültürüne yansıtmıştır. Kültürel çevre nasıl değişiyorsa dil değişimi de doğal bir süreçtir.
Dilde değişim öyküsünün kahramanı insandır. Ancak insanın toplumsal rolü söz konusu değişimin belirleyicisidir. Rol, toplumbilimle ruhbilim arasında ya da toplumsal düzeylerle bireysel düzeyler arasındaki bir köprü gibidir." Rol bir davranış biçimidir. Belirli bir toplumda belirli duruma göre kişilere tanınan davranış hakkı ve derecesidir. Her toplumsal yapının kendine özgü bir roller sistemi olmuştur. Bu sistem toplumsal değişmelerin etkisiyle değişmektedir. Cinsiyetler arası, sınıflar arası, kuşaklar arası ilişkilerin rol düzeyinde yaşanmasındaki derece toplumsal yapıdan toplumsal yapıya değişir." Doğan Ergun'un sosyolojik açıdan incelediği toplumsal rollerin dil kullanımıyla doğrudan ilgili olduğunu görmemek olası değildir.
İnsanlık tarihinde gelmiş geçmiş uygarlıklar ve onların kültürleri anlatımlarını ayrı dillerde bulmuşlardır. Bu süreçte dil kültürün betimleyicisi, kurucu ve geliştiricisi olmuştur. Bu nedenledir ki- Ömer Demircan'ın dediği gibi, "İnsanlık anadilini öğrenmesi kültürünü  edinmesinden başka bir şey değildir."
           
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz
Henüz söylememiş olduğum sözdür."
Nazım Hikmet
 
İnsanlığa dil aracılığıyla 20 milyon yıllık bilgi bırakıldığı halde, şairin en güzel sözünün hala söylenmemiş olması dil değişiminin estetik bir gerçeğidir. Çünkü aşk Adem ve Havva'dan beri vardır. İnsanlık tanık olduğu aşkları hiç bir zaman aynı dizelerle anlatmamıştır. İşte çarpıcı bir örnek:
 
Yatmış uzanıp serpili ol nahl-i melahat
Öpsem teb-i dilcusunu bilmem oyanur mı?
Saçlar dağınık, sinesi uryan, kolları mekşut
İnsaf edünüz bu yatışa can dayanur mı?
 
Bu dizeler Orhan Veli'de nasıl değişmiş?
 
Uzanıp yatıvermiş sere serpe
Entarisi sıyrılmış hafiften
Kolunu kaldırmış, koltuğu görülüyor
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok,
Yok benim de yok ama olmaz ki
Böyle de yatılmaz ki.
Her iki şiirin dizelerinin uyandırdığı duygu aynı ama yaşanan zamana seslenişlerinden ötürü değişiktir. Bugünkü kuşağa sorulacak olsa, Orhan Veli'nin üslubu daha beğenilecektir.
Örneklerden de anlaşılacağı üzere söylenmiş sözlerin dilbilgisel yapısı çok yavaş değişirken söz ve anlam dağarcığı çok çabuk değişir.
Toplum dilbilim dildeki söz ve anlam dağarcığının değişimleriyle yakından ilgilenir. Bu yönüyle toplum dilbilim, dil değişim öyküsünün kahramanlarının- yani insanın- yaşadığı çevreyle iletişimini, sosyal rollerinin dili kullanımıyla yakından ilgilenir. Gelenekçi dilciler toplum dilbilimin dildeki değişime pozitif yaklaşımlarından rahatsız olurlar. Değişimi-tarihsel dilbilim dışında- bozulma olarak nitelerler. Oysa dil yalnızca ses ve biçimden oluşmuş bir sistem değildir.
Dilin söz dağarcığı ve bu söz dağarcığının yarattığı bir anlam dünyası vardır. Hepsinden de önce insanın dil beğenisini sağlayan yaşantıları vardır. Burada gelenekçilerin bir türlü kabul edemediği dil değişimi değil , toplumsal değişmelerdir.
Dilimize ve kültürümüze sahip çıkmazsak bu değişim bizi çok hızlı bir biçimde yıkıp geçecektir.
 
 
 
LEFKE’DE BALIK AVI
 
Lefke’de
O dalgalı denizin üzerinde
O eski tahta iskelede
Taş kesilmiş insanlar, oltaları elinde.
Bekliyorlar,
Karış kıyıdan eli dolu gelenleri,
Getirilen eski yurdunun sıcak gemilerde
Kanamış toprağın CMC dehlizlerine ekilen ilk fideyi...
 
O ince yolu izledik uzanan büyük tepeye,
Ulaştık, Kuzeyin rüzgarlarında yakılan o ilk ateşe
Zamansız ilkbaharın
Ansızın battığı yere...
Sözlerin renklerinde dolaştık,
Yeşilin sazsız senfonisinde büyüyen
Kuşların kanatlarına takıldık birden;
Uzayan tarihine konan
İlk taşı örmeye Soli’de
Lefke’de
O eski bahçenin çiçek açmış mersin ağaçları,
Eğilmiş başını yalıyor suyun kıyısını
O ürkek, sokan balığın dikenleri arasına,
Eğilmiş başını izliyor inen akşamın kızıllığını
Uzayan sokaklara, barlara
 
Yemi ağzında,depreştikçe güçsüzlüğünü ortaya koyan
Köleliğin son taşını örmeye Soli’de
Ve bunca bekleyişin semeresini almaya.
Son semeresini köleliğin, hazır ol silmeye Soli
Moldavyalı dilberin dağınık yatağında.
 
Bir kuşun, bir böceğin,
Bir balığın merhabası düşerse alnına
O yaşamın bitip başladığı anda,
Hazır ol çınlayan tininde Soli
Sonsuzluğun merhabasını duymaya.
 
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.