banner583
banner529
banner570

Kiminle barış yapacaksınız Allah aşkına?

banner476

Son kitabı “Rauf Raif Denktaş-Var Olma Savaşım” hakkında açıklamalarda bulunan Gazeteci Yazar Osman Güvenir, gençlerin barış istencine dikkat çekerek, “Kiminle barış yapacaksınız Allah aşkına? Karşımızdaki düşman, yine aynı düşman” dedi

Kiminle barış yapacaksınız Allah aşkına?

banner630
 
Gazeteci Yazar Osman Güvenir, son kitabı “Rauf Raif Denktaş-Var Olma Savaşım” hakkında açıklamalarda bulundu.
Osman Güvenir, Kıbrıs Türkü’nün var olma savaşında, halkımızın Rumlardan neler çektiklerini, ne acılar yaşadıklarını, ölüm çukurlarında kaybolan hayatlarını dramaturg gözüyle anlatmaya çalıştığını ifade etti.
Osman Güvenir, şimdiki nesillerle ilgili “Maalesef tutturdular “Birleşik Kıbrıs, Rumlarla barış barış” diye. Kiminle barış yapacaksınız Allah aşkına?  Karşımızdaki düşman, yine aynı düşman. Lakin genç kardeşlerimiz bazı yan etkileşimlerle bu gerçeği göremiyorlar.  Kıbrıs’ın geleceğinin tozpembe bir tablo içinde görüyorlar” diye konuştu.
 
 
Osman Güvenir’le yaptığımız röportaj şöyle:
 
Soru: Bundan birkaç yıl önce yayınlamış olduğunuz “DR. FAZIL KÜÇÜK’LE GEÇEN GÜNLERİM-Bir Lideri Anlatıyorum” adlı kitabınızdan sonra şimdi de Denktaş’la ilgili şu 560 sayfalık kitabı yayınladınız.  Bu kitabı neden ve hangi amaçlarla yazıp yayın hayatına soktunuz?
 
Güvenir: Yazın hayatımın 15’nci kitabı olarak yayın dünyasına giren “RAUF
RAİF DENKTAŞ- VAR OLMA SAVAŞIM” adlı kitabım, adeta yarım kalan bir tarihin ikinci kitabıdır diyebilirim.  Çünkü uzun bir zamanı paylaştığım sevgili Dr. Küçük’ün geçmişini, yaşadıklarını, acılarını ve sevinçlerini kitaplaştırırken, O’nun yarım bıraktığı tarihi yolculuğun tamamlanmasının, ancak böyle bir kitapla tamamlanacağını düşünerek yazdım.
 
Soru: Bu iki kitabı ne kadar zamanda yazdınız?
 
Güvenir: Kitapların yazın yolculuğu, ayrı ayrı zaman diliminde her birine tam 30’ar yılımı harcadığımı ifade edebilirim.
 
Soru:  Bu kitapların bir yerde tarih kitabı niteliği taşıdığını da söyleyebilir miyiz?
 
Güvenir:  Elbette söyleyebiliriz.  Bu kitapları okuyan insanlar, tekdüze veya kalıplı bir sistem içinde yazılan tarih kitaplarından öte, roman tadında yazılma özelliği bulmuşlar ve bulacaklardır.
 
Soru: Sizce bir halkın kaderine imza atan bu iki değerli dava adamının hayatlarını kitaplarla belgeler ve kalıcı hale getirirken, ne tür bir çalışma içinde oldunuz?  Özellikle malzeme açısından.
 
Güvenir: Bu iki değerli dava adamı ile birebir çalışmanın benim için çok büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.  Çünkü her ikisi ile da çalışma sürecimde kısa kısa günlük notlar tutmuş ve o kısa hatırlatma notları çok işime yaramıştır kitapları yazarken.  Özellikle belgesel, siyasi, biyografik, sosyo kültürel anlamları bu tür kitaplara yerleştirmek ve kitabın akıcılığını, hatta kalıcılığını sağlamak hayli zordur.  O anlamda çok büyük bir titizlik içinde, yalan ve yanlış birşey yazmadan kitapları yayın dünyasına soktum.


 
Soru: Bu kitapların en büyük özelliği nedir sizce?
 
Güvenir: Kıbrıs Türkü’nün var olma savaşında, halkımızın Rumlardan neler çektiklerini, ne acılar yaşadıklarını, ölüm çukurlarında kaybolan hayatlarını dramaturg gözüyle anlatmaya çalıştım.  Bir film izler gibi bir lezzette okunabilirliği bakımından.  Bu kitapları yazmamdaki neden, tarihi gerçek verileriyle ve belgeleri ile anlatmak ve gelecek nesilleri doğruları anlatmaktır.  Bu kitaplarla doğru mesajlar verdiğime inanıyorum.
 
 
Soru:  Bu bilgiler tamamdır da, bir de Rumlar açısından empati yaparak kitapları yorumlayalım.  Buna ne dersiniz?
 
Güvenir: Empati, unutulan veya yanlış algılanan yorumların daha doğru ve daha biçimsel olarak hayat bulmasını anlatır.  Bu kitaplarda ben de empati yaptım.  Yani evrensel değerler bağlamında kitaplarımı kaleme aldım.  Mesela kayıp insanlar üzerine yazmış olduğum “GİDİŞLE DÖNÜŞÜN ROMANI-Kayıp İnsanlar Drammı” isimli kitaım, tamamen evrensel değerler dikkate alınarak yazılmış ve pek çok okurum tarafından da takdirle karşılanmıştır.
Acılarla sevinçlerin, mutlulukla mutsuzluğun milliyeti ve dini imanı yoktur.  O bağlamda yaşanan acılar farklı ama gerçek bir platformda yaşandığı zaman o empati ve yazılanlar kabul görür.  Şayet algı yönünden okurlarım bu incelikleri iyice kavramışlarsa ne mutlu bana.
 
Soru: Geldiğimiz o uzun mücadele yolunda,  yeni neslin, yeni gençlerin başkalaşmalarını da yorumlayabilir misiniz?
 
Güvenir: Gerek Dr. Küçük’ün, gerekse Denktaş’ın kitabında bu konuya gayet geniş yer vermişimdir.   Hani derler ya, “Siz de bu tarihin bir parçasısınız” diye.  Ben kemdimi naçizane bir ifade ile geçmiş tarihimizin bir parçası olduğuma inandım ve gerçekçilik ve inandırıcılık içinde her şeyi gözler önüne serdim.  Şimdiki nesillere gelecek olursak...  Maalesef yeni nesiller tutturdular “Birleşik Kıbrıs, Rumlarla barış barış” diye.  Kiminle barış yapacaksınız Allah aşkına?  Karşımızdaki düşman, yine aynı düşman.  Ne eğilen, ne bükülen.  50 küsur seneden beri süregelen görüşmelerden bir netice çıkmamasının sorumlusu, elbette ki Rumlardır.  Lakin genç kardeşlerimiz bazı yan etkileşimlerle bu gerçeği göremiyorlar.  Kıbrıs’ın geleceğinin tozpembe bir tablo içinde görüyorlar, Rumlarla birleşmeleri halinde.   Ne kadar gencimiz güneye, Rum tarafına geçince darbedildi, arabalarının camları kırıldı ve canlarını zor kurtardılar.  O nedenle bu kitapları yazdım kardeşim.
 
Soru:  Şu pandemi döneminde herhalde birşeyler üretmişsinizdir.
 
Güvenir:   Evet ürettim.  Tamı tamına üç tane yeni roman yazdım, iki tane de tablo yaptım.  Koronavirüsün bana katkısı budur, diyebilirim.
 
banner342
banner603
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.