banner480
banner69
banner460

Sosyal Medyanın Sesi

banner476

Sosyal Medyanın Sesi

Maske takmayalım sosyal mesafeyi korumayalım her gece yemeklerde içmeklerde olalım eğlencede olalım kapılar da kapalı kalsın turist de öğrenci de gelemesin ama gelemedi diye de gelirimiz eksilmesin. Türkiye eksik kalan gelirimizi de ödesin; bu iş benim aklıma yattı iyi bir hayat
(Dimağ Çağıner)
 
Yeni normal’i yanlış anlayan, virüsün doğasına hükmedebileceğini zanneden tuhaf bir yönetim ile karşı karşıyayız.
Yeni normalin gereklerini (pandemi hastanesi yapma, yaşamın her alanında sosyal mesafenin korunması, pcr sonuçları çıkana kadar kişilerin izole kalmasını sağlama, ev karantinasını denetleme vb) yerine getiremeyen hükümet yerel bulaşın yayılmasını önleyemedi. Gerek mecliste gerek basında haftalar önce yaptığımız uyarıları bugün dikkate almaya karar verdiler ancak çıkan karar bilimsel dayanaktan ve gerçeklerden yoksun. Karara göre virüs ülkeye üç günlüğüne gelen bir kişideyse bulaşmayacak, dört ve daha fazla süre kalacak birindeyse bulaşabilecek. Kararı alanların beklentisi bu yönde. Elbette mümkün değil, bilimsel dayanağı da yok. Virüs varsa bulaş riski vardır. Üç günlüğüne gelen kişilere karantinasız, dört günlüğüne gelenlere 7 gün karantina sonrası giriş kararının ne bilimsel ne de rasyonel bir dayanağı vardır. Karar keyfi ve tutarsızdır. Virüs taşıma riski yüksek ülkelerden gelenlere ülkede kalış süresine bakılmaksızın karantina istisnasız olarak uygulanmalıdır.
(Sıla Usar İncirli)
 
Alınan karantina kararında dikkat çeken 3 gün gelene karantina olmaması!.
Tabi ki, ‘kolaycılık’ anlayışı ile 3 gün Ada’ya gelecekleri ‘kumarcı’ olarak kabul ettik ve sosyal medyada başladık lince!
Hiç hayatımızda, ‘kumarcı’ görmedik, ‘hiç’ kumarcılar sayesinde organize edilen konserlere gitmedik, hiç bir zaman otellerin önünden geçmedik!
Hatta hiç kumar oynamadık!
Hatta, o ‘kumarcılar’dan alınan paralar sayesinde hiç devlet maaş ödemedi!
Öyle bir yazıyoruz ki, bunlar kovid-19 ile hayatımıza girdi.
Tam bir iki yüzlülük!
Turizm, eğitim sayesinde; ay sonunda tıkır tıkır ödenen maaşları unuttuk!
Ekonominin, turizm ve eğitimle çarkını döndürdüğü görmezden geldik!
Ülkede ‘özel sektör’ çalışanını, kovid-19’dan önce ekonomik hasta ettik!
İş insanını ‘ülkeyi sömüren’ olarak gördük!
Yanında çalıştırdığı binlerce aileyi ‘bizden’ saymadık!
Nasıl olsa ‘memur değiller’
Verdiği vergi ile maliyenin kasasının, en zor şartlarda dahi dolmasını umursamadık!
***
Neden sadece 3 günü ‘kumarcılar’ olarak algılar bir insan!
Bu ülkede işletmeler yok mu bu ülkede 3 gün hatta bir gün de işlerini yaptıran şirketler yok mu?
Hem alt yapı hem de teknik olarak Türkiye’den ayda binlerce insan gelip geri gitmiyor mu?
Gidiyor ve geliyor!
Bunlar bilinmiyor mu, biliniyor!
Peki amaç ne!
Popülizm olsun, yenir!
Net yazayım, 3 gün gelecek için ‘önlemlerini’ alacaksın!
Kimse de ‘önlem alma’ demiyor!
Ama bu ülkeye gelecek turiste, iş insanına, öğrencisine, işcisine yapılmadık hakaret kalmıyor, sosyal medyada!
Sonra da, ‘ekonomi’ eksiye düştü, ‘birisi’ yardım etsin!
Bari, dik duracaksan, tam dur, bunu yazma!
Hem ülkede ne turist bıraktın, ne öğrenci bıraktın, ne işci, sonra ‘birisi’ yardım eder!
Bekle, eder!
(Sefa Karahasan)
 
Suçlu halk! Cezayı ödeyecek olan yine halk!
Ne diye kapandık 2/3 ay evlere?
Ne diye küfür ettik hiç sıkılmadan kendi insanımıza, "londrezler" gelmesin diye?
Niye sustuk sonrasında karantinasız girişlere!
3 köy ve insanımız karantinaya alındı! Hala bu tablo karşısında espiri yapmaya keyfi olanlar var.
Ekonomiymiş!
Hangi ekonomi?
Yıllar önce bitirilen, batırılan,tüketilen ekonomi mi?
Kumarhane, Karhane, sömürü ekonomisi mi...?
İnşaatlar, üniversitler, hoteller,nüfus, araba satışları, evler, villalar, zengin sayısı her şey ama her şey bu küçücük ülkede artarken!
Bir tek sade vatandaş ve Devlet fakirleşti!
Doğup büyüdüğüm ülkemde sayıları hiç de az olmayan;
kirli eller, rüşvet yeyenler, ihaleler de malı götürenler,çalıştığı kurumları soyanlar vergi hırısızları, kısaca "
önce Devleti sonra biribirini soy" diyenlerin yüzünden besleme haline düşmüşüm...
Bu nasıl bir düzendir?
Ne kazandık bu açılımın sonunda?
Kazancımız şu:Evlerimize giren Virüs.
Virüsle yaşamaya alışacayık? Öyle mi?
Aylardır bir Pandemi Hastahanesini yapmayı bile başaramadık.
E hade yaşayalım virüsle beraber da görelim!
Yarından sonra o küçük esnaf, lokantacı,cafe işleten insanımız,ilk darbeyi yeycek.
Sonra da özeldekiler Memura, memur yönetene,inşaatçısı herkese, demokratı,sağcıya, sağcısı solcuya laf atmaya başlayacak...
Birbirimizi suçlayacağız!
Sistemden nemalananlar da bize bakıp gülecek...
Ne Covit-19 virüsü be!
Bizi bu hale her alanda çoğalan "ahlaksızlık virüsü " getirdi.
Hırsızdan uğursuzdan, işini yapmayandan, sahtekardan hesap sormamak, sessiz kalmak getirdi.
Bozuk düzende düzgün çark olmaz, demişler.Boşuna dememişler.
Maske takalım!
Utancımızdan takmamız gerekir artık..
Kirli ellerimiz, sabunla yıkansa bile temizlemez bu saatten sonra...
Mesafe mi? Birbirimize çok uzağız artık..
Ve Var mı acaba bu tablo karşısında birileri; Birilerimiz, Parti ayırmaksızın, Yönetenlerin hepsi;
Ben günahsızım diyebilecek olan?
"Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" denmişti!
Doğru! Ne yazı ki Beş beter olacak gibi...
(Eralp Şerifoğlu)
 
 
banner342
banner496
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.