banner583
banner661
banner726

Sosyal Medyanın Sesi

banner476

banner714
Sosyal Medyanın Sesi

banner721
KIBTEK’e ilişkin pek seslendirilmeyen, hatta belki de kasıtlı olarak unutturulmaya çalışılan bir çözüm var aslında onun adı da özerkleşme.
EL-SEN’in 2010 Ocak ayında ortaya koyduğu mücadele ki o zaman Sn. İrsen Küçük yönetiminin direttiği özelleştirme fikrine karşı bir mücadele idi, sendikanın başarısı ile sonuçlanmıştı. O buz gibi soğuk gecelerde Teknecik elektrik santrali girişinde ateş etrafında kol kola giren binlerce emekçiyi unutmak mümkün değil.
Elbette örgütsel dayanışmayı da.
Bu mücadele sonrasında da kurumun özerkleşmesi yani kurumun, kamu tüzel kişiliğine sahip, idari ve mali açıdan özerk ve aynı zamanda denetlenebilir bir yapıya bürünmesi için sendika ve Muhalefet partileri çalışmış ortaya da bir taslak çıkmıştı.
Yönetim Kurulu oluşumu siyasi etkiden arındırılarak, profesyonel (Odalar, Sendika ve Meclis yönetim kurulunu birlikte oluşturacaktı) ve istikrarlı bir yapıya kavuşturulması amaçlanmaktaydı.
Stratejik kurumlarımız için Özelleştirme fikri (Genelde Peşkeş veya KTHY örneğinde olduğu gibi tümden yok etme) her zaman birilerinin kafasının içerisinde veya kulağındaki seste olmaya devem ediyor. Sahip çıkmamız gerekliliği unutturulmaya çalışılıyor ve sağ partilerce böyle de yönetiliyor.
Bizlere düşen, yapılan birçok tartışma yanında Kurumun Özerkleşmesini savunmak, siyasi çekişmelerden, “adamcılıktan” ve istikrarsızlıktan kurumu kurtarmak olmalı.
(Ürün Solyalı)
 
 
"Bu ülkeye ne liberal 'kutuplaşmama' siyaseti ne de ciddi anlamda milliyetçilik batağına saptanan 'kimlik' siyasetinin bir faydası vardır. Bu ülkenin -ve ada genelinin de- emek, ekoloji ve temel haklar ekseninde bir özgürleşme siyasetine ihtiyacı vardır.
Kimlikle ilgili kaygılar ve korkuların haklı bir zemini vardır. Bunu elbette anlamak lazım. Fakat bunun çözümü veya kurtuluşu milliyetçilik veya kültürel hezeyanlar değil, bunu yaratan koşullar ve iktidar ilişkilerinin yerine karşı ilişkileri örgütleyebilmekten geçmektedir."
 (Hasan Yıkıcı)
 
Gemi, limandayken korkusuzca sallar rüzgarın gelmişine geçmişine.
Ama düşünmez ki yola çıktığında rüzgar onu perişan edecek...
Siz siz olun, olduğunuz yerden ahkam keseceğinize ve laf ebeliği yapacağınıza, elinizi taşın altına koyun ve çözün iplerinizi. Çözün ve kafa tutun rüzgâra. Ancak bu şekilde yeni ufuklar keşfedip, uzakları yakın yapabilirsiniz. Aksi halde bir ömür, ebeliğe talim edersiniz...
(Halil Tunç)
 
Bu utanç işini daha önceki Cumhurbaşkanlarından hiç duymamıştık!
Talat, Eroğlu, Akıncı...
Tam olarak silihtarın neyinden utanıyor Sn Ersin Tatar?
Yabancı diplomatlar geldiğinde toplantı odasının damı su mu akıtıyor? Duvarlarda boyalar mı dökülüyor?
Gelen yabancı temsilciler Sn Tatar’a “amma kötü Cumhurbaşkanlığı konutunuz var” gibi şeyler mi dedi de böyle utanıp alındı ve pandemi ortasında yeni saray istiyor?
Kıbrıs’ta adettendir. Çocuğunuz son model yeni araba isterse mecbur alınır
(Bilge Azgın)
 
 
 
Gazetenin manşetinin aksine raporu okuyunca çıkan sonuçlarda ürpertici ve iyimser olan şeylerin aslında çok daha farklı şeyler olduğunu fark ettim. Kıbrıslı Türklerin %36'sının ilhaka göz kırpması bence hem çok şaşırtıcı hem de barış isteyenler için ürpertici bir gelişme. Türkiye kökenlilerin ilhaka veya Türkiye ile entegrasyona olumlu bakmaları bence diasporik ve kırsal bölgelerde arafta yaşamak zorundaki bir toplum için beklenilen bir tavırdı. Öte yandan Türkiye kökenlilerin %32’sinin kesin bir dille ilhaka karşı çıkmaları ise raporda çıkan olumlu sonuçlardan biridir. Tabii bu rakamın Kıbrıslı Türklerde sadece %52 olması bence düşünmemiz gereken bir gelişmeye işaret ediyor. Diğer olumlu bir sonuç ise Türkiye kökenlilerin sıkı Federalist olanlarının yüzdeliği %32. Bu rakam Kıbrıslı Türkler arasında ise biraz daha yüksek (%10 fark ediyor) ama sadece %42. Tabii bir de gazete vatan sorusuna verilen cevabı ön plana çıkartmış. Türkiye kökenliler Türkiye’yi vatan görüyormuş. Nereyi göreceklerdi? Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türklere bu soru sorulsa sizce onlar vatanlarını İngiltere mi yoksa Kıbrıs olarak mı gösterecekler? Vatan, kimlik, aidiyet, vatandaşlık vesaire farklı şeylerdir. Göçmenler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar doğdukları veya geldikleri bölgeleri vatan olarak gösterme trendindedirler. Bunu aidiyetle karıştırmamak lazım. Nerede yaşamak isterdin sorusuna verilecek cevap farklı olur.
(Mete Hatay)
 
 
PCR kuyrukları her yerde...
Sadece pandemide görevlendirilmek üzere sözleşmeli alınan 156 personelin, 70’inin nerede olduğu biliniyor. (Çoğu hemşire)
Pandemi Hastanesinde kayıt alacak adam yok; sedyesi yok, ambulans şoförü yok. Pandemi ile mücadele Lefkoşa’da ama; 70 kişi dışındaki kişiler nerede, bilen yok.
Maaşları çıkıyor, kayıtları yok...
Yalansa; yalan desinler... yazık bu ülkenin kaynaklarına...
(Hüseyin Ekmekçi)
 
 
banner342
banner692
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.