banner107
banner69

"Kıbrıs, BM'nin gündemindeki en eski sorun"

banner27

Başbakan Hüseyin Özgürgün, Birleşmiş Milletler’in gündemindeki en eski sorun olduğuna işaret ettiği Kıbrıs sorununa çözüm çabalarında, 1964’ten bugüne 6 BM Genel Sekreteri değiştiğini ancak hepsinin de sonunda “maalesef çözemedik” noktasına geldiğini söyledi

"Kıbrıs, BM'nin gündemindeki en eski sorun"

banner87

Kıbrıs Türk tarafının olumlu yaklaşımlarına rağmen Kıbrıs sorununda bir türlü yol alınamadığını kaydeden Özgürgün, İngiltere’nin adadan vazgeçerken aldığı iki üssü, Kıbrıs meselesinin temeli olarak gördüğünü de ifade etti.
UKÜ’de 2017-2018 Akademik Yılı’nın ilk dersini Başbakan Hüseyin Özgürgün verdi. 
UKÜ Çevik Uraz Konferans Salonu’nda yer alan İlk ders ve yeni akademik yıl resmi açılış töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başladı. UKÜ Rektörü Prof. Dr. Halil Nadiri’nin konuşmasından sonra Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün özgeçmişi okundu ardından, kürsüye çıkan Başbakan, Kıbrıs konusunda ders verdi.
Konuşmanın ardından UKÜ Rektörü Prof. Dr. Halil Nadiri ve Mütevelli Heyeti Başkanı Mete Boyacı tarafından Başbakan Özgürgün’e plaket ve çiçek takdim edildi.


ÖZGÜRGÜN: “EN ESKİ SORUN”
Başbakan Hüseyin Özgürgün, yaklaşık 20 üniversitede verdiği Kıbrıs konulu konferansı bugün açılış dersi olarak sunacağını belirterek söze başladığı etkinlikte, geçmişten bugüne adanın tarihi, coğrafi ve stratejik konumu itibarıyla sahne olduğu siyasi olayları ve gelişmeleri anlattı.
Özgürgün, UKÜ’nün gelişerek büyüdüğünü görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bunda emeği geçenleri de kutladı. 
Kıbrıs’ın küçük, ancak boyundan çok büyük olaylara sahne olmuş bir ada olduğu ve yıllar içinde ciddi tartışmalar yaşandığını anlatan Özgürgün, BM’nin gündemindeki en eski sorun olduğuna işaret etti. 
Birçok medeniyetin gelip geçtiği bu adanın, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde 307 yıl geçirdiğini, ardından 1878 yılında adanın İngiltere’ye kiralanması ve sonrasında Rumların 1931 yılında Enosis hedefiyle İngilizlere karşı başlattığı isyanla Kilise’nin de etkisiyle yaşanan olayları sinevizyon eşliğinde dönemin gazete manşetlerinden de alıntılarla sunan Özgürgün, Kilise’nin ne kadar güçlü ve etkili olduğunun o yıllardan ortaya çıktığına dikkat çekti.
Özgürgün, 1955’te EOKA’nın kurulmasının ardından Kıbrıslı Türklerin de örgütlenmeye geçerek Kıbrıs’ta var olma çabasıyla TMT’yi kurduğunu; Ada’nın Yunanistan’a bağlanmasını engellemek için Enosis’e karşı Taksim ilkesiyle karşılık verdiğini; 1954 ve 1957’de Yunanistan’ın Kıbrıs konusunu BM’nin gündemine taşıdığını ve Kıbrıs Türk tarafının da girişimleriyle Türkiye’nin de olaya müdahil olduğunu anlattı.

1958’lerde başlayan olaylarla Kıbrıslı Türklerin ilk şehidini verdiğine işaret eden Özgürgün, İngiliz Parlamentosu’nun aldığı ve adada her biri self determinasyon hakkına sahip iki eşit halk bulunduğu yönündeki kararın halen yürürlükte olduğunu anımsattı.
“İNGİLİZ ÜSLERİ KIBRIS MESELESİNİN TEMELİ”
İngiltere adadan vazgeçerken 2 üs şartı koştuğunu ve buna karşılık Ağrotur ve Dikelya’da üs aldığını hatırlatan Özgürgün, “Bu iki üs, Kıbrıs meselesinin temelidir” dedi. Özgürgün, çok güçlü ve modern silahlarla donatılmış bu üslerin uluslararası alanda da role sahip olduğunu, birçok müdahalenin buradan yapıldığının bilindiğini söyledi. 
“CUMHURİYETİN KURULMASIYLA HUZUR VE SÜKUNET DÖNEMİ BAŞLADI AMA UZUN SÜRMEDİ”
Başbakan Özgürgün, 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla adada sükunet ve huzur dönemi başladığı ancak bu dönemin uzun sürmediğini, Rum tarafı anayasada değişiklik talebine olumlu yanıt alamayınca Akritas Planı’nı devreye koyduğunu ve Kıbrıslı Türklere saldırıların başladığını anlattı.
Şehitlerin verildiği, 103 köyün yok edildiği 1963 olaylarıyla adanın, dönemin İngiliz komutanının yeşil kalemle çizdiği çizgiyle “Yeşil Hat”la ayrıldığını, Lefkoşa’nın da ikiye bölündüğünü belirten Özgürgün, 1964 yılında ise BM Barış Gücü’nün adada konuşlanmasına karar verildiğini kaydetti.
Başbakan Hüseyin Özgürgün, 15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası’nın Makarios’a karşı darbeyle yönetimi ele geçirmesi, ardından 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak gerçekleştirdiği müdahaleyle yaşananları anlatırken, 1974’ten sonra adada kan dökülmediğine işaret etti.
“UZUN MÜZAKERE SÜRECİ… 1964’TE NEYSE 2017’DE DE AYNISI”
“Ve 1974’ten sonra uzun bir müzakere süreci başlıyor” diye devam eden Özgürgün, ara ara gerek Kıbrıs’ta gerekse farklı ülkelerde, değişen liderlerle müzakereler yürütüldüğünü ancak sonuç alınamadığını anlattı.
Bu arada 1983 yılında KKTC’nin ilan edildiğini, sonraki yıllarda müzakerelerin yine devam ettiğini belirten Özgürgün, “1964’te neyse 2017’de de aynısı… Değişen birşey yok. Yunanistan hazır değil ve yine ara…” şeklinde konuştu. 
Özgürgün, yakın bir geçmişte 2014’te gündeme gelen Annan Planı’nın referandumda Rum tarafının hayır demesiyle yürürlüğe giremediğini anımsatırken, “bu planda toprak iadesi de vardı buna rağmen hayır dediler çünkü tamamını istiyorlar” dedi.
Gelinen süreçte Güney’de ırkçılığın arttığı ve Enosis’in yeniden gündeme geldiğine işaret eden Özgürgün, ELAM’ın önerisiyle okullarda Enosis plebisitinin yıl dönümünün anılması kararını örnek gösterdi.
“1964’TEN 2017’YE 6 GENEL SEKRETER DEĞİŞTİ…”
Özgürgün, 1964’ten bugüne 6 BM Genel Sekreter değiştiğine işaret ederek “Hepsi de sonunda ‘maalesef çözemedik’ noktasına geliyor. Kıbrıs konusunda maalesef yol alamıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemlerde…” şeklinde konuştu.
Özgürgün, KKTC’nin, Türkiye’nin de desteğiyle mücadelesini sürdüreceğini vurgulayarak, zaman zaman geçmişten bugüne yaşanan bu gerçeklerin hatırlatılmasında yarar gördüğünü söyledi.
REKTÖR NADİRİ: “106 ÜLKEDEN ÖĞRENCİMİZ VAR”
UKÜ Rektörü Prof. Dr. Halil Nadiri de konuşmasında, yeni akademik yılın açılışında Başbakan’ı ağırlamaktan duydukları memnuniyeti ifade ederek, üniversiteyle ilgili bilgiler paylaştı.
UKÜ’nün 10 fakülte, 7 yüksek okul ve 143 ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora programına sahip olduğunu, bu yeni dönemde 18 yeni program açarak gelişmesini sürdürdüğünü anlatan Nadiri, okula bu yıl 4 bin kadar yeni kayıt yaptırıldığına işaret etti.
106 ülkeden öğrenci bulunan UKÜ’de akademik personel sayısında da artış yaşandığını; 32 yeni katılımla 500’ün üzerine çıktığını beliren Nadiri, fiziki yatırımlar ve alt yapının da gün geçtikçe artarak geliştiğini kaydetti. 
Nadiri, uluslararası iş birliklerine verdikleri öneme de işaret ederek, 200 üniversiteyle akademik iş birlikleri olduğunu söyledi ve dünya sıralamasında çok daha iyi konuma gelebilmeyi amaçladıklarını ifade etti.

banner104
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.