banner762
banner815
banner797

KIBRIS’TA BAĞIMSIZ VE EGEMEN İKİ EŞİT DEVLETİN VAR OLDUĞU KABUL EDİLMEDİKÇE (2)


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 02 Temmuz 2022, 23:17

Dün olduğu gibi bugün de Rum-Yunan ikilisinin hedefi tarihin derinliklerinden gelen Megali-İdea hayalleri çerçevesinde Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını gerçekleştirmektir diğer bir değişle Enosis’in gerçekleşmesini sağlamaktır. Bunun için de şimdilerde Rum-Yunan ikilisinin son olarak ana hedefleri 28 Haziran 2017’de  CransMontana’da başlayan  ve 7 Temmuz  sabahının çok erken saatlerinde  saat 03.30’da terk ettikleri ‘sözde’ Federasyon görüşme sürecine kaldığı yerden yeniden başlanmasını sağlamak olup günümüzde bu yönde girişimlerde bulunmaya devam etmektedirler.
Unutmayalım ki  7 Temmuz 2017 sabahı saat 8.30’da basın mensuplarına yapmış olduğu açıklamada KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı sayın Mustafa Akıncı:“Bu Bizim Neslin Son Denemesiydi” derken T.C Dışişleri Bakanı sayın Mevlüt Çavuşoğlu: “Federasyon görüşme süreci bir kez daha başlamamak üzere sona ermiştir” demişti.
Biraz daha gerilere gidecek olursak  Kıbrıs’ta siyasi çözüm adına verdiği tüm tavizlere karşın hedefine ulaşamayan  KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı sayın Mehmet A. Talat: “Daha Ne Yapayım? Gidip kendimi Saray Önünde Asayım mı?” demekten kendini alamamıştı..
Ancak ne var ki günümüzde KKTC’de  bazı siyasi partilerimiz hala daha ‘sözde’ Federasyon görüşmelerine yeniden başlanmasını dile getirmekte ve Rumlarla Federasyon çatısı altında yan yana yaşamayı hedeflemeye devam etmektedirler. Bazı çevreler çok iyi bilmelidirler ki o günde de  Rumların hedeflediği Federasyonla Türklerin hedeflediği Federasyon arasında çok fark vardı ve dün olduğu gibi bugün de Rum liderliğinin hedefi adı ne olursa olsun olası bir siyasi çözümle hedefleriEnosis’e giden yolu açmaktır.Dolayısıyla Federasyon görüşme sürecinin bir kez daha başlamamak üzere 7 Temmuz 2017 sabahının erken saatlerinde CransMontana’dasona erdiği kabul edilmelidir, bunun geriye dönüşü yoktur..
Geriye dönüp bakacak olursak 27-29 Nisan 2021 tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleşen 5+BM Konferansında sunduğu öneride  KKTC Cumhurbaşkanı sayın Ersin Tatar:  “Egemen Eşitlik ve Eşit Uluslararası Statü” konusundaki pozisyonu karşı tarafı şaşkına çevirmişti. Sayın Ersin Tatar’ın sunduğu öneride iki devletin bir birini “Eş Zamanlı Olarak Tanıması” da gündeme getirilmişti.
O günde T.C Dışişleri Bakanı sayın MevlütÇavuşoğlu; Kıbrıs Türk tarafının yeni çözüm vizyonuna tam destek verdiğimizi ve “Tek Gerçekçi Çözümün Yeni Müzakerelerin İki Toplum Arasında Değil, İki Devlet Arasında Yapılması Olduğunu” belirtmişti.
Yine, yakın geçmişe dönüp baktığımızda  22 Haziran 2022 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre KKTC Dışişleri Bakanı sayın Tahsin Ertuğruloğlu: “Rum tarafının son dönemde yeni bir fikirmiş gibi sunduğu sözde “Güven Yaratıcı Önlemler”  paketine ilişkin ülkede bazı çevrelerin yaptığı olumlu yorumları şaşkınlıkla izlediğini kaydederek, “Bu paketin  tek hedefi Rumların ‘devlet’, Türklerin de “O devletin bir toplumu” statüsünü pekiştirmektir.” Dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kıbrıs meselesinde adil ve  kalıcı bir anlaşmaya varılabilmesi için ortaya koyduğu yeni devlet politikasının, iki ayrı egemen eşit devlet gerçeğinin bazı kesimler tarafından  benimsenmemiş olmasının  üzüntü verici olmakla birlikte şaşırtıcı  olmadığını kaydeden sayın Tahsin Ertuğruloğlu:
“Ayni çevrelerin neredeyse 60 yıldır süregelen müzakere süreçlerinde görüşülmüş ve bir uzlaşıya varılamamış olan ‘Federasyon’  temelinde bir anlaşma, hala ulaşılması mümkün bir hedefmiş gibi ümitle bahsetmeleri manidardır . Rum tarafının yıllardır reddettiği ve bugün  dünyanın gözünü boyamak için kabul ediyormuş gibi göründüğü ‘Federasyon’  modelinin aslında  Rum liderliği tarafından  sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin’  evriminden oluşacak bir model olarak yorumladığını görmemek veya görmezden gelmek ise gerçekten manidardır. Bu kesimlerin gerçeklerle yüzleşebilmeleri için   öncelikle, ‘Federasyon’ formülüne dayalı müzakere süreçlerinin bugüne kadar neden sonuca varmadığının cevabını görmeleri ve vermeleri gerekmektedir.”
..Rum tarafının , adada anlaşma ve uzlaşıcı tarafmış gibi uluslararası topluma şirin gözükmeye çalıştığının ortada  olduğunu kaydeden  sayın Tahsin Ertuğruloğlu, “Proaktif eylem ve söylemlerini yoğunlaştırdıkları bir dönemde bunları saklamaya çalışmak ve toz pembe tablolar  çizmek kime hizmet etmektedir, sorgulanması gerekir.” İfadelerini kullandı. Açıklamasında sayın Tahsin Ertuğruloğlu: “Bugün  adada iki ayrı egemen eşit devlet olduğu ve bu iki devletin kendi toprakları üzerinde ayrı egemenlik hakları bulunduğu tartışılmaz bir gerçektir.  Bu gerçek ne kadar erken idrak edilirse, Rum boyunduruğu altına girmek istemeyen atalarımızın verdiği onurlu bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi bir o kadar taçlandırılacaktır..
..Bir kez daha altını çizmek isterim ki; Kıbrıs meselesi bir statü meselesidir. Bugün Adada gerçekçi bir anlaşmaya varmanın tek yolu, iki tarafın görüşmeler öncesi statülerinin eşitlenmesi, yani bir anlaşmayı  iki egemen eşit devletin müzakere edeceği gerçeğinin kabul edilmesidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni devlet politikası ise bu gerçeğe  dayanmaktadır ve  Anavatanımız Türkiye’nin tümüyle desteklediği bir politikadır.” Dedi..
Yerel yazılı basınımızda yer alan haberlere göre bazı Rum yetkililer,  Enosis’in önünü açacağı düşüncesinden hareketle  federasyon çözümünde ısrarcı olmaya devam edeceklerini dile getirdiklerini görüyoruz. Bu gerçekler ortada iken KKTC’de ise  bazı milletvekillerinin hala daha ‘sözde’ Federasyonu savunur olması, bazılarının  hala daha  Kıbrıs Cumhuriyeti zemininde  siyasi çözüm önermeleri bayağı düşündürücüdür!. Tek devlet, tek egemenlik , tek uluslararası temsiliyet de neyin nesi? Dahası her vesile ile Rum liderliği “Garanti Antlaşmaları iptal edilmeli Türk Askeri Kıbrıs’tan ayrılmalı” diyor..
Çok iyi bilinmelidir ki Kıbrıs Türk Halkının, Rumlarla ‘sözde’ Federasyon çatısı altında yaşamak için bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden vazgeçmesi söz konusu olamaz. Kıbrıs Türk halkı,  1963-1974 yılları arasında Rum-Yunan ikilisinin gerçekleştirmiş oldukları silahlı saldırıları ve katliamları unutmadı ve unutmayacaktır..
Rum-Yunan ikilisinin hedefi, Megali-İdea hayalleri çerçevesinde Kıbrıs’ı yaşanamaz hale getirmektir. 21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırıları ile başlayan  ve 11 yıl boyunca  Kıbrıs Türk halkına karşı silahlı saldırılarda ve katliamlarda bulunan Rum-Yunan ikilisi Kıbrıs Türk Halkına neler yaşattıklarını ne çabuk unuttular?Kıbrıs Türk Halkının Rumlarla ‘sözde’ Federasyon çatısı altında yaşamak için bağımsız ve egemen devletimiz  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden vazgeçmesi söz konusu olamaz.  Kıbrıs Türk Halkı 1963-1974 yılları arasında yaşadıklarını unutmadı ve unutmayacaktır..
Sonuç olarak; 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile her şeyden önce iki bölgelilik oluştu, 15 Kasım 1983’te bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.Çok iyi bilinmelidir ki  yıllarca devam eden Federasyon görüşme süreci   bir daha başlamamak üzere tarihe karışmıştır. Bağımsız ve egemen iki devletli siyasi çözüm gündeme gelmelidir.
KKTC Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi sayın Ergün Olgun’un 29 Haziran 2022’de dile getirdiği gibi Kıbrıs’ta ortak bir zeminin oluşabilmesi  ve sürdürülebilir bir anlaşmanın gerçekleşebilmesi için tarafların denkliği sağlanmalıdır. 
Rum-Yunan ikilisi istese de istemese de   Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır ve var olmaya devam edecektir..Kıbrıs Türk halkı olarak diyoruz ki;  bağımsız ve egemen devletimiz ebediyen yaşayacak ve de Türk Bayrakları ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrakları bu topraklarda ebediyen yan yana dalgalanmaya devam edecektir..
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.