banner762
banner661

Pandemiyle ortaya çıkan gerçek: "Çocuklarımızı hiç tanımamışız"

banner476

banner714
Pandemiyle ortaya çıkan gerçek: "Çocuklarımızı hiç tanımamışız"

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, Pandemi süresince birçok ebeveynden “Ben sanırım çocuklarımı hiç tanımamışım, mesai saati çok uzun ve çocuklarla ancak 2-3 saat vakit geçiriyormuşuz” dediklerini duyduğunu vurguladı.

Telsim, COVID-19 virüsünün toplumda oluşturduğu, ‘psikolojik etkiler’ ile ilgili çalışanlarını bilgilendirmek üzere, Denkay Başel Sosyal Gelişim Vakfı Başkanı Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel’i sanal ortamda konuk etti.

Barış Başel, söyleşide çalışanlara, evlerde kendi kendine kalınan bu dönemde üretici mi yoksa tüketici mi olunduğu, bu süreçte evde eş ve çocuklarla paylaşımın nasıl olduğu veya olması gerektiği, koşullu sevgi ortamı ve çocuklarla nitelikli, yaratıcı zaman geçirme, çocuklarda benlik saygısı ve evin doğal üyeleri olan çocuklarda katılım hakkı ve kişiliğe yansımaları konularını anlattı.

 “ÇOCUKLARIMIZ DA BİZİM GİBİ BİR BİREY”

Vakıf Başkanı Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken evde kapalı kalınan bu süreçte; insanların keni kendilerini tanımak zorunda kaldıklarını, evde birlikte yaşadıkları kişileri daha yakından tanıma fırsatı yakaladıklarını söyledi. Pandemi süresince birçok ebeveynden “Ben sanırım çocuklarımı hiç tanımamışım, mesai saati çok uzun ve çocuklarla ancak 2-3 saat vakit geçiriyormuşuz” dediklerini duyduğunu vurgulayan Başel, “Toplumumuzda malesef çocuklarımıza görevlerimizi yerine getirirken, onların da bizler gibi bir insan olduğunu, bir birey olduğunu unutuyoruz.” dedi. Çocukların herşeyi görüp, herşeyi, şu an için ifade edemese bile algıladığının altını çizen Başel, “Çocuklar gördüklerini anlamlandırıyor, onlar da bir birey ve malesef toplum bunun çok farkında değil.” dedi.

Pandemi süresinde ebeveynlerin çocuklarıyla geçirdikleri bu uzun süreçte, bazı şeylerin farkına vardığını ve çocuklarının da kendilerine özgü kişilikleri ve zevkleri olduğunu anlamaya başladığını, onları birer birey olarak kabul etmeye başladıklarını sözlerine ekledi.

“BİR BİREY OLARAK KENDİMİZİ NE KADAR TANIYORUZ”

Pandemi döneminde çok farklı bir süreç olduğunu söyleyen Başel, "Çocuğumuzu tanımaya geçmeden önce, kendimizi bir birey olarak ne kadar tanıyoruz. Gündelik hayatlarımızda hepimiz kendimizi bir rekabet kültürü içerisinde ifade etmeye çalışıyorduk. Pandemi sonrası ifade şeklimiz değişti. Artık kendimizi sadece internet ortamı üzerinden ifade edebildiğimiz bir sürece girdik.” dedi. 

“KENDİ KENDİMİZLE KALMAKTAN SIKILIYOR MUYUZ?”

Danışanlarında kendi kendileriyle zaman geçirme sürelerinin uzadıkça ruh sağlıklarının daha iyi olduğunu kabul ettiklerini söyleyen Başel, “Tek başına kalındığı zaman sürekli birilerini aramak ve o anda hissedilen duyguları birileriyle paylaşmak durumundaysak, kendi kendimizle kalmaktan sıkılıyoruz demektir.” dedi. Bu süreçte herkesin sorumlulukları olduğunu, özellikle ekonomik kaygılar noktasında iş yapma zorunluluğu ve bu işi iyi yapma zorunluluğunun olduğunu vurgulayan Başel, “Pandemi döneminde sorumluluklarımız ve önceliklerimiz de değişti fakat hep bir sorumluluk vardı. Pandemi süresinde ev içi ilişkilerde bazı problemler yaşandığını gördük. Yaşanan problemleri pandemi sürecinde konuşmayı ertelemeyi önerdik.” dedi.

“YENİ NORMALİN NETLEŞMESİ GEREKİYOR”

Sözü alan Fevzi Tanpınar, insanlar artık ciddi ve hızlı bir değişimin içinde olduğunun farkına vardığını ve bu değişim sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamak gerektiğinin altını çizdi. Tanpınar, “Yeni normalin bir şekilde netleşmesi gerekiyor, aksi takdirde bu değişimin tamamlanmaması durumda yeni normale adaptasyonda ciddi kaygılarımız oluyor, bu kaygılar  bireysel olarak, çocuklarımızla ve diğer aile bireylerimizle ilgili, ayrıca sosyal çevremizle ilgili oluyor. Hem ekonomik hem de sosyal değişimler hep birlikte geliyor. Bu çok geniş bir yelpaze ve hepsinin taşlarının yeniden sağlıklı bir şekilde yerine oturtması gerekiyor.” dedi.

“SOSYAL POLİTİKA SİSTEMLERİNİN TEMELİ SAĞLAM DEĞİL”

Sosyal politikanın en güçlü olduğu diye bildiğimiz ABD, Birleşik Kırallık ve Avrupa Ülkeleri örneğini üniversitede ders anlatırken örnek sistemler olarak gösterildiğini söyleyen Başel, “Salgın sürecinde gördük ki, o sosyal politika dediğimiz şemsiyeyi oluşturan güçlü görünen sistemlerin temeli sağlam değil. İnsanı merkeze aldığını düşündüğümüz bu sistemler bile aslında insanı çok fazla merkeze almamış.” dedi. Bu ülkelerin bile, insanı merkeze alan sosyal politikalarını sıfırdan, yeniden oluşturması gerektiğini vurgulayan Başel, “Birleşmiş Milletlerin açıklamalarına baktığımız zaman, bütün ülkelerin insanı merkeze alan sosyal politikanın yeniden oluşturulması ve güçlendirilmesi noktasında uyarılarda bulunduğunu görüyoruz. Birleşmiş Milletler, bu sistemlerin kurulamaması durumunda, dünyada ayaklanmalar, parçalanmalar ve yağmalamaya kadar gidecek sosyal patlamalar olabileceği konusunda uyarıyor.”

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.