banner255
banner69
banner82

Newyork üst düzey toplantıları üzerine


M. Erol EKENLEROĞLU

M. Erol EKENLEROĞLU

Okunma 28 Ekim 2019, 15:04

“ Silahlı zorbaların saldırısı ve zulmü ile bizi Ortaklık Hükümetinden ihraç eden Rum tarafı, görüşmelere temel olarak bugünkü “iki bölgeli ve iki Hükümetli hatta ayrı devletli” şekli asla kabul etmezmiş. Bu tuhaf bir tutumdur. Çünkü bugünkü şekli ‘ oldu bitti’ diyerek kabul etmeyen Rum’lar masaya kendi yarattıkları mesnetsiz bir ‘oldu bitti’den yani meşru hükümet oldukları noktasından oturmak istemektedirler.” Dr. Fazıl Küçük  1980

                           BM 74. Genel Kurulu üst düzey toplantıları kapsamında New York’ ta (Birleşmiş Milletler yetkilileri ile) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Mustafa Akıncı, Dışişleri Bakanı Sn. Kudret Özersay görüşmeler yaptılar.Yapılan bu görüşmelerden önce de KKTC’de muhalefette olan partilerin Genel Başkanları da değişik ortamlarda görüşlerini belirttiler. Rum tarafında da bu yönde düşüncelerini söyleyenler oldu.Yazılı ve görsel medya’da ayrı ayrı görme ve okuma fırsatı bulduğunuz bu söylem ve düşünceleri birleştirerek sizlerin görüşüne ve yorumuna sunmak istiyorum.

                             Önce Rum tarafından alıntılar yapalım:

                             Diko Başkanı Nikolas Papadopulos, Türkiye’nin bugüne kadarki eylemleri için yeterli bir bedel ödemediğini, bu yüzden de Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in politikalarının başarısız olduğunu, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda iyimser olmadığını, Kıbrıs sorununa, doğru, kalıcı ve fonksiyonel bir çözüm bulunabilmesi için Türk tarafının önemli tavizler vermesi gerektiğini , Anastasiadis’in kendisiyle zıtlaşan taktikler ve politikalar izleyerek güvenirliliğini şüphe altına soktuğunu Politis Gazetesi’ne verdiği röportajda söylüyordu.

                             AKEL Basın sözcüsü Stefanos Stefanu, Gutteres çerçevesinin doğal gaz konusunu içermediğini ve bu sebepten ötürü müzakerelerin, Gutteres çerçevesi zemininde başlamasında ısrarcı olmaları gerektiğini, Kıbrıs sorununda tek kesin çıkış yolunun, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın,BM Genel Sekreteri Antonio Gutteres’İn belirlediği çizgide,yani müzakerelerin Crans Montana’da kaldığı yerden, Gutteres çerçevesinde yeniden başlaması konusunda anlaşması olduğunu Alithia gazetesine verdiği röportajda söylüyordu.Ayrıca habere göre Stefanu, KKTC’de yapılacak bir sonraki seçimde, KIBRIS TÜRK TOPLUMU’na çözüm karşıtı bir liderin seçilmesi tehlikesinin bulunduğunu ve seçime kadarki zamanın iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydediyordu.

                             AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Kıbrıs çözümü için müzakereler yeniden başlasa bile, bir takım tehlikeler bulunduğunu,ancak gösterilen cabaların başarıya ulaşması gerektiğini, bu tehlikeler çerçevesinde müzakerelere gitmek veya gitmemek gibi iki seçenek olduğunu, müzakerelere gidilmesi halinde matematiksel gerçeklikle Ada’da “bölünmenin” kalıcı hale geleceğini, 1974 den beri Kıbrıs sorununun yalnızca müzakare etmekle çözülebileceğini söylediklerini ifade ederken,bazı kişilerin iki devletli çözüm ve bölünme için yeni fikirler geliştirdiğini, Türkiye’nin de Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içersindeki tahriklerini artırmakta olduğunu, Müzakerelere gitmek olan diğer seçenekte ise birçok tehlikeler olduğunu bu tehlikelerin müzakerelerin doğru zeminden sapmak,yeni bir çıkmazla karşılaşmak ve benzeri tehlikeler olduğunu Haravgi Gazetesine verdiği röportajda söylüyordu.

                              Politis Gazetesi, AKEL’in Avrupa Parlamentosunda ki eski milletvekili Hacıyeorgiu’nun Kıbrıs sorununun çözülmesi ile birlikte Ada’ya BM Bölgesel Merkezi kurulması önerisinde bulunduğunu ve bunu Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan da Gutteres’e sunmalarını istediğini bildirdi. Hacıyeorgiu, bu önerisinde hedeflenen esas şeyin, Kıbrıs sorununun çözülmesiyle birlikte Kıbrıs’ın geniş bölgedeki rolünün daha da güçleneceğinin ve artık BM’in Kıbrıs’ta da var olması nedeniyle, çözüm öncesinde güvenlik hissinin her Kıbrıslının aklına yerleşmesi olduğunu belirtti. Ada’ya BM Merkezi kurulmasının Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’in daha yakından gözlemlenebilmesi imkanını sunacağını ve bölgesel bir merkez olarak işlev göstereceğini dile getirdi.

                             Rum tarafının görüşleri yıllardır değişmeyen,bilgiye ve gerçek tarihe dayanmayan istekler ve yorumlardır. Kıbrıs Türk’ünün Özgürlük ve Mücadele lideri Rahmet ve Saygı ile andığımız Dr.Fazıl Küçük’ün 1980’de söylediği başlıkta ki sözün hala geçerli olduğunu, yukarıda açıkladığımız  Rum Tezleri göstermektedir. Platon’un “Cahil insan, bilmeyen değildir,bilmek istemeyendir.Bilmediği ile mutlu olandır” sözü, Rum tarafı için ne güzel uyuyor değil mi?

                             Şimdi Kıbrıs Türk Tarafına bakalım:

                             KKTC TDP Genel Başkanı  Sn.Cemal Özyiğit, 9 Ağustos 2019 tarihinde bir araya gelen liderlerin görüşmesinden bir mutabakat çıktığının bilindiğini,ortak spor komitesinin kurulması, güven artırıcı önlemler ve Lute’un Kıbrıs’a gelerek referans şartlarını olgunlaşma yönünde temaslar yapmasının değerlendirildiğini, Lute’un bir hafta süreyle her iki liderle mekik diplomasisinde bulunarak, yapılan açıklamaların verilen bilgilerin de gösterdiği gibi çok önemli mesafeler kat edildiğini  söyleyerek, KIBRIS TÜRK TOPLUM LİDERİ olarak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın yaptığı çalışmaları yakından takip ettiklerini ve çok olumlu bir yolda olunduğunu gördüklerini kaydetti.

                             Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin Genel Başkanı Sn.Tufan Erhürman partisinin 6 Ekim 2019 tarihinde yapılan 27. Olağan Kurultayında Parti Meclisine girecek üyeleri tanıtım etkinliklerinde açıklamalarda bulundu.Söylediklerinin Kıbrıs çözümü ile ilgili olanlarını özet olarak aktarmak istiyorum.”Federasyon, BM şemsiyesi altında yürütülen bütün görüşmelerin temel zeminidir. Sayın Anastasiadis Crans Montana  sonrasında iki ayrı devletten, konfederasyondan, gevşek federasyondan, desantralize federasyondan söz etti,kafaları bulandırarak zaman kazanmaya çalıştı ama resmi görüşmelerde de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da hep federasyon dedi.Kendisinin bu zaman kazanma girişimini bozmak gerekiyor.Sn. Gutteres’in BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmanın altını doldurmasını Sn. Anastasiadis’ten istemesi, bunun ardından da geçmiş mutabakatların kabülüne, siyasi eşitlik tartışmalarının ortadan kaldırılmasına dayanan ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir müzakere sürecini tarafların önüne koymak için üçlü veya beşli görüşme önerisini  geliştirmesi gerekiyor.Crans Montana’da KKTC ve T.C tarafı uluslararası  toplumu şaşırtacak düzeyde açılımlar gerçekleştirdi. Dolayısı ile uluslararası toplum Annan Planından sonra bir kez daha Kıbrıs Türk’lerinin çözüm iradesini gördü.Anastasiadis’in ise özellikle siyasi eşitliği ben halkıma anlatamam endişesiyle masadan kalktığı görüldü.Artık gelecek kuşaklar için öngörülebilir bir Kıbrıs istiyoruz.Şimdiki Hükümetin İki Devlet Tezi Gerçekçi değildir.”       

                             Sn. Erhürman’ın, Partisinin 27. Olağan kurultayında söylediklerini gerçekleştirmesi  Kıbrıs Türk’lerini sevindirecektir.Ancak çözümü, federasyon üzerinde görmesi bize göre gerçekçi değildir.İki devlet gerçekçi değildir diyerek Hükümete sorduğu sorulara cevap ararken bende  kendisine basit bir soru sormak isterim.Egemenlik olmadan siyasi eşitlik nasıl gerçekleşir?Bunu kamuoyuna açıklarsanız çok iyi olacaktır kanısındayım.Ayrıca ben ve benim gibi düşünenler, kalıp dışı düşünerek çözüm bulalım diyoruz.Bunun için Ulusal bir konsey kurulsun tartışılsın gelecek kuşaklar için öngörülebilir bir Kıbrıs olsun istiyoruz. Tartışmadan, doğruyu kendi aramızda bulmadan, Halkımıza anlatıp onayını almadan İki devlet tezi gerçekçi değildir demek,  KKTC 2.Cumhurbaşkanı Sn Mehmet Ali Talat’ın çok sevdiğim örneği olur.”Sallayın vagonu tren gidiyor sansınlar” Kıbrıs Cumhuriyeti bir nevi Federasyon değilmiydi, Cumhurbaşkanı Yardımcısının Veto hakkı vardı,Bu bir egemenlik şartı idi. Bunu bile içlerine sindiremediler .Kıbrıs Türk’lerini ,silahlı zorbaların saldırısı ve zulmü ile ortaklık Hükümetinden ihraç ettiler. Bize göre çözüm,siyasi eşitlikten değil Egemen eşitlikten geçmektadir.

                             Sn.Özyiğit’in  açıklamalarında kullanmış olduğu  ve Rum tarafından gelen açıklamalarda da büyük harfle yazdığım KIBRIS TÜRK TOPLUMU söylemi  ile ilgili bir şeyler de söylemek istiyorum .Rum tarafı bizleri azınlık Türk toplumu olarak görebilirler ama artık Kıbrıs’ta Türk Halkı yaşamaktadır. Söylemlerimizde herkesin Kıbrıs Türk Halkı olarak kullanması iyi olacaktır. Kıbrıs Türk Halkı’nın Lideri,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  Cumhurbaşkanı  gibi.

                             Ayrıca görüşmelerde istenen ve Türk tarafının da olumlu karşılayıp istediği üçlü,beşli görüşmeler olsun talebine karşı rahmet. saygı ve özlemle andığımız KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın KKTC 3. Cumhurbaşkanı Sn. Derviş Eroğlu’na yaptığı uyarıyı hatırlamamız gerektiğini vurgulamak isterim.” Kıbrıs için yapılan çok uluslu konferanslar, tuzaklarla doludur.bu tür toplantılardan hep korkmuşumdur. DİKKAT ET !!”

                           Mutlu, sağlıklı. Bilgili ve uyanık olalım.

Kaynakça : Halkın Sesi Gazetesi Kıbrıs İnternet gazetesi

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.