banner107
banner82

NOTLAR VE SONRASI


Arman RATİP

Arman RATİP

Okunma 07 Şubat 2016, 12:24

Her hafta elde edilen bilgilere, yapılan açıklamalara ve özellikle KKTCnin uluslararası platformdaki yerini anlatmaya çalışıyoruz. Düşünceler, görüşler sürüp gidiyor. Önemli olan kararlı tanınma politikasını sürdürmektir. Notların en başında, geçen haftaki bir açıklama var. Bu açıklamayı tekrar vurgulamak gerekir. Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği ile  Derneğin İskele Şubesi üyelerini kabul eden TC Lefkoşa Büyükelçisi Sn. Derya Kanbay, “KKTCyi esas almayan formüle ve tek bir Rumun Kuzeye gelip yerleşmesine karşıyız. Çünkü, değişmeyen Rum zihniyeti yeniden çatışmalara sebeb olacak.” görüşünü belirten Kıbrıs TMT Mücahitler Derneğinin bu görüşlerine tam destek verdi. Sn. Kanbay, “Türkiyenin bundan farklı bir şey düşündüğü yok.” dedi.  Kıbrısta iki devletin ve halkın olduğunu unutmamak gerektiğini vurgulayan Sn. Kanbay, “Onlar birleşip uluslararası alanda tek egemenlik olacakmış. Bunu nasıl yapacaklarını çok merak ediyorum.” dedi. Bu açıklamalar çok önemli...

“Kurucu devlet”  (yani constituent state) Uluslararası  Hukuk çerçevesi içinde hiçbir zaman bağımsız, egemen devlet olarak tanınmaz. “Kurucu devlet” sadece ve sadece mahalli idaredir. Yani kısacası, biz 33 yıllık bağımsız, egemen KKTC Devletinden vazgeçeceğiz ve “Kurucu devlet” statüsüne indirilerek Rum Kıbrıs Cumhuriyeti veya “ Federal Kıbrıs Cumhuriyeti” şemsiyesi altında azınlık olarak yeni “devlete” entegre olacağız. Rumların istediği, hedefi bu. Anastasiadis, 20,000 Türk askerinin anlaşmanın ilk günü, geriye kalanın da uzlaşılacak kısa bir süre içerisinde adadan çekilmesini istedi. ( Garantiler konusunda AByi devreye sokacak yeni ve bizim açımızdan kabul edilemez planlar için çalışmalar yapılıyormuş.) Rum lider ayni zamanda, kapalı Maraş ve “ara bölge”nin Rum tarafına verilmesini istedi. Güzelyurt için ise Anastasiadis “olmazsa olmaz” dedi.

Rumlar ayrıca, “ya mülkiyet çözülür, ya da müzakereler çöker.” iddiasında. Sanki her konuda anlaşma sağlandı da karmakarışık mülkiyet sorunu kaldı. Mülkiyet sorunu iki tarafa da tazminat ödenerek çözülür. Takas, makas yok... Tazminatın ödenmesi için büyük paralar gerekli. Bizim için esas olan 33 yıllık KKTC bağımsız, egemen devletinin, bağımsız, egemen statüsünü aynen sürdürmesi, tanınma istemesi ve tanınmasıdır. Türkiye Cumhuriyetinin garantisinin devam etmesi de ayni derecede önemlidir. Bu adada barışın tek güvencesi Türk Ordusudur ve Türkiyenin garantisidir.

 

“Barış, barış” diye ortalığı ayağa kaldırmak isteyenler ve bu cılız sesler,  bu görüş ile bir yere varılamayacağını bilmeli, iyice anlamalı. Unutulmamalı ki bu adada dört dörtlük barış vardır. “Barış” sloganı Rumlarla “birleşip” Kıbrıs Cumhuriyeti egemenliği altında  yaşama meraklılarına ait bir slogan... Bu durumda müzakerelerin bir an önce sonlandırılması kaçınılmaz olacaktır. Kıbrıs Cumhuriyetinin Rumları ve KKTCnin Türkleri, paşa paşa, işbirliği yaparak ve iyi komşuluk çerçevesi içinde yaşamaya devam etmeli. Görüşülecek tek konu, iki tarafa da tazminatların ödenmesidir. O kadar... Bu arada BM ve ABnin ve özellikle ABnin artık gölge etmemesi gerekli. Bir kaç stratejik, diplomatik girişim AByi devre dışı bırakacaktır. Hadi hayırlısı...  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.