banner255
banner82

Kuşak çatışması yaşanabilir ama…

banner27

Kendisi bir mimar olan, babası ve abisiyle birlikte aile şirketinde birlikte çalışan Laden Köse Göktaş, aile içinde ve iş yerinde zaman zaman kuşak çatışması yaşadıklarını ancak önemli olanın şirketi içinde ve ailede rolünü belirlemek olduğunu vurguladı Kuşak çatışmasını önlemek için herkesin kendi iş alanına yönelip çalışması ve biraz da sabırlı olması gerektiğini vurgulayan Göktaş, aksi takdirde çatışmaların büyüyebileceğine dikkat çekti

Kuşak çatışması yaşanabilir ama…

banner215

Nilsen KÜÇÜK

Mimar, İç Mimar, genç iş kadını, güzel bir anne olan Laden Köse Göktaş ile iş hayatı, aile içinde kuşak çatışması ve özel hayatla ilgili keyifli bir sohbet  gerçekleştirdik.

Laden Köse Göktaş, 1988 yılında Lefkoşa’da doğdu. Mimar baba ve öğretmen bir annenin iki çocuğundan küçük kızı. Lise eğitimini Türk Maarif Koleji’nde tamamladıktan sonra İç Mimarlık okumak için İngiltere’de Wolverhampton Üniversite’sine giderek burada İç Mimarlık okuyan Laden Köse Göktaş daha sonra ülkeye döndü.

Sohbetimize başlarken meslek seçiminde ailenizin payı oldu mu sorusuna Göktaş “Mutlaka. Seçtiğiniz meslek, içinde bulunduğunuz ortama, aile yapısı ve onların iş hayatlarına göre gelişiyor çoğunlukla. Bunun bende olan etkisi babamla küçüklüğümden beri inşaatlarda, kumların üstünde oynamam :) eskiden tüm dallar ayrı insanlar tarafından yapılmazdı, stüdyolar da çok yoktu. Babam projesini de maketini de evde kendisi yapardı. Maketini yaparken biz de ona yardım ederdik. O zaman bize oyun gibi gelirdi. İşin içinde sulu yapışkan, karton ve maket bıçağı varsa ne kadar sıkıcı olabilir kiJ! Bir de ben zaten çok planlı bir insanım. Mesleğim de benim planlarım arasındaydı.’’ diye yanıtlıyor.

Göktaş, İç Mimarlık eğitimini tamamlayıp Kıbrıs’a döndüğünde ise daha çok küçük yaşta olduğunu ve eğitim hayatına devam etmek istediği için Kıbrıs’ta Mimarlık eğitimi de aldığını ve bu iki bölümü toplam 6 senede tamamladığını söylüyor.

KUŞAK ÇATIŞMASI YAŞANABİLİR! ÖNEMLİ OLAN ŞİRKET İÇİ ROLÜNÜ BELİRLEYEBİLMEK!

Göktaş “Eğitimimi tamamladıktan sonra benden önce abim Ceren Köse’nin de katkılarıyla yeniden yapılandırılan  aile şirketi Yapım İnşaat’ta çalışmaya başladım.  

Abim ilk olarak inşaat mühendisliği okumak üzere Amerika’ya gitti, ama bir senenin sonunda İşletme okuma kararı alarak İşletme bölümünden mezun olduktan sonra babamın yanına aile şirketimizde çalışmaya başladı.

Şirketimizde ben mimarlıkla insanların hangi hacimlerde daha konforlu yaşayabilecekleri ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Abim ise hangi bütçelerle insanların daha rahat ev sahibi olabileceklerine, uygun kredilerde rahat ödeme yapıp hayatlarını idame ettirmeleri için çalışmalar yapıyor. Abim talepleri boyutlandırarak bize hangi bütçelerle hazırlık yapmamız gerektiğini gösteriyor, biz de o şekilde tasarımlar yapıyoruz. Başarı oranlarımızın yüksekliğini bu ön çalışmalara bağlayabilirim. ‘’

Abinizin yanı sıra babanız ve eşiniz de aynı iş yerinde. Farklı kuşak insanlar bir arada çalışıyorsunuz.. Bu olay Kıbrıs’ta tipik bir sorun haline gelmiş kuşak çatışmasını doğurdu mu? Babanızla ne gibi sorunlar yaşadınız? Veya nasıl ara yol buldunuz?

‘’Bu sorunun cevabı bende hem var hem de yok aslında! Ben biraz daha şanslı oldum bu konuda. Abim bütün fikir ayrılıklarını yaşadı, bazı sorunlar da oldu tabi ama ben geldiğimde daha sistemli bir şirket buldum abim bana hep siper oldu.’’

Bu kadar Ceren Bey’den söz etmişken bizi kırmayıp yan odadan gelip söyleşimize katılıyor Ceren Bey..

Aynı soruyu ona da yönettiğimde ise  ‘’Baktığımızda amaç ve bakış açıları değişik. Mesela inşaat yapılırken onlar sadece kullanım alanına ve sağlamlığına dikkat ediyorlar. Tabi şöyle bir durum var, ne kadar kaliteli olduğunun yanı sıra ne kadar kaliteli algılandığı da çok önemli! Yani burada işin içine Marketing giriyor. Bizim sanırım en büyük sıkıntımız bu. Ben bazı kalite artırımlarına reklam olarak bakıyorum ama babam öyle değil. Yatırım yapılan projelerde de biz daha büyük projeler yapıp kapasitemizi göstermeye çalışırız, fakat babam da yaşının getirdiği ihtiyatla daha muhafazakar davranmaya çalışır ve bu doğrultuda tabi ki çatışmalar meydana gelir. Babam ‘’küçük küçük gidelim, bu bize yeter’’ derken biz de daha büyük çapta projelere imza atıp rakiplerimize göz dağı vermek istiyoruz. Bu iki zıt düşünce uyuşmuyor. Ve bu iki kafa uyuşmayınca tabi ki çok büyük kavgalar ediyoruz :) ‘’ derken gülüyoruz.

Yine de çatışma olsa da fikirler uyuşmasa da yapılan yeni nesil projeler, yeni bir vizyon ve 2. Kuşak’ın bir şekilde devrede olduğunun en büyük göstergesi.

Ceren Köse “25 - 30 yaşlarının risk algısıyla 50 - 60 yaşlarının risk algısı tabi ki aynı değil. Babam bizim yaşlarımızdayken onun da aldığı riskler eminim ki daha büyüktü. Aynı noktadan bakmamızın şirket açısından avantajı da var tabi ki. Örneğin babam bize gerektiği zamanlarda fren mekanizması oluyor, risk olarak görmediğimiz ve düşünmediğimiz noktalarda babamın bize olan uyarıları, bizim de yeni vizyonumuzla. Ör: web sitesini Rusça ve İngilizceye çevirince büyüyen yabancı piyasası ve babamın bunu gözlemledikten sonra güveninin artması gibi. Tabi bunlar zamanla yerine oturan şeyler ama orta yolu bulmak her zaman önemlidir.’’

PRESTİJ BİNASI

Prestij binasının hikayesi benzer olmuş aslında. Ceren Bey Amerikadan mezun olup adaya döndüğü yıllarda bina projesinin dokuz katlı olması için bir çalışma başlatmış ama en sonunda beş katlı bir bina şeklinde bitmiş. ‘’ Evet günün sonunda yine orta yol bulundu ama şimdi herkes mutlu :)’’ diyor Ceren Köse.

Sizin gençlere önerileriniz var mı?

‘’Biz kendi içimizde iş ayrımı yaptıktan sonra daha rahat bir sisteme girdik. Böyle olunca herkes kendi alanında uzmanlaşabiliyor. Aksi takdirde çatışmalar daha da büyüyebilir. Herkesin kendi iş alanına yönelip çalışması ve biraz da sabırlı olması.

Ceren Bey’e teşekkür ediyoruz.

Laden Köse “Abim bütün pazarlama, kredi, bütçe detayı, ben mimari ve iç mimari hazırlıklarını yapıyorum. Babam taşeron, inşaat kalitesinde çok zaman harcıyor. Eşim ise satın alma, malzemelerin nerden alacağımızla ilgili çalışmaları yapıyor ve tapu devirleriyle ilgileniyor.”

HAYALLERİNİZE YATIRIM YAPIN

Peki bize projelerinizden bahsedebilir misiniz?

 “Eskiden herkesin maddi durumu, gelirleri daha iyiydi ve herkes bir şekilde kendine ev alırken bir de çocukları için yatırım yapabiliyordu’’ diyerek aile kavramına çok önem veren bir toplumda yaşadığımızın altını çizen Laden Hanım ‘’Şimdi de insanlar çocuklar için yatırım yapmaya özen gösteriyorlar ama artık daha küçük bütçelerle’’ dedi

Eskiden genellikle villa olan projelerinin yerine artık daha yoğun olarak 2+1 ve 1+1 dairelerle piyasaya atıldıklarını söyleyen Laden Köse, insanların yine hayallerine yatırım yapabilmeleri için küçük bütçelerle olanak sağladıklarını vurguluyor. Köse, hacimlerin küçülmesi ile beraber günümüzün getirdiği dijital çağda, son teknoloji evler yaratmaya özen gösterdiklerinin altını çiziyor.

Biraz da özel hayattan bahsedelim…

“Artık bir ritüel haline gelen aile ile yenilen öğlen yemekleri.. Biz senelerdir bu geleneği bozmadık. İş yerinde ne kadar sıkıntı çıkarsa çıksın, o çekirdek ailemize ayrılan bir saat bize çok iyi geliyor’’. 

Peki şirket yapısında annenizin bir rolü var mı?

Laden Köse ‘’Annemin bir gelinlik firması var. Özellikle emekli olduktan sonra bütün zamanını orada geçiriyor. Öğlenleri görüştüğümüzde ne kadar engel olmaya çalışsakta arada iş konuşuyoruz. Annem bu konuda iyi bir dinleyici ve manevi bir destek oluyor’’ diyor.

Üniversiteden beridir birlikte olduğu Canol Göktaş ile 2011 yılında evlenen Laden Hanım ‘’ ben hayatımın her döneminde plan yaparım. Plansız bir adımım bugüne kadar olmadı’’ diyerek,  2011 yılında evliliği, 2012 yılında çocuk sahibi olmasının da planlarının arasında olduğunu söylüyor.

Laden Köse ‘’Mimarlık okuyorsanız hayatınızda herşeyi bir plana sokarsınız. Hayata bir proje olarak bakıyorum, ne zaman biteceği sizin elinizde olmayan!!’’ dedi.

Evliliklere değinmek gerekirse.  Bugünlerde evliliklerin büyük çoğunluğunun maalesef hüsranla sonuçlanıyor.  Bunun en büyük nedenleri sizce nedir?

‘’Hayattan beklentileriniz. Ben aile ve evlilikle ilgili yazılar ve makaleler okumayı seviyorum. İnsanların yaptığı en büyük yanlış, çocukları olduktan sonra en başından beridir yanında duran eşlerini unutuyorlar. Aslında temel iki insan var. Onların hayatının yaşanması gerekirken aksine artık herşey çocuğa bağlı olarak yaşanmaya başlıyor.  Çocuk nereye gitmek ister, çocuk ne yemek ister.. Bu bence yanlış. Sizin ne yapmak istediğiniz önemli. Sonuçta o çocuk daha çok küçük ve hergün yeni bir yemek yiyebilir ve istediklerini yapması için önünde uzun bir ömür var. Sizin eşinizle yaşayabileceğiniz maksimum 40’la 50 sene var. O yüzden siz ne yemek isterseniz, siz ne yaşamak isterseniz’’ tabi burası da çok önemli!!  ‘’Tabi bunları yaparken çocuğunuzu evde bırakmadan, onu kendi hayat akışınıza adapte edebilirsiniz.

Çocuksuz evliliklerde de genelde ayrılma sebebi olarak ise şunu söyleyebilirim: Evliliğe atılan ilk adımda kimse empati yapıp karşısındakinin nasıl bir hayat,nasıl bir ev, nasıl bir evlilik beklentisi içinde olduğunu sorgulamıyor; Bir de kimse bu benim son şansım, evlenirsem boşanamam değil de tam aksine anlaşamazsam direk ayrılırım gözüyle bakıyor. Böyle olunca da boşanmalar kaçınılmaz oluyor. Herkes birbirine en başta açık olursa, sorunlar en aza indirgenebilir diye düşünüyorum’’.

Kendi evliliğini aslında 3 bölüm olarak adlandıran Köse, bu bölümleri, evlenmeden önceki, kendi sosyal ve eşinin sosyal hayatı ve en son olarak kendi anne babasını kapsayan çekirdek aile. Bu üç bölüm harmanlanarak beraber gittiği sürece, gerçek sevgi barındıran evliliklerin bitmesinin çok düşük bir ihtimal olduğuna değiniyor.


banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.