banner583
banner529
banner570

Sosyal Medyanın Sesi

banner476

Sosyal Medyanın Sesi

Ali Pilli’nin görevden alınması ile birlikte “UBP’nin krizi” ülkenin krizi haline geliyor. UBP içerisinde kazan kaynamaya başladı. İstikrarsızlık içerisinde istikrarsızlık için adeta UBP’li, vekiller birbirini eziyor. Herkes bu ortamı kullanıyor… Nasıl mı?
Daha dün sağlığın iyi yönetilmediğini söyleyen, Ali, Pilli’yi eleştiren Faiz Sucuoğlu, bugün bu görevden almanın kurultay nedeni olduğunu söylüyor. Neden? Halkı mı düşünüyor? Bence hayır. Kendi kişisel iktidar kavgasına zemin bulmuş, oynuyor.
Zorlu Töre bekler mi? Meclis başkanlığı, bakanlık gibi makamlar için verdiği kavgaları kaybeden Zorlu Töre, hiç vakit kaybetmeden “kurultayda başkan adaylığını” açıkladı. Skandal kurultayı aklayan divan başkanı da kendisiydi bu arada…
Ya Menteş Gündüz? Güzelyurt ilçe başkanı. O da isyan ateşini Gzelyurt’tan yaktı. Neden? Soru şu: Ali Pilli görevden alındı, Ünal Üstel Sağlık Bakanı yapıldı, Ulaştırmaya da Menteş Gündüz atandı… Ne yapardı? Makama mı giderdi, isyan ateşi yakıp görevi iade mi ederdi?
Ali Pilli görevden alınmasaydı, Ersan Saner’i sevmediğini toplumla paylaşır mıydı? Kurultay olması gerektiğini söyler miydi? Aslında demem şu ki, değişmeyen tek şey istikrarsızlık ve UBP içerisinde bitmeyen makam- mevki kavgaları. Bunların hiçbirinin odağında “halkımızın iyiliği” yoktur
Siyasetin kirli yüzünü izliyoruz. Halk kimsenin umurunda değildir. Bu kaostan bir kahraman yaratma gayreti var. Halkın daha fakir, daha sağlıksız olması kimsenin umurunda değil. Ülke enkaza döndü, sektörler batıyor, işsizlik artıyor. “Ali Pilli’nin yanındayız” diyenlere, “Ülkede herşey çökerken Ali Pilli de yanlarındaydı” diyorum.
 (Hüseyin Ekmekçi)
 
 
Bala gudalya bala gudalya
KKTC’de birçok sorunun sebebi, özellikle siyasilerin karıştığı adaletsizlik ve hukuksuzluğun herkes tarafından bilinir olmasın rağmen, idari ve hukuki olarak soruşturmaların sonuçlandırılmaması, adeta unutturulmaya çalıştırılmasıdır.
Bunun müsebbibi tamamen savcılık ve polis genel müdürlüğüdür. (Dikkatinizi çekerim bu makamlar siyasi atama değildir. )
Yakın tarihte bu makamlarda oturanların, bu dosyaların kapağını bile açmadan yüklü bir emekli ikramiyesi alarak emekli olduğunu biliyoruz. Gözümüz yok ama içinde benim ödediğim vergiden kuruş varsa helal etmiyorum.
Onların yerine gelenler, belki farklı davranır KKTC’nin tarihine geçer diye ümit ettik. Maalesef en son yaşanan “jet krizinde” bir kez daha ümitlerimizin boş olduğunu anladık. Üstünden bir yıl geçti dosyadan hiçbir haber yok.
Yani “bala gudalya bala gudalya”
Hükümet edenlerden bu makamları zorlamalarını beklemiyoruz çünkü zanlı görünenlerin hemen hemen hepsi ya bakan oldu ya da iktidar partilerinin yetkili organlarında.
Tek ümidimiz Muhalefet partileri. Sn. Kudret Özersay ve Sn Tufan Erhürman, gidin ve Hukuk dairesi ile Polis genel Müdürlüğünün önünde çadır kurun.
Sizin bu saatten sonra yapmanız gereken , bu makamları görevlerini tam yapmaları için zorlamak. Gerisi “laf salatası madunda “ söylemler olarak kalıyor bilesiniz.
(Ediz Uzun)
 
 
 
 
Eğitim Bakanı'nın çok doğru bir şekilde, "İlkokul, Ortaokul ve Liselerde bütün öğrencilere aşı yapılana kadar yüz yüze eğitime başlanmayacak" kararı almasına rağmen;
Hükümet, Özel Üniversite patronlarının baskılarına boyun eğerek, Garantina ve Aşılar devlet tarafından karşılanarak, "yabancı" öğrencilerin ülkeye gelmelerine ve yüz yüze eğitimin başlamasına karar vermesi nasıl izah edilebilir?
(Ülker Fahri)
 
 
Bir başbakan bu kadar sorumluluk almaktan korkabilir! Bugün kürsüde yine alınan karardaki sorumluluğunu inkar edip durdu ve topu Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kuruluna ve müsteşarlarına attı. Sanki hükümetin başı değilmiş gibi. Sayın Hamza S. Saner'in bu kronikleşen inkarcı halinin bence Freudean bir açıklaması var gibime geliyor. Onu seyrettikçe ayağını yere vurarak "vallahi de billahi de ben değildiiiim" diye ağlayan çocuklar geliyor aklıma!
(Mete Hatay)
 
 
Sabahtan beri tek bir sorunun cevabını duymak için Meclis TV’yi izliyorum. Soruyu sormak için 2. kez kürsüye çıkan Sayın Tufan Erhürman’a teşekkür ederim... Soru şu:
“Borçlu herhangi kişi 3 aylık taksidini (90 gün) ödeyemediği zaman, donuğa düşen borçlar için yapılandırma veya öteleme olacak mı? Olacaksa bu hangi faiz oranıyla olacak?”
Cevabı da duydum...
Sayın Başbakan Ersan Saner mırıldandı mırıldandı... Eveledi geveledi hiçbişey söylemedi...
Her kararınızda geciktiniz, salgını büyüttünüz... Ekonomi durdu...
Sonra İnsanları Bakanlar Kurulu kararıyla zorla evlerine kapattınız...
Şimdi de herkesi bankaların insafına bırakıyorsunuz...
Gerçekten yazıklar olsun...
(Mehmet Ekin Vaiz)
 
banner342
banner603
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.