banner583
banner590
banner529
banner570

Türkiye sondajlarına devam ettiği sürece pasif kalamayız

banner476

Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis “Türkiye Kıbrıs’ta yasadışı sondajlarına devam ettiği sürece pasif kalamayız, AB’de her zamanki işimize devam edeceğiz” dedi

Türkiye sondajlarına devam ettiği sürece pasif kalamayız

banner601
Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorununda “Herkes müzakere masasında değerlendirilecek, aleni açıklamalarla değil” dedi ve Rum yönetiminin gayriresmî beşli konferanstan ve müzakereleri yeniden başlatma çabalarından beklentilerini açıkladı.
Nikos Hristodulidis 2021’in ilk röportajını verdiği Alithia’ya, Rum yönetiminin AB’den Türkiye’ye yönelik yaptırımlar meselesini “caydırıcı güç eksikliğinin dengelenmesi” olarak algıladığını da söyledi.
Gazete röportajı manşetten “Nikos Hristodulidis: Herkes Müzakere Masasında Değerlendirilecek… Birileri Katılsın Ya Da İtiraz Etsin Müzakereler Belirli Bir Çerçeve İçerisinde Yapılır… Dışişleri Bakanı Alithia’ya Kıbrıs Sorunu ve 2021’in Meydan Okumaları Hakkında Konuştu” başlığıyla aktardı.
Gazete Hristodulidis’in “Türkiye Kıbrıs’ta yasadışı sondajlarına devam ettiği sürece pasif kalamayız, AB’de her zamanki işimize devam edeceğiz. Sonuç zaman ve emek gerektirse bile talep etmekten korkmamamız gerekir. Yaptırımlar yalnız Türkiye’yi müzakere masasına yönlendirmek ve müzakere gücümüzü artırmak için bir önlem olarak değil, aynı zamanda Türkiye ile olası bir yargı mücadelesinde delil olarak da faydalıdır” sözlerini öne çıkardı.
Ellerindeki bilginin, BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un şubat ayının ilk yarısında gerçekleştirilecek gibi görünen gayriresmi beşli konferansın hazırlıkları için Ocak ayının ikinci yarısında Ada’ya yeniden geleceği yolunda olduğunu anlatan Hrtistodulidis, özetle şunları ekledi:
“Bütün müdahil tarafların gayriresmî konferansın yapılmasına olumlu cevap vermiş olması olumlu. Şu anda önemli olan gayriresmî konferans aracılığıyla olumlu bir sonuç alınmasıdır ve bizim için ideal olan, özlü müzakerelerin Crans Montana’da kaldığı yerden yeniden başlamasıdır. Son müzakere prosedürünün kazanımlarının güvence altına alınması hayati önem taşıyor ve bu yönde çalışıyoruz. Sayın Lute’un beklenen ziyaretinin ana hedefinin gayriresmî konferansın sonucu için zemin hazırlamak olduğunu düşünüyorum.”
AB UNSURU…
Cumhurbaşkanı Tatar’ın ve Türkiye’nin ortaya koyduğu tezler ile konferanstan Rumlar açısından olumlu bir sonuç çıkması ümidi olup olmadığı sorusuna karşılık “Elbette dile getirilen tezler bizi çok kaygılandırıyor” diyen Hristodulidis, şunları söyledi:
“Buna rağmen, geçmişte de gerek kamuoyu önünde dile getirilen gerek müzakerelerde sunulan tezlerin böyle içerikleri vardı ancak bu bizi, Kıbrıs sorununa uzlaşılmış BM çerçevesi içerisinde kapsamlı çözüm için çabalamaktan vazgeçirmedi. Sayın Eroğlu ile 2014 Ortak Açıklaması yapıldığında ve müzakereler yeniden başladığında şartlar zordu. Hepimiz, birileri katılsa da itiraz da etse belirli bir çerçeve içerisinde kurulacak müzakere masasında değerlendirileceğiz, aleni açıklamalarımızla değil. Türkiye’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamaları ve kabul edilemez ve kınanan eylemleriyle ilgili bir de gelişme var. Türk söylemi ve eylemleri vesilesiyle, Kıbrıs sorununun çözüm prosedüründe yoğun faaliyet gösterilmesini isteyen bir AB unsuru görüyoruz. Bu son aylarda çok istediğimiz ve çok da kutladığımız bir şeydi çünkü genel AB çerçevesi ve müktesebat müdahil taraflar arasında halen yaklaşım farkları bulunan konulara çözüm getirebilir. Aynı zamanda, mevcut konjonktürde AB’nin Kıbrıs sorununun çözüm şeklinin uzlaşılmış çerçevenin dışına çıkamayacağı tezi nettir ve bu pozisyonunu BM’ye de Türkiye’ye de Kıbrıs Türk tarafına da iletmiş olması çok önemlidir.”
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kısa süre önce Türkiye-AB ilişkilerinin güçlendirilmesi arzusunu dile getirdiğini de hatırlatan Hristodulidis, “Böyle bir gelişme kuşkusuz Avrupa Konseyi’nin, kararlarında netleştirdiği üzere Kıbrıs sorunundan da geçer” dedi.
“KESİN OLAN TEK ŞEY KIBRIS SORUNUNUN ANCAK MÜZAKERE MASASINDA ÇÖZÜLEBİLECEĞİDİR”
Bazı Rum siyasi partilerinin, Türk tarafı BM’nin de müsamahası ile müzakere masasına yeni talepler ve iki devlet önerisi koyacakken Rum tarafının beşli konferansa katılmasının bile tehlikeler içerdiği ve tehlikeli emsal teşkil edebileceği” görüşünde olduğu hatırlatıldığında sözlerine “Müzakere seçeneğinin alternatifi varsa, dinleyelim” diyerek başlayan Hristodulidis, özetle şöyle devam etti:
“Kesin olan tek şey Kıbrıs sorununun ancak müzakere masasında çözülebileceğidir ve zamanın geçmesi sadece kabul edilemez emrivakileri kalıcılaştırdığı ve çözüm perspektiflerini uzaklaştırdığıdır. BM hakkında dile getirilen endişeye gelince, Genel Sekreter her iki lidere de hitaben, diğer şeyler yanında müzakerelerin kazanımlarının değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti ki bu uluslararası unsurun da Güvenlik Konseyi’nin de tamamen katıldığı bir şeydir. Genel Sekreter adına Sayın Lute tarafından sürdürülen inisiyatifin Güvenlik Konseyi tarafından Genel Sekreter’e verilen ve istenilen hedefin iki bölgeli, iki toplumlu federasyondan başka bir şey olmadığını açıkça kapsayan yetki temelinde yürütüldüğünü ekleyeyim.”
TEK HEDEF İKİ BÖLGELİ İKİ TOPLUMLU FEDERASYON
Hristodulidis, müzakerelerin yakın zamanda başlayacağı konusunda iyimser olup olmadığı ve müzakerelerden ne bekledikleri sorulduğunda, kesin olarak Rum tarafının özlü müzakerelere en kısa zamanda Crans Montana’da kaldığı yerden yeniden başlamaya hazır olduğunu söyleyebileceğini belirtti, hedeflerini de şu sözlerle izah etti:
“Kıbrıs sorununa iki bölgeli, iki toplumlu federasyon zemininde kapsamlı çözüm. Size bunun, uluslararası toplumun da isteği olduğunu söyleyebilirim. Bu istikamette çalışıyoruz ve tek hedefimiz de budur. Zorluklara ve Türk yaklaşımlarından kaynaklı kötümserliğe rağmen, uluslararası toplumun yardımı ve AB’nin özlü katılımı ile bu çözüm yönünde olumlu gelişmeler olabilir.”
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çalışmaları ve kapalı Maraş’taki gelişmeler devam ederken müzakerelere katılıp katılamayacakları sorulduğunda Hristodulidis, “Gayriresmî konferans özlü müzakere değil, bu hedefe varmamız, yani özlü müzakerelere yeniden başlamamız için bir çabadır. Özlü müzakerede BM Genel Sekreteri’nin müzakere masasındaki çabayı güçlendirecek ‘uygun bir ortam’ olması çağrısına cevap verilmesi gerekir” dedi, şunları ekledi:
“Bu çerçevede, örneğin gerçekleştirilecek gayriresmî konferansta gerçek bir olumlu sonuca varma perspektifi olması için özlü müzakerelere yapıcı katkı sağlayacak bir ortam yaratılması için bir taahhüt olabilir.”
GEVŞEK FEDERASYON VEYA KONFEDERASYON…
Hristodulidis’e kısa süre önce, Kıbrıs için, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çerçevesinden çıkmayacak gevşek federasyon veya konfederasyon görüşülebileceğini söylediği hatırlatılarak bunu biraz detaylandırması istendi.
Hristodulidis sözlerine “Her zaman, merkezî hükümetin güç ve yetkilerinin, federal formunun asla sorgulanamayacağı şekilde olacağı iki bölgeli, iki toplumlu çözümden söz ettiğimizi netleştirelim” diyerek başladı. Hristodulidis, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya 9 Ağustos 2019’da detaylı sunum yaptığını ve böylece özlü müzakerelerin yeniden başlamasını gündeme getirecek Referans Şartları’na dair görüş birliği sağlanması yolunun açıldığını belirterek Anastasiadis’in 9 Ağustos görüşmesinin ardından “desantralizasyon önerisi zemin buluyor” dediğini hatırlattı.
Rum muhalefetinin ve Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II.  Hrisostomos’un “Anastasiadis’in görüştüğü iddiasıyla” iki devlet konusunu yeniden gündeme getirdiği ve muhalefetin “bu kadar çok mu yalan söylüyorlar, bu kadar çok mu yasa dışılar?” sorusunu sorduğu hatırlatıldığında Hristodulidis, Anastasiadis’in bu konuyu kamuoyuna açıkça izah ettiğini savunarak şunları söyledi:
“Hepimiz müzakere masasında, müzakereler çerçevesinde sunduğumuz önerilerle değerlendirileceğiz. Kıbrıs Rum tarafının tezleri ve sunduğu öneriler herkesin malumudur ve uzlaşılmış iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümü çerçevesi içerisindedir.”
TÜRKİYE’YE YÖNELİK AB YAPTIRIM KARARI…
AB’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımları ile ilgili bir soruya karşılık, Rum yönetiminin caydırıcılık gücü olmadığını, AB’nin ilgili kararının ise 1974’ten beridir sahip olmadığı kadar siyasi ve hukuki çıkarlarını güvenceye aldığını ve müzakere masasında ve Türkiye’ye karşı olası bir hukuk savaşında müzakere gücü verdiğini söyleyen Hristodulidis, şu izahta bulundu:
“1-Yaptırımlarla ilgili karar tamamen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin deniz bölgeleriyle, hatta sınırlandırılmamış bölgelerle ilgilidir. 2-Kıbrıs sorununun çözüm müzakerelerinin çerçevesinde de, Kıbrıs MEB’i ile ilgili hukuki tezlerimizin bir kez daha teyit edilmesi açısından referans teşkil ediyor. 3-AB’nin yaptırım kararları Lahey Adalet Divanı’na başvuru veya Kıbrıs ile Türkiye arasında olası ikili görüşme çerçevesinde kullanılabilir. 4-Söz konusu karar enerji alanında faaliyet gösteren onlarca şirketin Kıbrıs Münhasır Ekonomik Bölgesi içerisindeki yasadışı faaliyetlerinde Türk Petrolleri Anonim Şirketi ile iş birliği yapmayı reddetmesini gündeme getirdi.”
 
banner342
banner603
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.