banner762

Dilek Orhan'dan duygulandıran yazı

banner714
Dilek Orhan'dan duygulandıran yazı

Dilek Orhan, yaşamını yitiren Süheyla Küçük’ün ardından oğlu Mehmet Küçük ile konuştu, duygularını aktardı. Mehmet Küçük, “Rüyada gibiyim, hala daha yanımızda olmadığını anlamakta zorluk çekiyorum” dedi

Kanal T program yapımcısı ve Zirvekıbrıs köşe yazarı Dilek Orhan, yaşamını yitiren Süheyla Küçük’ün ardından oğlu Mehmet Küçük ile konuştu, duygularını aktardı.

Mehmet Küçük, Dilek Orhan’a annesinin vefat ettikten yarım saat sonra yanında olduğunu anlatarak “Vücudu hala sıcaktı. Beni annem ile yalnız bırakmalarını rica ettim. Bir sandalye çekip, yüzünü açtım, yüzünü sanki beni görüyormuşçasına kendime çevirdim. Öleceğini hissettirmemek için içimde saklı tuttuğum her şeyi söyledim anneme” diye konuştu.

Mehmet Küçük sözlerine şöyle devam etti: “Onu ne kadar çok sevdiğimi, sadece annem değil babamın bana bir yadigarı olduğunu, ona layık bir evlat olmak ve onu mutlu etmek için çok çabaladığımı, yaptığım her şeyi seve seve yaptığımı söyledim. Onu bilmeden üzecek bir şey yaptıysam beni affetmesini, hakkını helal etmesini istedim. Sevgiline, kızına kavuşuyorsun, sana “güle güle” demiyorum, şimdilik “hoşçakal” diyorum. Şarkı da söylediği gibi “elbet bir gün buluşacağız” dedim.

Dilek Orhan’ın yazısı şöyle:

“Kıbrıs Türkü’nün Özgürlük Lideri merhum Dr. Fazıl Küçük’ün hayat arkadaşı Süheyla Hanımefendinin kendi evinde, ziyaretçi kabul eden Küçük Ailesi’ne taziyeye gittim. O evde hayata değer katan insanlara duyulan sevgiyi, saygıyı gördüm. Bir saniye susmayan telefonlar, sürekli değişen ziyaretçi akınında Süheyla hanımefendinin biricik oğlu Sayın Mehmet Küçük’e bana ayırdığı zaman için müteşekkirim. Sürekli buğulanan gözleri ile sorularıma yanıt verdi sağ ve var olsun.

- Yaşayan Kıbrıs Türk Tarihi, çok değerli bir sayfasını kaybetti. Tanımaktan onur duyduğum bu değer annenizdi. Sabır dileklerimle şu anda neler hissettiğinizi sormak isterim.

- Yıllarca bizlere hem annelik hem babalık yapan annemin yanımızdan ayrılması bize büyük bir keder, acı yaşattığı kadar bir o kadar da büyük boşluk hissi yaşatıyor. Rüyada gibiyim, hala daha yanımızda olmadığını anlamakta zorluk çekiyorum. İlerleyen zamanlarda yokluğunu daha fazla hissedeceğimi biliyorum.

- Şu anda 11 yıl önce yine bu evde anneniz ile nurlar yağsın üzerine kardeşiniz Pembe hanım ile birlikte program çektiğimiz güne gittim. Süheyla hanım “huysuz ve tatlı kadın” şarkısını söylemişti, siz iki kardeş çok ağlamış, beni de ağlatmıştınız. Oğlunun yüreğinden gelen ses ile annenizi anlatabilir misiniz?

- Annemin hayatı çok zor ve imkansızlıklar içinde yaşadığı köhne eve, kendisini tedavi etmek için babanın gitmesi ile değişiyor. Sonrasında babam Dr. Fazıl Küçük’ün eşi olarak o evden ayrılıyor. Kendi imkanları ile kendisini çok iyi yetiştiren annem için artık bambaşka bir hayat başlıyor. Annem çok akıllı, zeki ve güçlü bir kadındı. 50 yıl boyunca Kıbrıs Türk Kadınlar Birliği’nin başkanlığını yaptı. Kadının toplumsal ve sosyal hayatın içinde olmadığı dönemlerde çağdaş bir Türk kadını olarak rol model oldu. Kadınların güçlenmesi ve birlik olması için çok çaba gösterdi. Lefkoşa’da küçücük bir evden çıkan genç kız, örnek bir kadın ve First Lady olarak Almanya, Hindistan, Lübnan, Türkiye gibi ülkelerde ağırlandı. Ülkesinde, kraliçeleri, prensleri ve şeyhleri en iyi şekilde ağırladı. Dönemin Almanya Cumhurbaşkanı verdiği özel yemekte anneme şeref madalyası taktı. Çok iyi derecede İngilizce konuşuyordu ve etkili iletişim kurmakta çok başarılıydı. En önemlisi, babama bir kez bile “öf” “yeter artık” demedi. Aksine, babamı sinirli olduğunda sakinleştirdi ve hep teşvik etti. Fikir ayrılıkları olmuştur mutlaka ama ne biz ne de bir başkası annem ve babamın birbirleri ile yüksek ses ile konuştuklarını duymadı. Annem gerçekten çok özel bir kadındı.

- Veda edebildiniz mi annenize?

- Annem uzun süredir hastaneydi, vefat ettikten yarım saat sonra yanındaydım. Vücudu hala sıcaktı. Beni annem ile yalnız bırakmalarını rica ettim. Bir sandalye çekip, yüzünü açtım, yüzünü sanki beni görüyormuşçasına kendime çevirdim. Öleceğini hissettirmemek için içimde saklı tuttuğum her şeyi söyledim anneme.

- Paylaşmanızda sakınca yoksa neler söylediğinizi sorabilir miyim?

- Onu ne kadar çok sevdiğimi, sadece annem değil babamın bana bir yadigarı olduğunu, ona layık bir evlat olmak ve onu mutlu etmek için çok çabaladığımı, yaptığım her şeyi seve seve yaptığımı söyledim. Onu bilmeden üzecek bir şey yaptıysam beni affetmesini, hakkını helal etmesini istedim. Sevgiline, kızına kavuşuyorsun, sana “güle güle” demiyorum, şimdilik “hoşçakal” diyorum. Şarkı da söylediği gibi “elbet bir gün buluşacağız” dedim.

- Acınız çok taze. Sizi daha fazla yormak istemiyorum. Süheyla hanımefendinin ruhu şad olsun. Size, sizin nezdinizde tüm ailenize ve Kıbrıs Türk Halkı’na taziyelerimi ve sabır dileklerimi sunuyorum.”

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.