banner107
banner82

Feryal Sükan’a yolculuk

banner27

Kıbrıs’ta resim sanatı denince akla gelen isimlerden Feryal Sükan, iç dünyasının kapılarını bizler için aralıyor. Küçük yaşlarda başlayan ve ardından bir tutkuya dönüşen resim yapma tutkusu, Sükan’ın yaşamış olduğu yoğun acılara rağmen hiç bitmek bilmedi…

banner210
Feryal Sükan’a yolculuk

banner192

Biraz resim sanatıyla ilgilenen herkese tanıdık gelir Feryal Sükan adı…

Bugüne kadar basın aracılığıyla az çok sanat hayatını resimlerini biliyor olabilirsiniz.

Biz Feryal Sükan nasıl bir hayat yaşamış diye merak edip ona bir yolculuk yapmak istedik. Çünkü bir sanatçının eserlerini anlamak hayatını da anlamaktır aslında.

 

1963 yılında ev hanımı Pembe İbrahim Daniş ve dönemin entellektüel öğretmenlerinden Hüseyin Murat’ın bir tanecik kızları olarak doğan Feryal Hüseyin Murat, kendini bilinçsizce savaşın içinde bulur.

Sükal'ın anne ve babası Pembe İbrahim Daniş ve Hüseyin Murat...

1963-1974  olayları arasında geçen çocukluk yıllarında sürekli savaş ve göç hikayeleri dinler.

Bu savaş ve göçler yüzünden birçok şeyleri gibi kaybolup gider aile fotoğrafları ve küçük kız süretini ancak anne babasının anlattığı kadarını bilir. Bu üzücü hikayelerden o kadar sıkılmış ve yorulmuş olacak ki 1974 savaşı sırasında babasının o sıralarda öğretmenlik yaptığı Luricina’da izlediği bombardımanların ardından ve savaş kokusundan yaşadığı ateşli hastalıkla, ateşkese kadar bilinci kapalı olarak kalmış ve onları ‘bir daha hatırlamamak üzere’ hafızasından silmiş.

Taviz vermeyen inatçı kişiliği ve asi ruhu ile Feryal Sükan, ailenin tek kız çocuğu olmasına rağmen, erkekler fertlerinin tümüne bedel olabilecek bir gençlik yaşadı.

Ortaokul ve liseyi o sıralar Tıp Eğitimi almakta olan abisi İbrahim Murat’ın ‘mutaassıp’ sayılabilecek düşünceleri yüzünden Lefkoşa Kız Lisesi’nde tamamlar. Ancak ilginçtir, Feryal  Sükan, liseyi bitirmeden Lefkoşa Kız Lisesi prensibini bozacak okula erkek öğrenci kaydetmeye başlayacak, ismini de ‘20 Temmuz Lisesi’ olarak değiştirecektir.

 

Ortaokula abisinin ölüm gerçeğiyle yüzleşerek başlayan Feryal Sükan, yaşanılan bu dramla dağılan ailenin derin kırgınlığı yüzünden içine kapanmış, daha o yıllardan çizmeye başladığı resimleriyle kendini avutmuştur.

Tüm içedönüklüğüne rağmen, resme olduğu kadar derslerine de düşkün olan Feryal Sükan ,oldukça başarılı bir öğrenci olmasının yanısıra, her ne kadar da kendi farkında olmasa da, öğretmenleri resim yeteneğinin farkına varmış olmalı ki yaptığı resimler ve yaptığı resimler hem takdir ediliyor, ödüllendiriliyor, hem de okul dergisini süslüyordu. Bunların yanında Feryal Sükan spor yapıyor ve hatta okulunu temsilen atletizmlere katılıyordu.

Sükan, lisede atletizmde

1981’de üniversite sınavına gireceği yıl babasının rahatsızlığı nedeniyle ve yol gösterecek birilerinin de olmamasından dolayı resim eğitimi almayı düşlerken, kendini Ankara’da , Gazi Eğitim Fakültesi İngilizce bölümü öğretmenliğinde bulur.

Feryal Sükan, Ankara'da üniversitede iken

Babası o sıralarda tedavi için Ankara’da olmasaydı ve iyileşir iyileşmez kızını yanına çağırtıp  kaydını yaptırmasaydı, o dönemlerde kızların okumasının hem de yurtdışında okumasının hiç de gerekli olmadığını ezberlemiş bir toplumun bir ferdi olan annesi Pembe Murat, Feryal’a bu şansı da asla vermeyecekti ve Feryal’in özgürlük yolu ta o zamandan tıkanmış olacaktı. Bu yüzden, her fırsatta babasına çok şey borçlu olduğunu söylüyor Feryal Sükan.

Feryal Sükan, 1985’te üniversiteden mezun olur döner fakat mülakatlara girmeyince 1987’ye kadar ilkokul öğretmenliği yapar. 3 ay Düzova İlkokulu ve 1986’da bir yıl Gönyeli İlkokulu’nda birinci ve ikinci sınıflara okuma yazma öğretir ve bunu çok harika bir deneyim olarak hayata kadar. Daha sonraki yıllarda da okuma yazma öğrettiği öğrencileri olur. Hatta daha ileri giderek lisede matematik bölümü mezunu olduğundan, matematik dersi verdiği çocuklar olmuştur. 1987’de tam Polatpaşa ortaokuluna İngilizce öğretmeni olarak atanırken çok sevdiği babasını kaybeder. Ölen abisiyle aynı okulda İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde okuyan en küçük kardeşi Atilla Sükan’ın akli olarak rahatsızlanması da tam o yıllara rastlar. Hayatının en önemli travmalarından birini daha yaşayan Feryal Sükan.

 

Bu yoğun acılarla başladığı İngilizce öğretmenliğine 1989 yılında atandığı ve 6 yıl çalıştığı Değirmenlik Ortaokulu’nda devam eder. Kendisine göre inanması zor ama, yeni kurulan bu ortaokulda Feryal Sükan din bilgisi derslerine bile girmiş.

Öğretmenlik hayatını sürdürürken, özel hayatındaki yalnızlığını neşelendirmek için, dans grupları hazırlamış, öğrencilerine defileler düzenlemiş ve hatta idari işlerle bile uğraşmış ama içimdeki büyük sıkıntıyı bir türlü atamamış... Ta ki nedenini anlayana kadar...

1990 yılında can dostu Müyesser Ünüçok’a resim dersleri almak istediğini söyleyince Müyesser, Feryal’i aynı okulda çalıştığı ünlü ressam Aşık Mene ile tanıştırır.

Bu da Feryal için hayatının en büyük dönüm noktası oldu. Resmin gizini, tadını ve teorisini Aşık Mene atölyesinde öğrendiğini gururla söyler.

1990-1994 yılları arasında Aşık Mene ile çalıştıktan sonra kendi kanatlarıyla uçmak üzere atölyeden azat edilir. Yıl 2018.

Feryal Hüseyin Murat  bugünkü adıyla Feryal Sükan, Kıbrıs’ta resim sanatı denince akla gelen isimlerden. 

banner200
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YUSUF DERİN - 6 ay önce
ÇİZGİLER VE RENKLER..OLAĞAN ÜSTÜ...BAŞARILARININ ARTARAK DEVAMINI DİLERİM...KOMŞU KIZI...