banner875
banner815
banner878

Değerli Dost Türkay Ilıcak’ın Ardından

banner476

banner825
Değerli Dost Türkay Ilıcak’ın Ardından

 
7 Eylül Perşembe günü çok değerli dostum, yazar Türkay Ilıcak’ı kaybettik derin üzüntünü yaşıyoruz. Büyük bir sanatçı daha bu dünyadan göç etti. Yeri doldurulamaz bir insandı. Allah rahmet eylesin. En güzel şiirlerinden birisi olan “Yarım” unutulmayacak şiirler arasındadır.
 Yarım yürüyorum yarı bağımsız ülkemin yarı parke döşeli kaldırımlarında.Elimde yarı yanmış sigaram.Yoldan geçenler yarım yamalak bakışlarla süzüyor beni.Dün Melbourun’ndan geldim görmek için ülkemi.Lefkoşa’dayım.Binlerce hatıramın gömülü olduğuYarısı benim olan şehirde.Yarı vatandaş insanların doldurduğu bir parktan geçiyorumYarı bakımlı.Köşedeki bayiden bir bilet alıyorum yarım.Mevsim kış, hava yarı güneşli, mutluyum.Gazeteciden bir yerli gazete alıyorum yarım milyona.Köşeleri yarı aydınların yazılarıyla dolu.Saat 12.00, günün yarısı.Acıkmışım.“Bir döner kes.” diyorum Girne Kapısı’ndaki dönerciye,Yarım porsiyon.Fiyatını soruyorum, yarım milyon.Yolda arabalar, yarısı yerli, yarısı yabancı.Sohbet ediyorum yarı umutlu dostlarlaYarı mesaili dairelerde.Konumuz maaşlar, ayın yarısında biten.Güneş çoktan çekildi, ay aydın şimdi.Yarı serbest kızlarla çapkın oğlanlarÇoktan randevulaşmışlar yarı harçlıklı.Çoktan düşmüşler yarı dağlık Girne yoluna.Yarı loş diskolarda şimdi âşıklar göz göze, diz dize.Yarı Türkçe müziklerin eşliğinde danslar.Vakit neredeyse gece yarısı.Konsantrem yarım.Şiiri bitiremiyorum.En iyisi böyle kalsın diyorum Yarım
 


TÜRKAY ILICAK’a
SAYGIMLA
RAHMETLE…

(Akay CEMAL abime
Başsağlığı dileğimle…)

Özür dilerim dostum, ülkemin kültüründen…
Göç eyledin apansız, te Melburun şehrinden…
Lâkin, yanlış zamanda, veda ettin a canım;
Geri kaldın! ne yazık… Vah o eli – zabet’ten!
Maraz, hadsiz hesapsız! ellin körü, zabet’çi!
Bilirim, gülüyorsun… göz kırparak, kederli…
Umarım, merak eder, birileri, adını
Yoklarlar facebook’ta, senin gibi adamı…
Saldı ya eşeğini, Kazak Abdal, çayıra;
Bundan gayrı o hesap; ol malûm, anlayanı!
Seni, kitaplarınla; müziğin yontmalarla
Saygımla anıyorum… özlemle, büyük usta…
Bülent Fevzioğlu


 
ANDROMEDA'DA GÖRDÜM ONU
(Biricik eşim Türkay Ilıcak'ın anısına)

Gülümseyerek bana bakıyordu Andromeda'dan! "Gel" diyordu. Bakışlarında insana rehavet veren bir eda vardı. Tüm benliğimle ona bağlandım.
Dile kolay 50 yılı aşkın bir zaman içinde  dolu dolu bir hayatı birlikte paylaştık. Ölüm döşeğinde şuursuzca sağa sola dönüp kıvranırken ellerini kavrayıp defalarca öptüm... öptüm!... Sonra da alnıma koydum çünkü ona geçirdiğim güzel bir ömür için borçluydum. Bu değerli parmaklar insanlara bir şeyler vermenin, yaratmanın yorgunluğu içerisindeydi. Nefes aldığı müddetçe toplumuna hep hızmet etmişti.
O benim eşim, kardeşim ve en önemlisi öğretmenimdi. Bir yaşam boyu bir babanın  çocuğuna pozitif şeyler öğretmeye çalışması gibi üzerimde çalışıyordu. Bana köklerimize, insanımıza, tarihimize saygılı olmayı aşılardı.
Arkasından derin izler bırakarak cüsseli bir yıldız gibi kayıp gitti! Bu gerçek yüreklerimize taş gibi otursa da kabullenmekten başka yapılacak hiçbir şeyimiz yok çünkü dünya bir pencereydi her gelen bakıp geçiyordu.
Kadim çağlarda "tanrılar", ve günümüzdeki "tanrı"; insanoğlunu yaratırken ona ölümlülüğü üflemiş. O nedenle hepimiz de aynı yolun yolcusuyuz ve bir gün kimbilir Andromeda'ya komşu Ninurta, Marduk, Pleiades takım yıldızlarında veyahut da rüzgarlı yüksekçe, karlı bir tepenin zirvesinde buluşacağız.
Varolduğundan beri ateş ve kanla sınanan gezegenimiz ekseninden bir, iki derecelik bir kaymada allak bullak olabilecek iğreti temeller üzerine oturtulmuş. Hernekadar bilge insanlar ölümsüzlük için uğraşsalar bile, yine de bir yol ayrımına gelmemiz kaçınılmaz gibi gözüküyor.
O şimdi "hibernasyon" denen derin bir kış uykusunda. Kış uykusuna yatan canlılar ve yapraklarını döken ağaçlar gibi!...Baharla beraber yarın daha gürbüzce filizlenip yeşillenecek.
Can candır. Herkesinki de candır. Canın üstüne can olmaz. Can yüniktir, unutulmaz. Hepimizin de başı sağolsun.
Sen, sevgili eşim Türkay Ilıcak, daima kalbimde, içimde olacaksın. Duyduğum her seste senmisin diye bakınacağım. Kapı her çalındığında omudur diyeceğim. "Kanolalarla" halıyı andıran tarlalarda hep seni arayacağım. Şu anda güneş tepemde sımsıcacık olsa da yaslı içimi ısıtamıyor. Beyaz ve pembemsi gelinlikleriyle badem ve erik ağaçları teselli veremiyor.
Anasını satayım. Yak bir cigara!..
Zaten ha varmışım ha yok!!!
(Günlerden beri bizleri arayıp soran, taziyelerini iletip dertlerimize ortak olmaya çalışan eş, dost, hısım, akraba, arkadaş ve dostlara ve ayrıca Goulburn Valley Health'te (Shepparton), canla başla sıkılmadan insanlık adına çalışan, yardımcı olan doktor ve hemşirelere sonsuz sevgi ve teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim).
Özgül Ilıcak
11/9/2022
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.