banner255
banner82

Yaşanmış Aşk Hikayesi: Vahide Hasan Mağusalı

banner27

"Kocamın doğum yılı 1915, annemin doğum yılı da 1910'du." diyen ve daha sokakta bir ayak oynarken evlenen Vahide Hasan Mağusalı'nın hayatına, geçmişine ortak olduk…   “13 yaşında evlendim, daha sokakta bir ayak...

banner262
Yaşanmış Aşk Hikayesi: Vahide Hasan Mağusalı

banner267

"Kocamın doğum yılı 1915, annemin doğum yılı da 1910'du." diyen ve daha sokakta bir ayak oynarken evlenen Vahide Hasan Mağusalı'nın hayatına, geçmişine ortak olduk…

 

“13 yaşında evlendim, daha sokakta bir ayak oynardım, nikah memuru nikahımızı kıymadan önce beyime sordu, 'sokakta pirili oynamak için mi aldın bu kızı?”

 

 

Fehime ALASYA

14 Şubat Sevgililer Günü’nün kutladığı bu hafta HALKIN SESİ de aşk ile yoğrulan bir yaşama konuk oldu.

"Kocamın doğum yılı 1915, annemin doğum yılı da 1910'du." diyen ve daha sokakta bir ayak oynarken evlenen Vahide Hasan Mağusalı'nın hayatına, geçmişine ortak olduk.

Lefkoşa'nın, Tahdagala, yani Taht- El Kale, Kale altı bölgesi, Timurleng Sokak'ta, 1933 yılında doğan Vahide Hasan Mağusalı, Nam-ı Diğer 'Mağusalının garısı Vahide' bizlere kısa bir tarihi coğrafya gezisi yaptırıyor... Vahide Mağusalı, "Lefkoşa'nın, Baf, Girne ve Mağusa Kapısı diye üç kapısı vardı. Biz Tahdagale, Mağusa Kapısı'nda, Timburleng sokaktaydık. Bu bölgede yaşayan Türkler, güçlü, sözünün eri, gözü pek oluşuyla bilinirdi, 'Cesurlar Sokağı' olarak bilinirdik. Mutfak kapımız Rumların kapısına açılırdı, Türk Rum karışık yaşardık.

1950'li yıllarda evde kalamaz olmuştuk, kavga etmeyelim diye Dr. Küçük araya tel örgüler çekmişti. Biz istemiştik çekmesini. Fakat daha kötü olmuştu. Türkler de Rumlar da, o mahallede geceleri elbiseleriyle uyurdu, her an tetikteydik, bir şey olacak da gaçalım diye. Nöbet tutardı iki taraf da, ıslık sesi duyan Rumlar, bir tehlike olduğunu anlardı, gambana (çan) çalan Türk nöbetçiler de tehlikeli bir olayın habercisiydi."

 

"ANNEM ÖN KAPIDAN OKULA KOYAR, BABAM ARKA KAPIDAN ALIRDI."

Babası kasap, annesi de ev hanımı olan Vahide Hasan, iki kardeşli bir ailenin kızıydı. Çok içki içen babasına dayanamayan annesi çocuklarını da alıp baba ocağına geri dönünce olan iki kardeşe olmuş, Vahide Hasan Mağusalı, "Annem ve babam ayrıldı, olan da bize oldu. İlkokula giderdim, annem ön kapıdan okula koyar, babam arka kapıdan alırdı, neymiş, görmez bizi da özler... Öyle öyle, yarım yamalak bir ilk okulu bitirdim de anca okumayı söktüm, gazete olsun okurum."

"KOCAMIN DOĞUM YILI 1915, ANNEMİN DOĞUM YILI DA 1910"

Ailenin dayısın kol kanat gerdiği Vahide Hasan Mağusalı, çocuk yaşta evlenmesini de anne ve babasının ayrılığına bağlıyor. Mağusalı, "13 yaşında evlendim, daha sokakta bir ayak oynardım, nikah memuru nikahımızı kıymadan önce beyime sordu, 'sokakta pirili oynamak için mi aldın bu kızı?' Beyim benden 18, 20 yaş büyüktü, ayni yerin insanıydık, birbirimizi gördük, beğendik, aracı oldular evlendik. Kocamın doğum yılı 1915, annemin doğum yılı da 1910'du. Neredeyse annem yaşındaydı. Benden önce evliliği olmuş, iki de hazır oğlan çocuk bulmuştum."

 

BİR YASTIKTA 60 YIL

 Eşini anlatmaya doyamayan Mağusalı'yı soluksuz dinliyoruz. Babası gibi kasap olan ve mahallenin önde gelen, sözü geçen, cesur kaldığı mahallenin namına yaraşır bir kişiliği olan Hüseyin Mağusalı, eşi Vahide Hasan Mağusalı'yla iyi kötü 60 yıl geçirmiş. "Bir yastığa 60 yıl baş koyduk" diyen Vahide Mağusalı, yıllar önce kaybettiği eşinden halen daha sevgi dolu sözlerle bahsedip, gülüyor. Mağusalı, "Her zaman derdim gendine, dışarda 10 numarasın ama evde 1 numarasın. Çok kıskançtı, çok, göz açıp dışarı bakamazdım, evimize de aile akraba dışında misafir erkek bile gelemezdi. 60 yılımız geçti, dile kolay, onuynan birlikte büyüdüm, genç kız oldum, kadın oldum, onunla birlikte yaşlandım... Gendi hayatına düşkündü, yaşardı, ama bana yaşatmazdı, çok kıskançtı.

 

"BİZ TAHDAGALE'DE ÇOK ÇEKTİK."  

Tarih dinlemek istediğimiz, geçmişine ortak olduğumuz Vahide Mağusalı'ya bir dokunup bin ah işitiyoruz, 2005 yılına kadar, Lefkoşa Çarşı'sının en yaşlı ve eli maşalı kasabı olan Hüseyin Mağusalı ile geçen ve Kıbrıs mücadelesi içinde yoğrulan bir hayata tanık oluyoruz. Mağusalı, dur durak bilmeden anlatıyor hafızasında dün gibi sakladığı gençlik yıllarını.; "1958 yılında erkekler sokağa çıkma yasağı kondu. Sokağa sadece kadınlar çıkabiliyordu. Mahalleli kadınlar hep toplandı, Dr. Küçük'e yürüyecek, kadınlar kapıya geldi. 'Mağusalı'nın eşi yoksa biz de gitmeyik' dediler. Eli maşalı kocam, beni balkona çıkmaya bırakmazdı ama davamız için hiçbir şey demezdi. Çıkar giderdik, Girne Kapısı'nda yürürken, kırmızı bereliler (Bordo bereli İngiliz Askerleri) önümüzü keser, Girne Kapısı, lale bahçesi gibi görünürdü. Biz Tahdagale'de çok çektik."

 

'MİSKİNLE HASTANESİ'

Tarihimizden günümüze çok az bilinen bir konuyu paylaşmak istiyor bizlerle Vahide Mağusalı, "Siz bilmezssiniz, Repral, uyuz denen bir hastalık vardı bizim zamanımızda, onların ayrı hastanesi, ayrı yeri vardı, içinde camisi, kasabı bile olan. Dışlardı toplum öyle olan insanları ve İngilizler de toplar hastaneye götürür, kapatır tedavi ederdi. Ne arardı öyle şimdiki gibi doktorluk. Çok fazlaydılar, belki de bin kişi. 'Miskinle Hastanesi' olarak bilinirdi. Dayım bizi miskinler hastanesinin bölgesine lale toplamaya götürürdü. O kadar büyüktü ki içinde düğün bile yaparlardı hatırlarım..." 

On torunu, dört de torun çocuğu olan Vahide Mağusalı, Nam-ı Diğer 'Mağusalının garısı Vahide' Küçük Kaymaklı'daki evinde, sırtını güneşe verip eski günlerini yad ediyor. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

----------------------------------------

 

Gençlik yıllarından kalma bir hatıra...

-------

 

Yıl 2015, Vahide Hasan Mağusalı

--------------

 

 

Yıl 1946, Vahide Hasan Mağusalı

------------

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.