banner107
banner82

Rum Ulusal Konseyi’nin kararları durdukça


Metin FAHRİOĞLU

Metin FAHRİOĞLU

Okunma 27 Şubat 2017, 14:59

Rum liderliği,   21 Aralık 1963Kanlı-Noel saldırılarıyla  Akritas Planını devreye koyar ve Kıbrıs Türk halkına karşı silahlı saldırılarda bulunurken 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti devleti yıkılarak Rum devletine dönüşüyordu. Ancak Rum liderliği günümüzde hala daha  Kıbrıs Türk ve Rum  halklarının ortaklığına dayalı olan 1960 Kıbrıs  Cumhuriyeti’nin  ünvanına sarılarak BM Güvenlik Konseyi’nin 541(1983) ve 550(1984)           sayı ve tarihli   kararları ile  Kıbrıs’ta tek meşru devlet ve hükümet  olarak  tanınmasının ve de 1 Mayıs 2004 itibarıyla AB’ne üye olmasının arkasına sığınarak  tüm Kıbrıs’a sahip çıkma   eylemlerini yürütmeye devam etmektedirler.
15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası desteğinde RMMO’nun Makarios’a düzenlediği darbeden sağ kurtulan  ve  adadan kaçmayı başaran ve de  19 Temmuz   1974’te  BM’de konuşma yapan Makarios: “Ülkem Yunanistan’ın işgali altındadır. Kıbrıs’ta Türklerin de Rumların da hayatları tehlikededir, müdahale ediniz” demesinin ardından Anavatanımız Türkiye’nin  20 Temmuz 1974’te düzenlediği  Barış Harekatı ile Kıbrıs’a barış ve huzur gelirken Yunanistan’a da demokrasi geliyordu…
Ancak, 1963-1974 yılları arasında  Kıbrıs Türk halkına karşı gerçekleştirdikleri silahlı saldırıları ve  yaptıkları katliamları unutan Rum liderliği  hala daha  Kıbrıs meselesi 1974’te başlayan bir istila meselesidir diyor ve bu söylediklerine kendileri de inanıyorlar!..Nitekim, Rum-Yunan ikilisinin BM nezdinde yaptıkları girişin bir sonucu olarak  BM Genel Kurulu tek yanlı aldığı 13 Mayıs 1983 tarih ve 37/253 sayılı kararı ile; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve birliği ile bağlantısızlığına destek veriyordu. 
Aslında bu karar,  KKTC’nin   ilanına  yol açan  en önemli nedenlerden biri  olmuştu. Nitekim Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi, 17 Haziran 1983’te aldığı bir kararla  Kıbrıs Türk halkının  “self-determinasyon” hakkının göz ardı        edilemeyeceği vurgulandı ve de 15 Kasım 1983’te KKTC’nin ilan edildi. Ancak, 18 Kasım 1983 tarih ve  541 sayılı kararı ile BM Güvenlik Konseyi, KKTC’nin bağımsızlık ilanını geçersiz sayıyordu. Maalesef günümüzde BM Güvenlik Konseyi’nin   541 ve 550 sayılı kararları,  KKTC’nin yasal olmadığını ifade eden en ciddi kararlardır.   
BM Güvenlik Konseyi’nin 541 ve 550 sayılı kararlarının yanı sıra 1 Mayıs 2004 tarihi itibarıyla AB’ne üye olan Rumların Kıbrıs Türk halkı ile  anlaşma ve uzlaşma yapmaya ne ihtiyaçları vardır, ne  de niyetleri vardır!.. Çünkü  Rumlar, 1963 Kanlı Noel saldırılarıyla  1960 Kıbrıs Cumhuriyetini yıkarak, Türk ortağını “korumaya alınmış azınlık” yaparak ve ileride  ‘sözde’ Kıbrıs halkı olarak self-determinasyon hakkını kullanarak  Kıbrıs’ın tümüne   sahip çıkmayı  ve Enosis’i ilan etmeyi hedeflemişlerdi…. 
1989’da  Rum Ulusal Konseyi’nin aldığı kararlar hala daha geçerlidir ve  bu karar Rum liderini bağlayıcı kararlardır. Rum Ulusal Konseyi’nin kararına göre  çözümün  mutlaka  içermesi gereken   hususları şöyle sıralamak  mümkün:  “Tek egemenlik,  tek devlet, tek  uluslararası temsiliyet, tüm  Rum göçmenlerin yerlerine ve mülklerine geri dönmeleri,  Kendi deyimleriyle  tüm yerleşiklerin   geri gönderilmesi, Türkiye’nin  garantörlüğünün kaldırılması ve  tüm Türk askerlerinin geri gönderilmesi”. Bu kararlar, Enosis’e hizmet eden kararlar  olması yanında KKTC’nin temellerine dinamit koyan kararlardır.
Yine unutmayalım ki; Rumların ‘sözde’ Kıbrıs Cumhuriyeti olarak 1 Mayıs 2004’te “iki yüzlü siyaset” izleyen AB’ne üye olmalarının ardından  Güney Kıbrıs’a gelen Yunan Başbakanı Simitis yapmış olduğu yazılı konuşmasında, “Kıbrıs’ın AB  üyeliği ile Enosis gerçekleşmiştir” demişti.  Bu da Rum-Yunan ikilisinin  Megali İdea hayallerinin en üst düzeyde  devam ettiğinin en açık göstergesidir…
Sonuç olarak; Rum Ulusal Konseyi’nin  ve de Rum Temsilciler Meclisi’nin çeşitli tarihlerde aldıkları Enosis kararları durdukça Rum liderliği  Enosis’e kapalı hiçbir anlaşmaya imza atmayacaktır. Gerçek şu ki  Rumlarla eşit şartlara dayalı bir anlaşma yapılması mümkün değildir. Kıbrıs Türk halkına düşen görev bağımsız ve egemen devletimiz KKTC’ne sahip çıkmaktır, anavatanımız Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine sahip çıkmaktır. Kıbrıs sorunu  Kıbrıs Türk halkının olduğu kadar anavatanımız Türkiye’nin de güvenliğini, onurunu ve de geleceğini ilgilendiren milli bir davadır…
Rum Ulusal Konseyi’nin aldığı kararları reddetmek, Rum liderliğinin Megali İdea hayallerine karşı çıkmak  siyasi çözüm istememek değildir. Kıbrıs Türk halkı olarak Kıbrıs’ta  geçici değil; adil ve kalıcı bir barış ve de siyasi bir çözüm istiyoruz… Herkes yoluna!...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.