banner107
banner82

Yangına Su Taşıyanlar ve Benzin Dökenler


Züleyha KARAMAN

Züleyha KARAMAN

Okunma 15 Haziran 2015, 12:47

Son dönemlerde, Kıbrıs konusunda birileri bir “oyun” yazıyor, birileri de onu oynuyor, oynatmaya çalışıyor.

Kıbrısta, 41 yıldır kapalı olan ve Rumların sürekli talep ettiği, son günlerin popüler konusu kapalı Maraşta, Cuma günü ansızın yangın çıkıyor. Kim, kimler, neden, nasıl çıkardı henüz belli değil. 41 yıldır yanmayan Maraş şimdi neden yandı? Yangın üzerinden nasıl bir oyun oynanmaya çalışılıyor?

KKTC İçişleri Bakanlığı, dün, "yangının çıkış nedeniyle ilgili soruşturmanın devam ettiğini" belirterek, yangının bilançosunu açıkladı. Bakanlık, Derinya ile Kapalı Maraş arasındaki bölgede başlayan ve Kapalı Maraş’ta, “1000 metre genişlik ve 600 metre uzunluktaki bir alanda” etkili olan yangında, kuru ot ve çalılar yanında bir miktar da ağaç yandığını duyurdu.

Anlaşılan birileri “temizlik” yapmak istemiş.

Yangının da, “sorumsuzca” atılan bir izmaritten dolayı çıktığının açıklanması sanırım sürpriz olmaz!

Ama mesele, neden atıldığı? Maraşın yerleşime açılmasının yoğun tartışıldığı bir ortamda bu yangının çıkması tesadüf mü? Çözüme Maraştan başlanmasını isteyenler, yangının ardından, “orada bir servet yatıyor, yıllardır kapalı, artık Maraşı açın” tartışmalarını daha da artıracaktır. Maraş ikiye bölünüp bazı iş adamlarına parsellenir mi? Milli politikanın dışına çıkılırsa bu mümkündür…

Yangının söndürülmesi de tartışılıyor. Yangına benzin dökenlerin yangını söndürmesi beklenemezdi. Çözümde de samimi olan Türkiye, yarım asırdır Kıbrıstaki yangına su taşıyor…Türk devletine komplo tutmuyor.

*

Bir de, Rumlar son zamanlarda garantörlüğü dillerine doladı. Garantörlüğün zamanı geçmiş miş…Bunu, Yunanistan ile birlikte koro halinde dillendiriyorlar. Kıbrıs Türkünün güvenliğinin yegane teminatı Türk askeri Adadan gitsin miş…Türk askerinin Kıbrısa geliş sebebi siz değil misiniz? Garantiler konusunu gündeme getirip duracağınıza enerjinizi, müzakerelere harcayın ve Kıbrıs Türkleri ile çözüm görüşmeleri yaparken samimi davranın.

24 Nisan 2004teki referandumda Annan Planına “evet” deseydiniz, bugün Kıbrısta 650 kadar Türk askeri kalacaktı.

Kıbrısta bir çözüme ulaşılmamasının nedeni Rumlardır.

 Çözümü, yüzde 76 “hayır” oyu ile Rumlar reddetti. Çünkü, Adayı, egemenliği, yönetimi, Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemediler.

Rumlar, bir taraftan Kıbrıs Türklerine ılımlı görünmeye çalışıyor, diğer taraftan Kıbrıs Türklerini yok sayan uygulamalara devam ediyor. Adanın bütününe ait doğal gaz konusunda Kıbrıs Türklerini devre dışı bırakan adımlar atıyor; İsrail ve Mısır ile anlaşma imzalıyor. Rumlar, samimi ise izolasyonlar konusunda adım atsın. Örneğin, Ercan Havaalanına direkt uçuşlara karşı çıkmasınlar. Bunu yapabilirler mi, sanmıyorum. Eğer yapmayacaklarsa, Kıbrıstaki çözümsüzlükle ilgili sürekli Türkiyeyi de suçlamasınlar.

Kurnazlığa bakın:

Türkiyede, 7 Haziran seçimlerinin ardından koalisyon hükümeti kurma çalışmaları başlayacak ya, bu durumu, “Türkiye başsız kaldı, şimdi çözüm zamanı” şeklinde yorumlayan Rumlar da var!

Rum lider Anastasiadisin partisi, Demokratik Seferberlik Partisi(DİSİ)’nin Meclis Grup Sözcüsü Nikos Tornaridis, konjonktürün Kıbrıs sorununun çözümü için çok uygun olduğunu, BMden, sıradan vatandaşa kadar herkesin bu tespitte bulunduğunu anlatıyor.

Tornaridis, “Türkiye ‘başsız kaldı, Kıbrısta liderleri kendi haline bıraktı…Kıbrıs sorunu şimdi çözülmeli” diyor. Bu ne kurnazlık böyle.

Rum Fileleftheros Gazetesi’nin haberine göre Tornaridis, bu görüşünü şöyle açıklıyor: “Kıbrıs sorununun anahtarı Ankaradadır tezinin arkasına gizlenmeye alıştık. Ancak hayatımızdaki her şey gibi bunda da değişiklikleri görüp değerlendirmek zorundayız. Kıbrısta ağırlık merkezi yavaş yavaş değişiyor. Bunu küçümsemeyelim. Anastasiadis-Akıncı en üst uzlaşı seviyesinde, Kıbrıs sorununun özü de Türkiyenin neredeyse başsız olduğu, meydanı Kıbrıslı liderlere bıraktığı bir dönemde bulunuyor. Kıbrıs sorununda tökezlemeye hiç niyeti yok görünüyor.”

Kıbrısta, “çözüm için son fırsat” lafları çok duyuldu da, Türkiyedeki hükümet kurma çalışmaları ile Kıbrıs müzakerelerini aynı paralelde değerlendirmek çok hafif kaldı.

 Burada, Türkiye Dışişleri Bakanlığından 13 Haziranda yapılan açıklamadan bir bölümü hatırlatmakta fayda var, Türkiye “başsızmış”, okuyun açıklamayı, küpe olsun!

 "Türkiye uzun bir devlet geleneğine sahiptir ve uluslararası taahhütlerinin gereğini her zaman titizlikle yerine getirmiştir ve getirmeye de devam edecektir. Bu bağlamda, Kıbrıs’ta adil ve yaşayabilir kapsamlı bir çözüme en kısa zamanda ulaşılmasını, Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’in bir barış, istikrar ve işbirliği alanı haline gelmesini temenni etmekte, bu yönde gösterilen gayretlere her zaman olduğu gibi desteğini sürdürmektedir."

 

Kimse, Türkiyenin Kıbrısla ilgili tutumunu sınamaya kalkışmasın!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.