banner255
banner69
banner82

Nil Virüsü’nde iki hastanın bilinci kapalı

banner27

Batı Nil Virüsü teşhisi ile Lefkoşa Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servisi’nde tedavi gören iki hastanın bilinci kapalı, gözetim altında tutulan sekiz kişinin durumu ise iyi

Nil Virüsü’nde iki hastanın bilinci kapalı

 

Sağlık Bakanlığı Batı Nil Virüsü ile ilgili denetim ve kontrol çalışmalarını sürdürüyor.
Sağlık Bakanı Ali Pilli, Lefkoşa, İskele,  Değirmenlik, Dikmen ve Gazimağusa belediye başkanları ile de ayrı ayrı görüşerek karşılıklı işbirliği konusunda kararlılıklarını ortaya koydu.
Son 48 saat içinde Batı Nil Virüs şüphesi ile devlet hastanelerine sadece 1 kişinin başvurduğunu ve onun da genel durumu iyi olmakla birlikte, kan örneklerinin Türkiye’ye gönderildiğini ifade eden Pilli, Batı Nil Virüsü teşhisi ile Lefkoşa Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servisi’nde tedavi gören iki hastanın ise bilincinin kapalı olduğunu, şüpheli görülen ve gözetim altında tutulan sekiz kişinin ise genel durumlarının iyi olduğunu kaydetti.
 

Vakaların çoğunda belirti yok

YDÜ Hastanesi’nde iki vakada Batı Nil Virüsü şüphesine rastlandı. YDÜ Hastanesi’nden Uzman Doç. Dr. Kaya Süer, bu virüse yakalanan kişilerin yüzde 80’ninde hiçbir belirti görülmediğini belirtti ve hazırlayıcı faktörleri olan vakalarda ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu söyledi

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Kaya Süer, çok uzun yıllara dayanan Batı Nil Virüsü ile ilgili açıklamalarda bulundu.  Doç. Dr. Kaya Süer, “Hastalığın Tedavi Şekli Semptomatiktir. Önemsenip, şüpheli durumlarda hastaneye başvurulması gerekmektedir. Bu virüsten dolayı hayatını kaybeden kişilerin bir çoğunda altta yatan hazırlayıcı faktörler bulunmaktadır.  Virüse yakalanan kişilerin yaklaşık %80’ninde hiçbir belirti görülmemektedir.” dedi.

Batı Nil Virüsünün yaklaşık elli yıldan belli dünya üzerinde bilinen bir virüs olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, Batı Nil Virüsü vakalarının adamızda da görülmeye başladığını, bu anlamda Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde iki vakadan şüphelenildiğini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde bulunan iki vakaya gerekli tetkiklerin yapılmaya başlandığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, bu hastalara yapılan tetkiklerin tam olarak tamamlandığı zaman net olarak hastalığın tanısının konulabileceğini belirtti.

Batı Nil Virüsü ile enfekte olan kişilere bakıldığı zaman bu kişilerin %80’nin de hiçbir hastalık belirtisinin görülmediğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer,  dolayısıyla hastalığı geçiren birçok kişinin bu hastalığı geçirdiğinin farkında bile olmadığını belirtti.  Kalan %20’sinde ise klinik belirtilerin görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Klinik belirtiler genel olarak sanki üst solunum yolu enfeksiyonu gibi kas ve eklem ağrıları, baş ağrıları, ateş gibi bir tablo ile ortaya çıkıyor. Ateş durumu yaklaşık 3 - 14 gün arasında sürebilmektedir. Bu sürecin arkasından da hastalık tablosu iyileşme gösterebilmektedir. Ancak hastaların sadece %20’sinde klinik belirtiler görülebilmektedir.  Bunlara ek olarak hastaların çok küçük kısmında nörolojik bulgulara da rastlanmaktadır.  Maalesef bu tür hastalarda spesifik bir tedavi şansımız yoktur. Dolayısıyla bu tür hastalarda ölüm riski söz konusu olabilmektedir.”

KİŞİLER ALTTA YATAN HAZIRLAYICI FAKTÖRLERDEN DOLAYI HAYATINI KAYBEDİYOR

Dünya genelinde Batı Nil Virüsü’nden hayatını kaybeden kişilere bakıldığı zaman altta yatan hazırlayıcı faktörlerin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, hazırlayıcı faktörleri olan vakalarda ölüm oranlarının da daha yüksek olduğunu belirtti.  Domuz gribinde de olduğu gibi kaybedilen hasta gruplarının hepsinin altında bir hazırlayıcı faktörün olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, ölüme yol açan hastalıklar hakkında da bilgi verdi.  Akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanılması, kanser hastası gibi hastalara Batı Nil Virüsü bulaştığı durumlarda hastaların hayatının riske girdiğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, hatta bu hastaların hayatını kaybetme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.

Hastalığın tedavisi için özel bir tedavi şansının olmadığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, bu virüs için semptomatik tedavi uygulandığını belirtti. Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Hastanın ateşine müdahale edilir, kas ve eklem ağrılarına müdahale edilir. Yaşanılan sıvı açığı kapatılır.  Bu virüs 50 yıldan belli bilinen bir virüstür.  Geçmişte ilk tespit edilen olgular daha çok Afrika, Orta Doğu, Asya gibi bölgelerde tespit edilmişti.  Fakat 2018 yılında Avrupa’da da bu vakalar görülmeye başlandı.  Avrupa ve komşu ülkelerine baktığımız zaman 2018 yılında 2083 vakada tanı alındı.  Bunlardan 181 tanesi kaybedildi.  Yine 2018 yılında da Türkiye de 26 vakada tanı alındı ve 3 tanesi kaybedildi.”

KORUNMA YÖNTEMLERİ

Kişilerin korunmasının bu hastalıkta önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, kişisel korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.  Bu hastalığın bulaşmasının sivrisineklerden kaynaklandığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, sivrisineklerin de bu virüsü ada üstünden geçen göçmen kuşlardan onlara temas ederek aldığını belirtti.  Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Göçmen kuşlarla temas eden sivrisinek virüsün çoğalmasını tamamladıktan sonra bir insanı ısırdığında hastalığı bulaştırma özelliğine sahip olabiliyor.  Korunma yolu tabiî ki sivrisinekler ile mücadeledir. Sivrisinekler ile mücadelede kişisel olarak yapabileceğimiz işler sinek koruyucuların kullanılması, camların tellendirilmesi, sineklerin yoğun olduğu bölgelerde mümkün olduğunca temastan kaçınılması gibi genel tedbirlerdir.”

BELEDİYELERİN ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Belediyelerin de alması gereken bir takım tedbirler olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, 2019 yılının kış aylarında fazla yağmur yağdığını belirtti.  Bu yüzden de çok fazla miktarda su göletleri oluştuğunu belirtti.  Bu geçici de olsa oluşan göletlerde larvaların (kurtçukların) yuva yaptığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, bu durumun enfeksiyonlara yol açtığını belirtti. “Belediyeler şu dönemde canlı yani erişkin sineklerin öldürülmesi için düzenli şekilde ilaçlama çalışmaları yapmalıdır.” diyen Doç. Dr. Kaya Süer, mevcut ilaçlama çalışmalarının ise artırılması gerektiğini belirtti.


Devletin etkin bir sivrisinek mücadelesi olmalı

Kıbrıs Türk Pediatri Kurumu, Batı Nil Virüsü karşısında devletin etkin bir sivrisinek mücadele programı olmasının önemine işaret etti

Kıbrıs Türk Pediatri Kurumu Başkanı Dr. Figen Gülen İnce, Batı Nil Virüsü hastalığını önlemenin en etkili yolun, hastalığı insanlara taşıyan sivrisineklerden korunmaktan geçtiğini kaydetti. 

İnce, insanları Batı Nil Virüsü hastalığından koruyan bir aşının ise henüz bulunmadığına işaret ederek, sivrisinek mücadelesinin hastalıkla mücadelenin en önemli  basamağı olduğunu vurguladı. 

Dr. Figen Gülen İnce, Batı Nil Virüsü konusunda yaptığı yazılı açıklamada, hasatlık hakkında bilgiler vererek, bu konuda devletin etkin bir sivrisinek mücadele programı olmasının önemine işaret etti. 

Bunun yanında bireysel olarak yapılabilecekler konusunda da bilgiler veren İnce, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: 

“Kapı ve pencerelere sineklik takılabilir. Evinizin çevresinde sivrisineklerin üreme alanı olabilecek durgun suların olduğu çiçeklikler, kovalar boşaltılabilir. Evcil hayvan ve kuşların su ve yem kaplarının içinde birikmiş sular sık sık değiştirilebilir. Mümkün olduğunca sivrisineklerin en yoğun olduğu akşam saatlerinde özellikle dere kenarlarına yakın bölgelerde açık havada bulunmaktan kaçınılabilir. Bu mümkün değilse uzun kollu giysiler ve pantolon giyilebilir, sinek kovucular kullanılabilir. Sinek kovucular çocuklarda açıkta kalan bölgeler yanında kıyafetlerin üzerine de sıkılabilir. Dietihylmeta –toluamide (DEET) içeren sinek kovucular yanında bitkisel olanları da kullanılabilir. Ancak sinek kovucunun açık yaralara, tahriş olmuş cilde ve yüze sıkılmaması gerekir. Her birinin etkinlik süreleri farklı farklı olduğundan kullanma talimatına uyulması hem çocukların zehirlenmemesi hem de etkili koruma sağlamak açısından son derece önemlidir.”

Hastalık hakkında da ayrıntılı bilgiler veren İnce, Batı Nil Virüsü’nün, flavivirus grubu virüslerden olup, sıklıkla Afrika, Batı Asya, Avrupa ve Orta Doğu’da bulunduğunu belirten İnce, virüsün kuşlar ve atlardan sivrisineklere geçtiğini, sivrisineklerin insanları ısırması sonucu da insana bulaştığını kaydetti. 

Hastalığın göçmen kuşların göç yolları üzerindeki ülkelerde zaman zaman salgınlar oluşturduğunu ifade eden İnce, şöyle devam etti: 

“2019 yılında 25 Temmuz’a kadar olan dönemde ECDC’ye (Avrupa Hastaliklari Önleme ve Kontrol Merkezi )  bildirilmiş vaka sayısı 13 olup bunların 10’u Yunanistan, 2’si Romanya ve 1’i de İtalya tarafından bildirilmiştir. 

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı üzere ülkemizde de bu hastalığa yakalanmış vakalar vardır. Kesin teşhis almış 3 vakadan biri kaybedilmiştir. Henüz tanısı doğrulanmamış vakaların olduğu ve bu hastaların tetkiklerinin ve tedavilerinin devam ettiği bildirilmiştir.”

Virüsün insana bulaşmasının sivrisineklerin insanı ısırmasıyla olduğunu vurgulayan Dr.İnce, “Sivrisinekler, virüsü kanıyla beslendikleri kuşlardan ve atlardan alarak insanlara bulaştırırlar. Batı Nil Virüsü (BNV) ile enfekte sivrisineğin ısırması ile hastalanan insanların yüzde 80’inde hiç bir belirti ortaya çıkmadan hastalık atlatılırken yüzde 20’sinde hastalık belirtileri ortaya çıkmaktadır. Batı Nil Virüsü çok düşük oranda insandan insana da bulaşabilmektedir. Bu bulaşma, gebelik, doğum veya emzirme esnasında anneden bebeğine, kan verilmesi, organ nakli yoluyla bir diğer insana ve maruziyet sonrası laboratuvar çalışanlarına bulaş şeklinde olabilmektedir” dedi. 

BELİRTİLER VE BULGULAR

Hastalığın, kuluçka süresi yani sinek ısırdıktan sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen sürenin ortalama 2-14 gün olup, sıklıkla 2-6 gün olduğuna dikkat çeken İnce, bu sürenin bazı tıbbi nedenlerle bağışıklık sistemleri etkilenmiş kişilerde daha da  uzun olabileceğine işaret etti. 

İnce, virüsle enfekte olmuş insanların çoğunda (yüzde 70-80) hiçbir belirti görülmezken geriye kalanında ateşli bir hastalık tablosu gelişebildiğini, virüsü almış yaklaşık her 5 kişiden 1’inde ateşle beraber ishal, kusma, eklem ağrıları, baş ağrısı, vücut ağrıları veya döküntü gibi diğer belirtilerin gelişebildiğini kaydetti. 

Virüs bulaşmış kişilerin yüzde 1’inden azında ensefalit (beyin iltihabı) veya menenjit (beyin ve omurilik zarı iltihabı) gibi ciddi bir nörolojik hastalık geliştiğine dikkat eken Dr. Figen Gülen İnce, “Nörolojik hastalık belirtileri, baş ağrısı, yüksek ateş, ense sertliği, oryantasyon bozukluğu, koma, titremeler, nöbetler veya felçtir. Bu durumda hastalığı atlatmak birkaç hafta veya aylar sürebilir. Bazı nörolojik hasarlar da kalıcı olabilir. Batı Nil Virüsü nedeniyle nörolojik hastalık gelişen yüzde 1 vakanın yüzde 10’u ölebilmektedir” dedi. 

HASTALIĞIN TANI VE TEDAVİSİ 

Tanının klinik belirti ve bulguları olan kişilere kan ve omurilik sıvısı testleri gibi özel laboratuvar testlerinin yapılmasıyla konabildiğini belirten İnce, şöyle devam etti: 

“Hastalığın tedavisi semtomatikolup, ağrıları azaltmak ve ateşi düşürmek için ağrı kesici ateş düşürücüler kullanılır. Ateş düşürücü olarak Aspirin ve İbuprofen kanamaya meyli artırabileceğinden asetaminofen (parasetamol) tercih edilmelidir.

Hafif belirtilere sahip hastaların bir kısmı tipik olarak kendiliğinden iyileşirken yüzde 1 oranındaki daha ciddi seyreden vakaları tıbbi bakım ve destekleyici tedaviler için hastaneye yatırmak gerekir.”

RİSK ALTINDA OLANLAR

Hastalığın göçmen kuşların göç yolları üzerindeki çok geniş bir coğrafyada dağılım gösterdiğine dikkat çeken İnce, şöyle devam etti: 

“BNV taşıyan sivrisineklerin bulunduğu alanlarda yaşayanlar ve bu bölgelere seyahat edenler risk altındadır. özellikle sineklerin üreme alanı olabilecek durgun suların bulunduğu yerlerde açık hava aktivitelerine katılan insanlar, açık havada çalışanlar sivrisinek saldırısına daha fazla maruz kalacakları için yüksek bulaşma riski altındadırlar. Kanser, diyabet, hipertansiyon ve böbrek hastalıkları gibi bazı sağlık sorunları bulunan insanlar, ciddi hastalık tablosu açısından risk altındadırlar.”

 

banner342
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.