banner255
banner82

Öztül Özerdem: Eş seçiminin önemi, yeterince kavranmadı

banner27

Ruh sağlığı uzmanı Öztül Özerdem, ülkemizde eş seçiminin öneminin, yeterince kavranmadığını söyledi ve “Kalbiniz çarptıysa, kimyanız uyduysa evlilik gerçekleşecek diye bir durum yok....

banner262
Öztül Özerdem: Eş seçiminin önemi, yeterince kavranmadı

banner267

Ruh sağlığı uzmanı Öztül Özerdem, ülkemizde eş seçiminin öneminin, yeterince kavranmadığını söyledi ve “Kalbiniz çarptıysa, kimyanız uyduysa evlilik gerçekleşecek diye bir durum yok. Aşk dediğimiz olay ortaya çıktığı zaman evlilik için yeterli bir etken olmuyor. Bu nedenle bu kadar çok boşanma oluyor” dedi

 

“Önce kendimizi tanıyacağız, ne istediğimizi bileceğiz. Elimizde gerçekten ne istediğimize dair bir haritamız olmalı. Aile veya çevre baskısı altında olan, evde kaldım diye düşünen gencecik çocuklarımız, bu baskılar altında iken evliliğe adım atmak çok büyük bir hata”

 

Fehime ALASYA

Ruh sağlığı uzmanı Öztül Özerdem, kendini tanıyan, ne istediğini bilen, üretken bireylerin mutlu olduğunu ve mutlu bireylerin her alanda başarıya ulaşabileceğine dikkat çekti ve “Her şeyin başı kendini tanımak” dedi.

 “Mutlu çiftler miyiz? Çiftler neden farklı arayışlar içerisine giriyor? Evlilik birliğinin devamı için aldatmaya ve aldatılmaya göz yummak doğru mudur? Evlilik ve eş seçiminde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar nelerdir?” gibi, merak edilen birçok konuya değinen Özerdem, gözlemlerine dayanarak ülkedeki çiftlere yönelik HALKIN SESİ’ne değerlendirme yaptı.

Özerdem, toplumumuzda gözlemlediği çiftleri “Umutlu” olarak nitelendirdi. 

Soru: Eş ve Evlilik Terapisi’nden biraz bahseder misiniz?

Cevap: Eş Terapisi, evlilik öncesi eş seçme, evlilik, karı-koca, evli olmayan ancak birlikte eşlilik içerisinde olan bireylerin ilişkilerini kapsar. Aile Terapisi ise bir aileyi oluşturan tüm bireylerle gerçekleştirilmektedir. Anne, baba, çocuklar ve ailedeki diğer kişilerin katıldığı bir terapidir.    

Soru: Çift terapilerine nasıl başladınız? Unutmadığınız bir anınız var mıdır?

Cevap: Dün gibi anımsıyorum bir çifti, kapıyı açtım, kadını içeri aldım, eşini davet ettim, adam bana ‘bakın hanımefendi, ben bu kadını getirdim, ben de sorun yoktur. Ben bu kadından boşanmak istiyorum, onu ikna ediniz.’ dedi, bütün yükü bana attı ve gitti. Bu o kadar güzel bir sonuçla bitti ki anlatamam… Sadece iletişim çatışmaları vardı, konuşamıyor, birbirlerini anlayamıyorlardı. Adam anlaşılamadığı için duvarını örmüş, kadın da talepkâr, olmazsa olmazları var… Uzun zaman aldı ama birbirlerini anlamalarına yardımcı oldum. Sonradan arkadaş olduk, arada sırada evlerine davet ediyorlar ve görüşüyoruz, halen daha çok mutlu bir ilişkileri var.

Soru: Ada genelinde gözlemlerinize dayanarak çiftlerimizi değerlendirecek olursanız neler söylemek istersiniz? Ülkemizde çiftler mutlu mu?

Cevap: Yine de umutlu… Karı, koca veya eşlilik yapan çiftler buraya geliyorsa içlerinde bir umut var demektir, umut da çok önemlidir… Çözüme doğru umutla geliniyor ve ortaya istek, çaba konuluyor, bu durumda çözüme ulaşmak çok daha kolay. Umutsuz gelenler neredeyse bitme noktasına gelen ilişkiler oluyor. Yapılan araştırmalar, mutlu olmayan çiftlerin, birbirleriyle etkileşiminde birtakım eksiklikleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu çiftler kontrol dışı çatışma davranışı içerisinde olup olumsuz duygulara sahiptirler. Birbirlerini dinlemede eksiklikleri vardır. Kendilerini açmada ve problem çözmede beceriksizdirler. Olumsuz amaçları vardır.

Soru: Adamızdaki çiftlerin temel sorunlarına değinecek olursak neler söylemek istersiniz?

Cevap: İki kişi evlendiğinde biz iki kişinin evlendiğini zannediyoruz ama aslında altı kişi evleniyoruz. 1.Ben kendimi nasıl görüyorum, 2.eşim beni nasıl görüyor, 3.aslında ben gerçekte kimim, bunu eşiniz için de düşünün, 3x2=6 kişiyle evleniyorsunuz. Yani herkes bir birey olarak yeni bir hayata başlar… Bunları uzlaştırana kadar, kendinizi ve birbirinizi tanıyana kadar, çatışmalar olur tabi. Bu süreç içerisindeyken veya aradan uzun bir süreç geçtikten sonra, eşler birbirlerini anlamadığını zannedip farklı arayışlar içine de girebiliyor. Bu bazen işe kaçış, bazen psikosomatik rahatsızlıklar, bazen aldatma vb. olarak gün yüzüne çıkıyor.

Soru: Düzeltilemeyen sorunlar aldatmalara neden oluyor mu­?

Cevap: Zaman içerisinde çiftler, sorunlarıyla başa çıkamamışlarsa farklı arayışlara yönelebiliyor. Bazen de hayatlarındaki farklı arayışlarla birbirlerini kabul ediyorlar. Yani aldatma kabulleniliyor. Bazen evlilik birliğinin devamı için susuyor, görmezden geliyorlar. Bu sağlıklı değildir, iletişimi, birbirlerini anlamayı güçlendirip evlilik birliğine sahip çıkmak gerekiyor. Bu evlilik birliği içerisinde sizi örnek alan çocuk ya da çocuklar var. Çocuklarınıza model oluyorsunuz. Çiftlerin, evlilik birliğini hissetmeleri gerek. Her şeyin başı kendini tanımak. Önce kendinizi tanıyın, anlayın, sonra karşınızdakini… Kişinin kendi ile ilgili problemi olmadığı zaman karşısındakinin duygu ve düşüncelerini daha kolay anlar. Konuşarak, kavgaya varmadan, kırıcı olmadan, kötü kelimeler sarf etmeden, şiddete başvurmadan karşımızdakini anlamaya çalışmalıyız. Evliliği dağıtmadan, gerekirse bir uzmandan yardım alarak sorunlarımızı çözmeliyiz.   

Soru: İlişkilerde dengenin önemi nedir?

Cevap: Örneğin yemek yediniz, sofrada sohbet ortamı oluştu ve masanızdaki dağınıklığı toplamadan saatlerce sohbete devam edebilirsiniz. Fakat eşiniz ise masanın toplanmasını, masada yer açılmasını ve sohbete o şekilde devam etmek istiyor. Eşiniz kendini tanıyan ve sizi tanıyan bir birey, siz de öyle. Peki, ‘nasıl denge bulabilirsiniz? Bu sorun aranızda nasıl çözülmeli?’ Dağınık olan bir birey için aslında düzene uymak çok zor, bunun için ekstra bir efor sarf etmesi lazım. ‘Ben masada sohbet etmek istiyorum ama eşim kalkmış masayı toparlıyor ve ben bulunduğum durumdan haz alamıyorum.’ İnsanların farklı yetenekleri var, düzen, temizlik, kibarlık, sevgi, adalet gibi kavramlar birer yetenektir. Bunlara puanlar veriyoruz ve orta yolu bulmaya çalışıyoruz. Örneğin sizin dağınıklığınız 4 numarada ise, onun da temizliği de 4 numarada ise çok büyük çatışma var anlamına geliyor. Birinin düzen ve temizliği aşağıya çekmesi lazım, mesela 2 numaraya. Diğerinin de dağınıklığını aşağıya çekmesi lazım. Bunu yaparak dengeyi sağlamalıyız. Aslında her şey denge ile başlıyor. Yani masayı biraz toplayın, bazı şeyler kalsın, bazı şeyler çıksın, kahvelerinizi içerken fincan ve suyunuzu koyacak yer bulur, masayı temizliği 4 numara olan eş kullanırken rahatsız olmaz, siz de çok çaba sarf etmezsiniz ve denge sağlarsınız. Denge çok önemli… 

Soru: Denge Modeli nedir? Ruh sağlığımızı nasıl dengede tutabiliriz?  

Cevap: Denge modeli, bir masanın dört tane ayağı olduğunu biliyoruz, bu ayaklardan birini alırsak veya ikisini alırsak masa duramaz. İnsanı da dengede tutan dört tane alanı vardır. Bunlar; beden/duyular, başarı/mantık, ilişkiler/temas ile inanç sistemidir. Tüm bu dördünü, masanın ayakları gibi dengede tutmalıyız. Biz yeterli beslenmez ve spor yapmazsak, uyumazsak bedenimizde sorunlar meydana gelir. Örneğin işkoliksek diğer alanlarımızı ihmal ediyoruz demektir. Ya ailemizden ya kendimizden ya inançlarımızdan, hobilerimizden kesiyoruz demektir. Benim eşimle olan ilişkim, çocuklarımla olan ilişkim, diğerleri ile olan ilişkim, tüm bunlar denge içinde olmalı. Tüm alanlarımıza enerjimizi eşit dağıtmalıyız ki her alan aynı güçte olabilsin. Kişide çatışma ve rahatsızlıkların oluş sebebi bu alanların birinin veya birkaçının ihmal edilmesidir. Sağlıklı kişi sorunsuz kişi değildir. Sağlıklı kişi sorun çıktığı zaman bu sorunla başa çıkan kişidir. Bir kağıdın üzerine yuvarlak top koyun, kâğıdı iki elinizle kenarlarından tutup topu dengede tutmaya çalışın. Top kâğıdın üzerinde sürekli gider gelir ve her an düşme tehlikesi geçirir hatta düşer. Ruh sağlığımızı dengede tutmak tıpkı böyle birşey. Bu nedenle kendimiz için çaba sarf etmeliyiz, bu çok kolay olmuyor. Denge modelini ayni zamanda aileye de oturtabiliriz.

Soru: Çiftler evlilik birimini nasıl hisseder?

Cevap: Sevgi, saygı ve birbirlerini anlayabilmek, anlaşıldığını hissetmek, şefkat görmek gerekiyor. Sevdiğiniz insana odaklanmanız, onun size odaklanması çok önemli. Karşınızdakiyle aslında bir olduğunuzu hissedersiniz…   

Soru: Eş seçimi nasıl olmalı?

Cevap: Eş seçiminin öneminin, yeterince kavrandığını düşünmüyorum. Burada bir eksiklik var sanki. Aile mihenk taşıdır, toplumların ilerlemesi aile kurumunun sağlam olmasına bağlıdır. Bu yüzden aile çok önemlidir. Eş seçimi de öyle. Kalbiniz çarptıysa, kimyanız uyduysa evlilik gerçekleşecek diye bir durum yok. Aşk dediğimiz olay ortaya çıktığı zaman evlilik için yeterli bir etken olmuyor maalesef. Belki de bu yüzdendir ki günümüzde bu kadar çok boşanma oluyor. Önce kendimizi tanıyacağız, ne istediğimizi bileceğiz. Elimizde gerçekten ne istediğimize dair bir haritamız olmalı. Birbirimizi tamamlayabilecek, ortak noktalarımızın olduğu, yaşamdan birlikte ne kadar keyif alabiliriz, önemli olan bunlar… Önce kendimizi sonra birbirimizi tanıyıp bir adım ileriye adım atmalıyız. 

Soru: Çevre ve aile baskısı altında olan kişiler eş seçiminde nelere dikkat etmeli?

Cevap: Aile veya çevre baskısı altında olan, evde kaldım diye düşünen gencecik çocuklarımız, bu baskılar altında iken evliliğe adım atmak çok büyük bir hata. Örneğin evlenme krizine girmişsek eş seçmek için adım atmayacağız. Kriz atlatıldıktan sonra eş seçimine girmek gerekiyor. Bunun için de şu üç adım önemli. Evlenmek istediğim kişi benim için doğru insan mıdır? Konuşmasından, bakış açısından, espri yeteneğinden giyim tarzına, kullandığı parfüme kadar birçok ince ve çok da önemli noktalar vardır.

İkinci adım sizin için doğru zaman mı? Mesela doğru insanı buldunuz, tam sizin ruh eşiniz! Ama yanlış zaman, bu bulduğunuz ruh eşiniz şu an boşanma aşamasında yani evli! Veya henüz ekonomik bağımsızlığınızı kazanmadınız ama evlenmek istiyorsunuz. Birçok ruh eşi vardır, önemli olan birlikte yaşayabilmektir. Sayısız ruh eşimiz olabilir ama birlikte yaşayabileceğimiz kişiler gerçekten azdır. Örneğin boşanmak üzeredir ve birliktesiniz, bu olmamalı, zamanlama yanlış. Bir Rus atasözü der ki; bardağınızdaki çayı dökmeden su içemezsiniz. Zamanlama uygun olmalı.

Üçüncü adım ise evlilik kararımız doğru nedenlere dayanmalıdır. 

Eşiniz ile ne kadar benzerseniz, ne kadar ayni şeylerden keyif alırsanız, mutluluğunuzu o kadar garanti altına almış olursunuz. Mutlu ailelerden mutlu bireyler meydana gelir ve mutlu bireyler toplumu kaosa sürüklemez.

Soru: Eş seçiminde ailenin, anne babaların önemi nedir?

Cevap: Aile çok çok önemlidir, evleneceğim kişinin durumu, annesinin babasının eşliliği nasıldır, çocuklarına karşı yaklaşımı nasıldır, inanılmaz önemlidir, çünkü siz belki de küçük çapta annesi ve babası ile evlendiniz. Çoğu zaman model alıyor, o şekilde yoğruluyoruz. Baba, anneye şiddet uyguluyorsa oğlunun da eşine şiddet uygulama olasılığı vardır fakat illaki yapacaktır diye kesin bir durum da yoktur. Doğan Cüceloğlu yaşanmış bir olayı örnekler vererek anlatıyor. Biri alkolik biri de polis olan iki kardeş ile bir gazeteci röportaj yapıyor.

Gazeteci, polis olan kardeşe sorar, ‘kardeşiniz azılı bir suçlu iken siz nasıl polis oldunuz’ diye, polisin yanıtı, ‘Babam sağ olsun, alkolikti, annemi döverdi, içerdi, ben de onun gibi olmama kararı aldım.’ Ardından, cezaevinde tutuklu  olan kardeşe sorar, ‘kardeşiniz böyle bir polis, saygın biri, siz neden bu yola düştünüz?’ der. O da ‘babam sağ olsun’ yanıtını veriyor. Bir davranış nesiller boyu sürer. Bu yüzden ailenin eşlilik durumu, travmaları çok önemlidir. 

Soru: Evlilikte ortaklık için dikkat edilecek bazı noktalar nelerdir?

 

Cevap: Zekâ, kayınvalide-kayınpeder ve aileler ile ilgili temas, eğitim, hobiler ve ilgi alanları, espri anlayışı, öfke ile başa çıkmak, sosyal yaşam şekli, güvenilirlik, ekonomik durum, cinsel dürtü ve cinsel ilgi, çocuk eğitimi ile ilgili yaklaşım, sosyal yaşam şekli, v.b…  

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.