banner255
banner82

Prof. Dr. Mehmet Hasgüler HALKIN SESİ'nin sorularını yanıtladı

banner27

Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, Almanya’nın Kıbrıs uyuşmazlığı üzerinden Türkiye’yi kontrol etmek istediğini, hazırlattığı raporlarla da algı oluşturmaya çalıştığını ifade ederek, “Almanya, Kıbrıs...

banner210
 Prof. Dr. Mehmet Hasgüler HALKIN SESİ'nin sorularını yanıtladı

banner215

Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, Almanya’nın Kıbrıs uyuşmazlığı üzerinden Türkiye’yi kontrol etmek istediğini, hazırlattığı raporlarla da algı oluşturmaya çalıştığını ifade ederek, “Almanya, Kıbrıs uyuşmazlığını böğründe taşıyan Türkiye’yi seviyor. Almanya’nın Kıbrıs’ta birleşmeyle ilgili bir kaygısı yok” dedi

 

 

Züleyha KARAMAN

Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, Almanya’nın Kıbrıs uyuşmazlığı üzerinden Türkiye’yi kontrol etmek istediğini, hazırlattığı raporlarla da algı oluşturmaya çalıştığını ifade ederek, “Almanya, Kıbrıs uyuşmazlığını böğründe taşıyan Türkiye’yi seviyor. Almanya’nın Kıbrıs’ta birleşmeyle ilgili bir kaygısı yok” dedi.

HALKIN SESİ’nin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, Alman Friedrich Ebert Vakfı tarafından desteklenen, Kıbrıslı Türk ve Rum akademisyenler Constantinos Ademides, Nicos Peristianis, Sertaç Sonan ve Yücel Vural, tarafından Kıbrıs’ta “Parça Parça Çözüm Modeli” konusunda hazırlanan raporun, “iyi niyetli ama palyatif çözüm önerileri olduğunu” söyledi.

Raporun, Almanya’nın resmi politikasına akademik bakış açısı getirdiğini ve Almanya’nın geri plandaki çözümsüzlüğe dönük zihin haritasını deşifre ettiğini kaydeden  Hasgüler, Kıbrıs sorununu çözen Türkiye’nin daha özgür olacağını ama Almanya’nın Kıbrıs zaafıyla yaşayan bir Türkiye istediğini kaydetti.

Hasgüler, “Almanya, boynunda Kıbrıs uyuşmazlığı taşıyan Türkiye’yi seviyor. Bunun yolu da çözümsüzlüğü desteklemektir” dedi.

Raporu hazırlayanlara, Parça parça çözüm önerisi yerine neden Anastasiadis’i masaya davet etmediklerini soran Hasgüler,  “Masayı terk eden Anastasiadis’i çağırıp, 11 Şubat 2014’te deki ortak deklarasyonun gereği olan çözümü getirme ve ucu kapalı olan bu müzakereleri bir referandumla taçlandırmak varken, parça parça çözüme nerden geldik. Neden yani? Almanya’nın gözlüğü böyle mi görüyor. Almaya gözlüğünün zaten Kıbrıs’ta uyuşmazlık istemediğini biliyoruz, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını dilediğini biliyoruz, Anastasiadis’i terk ettiği masaya davet etmek varken niye parça parça çözüm” diye konuştu.

Parça parça çözüm raporuyla ilgili olarak, “Belli ki Kıbrıs sorununu çözümü çok uzayacak  “ diyen Hasgüler, “Bununla ilgili uluslararası toplumun ve iç dinamiklerin böyle bir bütünlüklü çözüme gitmeyeceği konusunda genel bir uzlaşma var. Bu söylenenlerin yapılabileceğini düşünmüyorum” dedi.

Hasgüler, parça  parça çözüm meselesinin sorunun erteleneceğini, sorunun uzayacağını, bir 50 yıl daha bu uyuşmazlık yaşanacağını anlamına geldiğini kaydetti.

“ALMANYA’NIN BİRLEŞME KAYGISI YOK”

İlgili raporun iyi niyetli olduğunu ama sorunun 51. yılında uyuşmazlığın çözümü yönündeki çabaların düşük profilde seyredeceğini ima ettiğini kaydeden Hasgüler, Friedrich Ebert Vakfı’nın Almanya kökenli olduğuna işaret ederek, Almanya’nın tavrını yorumladı.

Almanya’nın Kıbrıs uyuşmazlığına bakış ve yaklaşımın, Almanya’nın Kıbrıs’tan beklediği çıkarlarıyla alakalı olduğunu ve Kıbrıs’ta birleşmeyle ilgili bir kaygısı olmadığını söyleyen Hasgüler,  şöyle konuştu:

“Almanya, birleşmenin Türkiye’ye yaratacağı olumlu enerjiden çekinmektedir.  Almanya’nın Kıbrıs yaklaşımı tamamen Ankara’yı AB sürecinde kontrol etme yaklaşımıyla örtüşmektedir. Bu algı üzerinden Almanya Kıbrıs uyuşmazlığının devamını dilemektedir. Aslında İngiltere’den çok farklı değildir. Ama İngiltere başka sebeplerle çok farklı yerdedir, Almanya da, Kıbrıs uyuşmazlığını, Türkiye’nin Avrupa’ya hangi uzaklıkta ve hangi yakınlıkta duracağını kontrol etmenin bir aracı haline getirmiştir. Almanya, Kıbrıs uyuşmazlığını böğründe taşıyan Türkiye’yi seviyor.”

Almanya’nın Kıbrıs uyuşmazlığı üzerinden Türkiye’yi kontrol etmek istediğini ifade eden Hasgüler, “Bu rapor, Almanya’nın resmi politikasına akademik bir açıklama getiriyor. Bu bende bile, demek ki 50 yıl daha sorun çözülmeyecek algısı oluşturuyor. Demek ki 50 yıl daha Almanya’nın Kıbrıs tasarımında, Türkiye’yi ne kadar yakınlıkta, uzaklıkta tutacağı vardır” dedi.

“KIBRIS TÜRKLERİ YATIRIM YAPMAYI NİYE DURDURSUN?”

Parça parça çözüm raporunca, Kuzey Kıbrıs’taki eski Rum malları üzerindeki inkişafın çözüme kadar durdurulmasını önermesini de eleştiren Hasgüler,

raporun maddelerinden bazılarının Kıbrıs Türk halkının içinde bulunduğu durumu kötüleştirebilecek unsurlar taşıdığını vurguladı.

Hasgüler, “Kıbrıs Türkleri yatırım yapmayı niye durdursun? Bunu zaten legalleştirmişler ve Mal Tazmin Komisyonu üzerinden bunlar karşılanıyor. Dolayısıyla bu tür yaklaşımlar aslında çözümsüzlüğe meşruiyet sağlayan gelişmelerdir ve statükoyu besleyen bir yönü de vardır. Türkler’e hiçbir faydası olmayan ve Rumlara sempatik gelecek ne varsa önümüze konuluyor. Hep özveriyi gösterecek olan Kıbrıs Türkleri ” dedi.

“ANASTASİADİS SIKIŞMIŞ DURUMDA”

Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis seçildiğinde umutlandığını ifade eden Hasgüler, gelgitler yaşandığını, ortak açıklamanın dahi nasıl zor ortaya çıktığının görüldüğünü kaydetti. 11 Şubat 2014 Eroğlu-Anastasidis ortak açıklamasının 1977-79’dan sonra üçüncü önemli deklarasyon olduğu görüşünü paylaşan Hasgüler, “Bu, belki de Kıbrıs sorununu tarihe kaldıracak gibi bir algı yaratıldı . Bunun böyle olmadığı görüldü” dedi.

Rum lider Anastasiadis’in Türk gazetecilere yönelik düzenlediği i basın toplantısının bir halkla ilişkiler olduğunu ve uluslararası toplum nezdinde masayı terk etmesinin kabul görmediğinin işaret olduğunu ifade eden Hasgüler, “Yani bir sıkışmışlıktır, ne kadar sıkıntıda olduğunu gösteriyor “ dedi.

“ASIL NEDEN DOĞALGAZ”

Anastasiadis’in masayı terk etmesinin asıl nedeninin, Navtex’in yayınlanması veya Barbaros değil, yeterli doğalgaz kaynağı bulunmaması olduğunu vurgulayan Mehmet Hasgüler, şöyle konuştu:

“Doğalgaz araştırma şirketleri kendi ülkelerine yıl sonu itibariyle, borsalarına bir takım bilgiler, raporlar veriyorlar. Bu raporlar, şuanda yapılan araştırmalarda fizıbıl, karlı bir doğalgaz varlığına ulaşamadıklarının bildirilmesiyle beraber, Anastasiadis, Barbaros’u öne sürerek masayı terk etti. Oradaki kurgusu şuydu; 11 Şubat’ı da oyalarken, ‘doğal gaz üzerinden İsrail ile Avrupa’nın enerji piyasasına yönelirim, Avrupa enerji piyasasının önemli bir aktörü haline gelirim, bu güçle, kriz içindeki ekonomimi toparlar, müzakerelerde de Türkiye ve Kıbrıs Türklerine istediğimi yaptırırım’ algısı içerisinde idi, bu açığa çıkmadan, Barbaros da her nasılsa oraya geldi, bence keşke çekselerdi, Anastasiadis bir mahreç arıyordu, çünkü zaten Kıbrıs müzakerelerinde Türkiye ve Kıbrıs Türkleri’nin tutumları daha çok kabul görüyor. Anasatasiadis masadan çekilerek iki şey yaptı;  Türkiye’ye zarar vermek istedi, Eroğlu’na seçim kaybettirmek istedi. Bence bu hamlesinde bunlar hedefleniyor ama bunlar bize yansıyan. Bence mevzunun esas kritik noktası, ‘eğer doğalgaz benim elimi güçlendirmeyecekse, doğalgazla alacağım gazı müzakere masasında kullanmayacaksam, zaten Yunanistan’ın durumu ortada, ben bu müzakere masasında kendi ulusal çıkarlarımı savunamayacak bir pozisyonda neyi müzakere edeceğim’ duygu, düşünce içerisinde bence masayı terk etti. Bütün olan biten bu. Gerisi bahanedir. Sıkışmış olduğu durumda da Türk gazetecileri çağırdı”

“RUM SİYASETÇİLER, KIBRIS UYUŞMAZLIĞINI SEVİYOR”

Rumların zihniyet değişimi yaşamadığı için Kıbrıs uyuşmazlığını sevdiğini dile getiren Hasgüler, “Kıbrıs Rum siyasetçiler, Kıbrıs uyuşmazlığını seviyor. Uyuşmayı, federalizmi değil, federalizmi konuşmayı severler. Çözümü değil, uyuşmazlığı konuşmayı seviyorlar. Bu bir şekilde Kuzey’de de yer etmiş durumda. Bu aslında Kıbrıs’taki siyasal anatomiye esas teşkil eden, adına statüko dedikleri şeyin ta kendisidir” dedi.

 

“Kıbrıs uyuşmazlığını sevme davranışı olduğunu, statükodan şikayetçi olanların, statükonun pınarına su taşıyan İngiltere’ye yönelik eleştiri yapmamasından da hayal kırıklığı duyduğunu” dile getiren Hasgüler, “Statükoya hayat veren ana damarı da konuşmak lazım. Çözümsüzlüğün ve statükonun bir sembolü de BM Barış Gücü askerleridir” diye konuştu.  

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.