banner107
banner69

"Hekimlik meslek değil, yaşam biçimidir"

banner27

Dahiliye uzmanı Ceyhun Birinci, mesleğine olan aşkını Derya Atamer’e anlattı. Birinci, doktorluğun bir meslek değil, yaşam şekli olduğunu söyledi.

"Hekimlik meslek değil, yaşam biçimidir"

banner87

Derya Atamer-Mavifilm Ajans

Girnelilerin ve sağlık sektörü çalışanlarının çok yakından tanıdığı, sevdiği Dr. Ceyhun Birinci ile mesleğini konuştuk.

Konuşmaya başladığımız anda sesi beni bir anda 1997 yılının sıcak bir yaz günü, gıda zehirlenmesi nedeniyle hastaneye gittiğim güne götürüyor. Acilin kapısından içeri girerken öleceğimi düşünmüştüm. Nöbetçi doktor Ceyhun Birinci’ydi ve kendinden emin,  güven verensesi ile bana “Panik yapılacak bir şey yok, bir saat sonra kendini çok daha iyi hissedeceksin.” demişti. Anında kendimi daha iyi hissetmiştim.

Limasol doğumlu olan Birinci’nin doktor olmasına annesi karar vermiş. Lise son sınıftayken annesinin önerisi ile seçimini tıptan yana kullanmış. İyiki aşık olduğu matematiğin peşinden koşup mühendis olmamış. Hekimlik onun tüm hücrelerinde öylesine işlemişki, onu beyaz üniforması ve boynunda steteskop  olmadan düşünemiyorum.

Mesleğine olan aşkının yakında toplumsal sorunlara olan duyarlılığı ve onun için herşeyden önce gelen insan sevgisine hayran olmamak elde değil.

Evde yemek yapar mı, Hayal kurar mı, O’nu en çok etkileyen hastasının hikayesi nedir, gibi pek çok soru sordum ama en çok ilk evladının doğum hikayesinde gözlerinin içini hem gülerken hemde ağlarken gördüm…

“Tıpın hamuru insandır.”

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu,  doktorluğa bakış açısını şöyle özetliyor: “Tıpın hamuru insandır ve insanlara yardım ettikçe hekimliğin bir meslek değil, yaşam biçimi olduğunu anladım.”

“Girne Akçiçek Hastanesi’nin 20 yıllık görgü şahidi”

Ceyhun Birinci asistanlığını bitirdikten sonra adaya dönmüş. Askerliğini bitirdikten sonra meslek hayatına başlamış.Mesleğe başladığı ilk yılları “Okurken aklımda hep aynı şey vardı, Kıbrıs’ı çok seven bir kişi olarak, insanıma hizmet için adaya dönmek istiyordum.” diyerek anlatıyor.  1995 yılında Girne Akçiçek Hastanesi’nde sözleşmeli hekim olarak başladığı hekimliğe şu anda aynı hastanede Dahiliye Uzmanı ve Başhekim yardımcısı olarak devam etmekte. 1995’den günümüze tam 22 yıldır Girne Akçiçek Hastanesi’nde ilk günkü meslek aşkı ile görevini yapmakta.

Girne Akçiçek Hastanesi’nde ilk başladığınız yıldan bugüne baktığınızda nasıl bir farklılık var?

Halkın aldığı hizmet olarak maalesef 95 yılından bu yana çok ciddi farklılıklar yok. Hatta doktor sayısı olarak ve verilen hizmet olarak geriye gittik. Yirmi yıl öncede insanlar numara alıp kuyruğa giriyorlardı bugünde aynı sistem var.Teknolojik olarak yenilikler ve yeni gelen aletler olabilir, sonuçta bunları kullanacak olan hekimlerdir ve bu konularda ciddi yetersizlikler olduğu için hizmette aksaklıklar var.Ana sebebi de sistemsizliktir.

Yeni bir sağlık sistemi arayışı var mı?

Şu anda gündemdeolan sorunlar nedeniyle yeni bir sistemin arayışına girilmiştir.Bunu gündeme getirende serbest çalışan hekimlerdir. Hükümetin sağlık sistemi konusundane yazık ki öncelikleri yoktur. Hükümetin siyasi kaygılardan arınarak sağlıkta ne yapması gerektiğine karar vermesi gerekir. Ülkedeki ekonomiksosyal sorunlarla bu sorunu bir arada düşünmek lazım. Ülkenin gerçekleri ortada dururken sağlığı ne kadar düzeltebilirsiniz? Hangi kaynaklarla düzeltebilir siniz?

Ceyhun Bey öncelikle hekimlerin full time mıyoksa part time olarak mı çalışmasıkonusunda bir karar alınması gerektiğini düşünüyor. Kararlı bir şekilde “Öncelikle bir politika belirlenmesi lazım.”diye sorunları dile getirirken, O’nun 22 yıldır çalıştığı Girne Akçiçek Hastanesi’ni evi gibi gördüğünü düşünüyorum. Muhtemelen ailesinden daha fazla zaman geçirdiği hastalarınıda aile bireyi gibi görüyor. Cevabını bildiğim sorular yerine ona gündemde en çok yer alan konuyu soruyorum.

Gündemdeki sağlık yasalarının altyapısı hazır mıdır?

Sağlık yasaları gündemegeldi ama bunların alt yapısı oluşturulmamıştır. Genel sağlık sigortasından döner sermeye ye kadar bunların altyapısı için ne para kaynağı vardır ne debir çalışma vardır. Yıllardan beri gelmiş geçmiş tüm sağlık bakanlığı yapan hükümet eden kişilerin bugünde durumdan sorumludur. Hiçbiri ileriye dönük planlama yapılmamıştır.

Ada genelinde 112 acil çağrılarında birinci sırada olan Girne Akçiçek Hastanesi ile ilgili ileriye dönük bir planlama var mı?

Girne’nin on yıl öncesi nüfusu ile şimdiki nüfusu arasında nerdeyse 3 katı nüfus artış var. Bu artışınaparalel olarak hemşire ve hekim kadrosu ve gerekli alt yapısı için bir planlama yapılmamıştır.Acil servide yığılmalar yaşanmaktadır. Türkiye’den gelen bir ekip tarafından yapılan çalışmada tüm adanın 112 acil çağrılarında birinci sırayı Girne oluşturmaktadır. 1762 kez ambulans çağrılmıştır.Bundanbeş on yıl önce nüfus artışına göre planlama yapmaları gerekirdi.

Girne’de kaç hekime ihtiyaç duyulduğu ile ilgili bir çalışma var mıdır?

Kaç hekime ihtiyacımız var gibi bir çalışma yapılmamıştır. Girne’de kardiyoloji vekardiyoloğumuz yok. Radyoloğumuzun devamlılığı yok. Vakalar Lefkoşa hastanesine sevk ediliyor veorada yığılmalar yaşanıyor. Girne’deki hastanenin artan nüfusun ihtiyacını karşılayabilecek bir devlet hastanesi haline getirilmesi lazım. Bunun kriterleri bellidir. Dünyada örnekleri de vardırbunlar alınıp uygulanması lazım.

Hekimlerin ikinci iş yapmasının yasaklanması ile ilgili neler söylemek istersiniz.

Bunu yaparken hekimlerin özlük haklarınıda düzeltmek gerekiyor. Hekimlerin hastanelerde çalışabilecekleri ortamların hazırlanması lazım.

Hastanelerin altyapısını buna uygun mudur?

“Eğer tüm branşlar döner sermayeçatısı altındafull time hastanede görev yapacaksa bunun alt yapısı hazır değildir bana göre.

Bununyanında hekimlerin özel kliniklerine yaptıkları ciddi yatırımlar vardır. Buna da bir çözüm bulunması lazım. Belki geçiş süresi sağlanabilir.”

Ceyhun Bey acilin kapısından giren kişinin hekim ve hastaneye güven duymamasının tedavi sürecinde çok önemli olduğunu ve güvensizliğin ise negatif bir başlangıç olduğunu söylüyor. Sistemden kaynaklanan yetersiz hizmetten dolayı halkın hekimi suçlu görmesinden ise büyük üzüntü duyuyor. 24 saatini hastalarına adamış bir hekimin emekliliğine 4 yıl kalmasına rağmen ilk günkü enerjisi ile sorunların çözülmesi için çaba harcamasına hayran kalıyorum. Ama ilk meslek yıllarına göre bugünkü sağlık sisteminin geriye gitmiş olması beni endişelendiriyor. Ceyhun Bey hükümete çağrı yapıyor ve;

“Halkın oyu ile bir yere gelmiş insanların bu ülke için bir şey yapmaları lazım. Aldıkları sorumluluğu yerine getirsinler. Eğer getiremeyecek durumdalarsa,  ekonomik durum müsait değilse ve o zaman onurlu gururlu bir şekilde çıkıp  “Biz bu ülke için ciddi geri dönüşler yapamıyoruz.”desinler.”

Yaşanan bu sorunlar özel hayatınıza yansıyor mu?

Hekimlerin özel hayatı yok ve gecesi gündüzüçalışmayla geçer. 56 yaşındayım ve emekliliğime 4 yılık sürem kaldı ayda 6 kez nöbet tutuyorum, poliklinik hizmetleri ve hastalarım var. Özel hayata ayıracak zaman kalmıyor.

Çocuklarınıza yeterince zaman ayırabildiniz mi?

Özel günlere zaman ayırmayı çalıştım ama hasta olduklarında evde olamadığım geceler oldu. Özel isteklerine cevap veremeyipnöbette olduğum zamanlar oldu. 

Hayal kuruyor musunuz?

Benim hayallerim toplumsaldır. Kişisel bir hayalim yok.

Hayal kırıklıklarınız var mı?

Var, o da şu; okulumu bitirdiğimde hemen halkıma hizmet için ülkeme geldim ve sistemden dolayı gereği gibi yapamadım. Ülkemdeki çarpık uygulamalar ve nüfus planlamasının yapılmamış olması beni çok rahatsız ediyor.

Ceyhun Bey kafasında sürekli bunları nasıl düzeltebiliriz sorusunun yer aldığını anlatıyor. Toplumun giderek umutsuzluğa itildiği söylüyor. Cümlesini ise “Benim temennim artık siyasetçilerin toplumsal düşünceyle halka umut vermeleridir. Hem sağlıkta, hem eğitimde her kademede daha da iyi günler görmek istiyoruz.”diyetamamlıyor.

“Bir insan hayatını kurtarmak bile bu tartıştığımız konuların üzerinde gelir.”

Fakültede okurken en çok sevdiği hocasının “Tıp fakültesine geldiniz ve size önerim eğer kafanızda doktor olup para kazanmak varsa, maddiyat sizin için ön plandaysa şimdiden geri dönün bırakın!”  demesinden çok etkilenmiş.

Hayata döndürdüğüm hastalarım için mutlu olduğum gibi onlarla üzüldüğüm hastalarım da oldu. Hastaların aileleriyle birlikte ağladığımız günlerde oldu. Bu zaman içinde aklımda hiç para olmadı meslek hayatım boyunca bir hocamın söyledikleri hala kulaklarımda. Bir insanın hayatını kurtarmak bile bu tartıştığımız konuların üzerinde gelir.

Eşiniz yoğun çalışma hayatınızdan şikayet ediyormu?

Eşimde sağlık çalışanıydı. Yüksek hemşireydi. Zaman zaman sıkıntıları olsada her zaman bana destek vermiştir. Hastalarıma yeterince zaman ayırmam konusunda bana verdiği destekten dolayı kendisine minnettarım.

Evde mutfağa girer misiniz?

Keşke girebilsem ama hiç zamanım olmuyor. Öğrencilik yıllarımda yaptığım basit yemekleri ancak yapabilirim.

Kendiniz için ne yaparsınız?

Ailem ve arkadaşlarımla yemek yeriz. Ailenin birlikte olmasından çok mutlu olurum. Ziya Rızkı Vakfı Mütevelli Heyeti başkanıyım. Sosyal etkinliklere katılırım.

“Oğlum beni tanımadı.”

Birinci, Türkiye’de eğitimine devam ederken baba olmuş. Oğlunun doğumu için adaya gelsede minicik yavrusunu bırakarak tekrar eğitimi için geri dönmek zorunda kalmış. Eğitimini tamamlayıp adaya döndüğünde ise oğlu onu tanımamış ve “Kim bu adam?” demiş.

Oğlu ile ilgili gülümseyerek anlattığı hikayesi beni çok etkileyen bir cümle ile tamamlıyor  “Kendim için hiçbir şey yapmadım ama yinede halkıma verdiğim hizmetten ötürü mutluyum.”

Meslek hayatınıza neyi sıkıntı olarak tanımlarsınız?

20 yılı aşkın süredir hizmet verirken en büyük sıkıntım mesleğimi uygulamak değil sistemdeki eksiklikleri nasıl telafi edebiliriz ve karşılayabiliriz olmuştur.

Unutamadığınız hastanız hangisi?

Kalp krizi geçiren bir hastamı ambulans ile Girne’den Lefkoşa’ya götürürken yolda giderken halk deyimiyle 9 kez kalbi durdu. Eğer 3 dakikada müdahale edilmezse hasta ölüyor. Ben tam 9 kez hastaya şok yapıyorum ve hastayı hayata döndürüyoruz.  O gün ambulansta yaşadıklarımızı düşündüğümde bunun bir bedeli yok. Hekimlik budur.

Kendisinden çok toplumu için ömrünü adamış bir doktor olarak ülkemizdeki kanser vakalarındaki artış ve nedenlerinin bulunması gerektiğini düşünüyor. Tarım ilaçları ile ilgili kontrol mekanizmasının getirilememesinden çarpık yapılaşmadan kaynaklanan kanalizasyon sorunlarına kadar halk sağlığını etkileyen her konu ile ilgili büyük bir endişe taşıyor ve çözüm yolları ile ilgili mücadele veriyor. Halkın sistemsizlikten sinir siteminin bozulduğunu ve artan yoğun stresten bağışıklık sistemimizin etkilendiğini anlatıyor.

Tüm sorunların gözden geçirilip bir yerden başlanılarak düzeltilmesi ile ilgili adımlar atılması gerektiğine inanıyor. Ceyhun Birinci’nin fikirleri, sisteme olan isyanı ve halk sağlığı ile ilgili duyduğu endişenin tümü bende büyük bir heyecan yaratıyor. Tüm Girneliler gibi bende ona büyük bir güven duyuyorum.  Ceyhun beyin elinde sihirli bir değnek olmadığını biliyorum, ama onun fikirlerinin bir gün bir yerlerde yeşereceğine inanıyorum.

banner104
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.