banner583
banner661

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE BAŞÖĞRETMEN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 24 Kasım 2021, 12:24

24 Kasım 1928 tarihi  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün  “Millet Mekteplerinin” Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür. Bu nedenle Anavatanımız  Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde  her yıl 24 Kasım,  “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.
24 Kasım Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun..
İlk Millet Mektebi, 11 Ağustos 1928’de Dolmabahçe Sarayı’nda açıldı.   Bunu, İstanbul’da  başka  okulların açılışı izlemiş ve 3 Kasım 1928’de yayınlanan  “Türk Harfleri hakkında Kanun’la, en geç altı ay içinde, yeni  alfabenin öğrenilmesi zorunluluğu  getirilmişti. 24 Kasım 1928’de yayınlanan Millet Mektepleri Teşkilatı Talimatnamesi’nde  Cumhurbaşkanının, bu okulların Başöğretmeni olduğu; altı ay gibi kısa bir süre içinde, 16-45 yaş arasındaki, eski yazıyı  bilen bilmeyen herkese yeni yazının öğretilmesi hükmü yer alıyordu..
..Başöğretmen Atatürk önderliğinde Cumhuriyetin  kurucu kadrosunun hedefi büyüktü. Dolayısıyla  günümüzde “Öğretmenler Günü” olarak kutladığımız bu özel gün için Başöğretmen Atatürk’ün Türk Milli Eğitimine ve Türk Milleti’ne bakışını doğru okumamız gerekmektedir. Kaynak: https://www.bursayediklim.com/basogretmen-ataturk-ve-24-kasim-ogretmenler-gunu/
Öğretmenlik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği “Öğretmenler Günü” pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle kutlanıyor.
Türk Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i kuran Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk;  askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenilikler yapmıştır. Bu yeniliklerden biri de 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap Alfabesi yerine Latin Alfabesinin kabulü olmuştur.
Günümüzde ; Anavatanımız Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde her yıl 24 Kasım, “Öğretmenler Günü” olarak  kutlanmaktadır. Bu , Atatürk yılı ilan edilen 1981  yılında 12 Eylül Askeri İdaresi tarafından başlatılmış bir uygulamadır..
..24 Kasım 1928 , Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün  “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür.  Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayımlanması ile resmileşmiştir. Atatürk’ün  100. Doğum yıl dönümü olan  1981 yılında onun “Başöğretmen” oluşunun yıl dönümlerinin ülke çapında “Öğretmenler  Günü”  olarak kutlanmasına karar verildi. 26 Şubat 1981’de Resmi Gazete’de  yayınlanan “Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği” ile Öğretmenler Günü’nün amaçları, kutlama gününe ilişkin  esaslar belirlendi..
.. 24 Kasım’ı Öğretmenler Günü ilan eden dönemin Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren, ilk 24 Kasım kutlama mesajında öğretmenlere şöyle seslendi:
“Sevgili Öğretmenler, 24 Kasımlar sadece Öğretmenler Günü olarak  anılmasın, bu gün ayni zamanda en büyük öğretmen Atatürk’ün ideallerinin gerçekleşmesi günü de olsun. Ayrıca bugün;  birlik, beraberlik  ve bütünlük içinde yarının Türk  çocuklarının  Atatürk’ün   özlediği şekilde yetiştirildiklerinin de ant  günü olsun. Bu vesile ile hepinize mutlu  ve aydınlık yarınlar diler, sevgiler sunarım. Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wikiÖğretmenler_Günü
Mustafa Kemal Atatürk tarafından 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilan edilmesi ile birlikte Türk milletinde gelişmeler ve ilerlemeler ortaya çıktı. Başöğretmen Atatürk bir çok alanda yenilik yaparken “Harf İnkılabı” da bunlar arasındadır..
Atatürk; öğretmenler, Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli siz yetiştireceksiniz ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır..  Cumhuriyeti, fikren , ilmen , fennen , bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, yetiştirmek sizin elinizdedir. Sizin başarınız Cumhuriyeti başarısı olacaktır, Cumhuriyet sizden “Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür” nesiller ister demişti..
Başöğretmen Atatürk tarafından ilan edilen öğretmenler Günü ilk kez 1981 yılında kutlanmıştır.  Bu yılda kutlanmasının önemi ise Atatürk’ün doğumunun 100. Senesi olmasıdır.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz sonrası bir yandan kazanılan zaferi kalıcı hale getirebilmek için çareler  ararken, bir yandan da hiçbir gecikmeye fırsat vermeden ve zaferin rehavetine kapılmadan geleceğin inşası için hazırlık yaptı..
.. Bu kapsamda mesajlarını vermek üzere seçtiği  yer, on dört gün kaldığı Bursa oldu. Bilindiği üzere  Bursa, Osmanlı Devleti’nin   ilk başkentiydi ve işgalden henüz kurtulmuştu. 27 Ekim Cuma günü, Setbaşı’nda  (Şark Sinema-Tiyatrosunda), Bursa öğretmenleriyle birlikte İstanbul’dan gelecek olan öğretmenlere hitap edecekti. Ancak, Osmanlı Devleti’nin mevcut başkenti olan İstanbul da henüz işgal altındaydı..
..Bursa’da kazandığı zaferle gururlanan bir komutan değil, geleceği ilim ve fen temelinde kurmak isteyen bir teorisyen ve devrimci olarak, İstanbul’dan zaferini kutlamak için gelen öğretmenlerin karşısına çıktı.. Mustafa Kemal Paşa ayağa kalktı ve yavaş yavaş kürsünün başına  geldi. Başkomutan, yüzündeki  o ciddi tebessümle ve tam bir açıklıkla ilmi bir tez müdafaa eden ölümsüz bir profesör gibi söze başladı..
.. “Hanımlar”, “Beyler” hitabıyla başladığı konuşmasında öğretmenleri nur ocaklarını temsil eden yüce bir topluluk olarak tanımladı ve onlarla bir arada olmasından dolayı sonsuz mutluluk yaşadığını ifade etti. Öğretmenlerin kalplerindeki duyguları, kafalarındaki fikirleri, doğrudan doğruya gözlerinde ve alınlarında okumanın kendisi için  sevinç kaynağı olduğunu ifade etti. Öğretmenler karşısındaki heyecanını ve onlardan beklentilerini eğitim ışığına hasret vatan  çocukları adına  yakarırcasına dile getirdi: “..Bugünün evlatlarını yetiştiriniz. Onları memlekete, millete faydalı uzuvlar yapınız.. Bunu sizden talep ediyorum…”
..Amasya tamimi ile çok milletli bir imparatorluktan milli bir devlete doğru keskin bir dönüşüm başlatılmış, ümmet iradesi yerine milli irade ortaya konulmuştu..  Bursa konuşması ile millet egemenliği bilincine  sahip yurttaşların, yetiştirilerek sağlıklı ve bilinçli  bir  toplumun yaratılması  ve bir daha  işgalle karşılaşılmaması hedeflendi..
..Amasya Tamimi İzmir’in   işgalinden yaklaşık bir ay sonra  yayımlanmıştı. Bursa konuşması, İzmir’in işgalden  kurtarılışından  yaklaşık bir buçuk ay sonra yapıldı.  Amasya Tamimi Anadolu’daki fiili asker işgaline karşı yayımlandı. Bursa konuşması yüzyıllardır süregelen cehalete karşı yapıldı..
..Bursa  konuşmasının  üzerinden altı yıl geçtikten sonra, 1 Kasım 1928’de Latin Harflerine  geçildi. Halkla yeni harflerle  daha çabuk okuma yazma  öğretebilmek için  Millet Mekteplerinin açılması kabul edildi. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa,  Millet Mektepleri kararnamesini 24 Kasım 1928’de onaylamakla  bu mekteplerin “Başöğretmenliği”ni kabul etmiş oldu.  Kaynak:  Dr. Halil Özcan, Başkomutanın Aydınlanma Savaşı, Bildirgesi, Bütün Dünya, s. 27-31,  Başkent Üniversitesi Kültür Yayını, 1  Kasım 2019
Mustafa Kemal Atatürk’e  5 Ağustos 1921’de TBMM tarafından Başkomutanlık ünvanı ve yetkisi verilmiş, 24 Kasım 1928’de ise Bakanlar Kurulu tarafından Başöğretmen  ilan edilmiştir. Dünyada bu iki sıfatı kişiliğinde toplayan  başka bir önder yoktur..
..Mustafa Kemal henüz  bağımsızlık savaşını yeni başlattığı 1919 yılında  7/8 Temmuz gecesi Erzurum’da  Mazhar Müfit Kansu’ya  gizli bir deftere yazdırdığı hedefleri şunlardı: 1-Cumhuriyet ilan edilecektir. 2-Saltanat kaldırılacaktır. 3- Peçe ve Fes yerine  çağdaş giysiler giyilecektir. 4-Arap harfleri yerine  Latin harflerine dayalı yeni Türk Alfabesi getirilecektir.
Büyük devrimci bu hedeflerini kendi ifadesi ile  milli bir sır  gibi kendi vicdanında saklamış, yeri ve zamanı geldikçe , uygun fırsatlardan yararlanarak  hayata  geçirmiştir.  Cumhuriyet ilan edildikten, Halifelik kaldırıldıktan ve kıyafet devrimi yapıldıktan sonra 1928 yılında sıra  harf devrimine  gelmiştir.
Ahmet Cevat Emre, Atatürk’ün Harf Devrimi konusunda şöyle dediğini aktarmaktadır: Eğer ben size bu meseleyi ancak son yıllarda düşündüm dersem biri Osmanlının Enderun sınıfının  kullandığı yazılan ama konuşulmayan Türkçe, diğeri halk dili olarak  konuşulan  fakat yazılamayan  Türkçe olmak üzere  iki ayrı dil olmuştu. Bu durum ulusal birliğe ve Atatürk’ün  kurmak istediği çağdaş Cumhuriyete  uymuyordu.
1 Kasım 1928’de TBMM’nin yeni yasama yılına başladığında açılış töreninden sonra gerekli komisyon derhal toplandı, konuyu  kararlaştırdı. Tasarı hazırladı. Bu yeni kanun tasarısı ayni gün toplanan TBMM’ne sevk edilerek oybirliği ile  kabul edildi. Kasım tarihli Resmi gazetede de yayınlanarak yürürlüğe girdi.  1 Ocak 1929’dan itibaren  resmi yazışmalarda eski harflerle yazmak  yasaklandı, yeni harfleri kullanmak zorunlu oldu, eğitim yılından itibaren  okullarda yeni harflerle  eğitim verilmeye başlandı. 24 Kasım’da  Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati tarafından hazırlanan Millet Mektepleri Yönetmeliği Resmi gazetede  yayınlanarak yürürlüğe girdi.  24 Kasım Öğretmenler Günü olarak ilan edildi.. Ayni gün Atatürk’e  Bakanlar Kurulu  tarafından  “Başöğretmen” ünvanı verildi.
 1 Ocak 1929’da Millet Mektepleri açıldı. Okuma yazma  bilmeyenlerin katılması zorunlu kılındı.  Mekteplerde öğretmenler görev aldı. Millet Mektepleri 1936 yılında Halk evlerine devredilinceye kadar 2.5 milyon vatandaşa Okur-Yazar diploması verildi. Okur-Yazar oranı %10’dan %20’ye çıktı. 1932 yılında  dil devrimi yapılarak Türkçemiz Arapça ve farsça kelimelerden arındırıldı. https://docplayer.biz.tr/134210959-Ataturk-basogretmen-yilmadan-yorulmadan-dr-cihangir-dumanli-html
1928 yılında Atatürk’ün mekteplerde Başöğretmenliği kabul etmesi ile kutlanmaya başlanmıştır.. Kıbrıs Türk halkı; o günde İngiliz Sömürge Yönetiminde dahi Atatürk İlke ve İnkılaplarını yürekten benimserken 15 Ağustos 1928’de toplanan Öğretmenler Cemiyeti,  “Türkiye’de Latin Harfleri kabul edildiği zaman Kıbrıs’ta da kabul edilmesini karara bağlıyordu.
İngiliz Sömürge Yönetimi döneminde İngilizlerin, Kıbrıs Türk halkının din kimliğini ortaya çıkarma politikaları, öğretmenlerimizde milli kimliğe sarılma refleksini doğurmuştur. Çünkü dini unsur kültürel kimliğin bir parçası olmakla beraber evrensel değerleri yansıttığından  Kıbrıs Türk halkı gibi varoluş mücadelesi veren bir halk için “Milli Kimlik” çok önemliydi.
Batmayan Eğitim Güneşlerimiz adlı kitabında Eğitimci Ali Nesim, “Kıbrıs Türk halkı olarak bulunduğumuz yere nasıl geldiğimizi en iyi öğretmenler biliyor, çünkü Kıbrıs Türk halkının var olma  mücadelesi hep öğretmenlerin önderliğinde  gerçekleşmiştir” demektedir. Kaynak:  Ali nesim, Uluslararası Sosyal Araştırma Dergisi, s. 216, Aralık 2009
1948 yılında Kıbrıs Türk Öğretmenlerinin davetlisi olarak bir grup öğretmenle Kıbrıs’a gelen  Hasene İlgaz, Kıbrıs  Notları isimli kitabında , Kıbrıs Türklerinde hayret ve heyecan içinde şahit olduğum milli coşkuyu görünce “kendi kendime ve çevreme sürekli bu nasıl oldu” sorusunu sormadan duramadım ve öğrendim ki Kıbrıslılar bunu öğretmenlerine borçlu” demiştir. Kaynak: Hasene İlgaz, Kıbrıs Notları, Doğan Kardeş Yayınları, 1949
Batmayan  Eğitim Güneşlerimiz adlı kitabında öğretmen İsmail Savalaş, o günleri şöyle anlatır: “Yıl 1938.. Görev yapılan köy karma bir köy. “Geceleri gaz lambası ile köylüye kurs açtım. Okuma-Yazma ve Türkçe öğrettim. Köylüye gazete , kitap okuyarak havadislerden haberdar ederdik. Atatürk’ten ve yaptıklarından söz etmek pek hoşlarına giderdi. Her gece köy kahvesinde milli roman okurduk, köylü bayılırdı. Kapı ve pencereleri kapayarak marşlar öğretir, bayrak çeker, törenler yapar, milli hisleri  besleyecek  şekilde hareket ederdik” diyor. 
Öğretmenlerimiz, siyasal bilinçlenme çerçevesinde  etkin rol oynamışlardır. Öğretmenlerimiz, Kıbrıs Türk halkının siyasal örgütlenmesinde, bugünlere gelmesinde   rol alarak bugün var olan bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda halkımızın birlik ve beraberlik içinde hareket etmesinde ve de  Türk Mukavemet Teşkilatı’nda    önemli görevler alarak  büyük mücadeleler vermişlerdir.
Ulu Önder Atatürk, “Öğretmenler,  Yeni  Nesil, Sizin Eseriniz Olacaktır” demişti. Büyük Türk Milletinin Önderi ve  Türk Milletinin ilham kaynağı,  Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden  tüm  öğretmenlerimizin öğretmenler gününü en içten  dileklerimle kutluyorum..  Ne Mutlu Türküm Diyene…
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa.. 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.