banner762
banner815
banner797

“KKTC en az Rum devleti kadar meşrudur”

banner476

Tatar, dünyaya; “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, en az Kıbrıs Rum devleti kadar egemen ve meşrudur” diye seslendi

banner825
“KKTC en az Rum devleti kadar meşrudur”

 
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkını aydınlığa, özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın 48. yıl dönümünü büyük bir coşku ve heyecanla idrak etmenin mutluluğunu ve onurunu yaşadıklarını söyledi.
Tatar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın; kendi yurdunda sonsuza dek var ve hür olma mücadelesini kazanan Kıbrıs Türkü’nün Anavatan Türkiye ile omuz omuza, her türlü zorluğa göğüs gerebileceğinin en asil ispatı olduğuna işaret etti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne her hal ve koşulda desteğini esirgemeyen, her alanda Kıbrıs Türkü’nün yanında olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu vesileyle teşekkürlerini şahsı ve halkı adına saygıyla ilettiğini ifade eden Tatar, şöyle devam etti:
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kalkınması ve gelişmesi için, her zaman olduğu gibi 2022 İktisadi ve Mali İş Birliği Protokolü’nün de yaşama geçmesinde büyük katkıları olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a da ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum.
 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, turizmde, yüksek öğrenim sektöründe, bilişimde, hafif sanayide, inşaat ve emlak sektöründe, Türkiye Cumhuriyeti’nden yılda 75 milyon metreküp suyla tarım ve hayvancılıkta ilerleyebilmek için çok uygun koşullara sahiptir. Ekonomiyi ayağa kaldırmak ve güçlendirmek için tüm sektörlerde başarıyı yakalayacağımıza olan inancımı da belirtmek isterim.
Bugün Ukrayna’da yaşananlara baktığımızda Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü ile Kıbrıs’ta Türk askeri varlığının  ne kadar önemli olduğunu  bir kez daha müşahede ediyoruz.  
 Diğer yandan terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olan PYD’ye Güney Kıbrıs’ta Rum Yönetimi tarafından ocak ayında temsilcilik açma izni verilmesiyle tekrardan gündeme gelen GKRY-PKK ilişkilerinin, ülke ve bölge güvenliğiyle ilgili barındırdığı risklere bu bağlamda dikkat çekmekte fayda vardır.

Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütleri listesinde yer alan PKK ve PYD/YPG arasında hiçbir farkın olmadığı, başkaları tarafından bahse konu örgütlerle ilgili yapılan ayrımların KKTC devleti açısından herhangi bir karşılığı ve anlamı olmadığının altını çizmekte fayda görüyorum.
 
GKRY’yi terör ve terör örgütleriyle ilişkisini gözden geçirmeye davet ediyor, dünya insanlığını tehdit eden terör örgütleriyle siyasi saiklerle iş birliği yapmaktan vazgeçmeye davet ediyorum.
 Terörün insanlık ve demokrasiye verdiği zararın en yakın örneği; 15 Temmuz 2016’da sinsi ve dış güçler tarafından desteklenen FETÖ terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti’ni karıştırmak, milli iradeye darbe vurma emeliyle gerçekleştirdiği darbe kalkışmasıdır.
 Bu hain kalkışmayla, sadece Anavatan Türkiye değil Kıbrıs Türk halkının da güvenliğini etkileyecek tehlikeli bir süreçten geçilmiştir...  
Ne mutlu ki Anavatan Türkiye'nin bütünlüğüne, bağımsızlığına ve demokrasisine karşı yapılan bu darbe kalkışması Türk halkı ve devletine bağlı Güvenlik Güçleri tarafından bastırılırken, Kıbrıs Türk halkı ilk andan itibaren bu darbe kalkışmasının karşısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile hükümetinin yanında yer almıştır.”
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs sorununun hâlâ daha devam etmesinin ana nedenlerinden birinin de BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihinde aldığı “186 sayılı hukuka aykırı kararla” bir Rum devletine dönüşen Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “Kıbrıs’ın tek meşru hükümeti” olarak benimsemesi olduğuna dikkat çekti.
“Rum tarafı bu haksız ve siyasi karardan güç alırken, uzlaşmazlığını sürdürmekte ve zamana oynamaktadır. Bu karar çözümün önündeki en büyük engeli teşkil ederken, bu kararın iki taraf arasında yarattığı dengesizlik ortadan kalkmadıkça Rum tarafı hiçbir çözüme yanaşmayacaktır” diyen Tatar, şöyle devam etti:
 “Çözümün önündeki bir diğer engel  de Avrupa Birliği’nin tek yanlı tutumu ve tavrıdır. Rum tarafı bundan güç ve cesaret alarak uzlaşmaz tutumunu sürdürmeye devam etmektedir. 
Bu arada Annan Planı referandumu sürecinde yaşananları da hatırlatmakta büyük yarar vardır. AB  dahil olmak üzere birçok AB ülkesi Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri yerine getirmemiştir. ‘Hayır’ diyen Rum tarafı ise haksız bir şekilde AB üyesi yapılmıştır. Rum tarafı AB üyeliğini tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanarak dilediği çözüm şeklini kabul ettirebileceğini zannetmektedir. Bu arada, AB’nin verdiği sözlere rağmen  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve halkımıza yönelik olarak uygulanan insanlık dışı ambargolar da halen devam etmektedir. Tüm bunlar AB ilkeleri, değerleri ve adaletini sorgulamayı gerektirmektedir.
Buradan Türk dünyasına da seslenmek istiyorum… Gelinen noktada Türk dünyasının Doğu Akdeniz’deki temsilcisi olarak KKTC ile her alanda beklenen iş birliğine yönelik adımların atılmasının zamanı gelmiştir.
 Rum- Yunan ikilisi ile bazı çevrelerin  bir diğer hedefi de  Anavatan Türkiye ile olan bağlarımızı kopartmak,  halkımızı yalnızlaştırmak  ve dayattıkları çözüm şeklini kabul ettirmektir. Bu hedefe yönelik çeşitli provokasyonlar ile algı operasyonları yürütülürken, bunların başarılı olması mümkün değildir. Kıbrıs Türk halkı Anavatan Türkiye’ye yürekten bağlı olup, Kıbrıs Türk halkı ile Anavatan Türkiye et ve tırnak gibidir.  Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği olmadan Kıbrıs Türkü’nün var olamayacağını da unutmamalıyız.”
Tatar, barış ve huzura kavuştukları bu tarihi günde; tüm dünyaya; “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, en az Kıbrıs Rum devleti kadar egemen ve meşrudur. Egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayalı çözüm şekli, adamıza ve bölgemize iş birliği, refah ve istikrarı getirecektir” diye seslendi.
 
banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.