banner237
banner82

Rum-Yunan ikilisinin değişmeyen hedefleri bilinirken


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 07 Aralık 2018, 14:08

Yıllardan beri BM Parametreleri çerçevesinde devam eden görüşme sürecinde Kıbrıs Türk ve Rum halklarının siyasi eşitliği  ve iki eşit Kurucu Devletin oluşturacağı yeni ortaklık temelinde  Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve yaşayabilir bir çözüm bulunması Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin hedefi olurken Rum liderliği bu vizyonu paylaşmayarak Kıbrıs Türk halkı ile eşitlik temelinde bir çözümü hiç ama hiç düşünmeyerek zamana oynamayı ve Enosis’e giden yolu açmak için Kıbrıs Türk halkını ‘azınlık’ hakları ile ‘sözde’ Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yamalamayı hedeflemişlerdir…

GKRY lideri Anastasiadis her vesile ile  Rum tarafının nasıl bir siyasi çözümü hedeflediğini her vesile ile ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Anastasiadis her şeyden önce anavatanımız Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin olmayacağı ve Türk askerinin Kıbrıs’tan gideceği bir anlaşmayı ve siyasi çözümü hedeflemektedir..

Kıbrıs’ta olası bir siyasi çözümde Rum liderliği Kıbrıs Türk halkının  karar almada  yönetime  etkin katılımını öngörmeyen bir anlaşmayı hedefliyor. Nitekim  Kıbrıs Türk tarafının  siyasi çözüm adına , Rumlarla birlikte federal bir çatısı  altında bir araya gelmesi adına son 3 yıl içerisinde verilen tavizlerle geldiğimiz noktada  görüşme sürecinin yeniden başlaması durumunda Kıbrıs Türk halkını çok zor günler beklemektedir.

Günümüzde KKTC Cumhurbaşkanı sayın Akıncı olası bir çözümde kurucu devletlerden  konu ederken Anastasiadis Kıbrıs Türk halkını ‘sözde’ Kıbrıs Cumhuriyetine Maronitler ve Ermeniler gibi ‘azınlık’ olarak yamalayarak Enosis’e giden yolu açmaktır..

Şu bir gerçek ki Federasyonlar, Konfederasyonlar ve birleşik devletler yıkılmaya mahkumdurlar. Örneğin; 1991’de Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetleri arasında başlayan iç savaşın  neticesinde ülke,  çok kısa bir sürede   yedi ayrı egemen  ülkeye bölündü. Bu devletin bulunduğu alanda bugün  Bosna-Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya , Karadağ, Slovenya ve Kosova bulunuyor.

Rumların AB’ne üye olmaları sonrası  Vasiliu   “biz tek taraflı olarak AB’ne girerek Enosis’i gerçekleştirdik” derken günümüzde Rum liderliği ve Rum Ortodoks Kilisesi  Helenizm ruhu içinde yaşamaya devam ediyorlar ve Kıbrıs Helen toprağıdır diyorlar.

Kıbrıs Türk halkı Federal bir devlet istemiyor, KKTC’ni yaşatmak istiyor. Rum halkı da Federasyon istemiyor, üniter devlet istiyor.  Rum-Yunan ikilisi ve dünya kamuoyu Kıbrıs’taki gerçekleri  görmezden gelemezler. 

Federal devletler , Konfederasyonlar, Birleşik devletler yıkılırken yeni maceralar peşinde koşmayalım. Federal bir devlet  Kıbrıs Türk halkına iyi bir gelecek vaat etmiyor.

Rumların şimdilerde siyasi çözümden anladıkları, Annan Planı  Referandumu günlerinde elde ettikleri haklardan daha fazlasını elde etmek, daha fazla toprak  kazanmak; Şubat 1959 Zürih ve Londra Anlaşmaları temelinde , 16 Ağustos 1960 Lefkoşa Anlaşmalarıyla kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ile Kıbrıs Türk halkının elde ettiği kazanımları ve yine  bu anlaşmalarla anavatanımız Türkiye’nin elde ettiği kazanımların ortadan kaldırılmasını sağlamak,  1960 Garanti Anlaşmalarını ortadan kaldırmak, Türk askerini Kıbrıs’tan uzaklaştırmak ve tüm göçmenlerin evlerine dönmelerini sağlamaktır.

Nitekim; 15 Kasım 2018’de KKTC’nin kurluşunun 35’nci yıl dönümü nedeniyle yapmış olduğu konuşmada anavatanımız Türkiye’nin garantörlükten vazgeçmeyeceği yönündeki açıklamalarına;    14 EOKA’cının İngilizler tarafından öldürülmesinin yıl dönümü nedeniyle 18 Kasım’da düzenlenen Anma töreninde  cevap veren GKRY Başkanı Anastasiadis:

“Kıbrıs Helenizmi, işlevsel olmayan bir çözümü onaylamayacaktır. Halkın emriyle  bulunduğum  bu konumda   kaldığım sürece , böyle bir şeyi kabul etmeyeceğim ve halka da sunmayacağım” demişti..

Rum liderliğinin şimdilerde olası bir siyasi çözümde öncelikli   hedefleri;  AB normlarının  ve 4 Temel Özgürlüğün uygulanması ile 41 yıl önce BM gözetiminde yapılan görüşmeler sonunda  2 Ağustos 1975’te yapılan  Nüfus  Mübadele Anlaşmasıyla Kıbrıs’ta gerçekleşen iki bölgeliliğin ortadan kaldırılmasını sağlamaktır, KKTC’ni ortadan kaldırmaktır.

Sonuç olarak; Gelinen aşamada oluşturdukları yapı içerisinde  Kıbrıs Türk halkına anavatanımız Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünde  ‘siyasal eşitlik’ çerçevesinde bir siyasi çözümü asla düşünmüyorlar..

Rum liderliği; 21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırıları ile  uygulamaya koydukları Akritas Planı çerçevesinde Kıbrıs’ı Helenleştirmeyi hedeflerken  gelinen aşamada günümüzde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB içerisinde Yunanistan’la ortak geleceklerini şekillendirirken AB üyesi bir ülke olmanın verdiği her türlü avantajı kullanma gayreti içindedirler..

Rumların bu hedefleri bilinirken  hala daha KKTC Cumhurbaşkanı sayın Akıncı  Rumlarla federal bir devlet çatısı altında bir arada yaşamak için  Guterres Belgesi çerçevesinde görüşme sürecinin yeniden başlamasına yeşil ışık yakmamaya devam etmektedir..

Ocak 2017’de Cenevre Konferansı günlerinde  KKTC Cumhuriyet Meclisi’ni ve hükümetini ve Kıbrıs Türk halkını hiçe sayarak ‘harita’ veren ve de  daha göreve yeni geldiği ilk günlerde  Garanti Anlaşmalarının da   görüşme masasına taşınmasına  giden yolun  açılmasına yeşil ışık yakan, KKTC’nin varlığına inanmayan KKTC’nin 4’ncü Cumhurbaşkanı sayın Akıncı istifa etmelidir, istifa etmediği taktirde KKTC Cumhuriyet Meclisi  sayın Akıncı’yı görüşmecilik görevinden almalıdır..

KKTC Cumhuriyet Meclisi federasyon görüşmelerine  son verilmesi kararı ile birlikte KKTC’nin yaşatılması ve tanınmasının sağlanması yönünde bir yol haritası çizmelidir..

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok yaşa..

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.