banner69
banner98

120 diyaliz hastası böbrek nakli bekliyor

banner27

Ülkede yaklaşık 380 böbrek hastası var. Günde 60-65 böbrek hastası hemodiyalize giriyor. 100-120 arası diyaliz hastası ise böbrek nakli bekliyor

120 diyaliz hastası böbrek nakli bekliyor

banner87

Dr Ahmet Behlül uyardı:  “Böbrek hastalığına sebep olan en büyük etkenlerden biri obezite. Toplum olarak çok az egzersiz yapıyor, aşırı tuz kullanıyoruz. Bu yüzden erken tanı çok önemli”

Bahar UYGUR

KKTC’de yaklaşık 200 hemodiyaliz, 40 periton diyalizi, 120 transplant hasta olmak üzere toplam 380 böbrek hastası var.  Günde 60-65 böbrek hastası hemodiyalize giriyor. Şu anda 100-120 arası diyaliz hastası böbrek nakli bekliyor. KKTC’de ilk böbrek nakli babadan oğula 25 Temmuz 2015 tarihinde gerçekleşti. Böbrek yetmezliği hastalarının böbrek nakli ile yaşam kaliteleri artarak, yaşam süreleri uzuyor.

Bugüne kadar 4 kadavradan 8 böbrek nakli, 6 canlı böbrek nakli olmak üzere toplam 14 böbrek nakli yapıldı. Daha çok böbrek naklinin gerçekleşebilmesi organ bağışına ihtiyaç var. KKTC’de şu anda yasal olarak bir tek devlet hastanesinde organ nakli yapılabiliyor. Eğer canlı birinden organ alınacaksa bu organı akrabalardan alabiliyorsunuz. Ya da çapraz nakil gerçekleştirilebiliyor. Yani iki hastanın yakınlarını organ değiş tokuşu yapılabiliyor. Kan bağı olmayan birinden organ almak istiyorsanız etik kuruluna girerek, kurulu, bunu para karşılığı yapmadığınıza dair inandırmanız gerek.

Kadavradan yani ölmüş birinden nakil yapmak için elbetteki ailenin onayı gerekiyor. Bunun yanında sağlıklı olan kişiler artık gönüllü olarak organ bağışı yapabiliyor ve olası beyin ölümünüz gerçekleşirse organınız bir çok hastaya hayat verebiliyor. KKTC’de şu anda böbrek nakli yapıldığı için böbrekleriniz burada kullanılırken diğer organlarınız Türkiye’ye gönderiliyor. KKTC’de böbrek nakli Hacettepe Tıp Fakültesi Profesörlerinin yardımlarıyla yapılıyor.

GÖNÜLLÜ ORGAN BAĞIŞI NASIL YAPILIYOR?

Sağlık Bakanlığı’nda Koordinasyon Kurulu adı altında bir birim oluşturuldu. Organ bağışı için bu birime başvuruluyor. Koordinasyon kurulu 2 yılda bir Bakanlar Kurulu tarafından atanıyor ve 11 üyeden oluşuyor. Bu kurul, 57/2014 sayılı İnsan, Hücre, Doku ve Organ Nakli ile ilgili kuralları düzenleyen yasa ve bu yasa altında oluşturulan tüzüklerden aldığı yetki ile tüm kurum, kuruluş ve merkezleri denetleyerek ruhsatlandırıp, yaptıkları tüm işlemler ile ilgili karar alma yetkisine sahip. Bu kurula kimlik kartınızla başvuruyor ve form dolduruyorsunuz. Bulaşıcı veya kronik bir hastalığınız yoksa organ bağışını gerçekleştiriyorsunuz. Başvurudan bir süre sonra size yanınızda taşıyacağınız bir kart veriliyor.

Üçüncü ülke vatandaşları da organ bağışı yapabiliyor. Bağışlarınız gizli kalıyor ve otomasyon sistemine kayıt ediliyor. Otomasyon sistemi nakil olacak kişiyi kriterlere göre sıraya koyuyor, herhangi bir torpil olayı söz konusu olmuyor. Organ bağışı ile ilgili yasa ve formları sağlık bakanlığının internet sitesinden bulabileceğiniz de edinilen bilgiler arasında.

Sağlık bakanlığından edinilen bilgiye göre şu anda organ bağışına ilgi var. Kişiler yanında dernekler ve bazı partiler de toplu organ bağışında bulundu.

NEFROLOG DOKTOR AHMET BEHLÜL: “DAHA ÇOK İNSANA DOKUNMALIYIZ” 

Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde Nefroloji ve Böbrek Hastalıkları Uzmanı Doktor Ahmet Behlül ile organ nakli ve bağışını konuştuk. Behlül, organ bağışına dikkat çekerek öldükten sonra toprak olacak organların birden fazla hayat kurtaracağını söyledi.

Behlül, organ bağışının yaygınlaşması için; “Daha büyük kampanyalar düzenlemeliyiz, daha çok insana dokunabilmeliyiz, ne kadar böbrek hastası olduğunu insanlara anlatıp kendileriyle birlikte yok olacak olan öldükten sonra başkalarına hayat verebileceğini insanlara daha çok anlatmamız gerekiyor” dedi.

Doktor Behlül; böbrek hastalığını toplumda çok sık görebildiklerini, birçok insanın böbrek hastası olduğunun farkında olmadığını çünkü bazen geç semptom gösterebildiğini ifade etti.

“Böbrek hastalığının kendi içersinde 5 evresi var. Erken evre dediğimiz ilk evrelerinde hiç semptom olmayabilir. İlerleyen evlerde tansiyon yükselmeye başlar vücutta şişlikler gelişir. Son dönem böbrek yetmezliğine hastalar ulaşabiliyor. Görülme sıklığı %15 yani her gördüğünüz 7 insandan birinde böbrek hastalığı var. Böbrek hastalığının tüm evrelerini kapsıyor bu rakam. Ama bu hastaların çoğu farkında değil böbrek hastası olduğunu eğer erken tanı olursa böbrek hastalığını iyileştirebilirsiniz. Son evreye geldiğinizde bunu tedavi etme yöntemlerinden biri diyaliz veya böbrek nakli. Böbrek naklinin gerçekleşebilmesi için efektif bir organ bağışı sistemimiz olmamız gerekir toplumun bilinçlenmesi, belki doktorların bilinçlenmesi gerekir beyin ölümü gerçekleşen hastaların ailelerine erken tanı alması, ailelere doğru ve uygun bir şekilde ulaşılması bize ulaşacak organ bağışı sayısını da arttıracaktır. Bu da hastaların daha çok yaşam kalitesini yükseltecektir.”

Nefrolog Doktor Ahmet Behlül, organ naklinin diyalize göre daha az maliyeti olduğunu ifade etti. Behlül, organ naklinin devlete maddi yönden de katkısı olduğunu, yurtdışı kaynaklı verilere göre diyaliz tedavisinin devlete maliyetinin 22 bin dolar iken, organ naklinin devlete maliyeti 10 bin dolar olduğunu sözlerine ekledi.

Behlül, diyaliz tedavisinin hayat kurtarıcı olduğunu söyledi. İdeal olanın böbrek nakli olduğunu dile getiren Behlül, diyaliz de olmasa insanların hayatlarını kaybedeceğini ifade etti. Behlül, diyaliz hastlarının hayatının böbrek nakli olanlara göre yaşam koşullarının daha zor olduğunu belirtti.

“ORGAN BAĞIŞININ DİNİ YÖNDEN SAKINCASI YOKTUR”

Ahmet Behlül, organ bağışının ve naklinin dini yönden de bir sakıncası olmadığını söyleyerek, Din İşleri Başkanlığı’nın da bunun dinen bir sakıncası olmadığını açıkladığının altını çizdi. Ölünün fiziksel bütünlüğünün hiçbir şekilde bozulmadığını ifade eden Behlül, hasta yakınlarının beyin ölümünün gerçekleştiğinde hastasının onun öldüğünü kabul etmediğini söyledi. Behlül sözlerine şöyle devam etti: “Beyin ölümü dendiğinde öldüğünü düşünmüyorlar yakınlarının. O saatten sonra hastanın hayata geri dönme şansı yok. Zaten geri dönme şansı olsa biz bir işlem yapmıyoruz. Hasta yakınlarının bunu anlaması kolay olmuyor. Ben neyin derdindeyim siz neyin derdindesiniz diyorlar. Hepimizin başına gelebilecek bir şey olduğunun farkına varmalıyız. Ölmeden önce gönüllü organ bağışı yapmak herkes için daha kolay bir uygulamadır.”

“BÖBREK OTOBÜSÜ KULLANILABİLİR”

Behlül, organ bağışını yaygınlaştırmak adına, okullara, devlet dairelerini gidilip anlatılabileceğini, bir böbrek otobüsü kullanılabileceğini ifade etti. “Vatandaşın ayağına giden bu otobüslerde basit tahlillerle böbrek taraması yapılıp, organ bağışı anlatılabilir. Basın-yayın organları –sizin yaptığınız gibi- daha çok gündeme getirebilir.”

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE %80 KADAVRADAN NAKİL YAPILIYOR

Gelişmiş ülkelerde canlıdan çok kadavarik organ nakli canlı insandan organ nakline göre daha fazladır. Türkiye’de organnakli çok iyi durumda ancak %70-80 oranında canlıdan canlıya organ nakli yapılıyor. Kadavarik organ nakli oranı %25-30 civarında. Avrupa ülkeleri bu durumu garipsiyor. Gelişmiş toplumlarda nakilin %70,80’ini kadavradan bireye organ nakli yapıyor. %25-30 oranında canlıdan canlıya nakil yapılıyor.

Ahmet Behlül; “İnsanlar yaşarken organ bağışı yaptığı halde öldükten sonra bağış yapılmıyor. Bunun insanlara anlatmak gerekli” dedi.

“ERKEN TANI ÖNEMLİ”

Behlül erken tanı konusunda şunları kaydetti: “Her hastalıkta olduğu gibi böbrek hastalarında da erken tanı önemli. Her yıl basit bir idrar tahlili yaptırarak erken tanı ile tedavi olabilirsiniz. Böbrek hastalığına sebeb olan en büyük etkenlerden biri obezite. Toplum olarak çok az egzersiz yapıyor, aşırı tuz kullanıyoruz. Hipertansiyon, kontrolsüz diyabet risk faktörü taşıyor. Böbrek kendini yenileyen bir organ değil. Bu yüzden erken tanı çok önemli.”

“HER YIL İDRAR TAHLİLİ YAPTIRILMALI”

Doktor Behlül, böbrek hastası olduğunuz tansiyon yüksekliği, köpüklü idrar, gözkapaklarında şişlik, ayaklarda şişlik ve hipertansiyon durumlarda anlaşılabildiğini ifade etti. Ancak bazen hiçbir septom da görülmeyebileceğini belirten Behlül, bazen böbrek hastalıkları geç septom gösterebildiğini sözlerine ekledi. Ahmet Behlül, “bu nedenle yılda en az bir kez basit bir kan ve idrar tahlili ile yıllarca çekebileceğiniz bir hastalığın önlemini alabilirsiniz” dedi.     

BİR DİYALİZ HASTASININ YAŞADIKLARI

Ahmet Kondoz 13 yaşından beri böbrek hastası 7 yıldır diyaliz hastası. Polikistik yani genetik böbrek hastası olan Kondoz, günde 9 saat diyaliz makinesine bağlanıyor. Pelitan diyalizine göre Ahmet Kondoz böbrek bağışının önemli olduğuna vurgu yaptı.

Kendini akıllı telefona benzeten Kondoz, “Akşam olduğunda pilim bitiyor ve kendimi şarja takıyorum” diyor.  

Ahmet Kondoz ile diyaliz hastalarının yaşadıkları zorlukları ve organ bağışının önemini konuştuk.

Ahmet Kondoz pelütan diyalize giriyor. Kendisinin eve makine aldığını belirten Kondoz günde 9 saat diyalize bağlı kalıyor. 12 lt serum alıyor.  Pelütan diyaliz hastalarının temizliğe çok dikkat etmesi gerektiğini mikrop kapma olasılığının çok yüksek olduğunu söyleyen Kondoz, tamamen steril bir odada bu işlemin yapılması gerektiğni söyledi.  Kondoz, 9 saat içinde 5 seans yaptığını, her seansta 2.5 lt serum aldığını bu işlemin böbreklerini temizlediğini anlattı.

 Ahmet Kondoz diyaliz hastasının yaşadığı zorlukları şöyle anlattı: “Hormonol bozukluklar oluyor. Mutluluk hormonu az salgılanıyor ve asabiyet oluyor. Erken yorulma erken öfke işlerinde devamlılık olmamasına neden oluyor. Kemik erimesi oluşuyor. Kaslar güçsüzleşiyor. Çoğu hasta yaşamdan kopuyor. Ben kendimle hastalığımla barışığım. Yaşamla hastalığmla dalga geçiyorum. Diyaliz hastaları yalnız yaşamamalı. Birine muhakkak ihtiyaç duyuyorsunuz. Yürürken dikkatli yürürüm. Gücüm yok çünkü. Yaşamayı seviyorum ve kendimi bırakmıyorum. Koşamam, tutunmadan merdiveden çıkamam, ağır birşey taşıyamam. Günlük hayatının %70’i izole olur.”

Ahmet Kondoz “organ bağışının yaygınlaşması lazım” diyerek düşüncelerini şu şekilde aktardı:

“O kadar çok trafik kazasında hayatını kaybedenler var. Organları toprağın altında çürüyeceğine hastalara bir çare olmasını dilerim. Aileler sevdiği kişinin bir parçasının yaşadığını hisseder, kan bağı olmaz ama can bağı olur.”

Kondoz, kendince gördüğü eksiklikleri de dile getirdi: “Hastalar, 3 gün hastaneye geliyor ve 4 saat boyunca diyalize giriyorlar. Sadece 2 doktor var uzman. Diyaliz hemşireleri özel bir eğitim alıyorlar. Ama sayıları yeterli değil bana göre. Günde 7 hemşire 8-11 saat çalışıyorlar. Devlet bu işe el atmalı. Çocukları meslekler konusunda yönlendirmeli. İhtiyaca göre meslek seçimleri yaptırılmalı.”

banner104
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.