banner583
banner661
banner726

“Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz”

banner476

Kıbrıs sorununda da “müzakere olsun diye müzakere” istemediklerini söyleyen Hristodulidis, “Kıbrıs sorununun çözümünden sonra herhangi birinin, özellikle merkezî düzeyde kararların etnik olgulara ve/veya üçüncü devletlerin arzularına göre alınmasını isteyeceğini düşünemiyorum”

banner714
“Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz”

banner721

Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, “bölgede güvenliği sağlama çabasında kararlarını, Türkiye’nin ne yaptığına bakarak almadıklarını” söyledi.

Kıbrıs sorununda da “müzakere olsun diye müzakere” istemediklerini de söyleyen Hristodulidis, “Kıbrıs sorununun çözümünden sonra herhangi birinin, özellikle merkezî düzeyde kararların etnik olgulara ve/veya üçüncü devletlerin arzularına göre alınmasını isteyeceğini düşünemiyorum” ifadesini kullandı.

Hristodulidis, Kudüs zirvesinin ardından haftalık Kathimerini’ye verdiği ve daha çok Rum tarafının enerjiyle ilgili vizyonunu ortaya koyduğu ilk röportajında, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın geçen hafta aynı gazetede yayımlanan röportajında vurguladığı bir olumlu oy konusuyla ilgili soruya da cevap verdi.

OLUMU OY KONUSUNDA “ÇÖZÜM” ÖRNEKLERİ…

Gazetenin “olumlu oy konusunda, daha önce söylenenlerin ötesinde kabul edilebilir çözümün ne olabileceği” sorusuna karşılık işleyebilirlik ve sürdürülebilirliğin Kıbrıs sorununun olası çözümünün en önemli bileşenlerinden görülmesi gerektiğini söyleyen Hristodulidis, özetle şunları ekledi:

“Kıbrıs sorununun çözümünden sonra herhangi birinin, özellikle merkezî düzeyde kararların etnik olgulara ve/veya üçüncü devletlerin arzularına göre alınmasını isteyeceğini düşünemiyorum. Bu tür çözümler bazı devlet örneklerde benimsendi ve/veya dayatıldı. Sonuçlarını, sürüklendikleri çıkmazları ve önemli konularda karar almanın imkansızlığını görüyoruz. Herhangi birinin, özellikle de biz Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin yeniden birleşmiş devlette bu tür durumlar istediğini düşünmüyorum. Bu konuya çözüm bulmak için Başkan Anastasiadis yardımcı olabilecek bir yaklaşımı düşünce malzemesi olarak önerdi. Bu konuyu göğüslemek için, elbette siyasi eşitliğe mutlak saygı göstererek hep birlikte çalışmamız önemlidir. Türk tarafında gerçekten siyasi irade olursa ve olası bir çözümün işleyebilirliğinin ve sürdürülebilirliğinin öneminde hepimiz hemfikir olursak çözümler olduğunu düşünüyorum.

Kıbrıs sorunu kamuoyu önünde müzakereyle veya kamuoyuna yönelik açıklamalarla çözülemeyeceğinden detaya girmeyeceğim ancak çözümler olabileceğini düşünüyorum. Örneğin, başkan ve başkan yardımcısının Kıbrıs halkının bütünü tarafından, yüzde oranlarıyla ortak oy pusulasıyla seçilmesi veya ideolojik yaklaşımlar temelinde iş birliklerine olanak tanıyan bir parlamenter sistem bütün Kıbrıslıların çıkarına seçeneklerdir.”

“REFERANS ŞARTLARINDA 4 TEMMUZ TUTANAĞI OLMAZSA MÜZAKERE BAŞTAN BAŞLAR”

Gazetenin “Sayın Lute 4 Temmuz tutanağı hakkında bilgilendirildi ancak içeriğinin referans şartlarına girmesi ve Kıbrıs Türk tarafınca kabul edilmesi mi bekleniyor?” sorusuna karşılık Hristodulidis, “Size, bizim ve Kıbrıslı Türklerin talebi üzerine 4 Temmuz’da netleştirilen Guterres Çerçevesi’nde neden ısrar ettiğimizi anlatayım” dedi, şunları söyledi:

“Çok basit, çünkü yeni çabaya bu olmadan başlarsak, son müzakere sürecinin, 1976’dan beri müzakere tarihinin en önemlisi olan önemli bir kazanımı kaybedilir. Bu olmadan, aslında müzakerelerin baştan başladığı anlamına gelir, böyle bir gelişmenin de Kıbrıs sorununun çözüm perspektifi açısından ne anlama geleceğini anlarsınız. Referans şartlarında bu da, 2014 ortak açıklaması da, son çabada ortaya çıkan diğer unsurlar da olmadan özlü ve hedeflenen müzakerelerden söz edemeyiz, müzakere için müzakere söz konusu olur ki biz asla böyle bir şey istemiyoruz.”

DOĞU AKDENİZ’LE İLGİLİ VİZYON…

Hristodulidis, Rum tarafının Doğu Akdeniz ile ilgili vizyonunun, içerisinde bulunduğu çok düzeyli iş birliklerinin bölgesel bir güvenlik ve iş birliği örgütüne dönüşmesi olduğunu söyleyerek özetle şunları ekledi:

“Yani, kendi aramızda, aşamalı olarak bölge devletlerinin olanaklarını ve perspektiflerini güçlendirecek bir kurumsal bağlantı. Coğrafyayı değiştiremeyiz, ortaya çıkabilecek menfaatten ortaklaşa yararlanabilecek şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Bölgeyle ilgili vizyonumuz da Üçlü İş Birlikleri Daimi Sekreterliği kurma kararı da bu çerçevededir. İsrail ile üçlü zirveye ABD’nin de ad hoc (geçici) olarak katılması, bu bölgesel planlamaların öneminin uluslararası sistemin güçlü oyuncuları tarafından kabul edildiğini ve yeni iş birliği perspektifleri açtığını gösterir.”

Nikos Hristodulidis bölgede güvenliğin gerek bölgede faaliyet gösteren şirketler ve onların ülkeleriyle ortak eylemler örgüsü aracılığıyla, gerek bölge ülkeleriyle geliştirdikleri ikili, üçlü ve çok taraflı iş birlikleriyle, gerekse AB üyesi olma sıfatıyla kurulduğu görüşünü ortaya koydu, özetle şunları ekledi:

“Diğer konularda olduğu gibi, bölge güvenliğini güvenceye alma çabasında da kararlarımızı, Türkiye’nin ne yaptığına ve ne dediğine bakarak almıyoruz. Bir olumlu ajanda (iş birliklerimiz herhangi üçüncü bir ülke aleyhine değildir) temelinde çalışıyoruz. Üçüncü tarafların bize jeostratejik önemi büyük bir bölgede sorunlu bir devlet olarak değil, güvenlik ve istikrar sağlayıcısı olarak yaklaşmasının sebeplerinden biri de budur.”

banner342
banner692
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.