banner583
banner529
banner570

Adanın gündemi “Bir Zamanlar Kıbrıs”

banner476

TRT’de önceki akşam yayınlanmaya başlayan “Bir Zamanlar Kıbrıs" dizisi ülkede ana gündem maddesi oldu. Neredeyse herkes diziyi konuştu, yorumlarda bulundu. Diziye tepki gösterenler de vardı, tebrik edenler de… Sosyal medyada dizi hakkında yapılan yorumlardan bazıları şöyle

Adanın gündemi “Bir Zamanlar Kıbrıs”

banner630
 
 
Derviş Atakan:
"Neden ulan?" diye bir soru cümlesi Kıbrıs Türk şivesinde yoktur. Rauf Denktaş, "Akritas" yerine "Aktitas" diyor. Kıbrıs Türk toplumu lideri ve o dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük'ün neredeyse hiç esamesi okunmuyor. Rauf Denktaş ise çok pasifize edilmiş. Keşke bu diziyi çekmeden önce Kıbrıs Türkleri arasında biraz vakit geçirseydiniz. 70-80 yaşlardaki insanlardan biraz bilgi alsaydınız. Unutmayın ki, Kıbrıs Türkü yıllarca İngiliz ve Rum'a karşı her şartta mücadele etti.
 
 
Yıltan Taşcı:
İlk bölümü yayınlanan " Bir Zamanlar Kıbrıs" dizisini izledim. Dizi, 1963 itibarıyla başlıyor. Saptadığım bazı hataları aktarıyorum:
1963'te ağırlık birimi kilo değil, okkaydı.
Grivas, 1963'te Kıbrıs'ta değildi. Yunanistan'daydı.
EOKA'cılar 1963'te askerî üniforma giymezdi.
1963'te düğün alanında yufka açılmazdı.
"Dillirga" şarkısının Türkçe sözleri yoktu. Dillirga'ya 1980'li yıllarda Türkçe söz yazan değerli bestecimiz Cemal Özgürsel, o yıllarda 8 yaşındaydı.
 
 
Sabahattin İsmail:
Bir Zamanlar Kıbrıs dizisindeki olayların uydurma olduğunu iddia edenlere yanıt.
Ben Küçük Kaymaklı göçmeniyim. Herşeyi yaşadım. Film az bile gösterdi.
90 yaşında iğneci Hüseyin ve özürlü oğlu yataklarında öldürüldü.
Esir alınanların birçoğu öldürülüp kör kuyulara atıldı. Evimiz dahil Bütün köy yakılıp yıkıldı.
Bu bir dizi, drama. Belgesel değil. Herşeyin günü gününe anlatılması gerekmez. O belgeselde olur. Muhteşem yüzyıl gibi düşünün.
Ayvasıl’da, Arpalıkta sivil insanları katletmediler mi? Genel hastahanede yatan Kutluay Erk 'in Rahmetli babası dahil kanları çekilen 24 Türk, öldürülüp biçer döverlerle parçalanıp kuyulara atılmadı mı? Bunu Guardian gazetesi İngiliz subayı Martin Pacard' ın raporundan manşette duyurdu. 103 Türk köyü yakıldı ilk 6 ay. 35 bin insan göç etti, yüzlerce Türk katledildi.
Filim az bile gösterdi. Mesela hastanedeki Türklerin nasıl kanlarının çekilerek parçalandığını göstermedi. Gösterse yalan diyeceksiniz.
Amaç görüşmeleri sabote etmekmiş. Filmin görüşmelerle ne ilgisi var?
1 Nisan. EOKA 'nın bombalar patlatarak faaliyete geçtiği ve güneyde kutlamalar yapıldığı gün. Bugün Güneyde Kutlamalar yapan Rum yönetimi ve EOKA’cılara yanıttır film.
 
 
Şemi Mutsuz:
Benim ülkemde benden olmayan insanların o günleri yaşamayan insanların ,nere kime dayanarak senaryo yazıp da bu filimi canlandırdıkları bir soru işareti, bu filimi çekerken düşünceleri neydi acaba bizleri Kıbrıs Türkünü ezik göstermek mi amaç,!! Unutmayın ki biz Kıbrıslı Türkler 74 savaşına kadar kendimizi taşla, sopayla, baltayla, el yapımı tüfeklerle ve buna benzer silahlarla savunduk,
Nasıl ki sizler kurtuluş savaşını böbürlene böbürlene anlatırsınız, bizler de kendi kurtuluş savaşımızı böbürlenerek anlatırız,, bu filmlerdeki gibi değildi gerçekler,!! Gerçekleri atalarımız babalarımız abilerimiz yaşadı, en azından onlardan bilgi alarak yapıla bilinirdi bu senaryo,
Gerçekler Kıbrıs için ise Kıbrıslı sanatçılar ve Kıbrıs Türkçesi ile yapılmalıydı çarpıtılmadan, Biz Kıbrıslı Türkler böyle ezikmiydik bu şekildemiydik yazık bizleri ne durumlara düşürdünüz,
Ben 74 öncesi çocukluğumda hatırlarım rahmetli babamla Lefkoşa’nın Rum kesimine hiçbir şey göstermeden geçer, alışveriş yapar ve Rumlarla şakalaşarak, geri gelirdik, abartıldığı gibi her Rum ayni değildi. Bunları belirtmek istedim, her filimde konuşmalarda, yorumlarda sadece kötü yanlar anlatılıyor, Kıbrıslı Rumlara da, Türklere de, hiçmi iyi güzel anlar olmadı, güzel şeyler yaşanmadı bu adada, lütfen doğruları, gerçekleri anlatarak insanların kanına girin,
Evet zorluklar yaşadık ama bu zorluklar her toplumlarda yaşanır, bir toplum daima diğerinden üstün olmak ister, halk öyle değildir, yönetenler öyle olmasını ister. Biz Kıbrıs Türkü geçmişimizi çok iyi biliriz, yeni nesil, gerek Kıbrıslı Türk ve Rumlarda gerekse Türkiye’de, geçmişi kulaktan dolma doğru veya yanlış, kitaplardan ve yapılan filim belgesellerden öğreniyor ve yanlış anlatılıyor,
En basit örneği güney ile 2003 yılında açılan sınır kapılarında gerek kuzeyden güneye gerekse güneyden kuzeye geçenlerin hangisine kötü muamele yaşadı,
 
 
Mehmet Harmancı:
Endişelendirmesi gereken şey Gala mıdır? Emin değilim bunca gözümüze sokulan torpil ve basiretsizlik ortamında bir başka karşı çıkılması gereken can sıkıcı konu. Dizinin kötü veya iyi bir senaryoya sahip olması mı? Tarihi nasıl aktardığı mı? Ondan da emin değilim, dizidir izlemeyiz bittiğinde etkisi bir müddet sonra geçer daha iyisini yapmak isteyen ya da farklısını bir yol bulur.
Bu tali tartışmalar bir tarafa beni kaygılandıran ve endişelendiren en önemli nokta Kıbrıslı Türklerin adada geçmişten bugüne kadar inşa ettikleri nevi şahsına münhasır değerler. Tahakkümün gözümüzün ta içine göz bebeklerimize kadar iğnelenmesi, hiçlikle sınanmamız, şövenizmin ateşinin ve fitilinin yakılması, acılarımızın değersizleştrilmesi, yarının kendi yarınımız olmaktan uzaklaştırılması.
Dillirganın tarihine çok da kafayı takmayın. Biz geleceğe yürüyoruz...
 
 
Nazım Beratlı:
Bu film olmadı be insanlar, kimse kusura bakmasın... Gerçekler değil, senaristin hayalleri anlatılıyor. Dört tane yazıp, kesecem:
a) 1950 Kıbrıs'ını anlatıyor, fon müziği 1980’lerde Türkçe söz yazılmış iki tane Rumca türkü...
b) 1955'te Kıbrıs'ta 30 bin İngiliz askeri ve sadece 232 EOKA mensubu vardı... Bu filmde kamyonlar dolusu ortalıkta geziyorlar.
c)Trafik kâh sağdan gidiyor, kâh soldan...
d) Ayrıntılar uydurma... EOKA'nın elinde bir tek Thompson makineli tabanca vardı. Bu filmde her silah göstereceğinde Thompson taşıyor adamlar.
Ne anlatacaksa anlatsın ama müsamere gibi anlatıyor. Üzgünüm...
 
Niyazi Ergülen:
Yaklaşık Bir ay öncesinden anonsu ve fragmanı TRT bir de yayınlanan Bir zamanlarKıbrıs Dizisi en nihayet önceki gün TRT de yayınlandı bende bir cogu gibi diziyi izledim Tabi ben şahsen diziyi tam Kıbrıs Kıbrıslılar için çekilmediğini sanaryonun yanlış olduğunu gözlemledim. Tek dğrusu sandalarda br kaç yerde yapılan katlıamlardı 63 olaylarını işliyolardı fakat o dönemde Gravas yoktu ama var ettiler. Diğer yandan Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios defalarca gösterilmesine rağmen nedense Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İderimiz Dr Fazıl küçük unutuldumu kastimi bahsedilmedi onu merak ettim bir karede Küçük gösterildi oda Cemaat Meslisi Başkanı Rauf Denktaşın makamına gidip Denktaşla konuşması olmuştu oysa Fazıl Küçük hiçbir zaman Denktaşın makamına gitmemişti. Dizide oynayanlar Türkiyeli sanatçılardı Kıbrıs şivesini bile konuşamadılardı veya yapmacık konuştularmerak ettim Kıbrısta Kıbrıslı sanatçılar neden oynatılmadı. Güzelyurta bir cok yurtaş ile konuştum ve bu filim den bişi anlamadım dedi. Ankaradan gelen bir kişi mi kıbrısı kutardı dediler 63 64 kaymaklı katliamı nı sampson yaptı köyleri ateşe verip insanlarımızı katletiler Cemaat meslisi Başkanı Denktaş Ankaraya telgraf çekip o şartlar altında katliam fotoları göndermesi de bir tuhaf En ilginci MİT görevli,si başrol oyuncusu tam evlenecek iken Polisin gelip o kişiyi tutuklaması ve merkeze götürülmesi MİT şefinin ona gizli görev verip Kıbrıslıların bize ihtiyacı var demesi üzerine kıbrısa gelmesi EOK komutanını öldürmesi binayı havaya uçurması da başka tuhaflık kısacası bir egemen gücün elindeki tek silah Ülkenin resmi TV si Kısacası bu Filim dizi Kıbrıslılara uymadı bence Kurtlar vadisi Kıbrıs daha detaylı anlatılırdı. Kısacası Kıbrıslı Türklerini Ankaradan gelen Müfetiş kurtardı Anlamadığım ise Dilerga şarkısı sık sık söylendi 63olaylarına oysa dilerge şarkısı Rumcadır 1984 te bestelenmişti Kıbrıslıların bir cogu diziyi beğenmedi bazıları ise izlemem dedi.
Gökhan Öztürk:
Diziyle ilgili tarihsel bir değerlendirme yapılıp eksiklikler aksaklıklar söylenebilir, hatta ülkemizde çekilen bir dizi olduğu için zaman ve mekan açısından kopukluklar da olabilir. Dizinin ana hedef kitlesi olan Türkiye'deki izleyicilere nasıl bir bilgi veriyor, Rumlar saldırdı kan döktü ama Türkler bunun karşısında ne yaptı eli kolu bağlı mı oturdu. Türkiye’deki insanlar Kıbrıslı Türklerin verdiği mücadeleyi bilmiyor diye hep şikayet ederiz de bunu tersine çevirecek birşeyler görebilecek miyiz dizide? Kahramanlar sadece Türkiye’den gelen ajanlar değildi.1960 öncesinde TMT vardı hatta taksim için mücadele verilmeye başlanmıştı ama bu yönü eksik kalmış. Bir dizinin Rumların saldırılarını trajik bir şekilde vermesini normal görmek gerek, Türklerin öldürülmesine tepki gösteren bazı Rumların da olması, olayı biraz dengelemiş insancıllık katmış, Hatta bazı Rumların "bize böyle söylemediler Türkler sadece gidecekti" diyerek Rumlar için genelleme yapılmıyor, bu olumlu. Dizi 21 Aralık 1963’te başlıyor ama 1960’ta 2 tarafın da niyeti hasıl olmuş, taksim ve Enosis diye 2 kamp oluşmuştu. Olay 1960 öncesine dayanıyor, keşke İngiltere’nin ektiği nifak tohumları da gösterilseydi bilemem belki gösterilir. Çünkü İngiltere 2 tarafın kavga edeceğine inandığı bir zamanda 1960 ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurduruyor zamanlama tesadüf değil yani.
 
 
Ahmet Tolgay:
Bu, dizi ve sinema sanat ve endüstri türünün gereği olan abartılmış kurgular içerse de, konusunu tarihi gerçeklere yaslayan ve tabii ki reytingi sağlamayı da öngören bir televizyon dizisidir... Tarihin birebir belgeseli değildir... Kıbrıs'ta tümüyle yaşanmış olanları sembolize eden sahneler uydurma değil gerçeklerin canlandırılmasıdır... Canlandırılan her olayı kanıtlayacak belgeler, kanıtlar ve özneler tarihimizde vardır.. Canlandırma sahnelerinin hepsi de bir zamanlar Kıbrıs'ta yaşanmıştır.. Her canlandırma o yaşanmış olanlara bir göndermedir... Görsellikle yorumu yapılan bu dramların Kıbrıs'ta tekrar yaşanmaması, kanla yoğrulmuş Kıbrıs sorununa sürdürülebilir, eşitlikçi ve güvenceli bir çözüm bulunabilmesi için uyduruk Pollyanna öyküleriyle değil, acı gerçeklerle haşır neşir olmalıyız... Beğenmeyenler ve Pollyanna vadisinde ısrarla kalmak isteyenler bu diziyi lütfen izlemesinler, ama yaşanmış gerçeklere saygı ve duyarlılık gösterenlerimizi rencide edecek saldırılara da hiç yönelmesinler...Çünkü ruh sağlıklarına ve iyi niyetlerine dair ciddi kuşkular yaratıyorlar... Tarihi Kıbrıs gerçeklerinin toplu mezara gömülmesi ve unutturulması adına olağanüstü çaba harcamak hiç de sağlıklı bir ruh halinin göstergesi değildir... Gerçeklerle yüzleşebilmek ve bu gerçeklerden azami dersleri çıkarabilmek erdemdir ve elzemdir... Bu dizi kin ve nefreti kışkırtmıyor, kin ve nefretin bir zamanlar Kıbrıs'ı nasıl bir cehenneme dönüştürdüğünün açıklamasını sanatsal canlandırma görselinin etkin gücüyle yapıyor...
 
 
Mert Özsezer:
Bu diziyi kimisi beğendi kimisi eleştirdi, bize gösterdiği ise toplumuzun tarihini "önemsediği" dir.
Gerçekten kendi tarihimizi önemsiyor muyuz?
Sizlerle bir kaç bilgi paylaşılayım;
Ortaöğretim de "Kıbrıs Türk Tarihi" en az saati olan derstir.
Ortaokullarda hafta 'da sadece 1 ders saati müfredatta yer almaktadır.
Liselerde ise sadece 9. sınıf ve 10. sınıflarda hafta 'da iki ders saati verilmektedir.
Hani çok "önemsiyoruz" ya tarihimizi önce bu ders saatleri artırmalıyız.
Herhâlde okullarında kendi tarih derslerine en az ders saati ayıran ülke biziz
 
 
banner342
banner603
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.