banner583
banner753
banner661
banner726

Kadına şiddette acı gerçek

banner476

Yılda ortalama 30 kadın, LTB Kadın Sığınma Evi’ne başvuruyor, 100 kadın ise dış destek alıyor. Başvuran kadınların yüzde 80'i üçüncü dünya ülkesi veya TC vatandaşı, eşleri ise Kıbrıslı Türk

banner714
Kadına şiddette acı gerçek

banner721

 
KKTC’de tek olan ve 25 Kasım 2016 tarihinden bu yana hizmet veren Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Kadın Sığınma Evi, yeni binasına taşınıyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde hizmete giren Kadın Sığınma Evi'nin yeni binası da, bu yılın 25 Kasım’ında, bugün açılacak.
AB’nin kısmi finansmanında, LTB’nin katkılarıyla yapılan binanın projesi dünyadaki ödül almış örnekler incelenerek tasarlandı.
Türk Ajansı Kıbrıs'a (TAK) konuşan LTB Şiddete Karşı Yan Yana Proje Koordinatörü Ömür Yılmaz ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Ayşe Kişmir, yılda ortalama 30 kadının barınma desteğinden faydalandığını, 100 civarında kadının ise "dış destek" aldığını söylüyor.
Covid-19'a bağlı ekonomik krizin etkilerine de işaret eden Yılmaz ve Kişmir, Covid-19 ve sonrasında şiddet ortamına dönüşün arttığını belirtiyor.
LTB Şiddete Karşı Yan Yana Proje Koordinatörü Ömür Yılmaz, sığınma evinde yerin müsait olması durumunda şiddet görmeyen, evsiz kadınlara da barınma yardımında bulunduklarını söyledi. Aslında bunu yapmamaları gerektiğini dile getiren Yılmaz, “Kadın, ‘3 yaşında çocuk veya 6 aylık bebekle sokaktayım’ dediğinde, bırakamayız” ifadelerini kullandı. Ömür Yılmaz, insan ticareti mağduru kadınlara da yardımda bulunduklarını kaydetti.
Halkla İlişkiler Sorumlusu Ayşe Kişmir de, avukatları aracılığıyla koruma emrinin alınmasıyla kadının özgür bir şekilde işine, çocuğun okula gittiğine işaret ederek, kadının sosyal hayatına devam ettiğini belirtti.
Bir kadının sığınma evinde kalabilme süresinin resmi olarak 6 ay olduğunu ifade eden Ayşe Kişmir, şöyle devam etti:
“6 aylık süreçte kadını güçlendirmeye çalışıyoruz. İşi yoksa iş bulunur, çocuk okula yazdırılır, psikolojik destek verilir vs… 6 ayda tüm şartlar olgunlaştığında, hayata atılmaya hazır olduğunda, istediği bölgede yeni bir ev bulunur. Ve yeni bir hayata bizimle birlikte başlar.”
Ömür Yılmaz ise, “Diyelim ki 6 ayın sonunda çıkamadı. ‘Hade kapıya’ demeyiz kimseye… 10 ay, 12 ay kalan kadınlar da olur” diyerek, şunları kaydetti:
“Bir kadın ‘kendi ayakları üzerinde yaşayabilir, güvenlik riski yoktur, ekonomik olarak idare edebilecek durumdadır’ dersek o zaman çıkış işlemleri yavaş yavaş başlar. 6 ay girişte ortalama söylenen bir süredir ama kadın psikolojik açıdan da ne zaman hazırsa o zaman çıkış olur.”
Mevcut kadın sığınma evinin acil ihtiyaçtan elde olan binaya banyo-tuvalet eklenmesiyle ortaya çıktığını anlatan Ömür Yılmaz, orada yaşayan birçok kadının çocuklarıyla birlikte oda paylaşmak zorunda kaldığını kaydetti ve bir büyük odada 4 farklı ailenin kaldığı durumlar da yaşandığını belirtti.
Ömür Yılmaz, yeni sığınma evinde ayrıca 2 tane mutfak, 1 büyük yemek salonu, 2 tane oturma odası, 1 tane çocuk çalışma ve oyun odası bulunduğunu belirtti. Yılmaz, engelli erişimine uygun 2 katlı ve asansörlü olan bina içerisinde personele ait ofis alanları bulunduğunu da ifade etti.
Kapasitenin geliştirilmesiyle birlikte yeni sığınma evinde ailelere özel oda verme imkanına sahip olacaklarını dile getiren Ömür Yılmaz, mevcut sığınma evinde paylaşılan 4 yatak odası varken, yeni sığınma evinde 12 özel oda olduğunu söyledi.
Yeni sığınma evinde mevcutta olduğu gibi kadınların kolayca ulaşabileceği panik düğmesi bulunduğunu dile getiren Ömür Yılmaz, bir tehlike durumunda panik düğmesine basıldığı anda 5 dakikadan az bir sürede zabıta ve polisin sığınma evine ulaştığını anlattı. Sığınma evinde 7/24 güvenlik kameralarının çalıştığını ifade eden Yılmaz, telefonlarındaki uygulamayla bunu kendilerinin de takip edebildiğini söyledi ve yeni binada da aynı uygulamanın olacağına dikkat çekti.
Şiddete Karşı Yan Yana Projesi Halkla İlişkiler Sorumlusu Kişmir de Kadın Sığınma Evi’ne gelen kadınların çoğunun meslek sahibi olmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Kadın asgari ücrete bir işe girdiği zaman, o ücretle kirasını ödeyemez, çocuğunu okula gönderemez, mutfak parası zaten ateş pahası... Tek ebeveyn olarak 2-3 çocukla yaşama tutunmak çok zor. Zor olması kadını tekrar şiddet ortamına yönlendirir ve eşine geri döner." 
Kişmir, ekonomik şartların daha önce belki bu kadar zor olmadığını ancak Covid-19'a bağlı ekonomik krizden sonra durumun çok daha fazla kötüye gittiğini söyledi.
Kadınların, 'Tek başıma bu ülkede var olamam, barınamam, nasıl ayaklarım üzerinde duracağım' endişesini her zaman yaşadığını ifade eden Kişmir, "Sığınma evinden ayrılan kadınlara istedikleri müddetçe yardımcı oluyoruz ama Covid-19 ve sonrası şiddet ortamına dönüş çok artmaya başladı" dedi.
Ömür Yılmaz, özellikle son 1-2 senedir hizmet sundukları kadınların yüzde 80'inin üçüncü dünya ülkesi veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, eşlerinin ise Kıbrıslı Türk olduğunu söyledi. Yılmaz, bu kadınların yaşadıkları zorluğu ise şu sözlerle açıkladı:
"Bu kadınlar şiddet ilişkisinden çıkmaya karar verdiklerinde çok ciddi bir dilemma ile karşı karşıyadırlar. Babanın izni gerektiği için çocuklarını hiçbir zaman bu ülkeden alıp çıkaramayacaklar. Erkekler ise bunu ellerinde bir koz olarak kullanıyorlar kadını kontrol etmek için..."
 
banner342
banner692
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.