banner107
banner69
banner108

Haftanın filmleri (13 Ekim 2017)

banner27

banner109
Haftanın filmleri (13 Ekim 2017)

banner87

"Ölüm Günün Kutlu Olsun"

"Bugün Aslında Dündü" filmini çok severim. Aynı günü tekrarlayan Bill Murray'in düştüğü hallerin komedisiydi. Bu da korkusu işte. Çok hızlı bir gecenin sabahında, tanımadığınız bir yerde uyandığınız oldu mu? Bu kızımız öyle bir sabaha uyanıyor. Akşamına kendisi için hazırlanan doğum günü partisine gidiyor ve maskeli biri tarafından öldürülüyor. Sabahındaysa aynı odada uyanıyor. Çok eğlenceli iş bence. Her akşam ölüp, her sabah dirilmek ve kendi katilini bulmaya çalışmak yorucu ama eğlenceli iş! Zaten filmde üniversiteli kızlarla, korku filmleriyle, ürkek erkeklerle ilgili ince espriler de var. Yönetmen Christopher B. Landon'in diğer filmlerine de bakın derim.

"Cingöz Recai"

Onur Ünlü altın çağını yaşıyor. Adana'dan 4 ödülle dönen "Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok" festival seyircisini bir hayli zorladı. Bu kez gişe listesine girebilecek bir filme, gişesi bol oyuncularla imza atıyor. Peyami Safa'nın kült karakteri Cingöz Recai, Ayhan Işık'tan yıllar sonra Kenan İmirzalıoğlu tarafından canlandırılıyor. İyi kalpli bir hırsız ve ekibine karşı, bir komiser bir de kötü adam var hikayede. Haluk Bilginer ve Musa Uzunlar gibi çok sevdiğim iki adamın varlığı tabi ki filmi yükseklere taşıyor. Ünlü'nün yanından hiç ayırmadığı Fatih Artman da kadroda. Meryem Uzerli gibi bir güzeli de ekleyince gözler aradığı her manzarayı görmüş oluyor. Beklentinin ve karşılığının dengeli bir şekilde dağıldığı film en iyi Onur Ünlü işi değil elbette. Yine de hafta sonu gişe rakamlarına başarılı bir yansımasının olacağını söyleyebiliriz.

"Taş"

Taş sinema salonundan çıkarken "ne iyi işti" denebilecek bir film değil. Üzerine düşünmek gerekiyor. Zaten filmin yönetmeni Orhan Eskiköy'ün derdi de bu. Senaryosunu çok sevdiğim yazar Murat Gülsoy'la birlikte kalema alan Eskiköy, inanç, insan, doğa ve daha birçok şey üzerine düşünme fırsatı veriyor. Siyah beyaz çekilen filmin önce rengine sonra karakterlerine inanıyorsunuz. Onların inandığı taştan duvara inanıp inanmamak da sizin elinizde. Gerçeklik algısının zaman zaman kaybolduğu, devletin, inanç sisteminin, insanın kendisine ve çevresine kurduğu tuzakların gizliden gizliye anlatıldığı film, bu hafta en izlenesi işi bence. Muhammet Uzuner o kadar başarılı ki onu daha çok daha çok görmek istiyorum! Ahmet Varlı, Jale Arıkan ve Beste Kökdemir'in varlığı tabi ki es geçmiyorum. İzleyin!

"Mutlu Son"

Haneke, burjuvazinin esiri aileleri eleştirmeye devam ediyor. Bu kez karakter fazla ve konu bir yanıyla evrensel. Mülteci meselesine uzak kalmak istemeyen Michael Haneke, zengin hayatlarını anlattığı Laurent ailesi sayesinde izleyicide rahatsızlık hissini yaratmayı yine başarıyor. Bu anlatım biçimine alıştığımız yönetmen zaten her filminde birilerini davetsiz misafir, birilerini mülteci, birilerini de ev sahibi yapıyor. Hayatın tüm olağan akışını, olağana ters bir olay vasıtaıyla olağanlaştırıyor. O yüzden alıştığımız yönetmenin bu yeni işi biraz daha zorlama geldi bana. Isabelle Huppert ve Mathieu Kassovitz filmin izlenesi oyuncuları...

"Bir Nefes Yeter"

Bu bir aşk filmi, aşıkları ölümle sınanan. Leyla ile Mecnun'dan bu yana değişmeyen sınav bu. Ayrılık aşıkların kaderi mi? Senaryonun a-b-c'si, iyi bir şey olurken kötü bir şey olmak zorunda. Evet, tamam. Ama sevenlerin ayırmayın gayrı! Tahammülümün sınırlarını zorlayan Seçkin Özdemir ve oyunculuk konusunda hakkının yendiğini düşündüğüm Tuvana Türkay filmin başrolünü paylaşıyor. Göl kıyısında mucizevi bir şekilde başlayan aşka tam inanacakken, ikilinin abartılı oyunculukları nedeniyle yüzüme tokat gibi indi o aşk! Yine de aşk filmi bu. Bir şekilde kalbe dokunur! Yasemin Türkmenli yönetmen koltuğunda.

“Büyülü Kanatlar”

Ateşböceği Dindin, komik isim di mi? Ormanda sevgiyle ışık saçan minik yaratığın animasyonu bebelerinize izletebilirsiniz. Ormanın güzelliği, araştırma için gelen robotun varlığıyla biraz sarsılsa da, hikayenin içindeki kötülük kavramı bir kurda bağlanıyor. Robotun iyi, kurdun kötü olduğu macerada neyse ki sevgi hep başrolde. Çin yapımı animasyonu Wei-Feng Deng yönetiyor.

“Kayseri Aslanı: Çin İşi”

Ülkemin her bölgesi, her yöresi ayrı güzel. Seviyorum! “Kayseri Aslanı: Çin İşi”nde Kayseri’mizin genç girişimcilerinden birinin hayatını izliyoruz. Üçkağıtçı yani! Kumar borcunu ödemek için Çin’den ucuza malzeme getirip, Kayseri’de pahalıya satmak isteyen idealist bir gencin hikayesi bu. Yer yer komik, bazen sinir bozucu filmde İnan Ulaş Torun, Algı Eke, Asuman Dabak, Ali Çatalbaş ve Serdal Genç rol alıyor. Yönetmen koltuğunda Ali Demirel oturuyor.

banner104
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.