banner875
banner885
banner878

14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Bir Deneme

banner476

banner825
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Bir Deneme

  
            Bu hafta sevgililer günü, gazetelerde, dergilerde, dükkanlarda bol bol bu haftayla ilgili reklamlar görebiliyoruz. En güzel manzara bizde, en iyi pırlanta bizde vb. gibi. Aslında bu haftayı hiç sevmem. “Neden derseniz!”. Sevgililer günü  tam bir tüketim günü. İnsan sevdiğini anımsaması için ile de özel bir güne mi ihtiyacı var. İnsan severse her gün sever. Tabii tüketim toplumu olduğumuz için bize sevmemiz için bir de “Sevgililer Günü” icat ettiler. Aslında insan her zaman için sevgiyle doludur ve sevgiye ihtiyacı vardır. Bu sevgi tinsel veya bedensel olabilir, uzaktan platonik olabilir önemli olan insanın sevebilmeyi bilmesidir. Bugünlerde ne kadar sevebiliyoruz;insanları, çevreyi, doğayı, ülkemizi, hayvanları vb. Sevmeyi  unutan bir dünyada yaşıyoruz. Maddi dünya etrafımız sarıp sarmaladı. “Paylaşıldıkça büyüyen tek şeydir” sözünü unuttuk. Yaşama sevincimizi kaybettik. Etrafımızdaki güzellikleri görmezlikten gelip, yok ediyoruz. Sonra sıkılıp yapacak hiçbirşey yok diyoruz. Nermi Uygur hocamızın dediği gibi  :


“Başka sevgisi olmazsa
bazı şeyler olur olmasına
gene de birçok şey olmaz ama:
 
Köprü olsa bile birleşme olmaz,
akıl olsa bile bilim-felsefe olmaz,
ilişki olsa bile arkadaşlık olmaz.
 
Başka-sevgisiz dünya:
Dilsiz ağız
sevinçsiz bayram
gençliksiz ülke.
 
Başka sevgisi olmazsa
bazı şeyler olur olmasına
gene de birçok şey olmaz ama:
 
Yaprak olsa bile rengi olmaz
halı olsa bile örgüsü olmaz
yürek olsa bile vuruşu olmaz.
 
Başka-sevgisiz dünya:
Gelinsiz damat
konuksuz ev
üzümsüz bağ.
 
Başka sevgisi olmazsa
bazı şeyler olur olmasına
gene de birçok şey olmaz ama:
 
Ceviz olsa bile içi olmaz
duyum olsa bile sanat olmaz
deniz olsa bile ışıltısı olmaz.
 
Başka-sevgisiz dünya:
Gülümsemeyen yüz
uykusuz gece
yağmursuz tarla.
 
Başka sevgisi olmazsa
bazı şeyler olur olmasına
gene de birçok şey olmaz ama:
 
Gerçeklik olsa bile düş olmaz
yazın olsa bile şiir olmaz
ben olsa bile sen olmaz.
 
Başka-sevgisiz dünya:
Elsiz ayaksız gövde
düşünmeyen beyin
gönülsüz eylem.”
 
 
Genelde kadın için tüm sevgililerin kökü kaynağı erkek; er­kek için de kadın. Kadın açısından bakınca, erkek olmasaydı; erkek açısından, bakınca kadın olmasaydı, - her ikisi için: ne doğa sevgisi, ne eşya sevgisi, ne sanat sevgisi, ne de tüm öbür sevgiler diye birşey olur­du.
* Gençken: neleri seviyordum? nasıl seviyordum? ne kadar seviyordum? Onyıllardan sonra şimdiyse: neleri, nasıl, ne kadar se­viyorum? Görünüşte nerdeyse birbirinin tıpatıp benzeri bu iki so­ru öbeğine verilebilecek serinkanlı yanıtlarda tüm özgelişmem, in­san, doğa, kültür anlayışım, yosunlaşmalarım, bunalımlarım, atı­lımlarım, - tüm oylumu niteliği, yöneltisiyle yaşamımın duyarlı bir depremölçeri bu yanıtlar; neyse ne, varlığımın önemli bir gös­tergesi bu sözünü ettiğim yanıtlar.
 
Sevgi doğrultumda: eskiden yapabildiklerim girerdi sevgi-çevreme. Sonra sonra yapamadıklarım da. Hâlâ yapamadığım öyle çok şey var ki. Gene de bazan, sevgi-çevremin dışı diye bir yaşam tasarlayamıyorum artık. Sevgi-çevremin dışında kalan bir alan yokmuş gibi geliyor, - bir yanılsama belki, yaşama-gerçekliğim bu ama.

 

 Severken yaşayan, yaşarken seven için en önemli şey: başkala­rı ayırdına varmasa da, dile getirilemeyen küçük ayrıntılardır. (Ah, ayrıntılar!) Hertürlü biçimsellikten öte, sevgiye, yani yaşama öz kazandıran öğelerdir ayrıntılar.
 
Savaşlar, acımasızlıklar, saldırganlıklar almış yürümüş olsa bi­le, insanın varolduğu heryerde sevgi de gösterir kendim, ama az ama çok.
Sevgi insandan olma, insan sevgiden kopamama. Her ikisinin kökenleri daha derinlere gitse de gerçek bu.
 
Kavuştuğun şey, kişi gerçekten sevmediğin birşey, bir kişiyse, kısacık bir süre sonra, olanca anlamını yitirir senin için.
Kavuşsan da, bitmek tükenmek bilmez sevdiğin şey, sevdiğin kişi.
 
Sevgiyi önce biriktir, sonra harcarsın, - yok öyle şey! Birikir harcanır türden değil çünkü. Zorlamalı bir yakıştırmayla, böylesi türden saysak bile, birikirken birikmeden harcanan, harcanırken harcandıkça biriken bir gerçeklik o.
 
Düzmece sevginin kendine özgü yazgısı var: kısa sürede ya sen onu yer bitirirsin, ya o seni yer bitirir.
Gerçekten sevgi varsa bir yerde, bayağılaşmaya yer yok orda.
 
Sevgisizlik mutsuz kılıyor, sevgimizle mutlu değiliz.
    Bir sevgiye ilişkin acılan, ancak daha baskın bir sevgi-mutluluğu Örtebilir.
Tam sevginin ne olduğunu, ne olmadığını öğrenir gibi oluyor­sun, bir de ne göresin: sevecek zamanın kalmamış artık.
 
 
 
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.